Özet (TL;DR) @ 2018-04-15 20:29:15.298885: İhanet, aldatma var mı? Yok...Büyük kavgalar var mı? Yok... Şiddet var mı? Yok... Yatakları bile ayırmamışlar. “Öyleyse neden boşandın, rahat mı battı sana?” diye sordum Hande Ataizi’ne, tüm…
◊ Bundan 2 sene once Bodrum'da buluşmuştuk. O zaman mutlu bir evliliğin, huzurlu bir hayatın vardı. Ne değişti bu 2 senede?
- Evliliğimiz bitti...
◊ Neden bitti?
- 7.5 sene. Bunun 5.5 senesinde evliydik. Hiç kimse ayrılmak için evlenmiyor ama bitti işte. Bir de benim evliliğe bakışım farklıydı. Karşımdaki insan iyi bir baba, iyi bir eş olsun. Bazı hedeflerimiz olsun, o hedeflere ulaştıkça daha kıymetli olsun... Öyle yaşamak istedim hayatı.
◊ İyi bir eş oldu mu Benjamin?
- İyi bir eş oldu.
◊ Peki iyi bir baba m ı?
- Çok iyi bir baba.
◊ E şten daha iyi baba galiba...
- İyi bir baba. Bir kere çok farklı iki kulturun karışımı oldu çocuğumuz. Tabii bu sureçte her şeyden once evlilik bana ne kazandırdı diye duşundum. Bir kere sabır, anlayış, hoşgoru kazandırdı. Hayatta hiçbir şey boşuna değil. O 7.5 senenin de bir manası var. Ama her guzel şeyin bir finali olduğu gibi, bizim evliliğimiz de sona erdi.
◊ Benjamin 'e de sormak lazım aynı şeyleri. Senin iyi bir anne olduğundan şuphem yok da, iyi bir eş oldun mu?
- Kimyamız tutmasa, evlilik de olmazdı. Ama evliliği deneyimlediğin zaman, orada çok farklı ozelliklerin ortaya çıkıyor. İki kişinin kendi kurallarını oluşturması gerekiyor evlilikte. O kurallar birbiriyle çelişince, mucadele etmeye başlıyorsun. Karşındakine sevgi duyuyorsan, bazı şeyleri goz ardı ediyorsun.
◊ Her şeye rağmen bu evlilik sana hayatının en guzel hediyesini; oğlunu verdi...
- Evet, o çok buyuk bir mutluluk. Benjamin'e buradan çok teşekkur ederim. Kimse bana bu kadar guzel bir hediye vermemişti. Oğlum benim için çok kıymetli, biraz da bu yuzden kızamıyorum zaten ona. Yurutemedik işte.
◊ Çocuk olduktan sonra evlilik hayatı zorlaşıyor mu?
- Çocuktan sonra kadının sorumluluklarının uzerine "annelik" misyonu ekleniyor. Kadın, "anne" ve "eş" olmak arasında bir çelişki yaşıyor. Bazıları ikisinde de başarılı oluyor, bazıları olamıyor. Açıkçası benim anneliğim çok on plana çıktı. Hatta haddinden fazla on plana çıktığı için belki de eski neşemi veya o atarlılığımı kaybettim. Belki de benim karakterimin en buyuk ozelliği oydu. Bilemiyorum. Hiç konuşmadık bunları. Belki ben anne olduktan sonra o rengimi kaybettim ve bu durum da karşı tarafa cazip gelmedi...
◊ Di şiliği mi oluyor kadınların anne olunca?
- Bende biraz oyle oldu. Çunku annelik daha on plana çıkıyor.
◊ Erkek i çin geçerli mi aynı durum sence?
- Onu bilmiyorum... Belli bir yaştan sonra çocuk sahibi olunca, çok kıymetli oldu benim için. Çocuğun çok uzerine duşmek anlamında soylemiyorum bunu. Annemden gorduğum o anne figurune bir parça daha yakın olmaya çalıştım.
