Özet (TL;DR) @ 2018-04-15 20:30:09.984948: UNESCO’nun yayımladığı ‘Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 11 dil kaybolma tehlikesi altında, üç tanesi de çoktan öldü. “Bir dil niçin kaybolur?” sorusunun ve Türkiye’de kaybolma…
Gizem CO ŞKUNARDA - Yucel SÖNMEZ
Foto ğraflar: Sebati KARAKURT- Emre YUNUSOĞLU - Levent KULU
Bir r uya gordum, anlatamıyorum...
D unyada konuşulan dil sayısı 7 bin civarında. Dilbilimciler onumuzdeki 100
yıl içinde yuzde 80'inin kaybolacağını soyluyor. Trabzon Maçka'da yaşlı
kadınlar tarafından konuşulan Pontus lehçesi, Artvin
Hopa'da konuşulan Ermeni
dili Hemşince, Çamlıhemşin'de gençlerin neredeyse hiç konuşamadığı Lazca ve
diğerleri maalesef birkaç kuşak sonra tamamen kaybolmuş olacak... Bu dillerin
tehlikede olmasının ortak sebeplerinin başında nesilden nesile aktarılamaması,
yeni kuşağın işine yaramayacağını duşunduğu bir dili oğrenmek istememesi
geliyor. Aileler de sureç içinde yaşadıkları toplumsal baskılar sebebiyle
çocuklarıyla anadillerinde konuşmaktan vazgeçiyor. Oysa bir dilin kaybı birçok
kulturel kayba da yol açıyor. Şiirlerden efsanelere, ozdeyişlerden fıkralara,
şifa reçetelerinden yemek tariflerine kadar birçok bilgi dille birlikte yok
olup gidiyor. Ubıhça'nın olmeden onceki son temsilcisi olan Tevfik Esenç'in şu
cumlesi aslında her şeyi ozetliyor: "Bir ruya gordum ama Ubıhça bilen olmadığı
için anlatamıyorum."
ABHAZCA
40 ya ş altı konuşabilen pek yok
Kuzey Kafkas dillerinden bir tanesi olan Abhazca da Turkiye'de artık çok az kişi tarafından konuşuluyor. Abhazya'dan gelen oğretmenler Boğaziçi Üniversitesi'nde ve İstanbul Kafkas Derneği'nde dersler veriyor. Bu oğretmenlerden biri de Gunda Ankvab. Gunda Hanım, Abhazya doğumlu ve yedi yıldır Turkiye'de yaşıyor. Rusça ve Turkçe biliyor. Abhazcayı 40 yaş altında konuşabilen neredeyse kimse kalmadığını anlatıyor: "40 yaş ustuyse unutmaya başlamış ve okuma yazmaları yok. Abhazlar yaşadıkları buyuk surgun sonrası Turkiye, Suriye, Almanya ve Amerika'ya goç etmek zorunda kaldılar. İhtiyaçtan dolayı da gittikleri yerlerin baskın dillerini konuşmak zorunda kaldılar. Şu anda Abhazca konuşmayı bilen kim varsa, dil ile birlikte kulturumuzu de kaybetmemek adına çocuklarına anadilini oğretmeli. Abhazca aslında bir doğa dili. Doğadaki sesleri taklit eder, tıpkı Ubıhça gibi. 64 harften oluşuyor. Sesleri Latince yazmak zor olduğu için Boğaziçi Üniversitesi'nde bir konuşma kılavuzu hazırladık. Turkçede kurduğumuz bir cumle Abhazcada bir kelimeyle ifade edilebiliyor."
Anadilini unuttu ğu için pişmanlık yaşayan orta yaşlı Çerkesler kursları
kaçırmıyor ama yeni kuşakların __ilgisi yok denecek kadar az.
