Özet (TL;DR) @ 2018-04-14T07:24:08.000Z: Son yılların çok tartışılan konularından olan hacamat, akupunktur, fitoterapi gibi uygulamalar, İstanbul’da yapılacak kongrede mercek altına alınacak. Kongrenin, tamamlayıcı tıbbın merdiven altından…
"Medeniyetlerin Beşiğinde; Anadolu Tıbbı" sloganı ile yapılacak Geleneksel ve Tamamlay ıcı Tıp Kongresi İstanbul Kongre Merkezinde 19-22 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Kongrenin tamamlayıcı tıp uygulamalarının merdiven altından çıkarılması, "şarlatanların" elinden alınması ve hastaların suiistimaller den kurtarılması açısından onemli olduğunu belirten Fitoterapist Dr. Ümit Aktaş, bunun da ancak tamamlayıcı tıp uygulamalarının, tıp eğitimi almış doktorlar tarafından yapılmasıyla mumkun olabileceğini soyledi.
Kongrenin co-sponsorluğunu Dunya Sağlık Örgutu'nun (WHO) ustlendiğini belirten Dr. Aktaş, ntv.com.tr'ye yaptığı açıklamada şunları soyledi:
"WHO, ust duzey katılım gostererek kongremize verdiği onemi vurgulayacak. Tum dunyada geleneksel ve tamamlayıcı tıp yukselişte, memleketimizde de olumlu çalışmalar yapılıyor. Bitkisel tedavilerde çok zengin bir kulture sahip olduğumuz, bugunun Batı tıbbını şekillendiren pek çok tedavinin bu coğrafyada doğduğu duşunulurse durum çok anlamlı. Beslenmeden fitoterapiye, suluk tedavisinden akupunktura ve mikrobiyotanın onemine kadar pek çok başlığın inceleneceği kongreye tum dunyadan çok sayıda doktor ve bilim insanı katılacak."
HASTALAR NE YAPMALI?
Tamamlay ıcı tıp uygulamalarına bazı doktorlar karşı çıkıyor, hastalara yarar yerine zarar verdiğini soyleyerek modern tıbbın tanı ve tedavi yontemlerinin dışına çıkılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Ancak şifa peşinde koşan hastalar zaman zaman tamamlayıcı tıp uygulamalarına başvurabiliyor. Bunların arasında ozellikle kemoterapi yan etkilerini tolere etmek isteyen kanser hastalar ı ağırlıkta. Kanserle m ucadelede guçlu immun sisteminin onemini ortaya koyan bilimsel çalışmalar da kanser hastalarının, bağışıklık sistemini guçlendirecek yontemlere başvurmalarında etkili oluyor. Ancak hastaların bu tur uygulamalara yonelirken bilinçli olması, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış uygulamalardan uzak durması, bu yontemleri tıp eğitimi almamış kişilere yaptırmaması ve doktorlarını kullandıkları yontemler hakkında mutlaka bilgilendirmesi çok buyuk onem taşıyor.
" BİLİNÇLİ VE BU KONUDA EĞİTİM ALMIŞ DOKTORLARIN SAYISI ARTMALI"
Tamamlayıcı tıp uygulamalarının sağlığın korunması ve geliştirilmesi açısından yarar sağladığına ancak bunların eğitimli tıp doktorları tarafından yapılması gerektiğine vurgu yapan Dr. Aktaş da aksi takdirde, alanın eğitimsiz kişilere kalacağı ve suiistimallerin kaçınılmaz olacağı goruşunde: "Tamamlayıcı tıp nasıl beslendiğinizle ilgilenir. Çunku hastalıklardan korunmak isteyen herkesin bakması gereken ilk yer sofralarıdır. Doğru beslenmeyi doğru şekilde destekleyerek hastalıkları onleyebilirsiniz. Tamamlayıcı tıp, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bitkiler, akupunktur, ozon terapisi gibi tedavilerden faydalanır. En onemlisi de bu tedavilerin hiçbiri hastaya zarar vermez. Bu uygulamaların geliştirilmesi, desteklenmesi toplum sağlığı açısından son derece onemlidir. Bilinçli ve bu konuda eğitim almış doktorların sayısı artmalıdır. Aksi halde, alan bugun olduğu gibi eğitimsiz kişilere kalır ve hastalar suiistimale açık hale gelir."