Ç OCUKTAN SONRA SAÇMALAMA PAYIN ORTADAN KALKIYOR
◊ Dedi ğin gibi sen eskiden daha atarlı, daha deli dolu bir kadındın.
Ya şadığın değişimin kaynağı yaş mı, evlilik mi, çocuk mu? Yoksa bunların tamamı mı?
- Ben biraz kuralcıyım aslında. Evliliği kurallar içinde yaşamayı tercih
ediyorum. Onu seviyorum. Yuzde 70 eve çekilmiş bir
hayat...
◊ Şimdi evli değilsin. O halde eski haline mi doneceksin?
- Yok. Evli değilim ama artık çocuğum var. Leon benim o zor ruhumu dengeledi. Bu çok onemli bir şey. (Guluyor) Çocuktan sonra saçmalama payın ortadan kalkıyor. Benim gibi ruhu karmaşık, rengarenk, hatta zaman zaman boyle alacakaranlık kuşağı haline gelen ruhlara en buyuk tavsiyem...
◊ Çocuk yapmaları mı?
- Evet. Çocuk seni çok dengeleyen bir şey. Bir de yumuşatıyor insanı. Ve sabretmeyi oğretiyor.
◊ Evet. Sevgiline, e şine kavga sırasında her turlu tepkiyi gosterebilirsin mesela. Ama çocuk apayrı...
- Koşulsuz sevgiyi yaşıyorsun çocukla. Ama şunu da soyleyeyim, neşemi kaybetmiş değilim. Ben yine neşeli bir insanım. Sadece sorunları konuşarak çozume ulaştırmayı seven biriyim ve Benjamin'le de evde iletişimimiz koptu...
◊ K ırılma noktanız neydi?
- Hiç kırıcı bir şey olmadı aslında. Nedensiz yere uzaklaştık birbirimizden. Aldatmak yok, ihanet yok...
◊ İhanet yok mu gerçekten?
- Yok, sıfır. Ne benim tarafımdan ne de onun tarafından. Allah için oyle şeyler olmadı. Çok da guzel, anlaşmalı olarak boşandık.
◊ G oruşuyorsunuz değil mi?
- Benjamin şu anda evliyken olmadığı kadar evde! (Guluyor) Çarşamba gunleri yemek yiyoruz, rituel haline getirdik. Yemekleri Benjamin yapıyor. Çocukla beraber sofraya oturuyoruz. Bazen diyorum ki içimden; "Keşke bu eforu evliyken gosterseydik."
◊ Tekrar evlenir misiniz?
- Şu anda oyle bir şey yok ama hayat ne gosterir bilemem.
◊ Peki ba şka biriyle evlilik fikrinden koptun mu?
- Kopmadım.
ASLINDA BOŞANMAK iSTEMiYORDU
◊ T um yaşadıklarına rağmen; sevdin mi evliliği?
- Ben duzeni seviyorum. Paylaşmayı seviyorum. Bir de evlilikte iyi arkadaş olmak onemli bir şey. Her şey bitebilir. İlk tanıştığın zaman hissettiğin tutkular olmayabilir. İşin içine maddiyat da girince, o pembe bulutlar ister istemez dağılıyor. Önemli olan o durumda da karşı tarafla ortak zevkleri paylaşmak. Seyahate gittiğin zaman keyif almak, aynı insanlarla oturup sohbet etmekten mutlu olmak... Benim gozumdeki evlilik aslında hayat arkadaşlığı.
◊ Siz onu oturtamad ınız belki de...
- İşin arkadaşlık kısmında boyle bir iletişimsizlik oldu. Bu konuda çok da efor goremedim açıkçası. Ama efor gostermek zorunda mı, onu da bilmiyorum...
◊ İkinci çocuğu duşundunuz mu hiç?