AD İGECE
Dillerin ya şaması için devlet desteği şart
T urkiye'de kaybolma tehlikesi altında olan Çerkes dilleri hakkında bilgi almak için yolumuzu İstanbul Kafkas Derneği'ne çevirdik. Dernekte Çerkes dillerini oğrenmek isteyenler için kurslar duzenleniyor. Öğrenciler 30-65 yaş arasında. Anadilini unuttuğu için pişmanlık yaşayan orta yaşlı Çerkesler kursları kaçırmıyor ama yeni kuşakların ilgisi yok denecek kadar az. Kendi kızıyla devamlı Adigece konuşmaya gayret eden Dernek Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer, dillerin kaybolma tehlikesi yaşamasının sebebini şoyle açıklıyor: "Dunyada kaybolma tehlikesi altında olan hiçbir dil, orgun devlet desteği gormeden hayatta kalamaz. Benim anadilim Adigece, eşimin de oyle. Kendi ailelerimizde Adigece konuşulurdu. Ama bizim evimizin doğal dili Adigece değil maalesef. Şimdi duzeltmeye çalışıyoruz."
Suryanice dunyada 1000 yıl uluslararası dil olarak kullanıldı. İngilizce nasıl şimdi uluslararası bir dilse Suryanice de oyleydi.
TUROYO
G oçle dağılan kadim dil
Gabriel Aky uz, 30 yılı aşkın bir suredir bir yandan Mardin'deki Kırklar Kilisesi'nde Suryani cemaatine hizmet veriyor, diğer yandan konuşanı giderek azalan dili Suryaniceyi ve onun halk arasında konuşulan Turoyocayı çocuklara oğreterek ayakta tutmaya çalışıyor. Son yıllarda dilin yaşaması için Artuklu Üniversitesi'nde bir kursunun açılması, İstanbul'da bir okulun hayata geçirilmesi gibi onemli adımlar atıldığını belirterek umutlu olduğunu soyluyor: "Suryanice binlerce yıl geriye giden tarihiyle Mezopotamya'nın en kadim dillerinden. Suryanice dunyada 1000 yıl uluslararası dil olarak kullanıldı. İngilizce nasıl şimdi uluslararası bir dilse Suryanice de oyleydi. Moğol istilasıyla durum değişmeye başlamış. O tarihten bu yana yaşanan goçler nedeniyle kala kala Mardin civarında 5 bin civarında Suryani kaldı. Onların da yuzde 95'i dillerini konuşabiliyor. 28 harf var. Ancak dili doğru konuşabilmek için alfabeye ek olarak 'herekeler'i de bilmek gerek." Yurtdışında yaşayan Suryanilerde de son yıllarda anadile ve kulture olan ilginin arttığına dikkat çeken Akyuz, yine de gelecek nesil için dil konusunda bir
korkunun olduğunu soyluyor.
HEM ŞİNCE
Ermeniler gitmi ş, **dilleri kalm ıştı
Artvin Hopa '**nın Kemalpaşa ilçesinde oğlu ve geliniyle yaşıyor Ayşe
Algur. Diğer uç çocuğu buyuk şehirlere goç etmiş. Kendisi doğma buyume
Artvinli. Anadili Hemşince: "Ben doğduğumda burada Ermeni yoktu. Kendileri
gitmişti ama dilleri kalmıştı. Gozumu açtım Hemşince duydum, buyudum Turkçe
oğrendim" diyor. Yaşadıkları Kemalpaşa ilçesi ve çevrelerindeki koylerde
yaşlılar Hemşince konuşmasına rağmen çocuklarla, torunlarla Turkçe
konuşuluyor. Yaşlılar hayatını kaybettikçe de Hemşince konuşan Hemşinlilerin
sayısı her geçen gun azalıyor. Hemşincenin alfabesini bilmediğini, bu dilde
yazamadığını, doğduğundan beri hiç Hemşince bir kitap gormediğini soyluyor
Ayşe Hanım. Sadece dilin kaybolmadığını, dille birlikte yaşadıkları yerdeki
hayat tarzının da değiştiğini anlatıyor: "Biz burada inek sağardık, sut
satardık, peynir yapardık. Şimdi neredeyse tek gelir kaynağımız çay. Bu
civarda Lazca konuşanlar da var ama Hemşince ne Lazca'ya ne de Turkçeye
benzer. Ben bile artık bazı kelimeleri unuttum, konuşurken araya Turkçe
karıştırıyorum. Keşke dilimizi koruyabilseydik."