UYGULAMALARIN SGK ÖDEME LİSTESİNE ALINMASI GÜNDEMDE
Tamamlayıcı tıp uygulamalarının SGK odeme kapsamına alınması da kongrede one çıkan başlıklardan biri olacak. Pek çok Batı ulkesinde, bu tur uygulamaların devlet tarafından desteklendiğini, hastanelerde bu konularda uzmanlaşmış doktorların bulunduğunu belirten Dr. Aktaş, "Özellikle Almanya fitoterapide çok ileri. Tum dunyada, kanserden diyabete pek çok hastalığın onlenmesinde ve tedavisinde bitkiler, bitkisel takviyeler kullanılıyor. Kronik ağrılarda fitoterapi, akupunktur gibi tedavilerden faydalanılıyor. Eğer amaç hastaya şifa vermekse, etkinliği kanıtlanmış tum tedaviler, yaklaşımlar desteklenmeli, tanınmalı ve bu tedavilerden faydalanmak hastanın en doğal hakkı olmalı" ifadesini kullandı.
" KORUNMANIN MALİYETİ, HASTALIKLARI TEDAVİ ETMEKTEN DAHA DÜŞÜK"
Tamamlayıcı ve geleneksel tıp uygulamalarında maliyetin devlet tarafından odenmesinin, sağlık harcamalarını da azaltacağı, hastalıklardan korunmanın maliyetinin, hastalıkları tedavi etmekten daha duşuk olduğu goruşunu dile getiren Fitoterapi Uzmanı, "Önemli olan hastalık ortaya çıkmadan onlemektir. Bu nedenle koruyucu t ıp on plana çıkmalı, fitoterapi eğitimi almış doktorların sayısı artmalı. En onemlisi de tıp eğitiminde beslenmenin onemi işlenmeli. Kronik hastalıklardaki patlamanın nedeni kotu beslenmedir ama maalesef tıp eğitiminde beslenme dersi yoktur. Yani kokten bir değişiklik gerekiyor. Hastayı kronik hastalıklardan korumak yerine ilaca mahkum eden bu sistemin yuku, maddi ve manevi çok ağırdır" şeklinde konuştu.
" BU TEDAVİLERİN KIYMETİNİ AMERİKALILAR VE AVRUPALILAR DAHA ÇOK BİLİYOR"
Tamamlayıcı tıp uygulamalarının ulkemizde bazı doktorlar tarafından hakir gorulduğunu soyleyen Dr. Aktaş'a gore, bu yontemler, eğitimli doktorlar tarafından uygulanırsa birçok hastalığın tedavisinde onemli rol oynayabilir ve hastalara da zarar vermez:
" S uluk tedavisi orneğin, mikrocerrahide bile kullanılan bir yontem. Kopan uzuvların, kesilerin iyileşmesi için ameliyat sonrasında uygulanıyor. Suluk salgısının pek çok ozelliğinden biri de damarları açarak iyileşme surecini hızlandırmasıdır. Kulturumuzde yuzlerce, binlerce yıldır kullanılan suluk tedavisinin kıymetini kim biliyor peki? Amerikalılar ve Avrupalılar! Ülkemizde tıp camiası tarafından hakir gorulen bu tedavi yurtdışında baş tacı ediliyor. Maalesef bu yaklaşım fitoterapi ve akupunktur için de geçerli.
" KANSER TEDAVİSİNDE OLUMLU ETKİ YAPIYOR"
Ülkemizde kanser tedavisinde hastaya tek seçenek olarak radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi uçlemesinden oluşan bir tedavi onerilir. Hasta tedavisini bitkisel takviyelerle desteklemek istese bile doktoru yasaklar. Kemoterapi ba ğışıklık sistemini çokertir, halbuki kanser hastasının bağışıklık sistemi ne kadar kuvvetliyse kanserle savaşma gucu de o kadar artar. Tum dunyada kanser hastalarına bağışıklık sistemini destekleyen bitkisel tedaviler bir seçenek olarak sunuluyor. Diyabet tedavisinde de, hastalığı tedavi etmek yerine semptomları baskılayan ilaçlar veriliyor. Halbuki beslenme duzenlense, etkinliği kanıtlanmış bitkisel tedaviler verilse hastanın şifa bulması mumkun olabilir."