- Yok. Biz ilk çocuk bolumunde kaldık. (Guluyor) Ya geçiyorsun o bolumu zaten ya da kalıyorsun. O iletişimsizlik içinde çok yalnız hissediyorsun bir kere. Kendini doğru ifade edemiyorsun, iyice gerginlik artıyor. "Acaba kurtarılabilir mi?" diye duşundum tabii. Çocuğumuzu tabii ki birlikte, aynı evde yetiştirmek isterdim.
◊ Sen gidiyor musun Benjamin 'in evine?
- Yok, hiç gitmedim. Ama ona "Burası hala senin evin. İstediğin zaman gelip Leon'u gorebilirsin" dedim. İlk başta bu konuda bir guvensizliği oldu Benjamin'in.
Hani bazı kadınlar çocuklarını silah gibi kullanırlar ya eski eşlerine karşı. Yarın obur gun acaba ben de bir şey çıkarır mıyım diye duşundu. Ama ben boşanma arifesinde onunla açıkça konuştum. Dedim ki; "Çocuğunu istediğin zaman, istediğin şekilde gorebileceksin."
◊ Bo şanma konusunda kim daha istekli davrandı?
- Aslında boşanmayı istemiyordu Benjamin... Çunku evinde huzurluydu, mutluydu. Çocuğunu da çok seviyor. Ama dediğim gibi aramızda bir iletişim problemi vardı. Boyle de yaşanmaz ki Cengiz. Ömur boyu tatsız tuzsuz...
Ya bu problemi çozmek, evliliği kurtarmak için uğraşacaksın ya da yolları ayıracaksın daha buyuk cinnet anına gelmeden.
◊ B uyuk kavgalar oldu mu aranızda?
- Yok. Hiç kavga etmedik.
**
**
BU EVL İLİĞİN İÇİNDE BEN YOKTUM
◊ E şinin farklı kulturden olması, seni zorlayan bir durum muydu?
- Yok, hiç değildi.
◊ Onun bir etkisi olmu ş olamaz mı?
- Yok. Farklı kulturden olması benim için problem değildi. Ama bir turlu "biz" olamadık. Her anlamda. Evin sorumluğunda, arkadaşlıkta, dostlukta, kararlar alırken, seyahate çıkarken... En sonunda dedim ki; "Ben, ilişkimizi pozitif bir şekilde goturme taraftarıyım, çunku bir çocuğumuz var. Birbirimizi insan olarak da seviyoruz. Ama senin boşanmak istememe nedenlerinin içinde de ben olmalıydım."
◊ Yani asl ında sen, seni sevdiği için boşanmak istemediğini duymak istiyordun ondan. Ama onun ayrılmak istememesinin nedeni evlilik hayatını sevmesiydi...
- Evet... Onu da duyamayınca... Ben sevgi insanıyım. Bu aşkla, tutkuyla çok alakalı bir durum değil. Bu evliliğin içinde ben yoktum. Boyle bir şeyi asla kabul edemezdim. Tutku, aşk vs. zamanla şekil değiştirebilir ama sevilmek ve o duzende guzel bir yer almak, bir kadın olarak benim için çok onemli.
◊ Peki acaba sana rahat batm ış olabilir mi?
- Yok canım... Belki benim karakterim rahatsız etti onu. Belki karakterimiz ortuşmedi. Gerçekten bunun spesifik bir nedeni yok... Benjamin keşke beni aldatsaydı, affetmek ya da etmemek bana ait olurdu o zaman.
◊ Belki sevgi konusunda o da senin i çin aynı şeyi duşunuyordu...
- Etki tepki olabilir. Sen beni seversen, ben seni severim. Yoksa boyle alık gibi bir sure severim, sonra koparız yani.
◊ D ışarı çıkmasına falan hiç karışıyor muydun?
- Hiç. Asla. Hiçbir zaman karışmadım oyle bir şeye ki mutlu olsun da guzel bir şekilde eve gelsin diye.