Ayşe Algur'un komşusu Gunay Şeremet de Hemşinceyi çok iyi olmasa da
konuşabilen orta kuşak Hemşinlilerden. 5 ve 7 yaşlarında iki erkek çocuğu var.
Çocukları Hemşince anlıyor ama konuşamıyor çunku hem ev içinde hem de
mahallede baskın dil Turkçe. Gunay Şeremet elinden geldiğince çocuklarına
Hemşince oğretmeye çalışsa da okuldaki eğitim dili Turkçe olduğu için okula
gitmeye başlayınca unuttuklarını soyluyor.
ROMANES
**Sosyal d ışlanma sebebiyle dillerini unuttular
T urkiye'de az kişi tarafından konuşulan dillerden biri de Romanes.
Daha çok Edirne tarafındaki yaşlı Romanlar'ın kendi arasında konuştuğu bu
dilin ozelliklerini oğrenmek için Meriç Nehri kıyısında Sezgin Kaplan ile
buluştuk. Sezgin Bey anadili olan Romanesi babaannesinden oğrenmiş. Ama eşi
Romanes bilmediği için, evlenince evde konuşulan baskın dil Turkçe olmuş.
Sezgin Bey'e gore Romanesin tehlike altında olmasının sebeplerinden biri de
ust kimliğe burunme çabası. Sosyal dışlanma sebebiyle, Romanlar'ın "Biz de
sizdeniz" demek için bolgedeki baskın dili sahiplenmelerine ve kendi dillerini
konuşmayı bırakmalarına sebep olmuş. "Romanesi oğrenmek gerçekten zordur"
diyor Kaplan: "Sesteş kelimeler çok fazladır. Olayın gelişme zamanına gore,
olay içerisindeki duruma gore bazı terimler farklılık gosterebiliyor.
Öğrenebilmek için Roman kulturunun içinde yaşamak gerek. Turkçeye de
Romanes'ten geçen kelimeler var. Romanes dilinde dik kelimesi bak anlamına
gelir. Dikiz kelimesi Turkçeye Romanes argosundan geçmiştir. Romanes de kaç
anlamına gel naş kelimesi de Romanesten Turkçe argosuna geçmiştir."
**
PONTUS LEHÇESİ - ROMEYİKA - RUMCA
**Rumlar gitti ama dilleri kald ı
Azime Sara ç**, anne ve babasından oğrenmiş Pontus lehçesi Rumcayı... Trabzon Maçka'nın Kuşçu Koyu'nde yaşıyor. Bu koyde yıllar once yaşayan Rumlar evlerini terk etmek zorunda kalmış olsa da dilleri koyun yaşlıları tarafından haIa konuşuluyor. Azime Hanım, "Evde hem Turkçe hem Rumca konuşurduk. Evlendiğimde eşim Rumca bilmiyordu, o yuzden ev dilimiz Turkçe oldu ve çocuklarım da oğrenemedi. Bazı kelimeleri hatırlamakta da zorlanıyorum zaten. Annemin ve babamın Rum komşularımız hakkında anlattıklarıyla buyudum. Rumlar buradan çok ağlayarak gitmişler. Onlar gitti ama kulturleri bize kaldı" diyor. Azime Saraç'ın kızı Suzan Genç kent merkezinde, Trabzon'da yaşıyor. Anadilini oğrenmek için buyuk çaba sarf ediyor. Araştırmalar yapıyor, surekli annesine bilmediği kelimeleri soruyor ama dilinin bir kuşak sonra kaybolacağını bildiğini uzulerek soyluyor.