◊ O sana kar ıştı mı?
- Ben zaten oyle pek fazla dışarılarda yoktum.
ÇEKiRDEK AiLEMi SOL OMZUMDA TAŞIYORUM
◊ Evlilik ve çocuk kariyerini olumsuz etkiledi mi?
- Evlilik sana huzurlu bir hayat sunuyor. O huzurun verdiği bir konfor oluyor tabii. Öyle olunca da, ister istemez sırtını boyle hafif bir yaslıyorsun. O hırsların bir parça geri planda kalıyor. Ama yalnızsan, tek başına bir kadın olarak auran değişiyor, enerjilerin değişiyor. Hayattan istediklerin veya iş potansiyelin de artıyor garip bir şekilde. Ama bundan dolayı ayrılmadım ben tabii. Mutsuz bir evlilikte, ozguvenini kaybetmiş bir kadın olmak çok arızalı bir durum benim gibi bir karakter açısından. Şimdi en azından o bolumu çozduk. Biz Benjamin'le anlaşamadık, boyle bir şey deneyelim dedik. Çekirdek ailemi ben yine sol omzumda taşıyorum. Benjamin'in halen eve geliyor olması, yemek yapması, çocuğumuzla birlikte zaman geçirmemiz çok huzur verici bir şey. Onu kaybetmek istemedim bencilce. Benjamin de kaybetmek istemedi.
◊ Çocuk için guzel bir durum bu...
- Çocuk için çok doğru bir şey bu yaptığımız. Biz sadece gerginlikleri bir kenara attık. Belki daha da iyi arkadaş olabiliriz.
◊ Şimdi daha mı mutlusun?
- Başta zor geldi açıkçası. Bir aile resminin içinden çıkıp da tekrar tek başına bir kadın olmak, biraz urkutucu geldi. Biraz umutsuzluk da getirdi beraberinde; "Şimdi ne olacak?", "Benim karşıma başka birisi mi çıkacak?" sorularıyla.
YEN İDEN EVLENİR MİYİM BİLMİYORUM
◊ 17 ya şından beri tek yaşayan, hep kendi ayakları uzerinde durmuş, kariyerini oturtmuş bir kadın da boşanırken urker mi?
- Bir aile kavramı vardı. O yıkılınca, dedim ki "Benim bir daha birisine kendimi izah etmem zor herhalde"... Bir de şimdi hayatımdaki onceliğim çocuğum. Biz artık bir paketiz. Şu anda uzak bunlar bana. Ama yarın obur gun hayat ne getirir bilemem. Önume çok doğru duzgun bir insan çıkar, tekrar evliliği duşunurum. Veya duşunmem. Bilmiyorum. Ama ben o aile kavramını seven biriyim.
KUTLU Ğ ATAMAN'IN SON FiLMiNDE TRANS BiREYi CANLANDIRDIM
◊ En son Kutlu ğ Ataman'ın "Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler" filminde oynadın. Nasıldı?
- Çok keyif aldım. Çok gulerek, mutlulukla çalıştık. Ters koşe bir işti.
◊ Bir trans bireyi canland ırdın değil mi?
- Evet. Bağımsız ve guzel bir proje oldu. Akıllı telefonla çekildi, o da enteresan bir tecrube oldu. Kameramanı filan da değişikti. Duşunsene o buyuk mekanlarda, buyuk kameralar, buyuk ışıklar yerine kuçucuk bir cihazla çekiyorsun...
◊ Ne zaman vizyona girecek?
- Kutluğ Ataman filmi once Cannes'a sokmak istedi. O yuzden vizyon tarihi henuz belli değil.
◊ Uzun zamand ır dizi projen yok...
- Diziler tuhaf gitmeye başladı. En son Med Yapım'la bir adaptasyon işi yaptım, olmadı. Turk halkına uyduramadık Amerikan işini. Sonra hep program teklifleri gelince ona kaydım. Galiba benim kendim olmaya ihtiyacım vardı. O yuzden programa ağırlık verdim. Ama çok keyif alabileceğim bir dizi olursa isterim. Sonuçta asıl işim oyunculuk.
HAF İF ŞUURSUZUM
◊ Fox 'a en son başarılı bir iş yapmıştın...
- Evet, reytinglerimiz de gayet iyi gidiyordu. Ama işte bir tatsızlık oldu. Yapımcılar kendi aralarında anlaşmazlık yaşadılar, proje sonlandı. Sonuçta orada kısa da olsa bir başarı var. O yuzden boyle guzel bir program yapmak istiyorum. Bir de ben hem dolu bir tipim, hem espriliyim. Kendimle dalga geçen bir halim var. Hafif şuursuzum. Ben de bir izleyici olarak televizyon ekranında benim gibi enteresan bir kişilik izlemek isterim.
◊ Var m ı sıcak baktığın bir proje peki?
- İki yeni proje var eylul için. Konuşuyoruz.
BiZDE YATAK PROBLEMi OLMADI
◊ Yar ın obur gun senin ya da Benjamin'in hayatına biri girdiğinde, ozen gosterdiğin o aile fotoğrafınız dağılır mı?
- Ben dağılacağını zannetmiyorum. Benim tarafımdan dağılmaz. Çunku burada çocuk için oluşturulmuş guzel bir durum var. Aynı zamanda ben de o durum içinde olmaktan hoşnutum. Leon şu an 3.5 yaşında ve onun ruh sağlığı çok onemli.
◊ Az once bahsettiğimiz kırılma noktaları arasında yatakların ayrılması da var mıydı?
- Yok. Bizde hiç oyle bir şey olmadı. Ruh onemli. Aynı yatakta arkadaşınla da yatabilirsin. O yuzden oyle yatak problemi, kanepe problemi olmadı bizde. Ama genel anlamda bir soğukluk oldu. İki taraf da mutluluğu hak ediyorsa ama o şekilde de bir mutluluk kurulamıyorsa, zorlamanın anlamı yok. Mesela bir işe giriyorsun, bir sermaye yatırıyorsun, sabrediyorsun. Bakıyorsun 1 sene, 2 sene, 3 sene, 4 sene... Artık beşinci senede de olmadıysa olmamış demektir o iş. O, iflasa doğru giden bir yol olur. Anlatabiliyor muyum?
◊ Do ğru...
- İflasa gitmeden, doğru zamanda kesmek gerek. Bir de şu var; evlilik dediğin bir imza sonuçta. Tabii evlilik kurumunu hafife aldığım için soylemiyorum ama sevgililer de ayrılıyor. Senin tek farkın, imzanı mahkeme eşliğinde geri alıyor olman. "Geri donuşu yok" diye bir şey de yok. Tabii tekrar başlar mı başlamaz mı diye duşunmek için çok erken. Şu anda oyle bir umudun içine girmeyelim.
YALAN S ÖYLEMEK ZORUNDA KALDIM
◊ Bo şanırken mal paylaşımı konusu sorun oldu mu?
- Hayır, hiçbir problem yaşamadık.
◊ Bodrum 'daki evin satışıyla ilgili haberler çıkmıştı...
- Evet. O zaman boşanma kararımız henuz netleşmemişti ama bir şekilde duyulmuş. Ben de o sureçte beyaz bir yalan soylemek zorunda kaldım. Daha protokol imzalanmamıştı. Her an her şey olabilirdi. Çok hassas bir durum. O yuzden bunu net şekilde telaffuz edemedim açıkçası. Ama Instagram'ıma "Ne kadar yalancısınız", "Çocuğunuz için katlanamadınız mı?", "Bu artistler de boyle oluyor işte" gibi yorumlar yazıldı. İnsanlarda hakikaten empati yok. 7.5 yıl az bir zaman değil.