LAZCA
**Binlerce y ılda oluşan sistem yok oluyor
UNESCO 'nun raporuna gore tehlikede olan diller arasında bizi en çok
şaşırtan Lazca oldu. Karadeniz Bolgesi'nde yoğunlukla konuşulduğunu
duşunduğumuz dil, Artvin'in Hopa, Arhavi, Borçka ilçeleri ve Rize'nin
Fındıklı, Ardeşen, Pazar ve Çamlıhemşin ilçelerinde yaşayan orta yaş ve yaşlı
insanlar tarafından konuşuluyor. Mesela Dikkaya Koyu'nde neredeyse herkes
Lazca konuşuyor ama ortama gençler ve çocuklar dahil olunca dil, Turkçeye
donuyor. 85 yaşındaki tulum sanatçısı Cemil Dayı da Lazcayı bilen eski
topraklardan. "Lazca okumam yazmam yok, Turkçeyi okulda oğrenmiştim. Çocukken
polisler Lazca konuşmamızı yasaklardı, evin dışında rahat rahat konuşamazdık.
Şimdi çocuklar once Turkçe, sonra Lazca oğreniyor, birçoğu da oğrenmiyor"
diyor. Artvin Hopa'da yaşayan Nezaket Çivili de Lazca konuşurken kendisini
daha iyi ifade ettiğini, Lazcada 10 dakikada anlatacağı bir olayı Turkçede
yarım saatte anlattığını soyluyor. Torunlarıyla iletişim kurabilmek için
Turkçe konuşan Nezaket Hanım, "Gurcistan Lazcaya bizden daha çok sahip
çıkıyor" diyor. İstanbul'a donduğumuzdeyse Laz Enstitusu Başkanı ve dil
araştırmacısı İsmail Bucakişli'yle goruştuk. Boğaziçi Üniversitesi'nde Lazca
ders veren Bucakişli, dillerin kaybolmasının sebebini ve dil kaybolduğunda
neler olduğunu şoyle açıklıyor: "Dil dediğiniz şey, bir halkın tarihsel sureç
içinde, damıtarak geliştirdiği bir sistemdir. Butun kulturun, yaşam biçiminin,
o coğrafyadaki değerlerin ifade biçimi. Dil gerilediği zaman, o kulturle
ilgili terminoloji de kayboluyor. Dilin barındırdığı felsefe ve sistematik yok
oluyor. Yani binlerce yılda oluşmuş bir sistem yok oluyor aslında."
**
UBIH ÇA
Son konu şan 26 yıl once oldu
" Bir ruya gordum, anlatsam da anlamazsınız" demiş Ubıh dilinin son
konuşanı: 1992'de, 84 yaşında hayatını kaybeden Tevfik Esenç. Kafkas dil
ailesine bağlı Ubıhça, bu dili konuşan son kişi olan Tevfik Esenç'in 1992'deki
olumuyle yok oldu. Boylelikle 82 sessiz, uç sesli harfin bir araya gelerek
oluşturduğu 4 binin uzerinde kelime de yok oldu. Yok olan sadece bir dil mi?
Kadını, 'sabah yıldızı' olarak tanımlayan ve bir kadın geçtiğinde, kahvede
oturan yaşlı-genç herkesin ayağa kalkarak selamladığı bir kulturun hayatımıza
kattığı renkler de yok olup gitti. Biz artık o dilin bir bitkiden uretilen
şifasından da, şarkısının notasından da çok uzağız. Uzağız ancak yine de bir
umut yok değil. Tevfik Esenç'in torunu Burak Esenç, anadilinin peşine duşmuş
durumda. Ubıhçanın kaybolmasıyla farklı bir dunyaya açılan bir pencerenin
kapandığını duşunuyor. Şu sıralar iğneyle kuyu kazarak, dedesinin bıraktığı
Fransızca sozlukten, babasından alabildiği kelimelerden, dunyada bu konuyla
ilgili yapılan araştırmalardan anadilini oğrenmeye çalışıyor.