BIRAKIP G İTME LÜKSÜMÜZ VAR
◊ Anne babalar ımızın 40-50 yıl evli kalmalarına şaşıranlardan mısın sen de?
- O zamanlar oyleymiş. Tahammul diye bir şey varmış. Kadın oyle gidip de rahatça ayrılamıyormuş. Bir de o zamanlar evin reisi erkek. Bir nevi evin kralı. Kadın ise daha naif, evi çekip çeviren bir figurmuş. Boyle olunca kim nereye gidiyor? Şimdi bırakıp gitme luksumuz var, o zamanlar yokmuş. Gerçi şimdi de dayak yiyen kadınlar var. Bizim çevremizde de var hatta. Kadının universite mezunu ya da ilkokul mezunu olması fark etmiyor...
◊ Sen şiddet gordun mu?
- Allah korusun. Hiç oyle bir
şey olmadı.
KABURGA KEM İĞİMDEN PARÇA ALINIP BURNUMA İLAVE EDİLDİ
◊ Kad ınlar genelde ilişkileri bittikten sonra saçlarını filan değiştirir. Sen de galiba dolgu yaptırdın...�
- Yok, dolgu yaptırmadım.
◊ Ne yapt ırdın peki?
- Burnumu yaptırdım.
◊ Estetik mi?
- Evet. Doğal hale donmesi için. Zamanında yaptığımız hataların telafisi... Şişliği geçti şimdi. Zor bir operasyon oldu ama. Kaburga kemiğimden parça alındı ve burnumun ucuna ilave edildi.
◊ Nerede yapt ırdın bunu?
- Los Angeles'ta oldu operasyon. Dunyada bu işi yapan en iyi doktora gittim. Konstruktif cerrahi durumuna girdi.
◊ İlk burun ameliyatını ne zaman olmuştun?
- Çok uzun yıllar once. Çok genç yaşta boyle bir şey yaptırınca, sonra telafi etmeye çalışıyorsun eskiye donmek için. Üstelik benim oyle anormal bir burnum falan da yoktu. Ben sinema odulu aldığımda da gayet duzgun bir burnum vardı. Şimdi burnunu yaptırmak isteyen bir genç kız gorduğumde ona "Burnun senin karakterin, sakın bozma, sonra çok pişman olursun" diyorum.
MiMiKLERi YOK EDEN BOTOKSA KARŞIYIM
◊ V ucudunda burnundan başka memnun olmadığın bir yerin var mı?
- Yok.
◊ Gen ç oyuncuların estetik yaptırmasını doğru buluyor musun?
- Nicole Kidman'dan tut herkeste mutlaka bir operasyon gorursun. Burada onemli olan doğru yaptırmak. Ben mesela mimikleri yok eden botoksa karşıyım. Estetikte onemli olan genç olmak değil, yaşının guzeli olmak.
◊ Peki neler yapmak gerek ya şının guzeli olmak için?
- Mesela spor benim yaşam biçimim. Haftanın 5 gunu spor yapıyorum. Formumu koruyorum. Ben bir oyuncuyum ve vucudum benim enstrumanım. Aynada da guzel bir kadın gormek istiyorum. Ama bunu kendim için yapıyorum.
EYLÜLDE KiTAP ÇIKARACAĞIM
◊ Kitap yaz ıyormuşsun, doğru mu?
- Evet. İçinde yeni nesle ornek olacak birtakım kuçuk tuyolar, benim psikolojik yapım, farklı ruhum, bir parça stilim, oyunculuğum olacak. Fotoğraflarla birlikte hoş bir kitap olacak. Çok ozgeçmiş olmayacak. Benim tavsiyelerim, yaşadıklarım vs... Yazmaya yeni başladım, eylulde çıkacak.
◊ "Yapmayın" diyeceğin ne gibi tavsiyelerin var?
- Genelde bir ozenme durumu goruyorum. Bakıyorsun etrafa, herkes aynı. Papermoon'a gidiyorsun, Hermes'in Birkin modelini taşıyan kadınlar, belli tektaş boyutları, belli sıkıcılıkta marka kıyafetler. Ben farklılığı on plana çıkarmak istiyorum. Kendin gibi ol. Nasıl rahat hissediyorsan oyle ol.
◊ Senin tarz ın her zaman çok beğenilir...
- Çunku hep moduma gore giyindim. Hiçbir zaman etrafta gorduğum bir şeyi taklit etmedim.
AV İZE TAŞI GİBİ TEKTAŞ TAKMAK GÖRGÜSÜZLÜK
◊ Senin oyle abartılı tektaşların filan da olmadı, değil mi?
- Bu bir tarz meselesi. Benim takacağım mucevher bile ozel olmalı. Avize taşı gibi bir şeyi parmağa takmak bana gorgusuzluk gibi geliyor. Benim makul olçulerde, çok guzel bir evlilik yuzuğum vardı. İnsanlar evlilik teklif ederken bile aldıkları yuzukle guç ve zenginliği gostermek istiyor. Ne oluyoruz ya? Biraz nor-mal olun! Zarif-likten ve ozgun-luk-ten uzak-laşıyo- ruz.
MAGAZ İN TARİHİNDE YÜZ KIZARTICI OLAYLARIM YOK
◊ Magazin tarihinin unutulmaz olaylar ı konuşulduğunda mutlaka seninle ilgili iki-uç haber oluyor. Pencereye sıkışman, şemsiyeyle muhabirlere vurman, canlı yayındaki tokat olayı vs... Bunlar hatırlatıldığında sıkılıyor musun?
- Sıkılmıyorum. Çunku bunlar aslında çok buyutulecek şeyler değil. İnsanı gulumsetecek şeyler. Yuz kızartıcı durumlar olmadığı için çok da rahatsız olmuyorum.
◊ Eskiden cesur foto ğrafların olurdu, artık yok. Bunda anneliğinin mi yoksa toplumun muhafazakarlaşmasının mı etkisi oldu?
- Konservatuvardan mezun olduğumda biraz tıfıl, kadınsı yonunun çok da farkına varmayan bir tiptim. Bir-iki cesur fotoğraf çektirdim, çunku değişik bir şey gordum orada. O doneme ait bir durumdu ama. Ondan sonra kadınlığımı yeterince hissettiğim için, ekstradan kendimi ispat durumuna girmeme gerek kalmadı.
◊ "Mum Kokulu Kadınlar" filminin banyo sahnesinde, henuz 19 yaşındayken butun set ekibinin onunde soyunup "Ben hazırım" demişsin. Bu bir şehir efsanesi mi, yoksa doğru mu?
- Doğru. Ben oyuncuyum. Konservatuvarda Yıldız Kenter'in oğrencisiydim. "Onu yapamam, bunu yapamam diyorsanız, gidin ev hanımı olun" diyordu. O sette ben yokum ki, canlandırdığım karakter var. Ben ona çıplaklık gozuyle bakmadım.
ROL İCABI SEVİŞTİN DİYE AHLAKSIZ MI OLUYORSUN?
◊ Şimdi cesur sahnelerde oynar mısın?
- Çok inanırsam yaparım.
◊ Şimdiki genç oyuncuların bazıları "Açık sahnelerde oynayamam, ailem izin vermez" gibi şeyler soyluyor. Bunu nasıl yorumluyorsun?
- Herkes kendi içinde değerlendirmeli. Bana saçma geliyor. Evcilik oynar gibi bir durum oluyor. Oyunculuk oynuyoruz gibi. Rol icabı seviştin diye ahlaksız bir kadın mı oluyorsun? Ya da rol icabı birini oldurdun diye katil mi oluyorsun? Oyunculuk, oyunculuk içerisinde değerlendirilmesi gereken bir şey.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.