GAGAVUZCA
**Birka ç harf dışında aynı Turkçe!
** Valentina Han ım'a gore Gagavuzca, Turkiye Turkçesi'nden daha duygusal...
Gagavuzca aslında Gagavuzya'da anadil olarak konuşulan, Turkiye'de
'ozturkçe' olarak kabul edilen ve Edirne civarında yaşayan insanların
konuştuğu bir dil. 1994'e kadar Kril alfabesiyle yazılan Gagavuzca, o yıldan
sonra tamamen Latin alfabesine çevrildi. Şu an dilin alfabesi birkaç harf
dışında Turk alfabesiyle aynı. Dolayısıyla Gagavuzya'dan Turkiye'ye universite
okumak için gelen ve sonrasında evlenip Turkiye'ye yerleşen birçok insan var.
Bunlardan biri de Valentina Uzun. İki çocuk annesi olan uzun, çocuklarıyla hem
Rusça, hem Turkçe hem de Gagavuzca konuştuğunu soyluyor. Gagavuzya'ya
gittiklerinde Gagavuzca konuşan çocuklar Turkiye'ye donduklerinde Turkiye
Turkçesi konuşmaya devam ediyor. Valentina Hanım'a gore Gagavuzca, Turkiye
Turkçesi ile çok benzese de daha derin ve duygusal. Kelimeler farklı anlamlar
taşıyor. Turkçede biz yakın arkadaşa 'dost' derken, onlar en yakınlarında her
zaman ihtiyaç duydukları,
aile gibi sevdikleri insanlara 'komşu' diyor. Anadilini çocuklarına da
oğretmeye çalışan Uzun, bir yandan da yaptığı yemekler ve şifa çaylarıyla
kulturunu bu topraklarda yaşatmaya devam ediyor.
LAD İNO (Yahudi İspanyolcası)
**K otu Turkçe konuşan buyuklerimizden utandık
Ladino** (Yahudi İspanyolcası) ya da bir diğer adıyla 'Judeo Espanyol'... Sefarad Yahudilerinin 1492'de İspanya'dan kovulduktan sonra Osmanlı'ya ve Avrupa'ya goç ederken yanlarında goturdukleri dil. Temeli aslında 15. yuzyıl İspanyolcası. Judeo Espanyol bugun Turkiye'de aktif olarak 5-6 bin kişi tarafından konuşuluyor. Şalom gazetesinin bir sayfası Ladino dilinde hazırlanıyor ve yine Şalom gazetesinde hazırlanan, tamamı Ladino dilinde yayımlanan 'El Amaneser' adlı ayrı bir gazete bulunuyor. Gazetenin dunya çapında Ladino bilen okurları var. Biz de tehlike altında olan Ladino dilini konuşan kişilerle buluşmak için Şalom gazetesinin kapısını çalıyoruz. Bizi Henri Çiprut, Dora Traves, Eti Saul, Forti Barokas, Anna Eskinazi ve İda Pardo karşılıyor. İçlerinde dili oğrenemediği ve oğretemediği için en uzgun olan Forti Borakas. Bir zamanlar annesi, babası duzgun Turkçe konuşamadığı için onlara gulduğunu anlatan Forti Hanım, bugun anadilini çocuklarına oğretemediği için çok pişman. Geç de olsa hatadan donmek için anadilini yeniden oğrendiğini soyluyor. Dilin yapısı hakkında bilgi aldığımız Henri Çiprut, yeni neslin bu dili konuşmadığını ve Ladino'nun olmek uzere olduğunu soyluyor: "Yine de oğrenmek isteyenler için YouTube'da Karen Şarhon tarafından yuklenen eğitim videoları var" diyor.
Listeden konu şabilen birine ulaşamadığımız tek dil Hertevince oldu. Aldığımız bilgilere gore Siirt'te konuşulan bu dilin 5 yıl once son iki konuşanı vardı, biri vefat etti diğeri de Adana'ya goç etti.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.