ONKOLOGLAR NE D İYOR?
Fitoterapist Aktaş, etkinli ği bilimsel olarak kanıtlanmış tamamlayıcı tıp uygulamalarının ozellikle kanser gibi kronik hastalıkların mucadelesinde onemli rol oynayacağını ancak eğitimli tıp doktorları tarafından yapılması gerektiğini soyluyor. Peki bu konuda onkologlar ne duşunuyor?
" SERTİFİKALI DOKTORLAR TARAFINDAN YAPILMASI OLUMLU BİR YAKLAŞIM"
Medikal Onkolog Prof. Dr. Serdar Turhal g oruşunu, "Bu yontemlerin hastalarımızda uygulanması için once bilimsel deneme sonuçlarının bu tedaviler lehine olumlu çıkması gerekir duşuncesindeyim. Bu tedavi yaklaşımlarına her halukarda yonelen kişilerin tedavilerinin hastane ortamı dışında ve doktor olmayan kişilerce yapılmasındansa, hastane ortamında ve Sağlık Bakanlığı tarafından eğitime tabi tutularak sertifika almış doktorlar tarafından yapılması olumlu bir yaklaşımdır kanaatindeyim" şeklinde dile getirirken, Onkolog Prof. Dr. Sezer Sa ğlam'ın goruşu şoyle:
" İLAÇ FİRMASINDAN İSTENEN SÜLÜK ÇALIŞMASI YAPANDAN DA İSTENMELİ"
"SGK, dunyada yeni bir ilaç onayı geldiğinde yapılan çalışmalara bakıyor. Bu çalışmalar faz III dediğimiz ciddi çalışmalar. 500 veya 1000 hastanın katıldığı çalışmalar. SGK, 'Yarar varsa halkın odediği vergiler ile bu tedaviyi vatandaşıma bedava sağlarım' diyor. Suluk, hacamat gibi bir konuda karşılaştırmalı (etik kurallara uygun olarak, diğer tedavi kolu mağdur edilmeden) bilimsel çalışma yapılsın, sonuçları uluslararası dış hakemli bir dergide yayınlansın o zaman vergilerimizle geri odeme yapılabilir. Aksi takdirde hastaya zarar ve mali kayıptır. Bir ilaç firmasından ne isteniyorsa, suluk çalışmasını yapandan da o istenmelidir."
Kanser tedavisi esnasında uygulanacak tamamlayıcı tedavi yontemlerinin, tedaviyi yuruten onkoloji uzmanının bilgisi dahilinde olması gerektiğinin altını çizen Fitoterapi ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Fitoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin de şunları soyledi:
" YETKİNLİĞİ OLMAYANLARIN HASTALARA ZARAR VEREBİLECEĞİ UNUTULMAMALI"
"Yan etkisi olmadığı iddia edilen birçok tamamlayıcı tedavi yonteminin kanser tedavisiyle etkileşebildiğini biliyoruz. Bu konuda hiçbir eğitim almadan sadece sertifikalı bir programla kanser tedavisi yetkinliği olduğunu iddia eden kişilerin kanser hastalarına buyuk zarar verebileceği unutulmamalıdır. Sadece alternatif veya tamamlayıcı kanser tedavisi alan hastaların yaşam suresi daha kısa olup, tıbbi tedaviyle beraber tamamlayıcı tedavi alan hastaların yarısı kadardır.
" HACAMAT VEYA SÜLÜK GİBİ UYGUAMALARDAN KAÇINILMALI"
Radyoterapi veya kemoterapi esnasında vucut butunluğunu bozan hacamat veya s uluk uygulaması gibi mudahalelerden kaçınılmalıdır. Bu mudahaleler enfeksiyona, yara yeri iyileşme sorununa ve kanamaya neden olabilmektedir. Sağlığın korunmasına veya kanser tedavisinden sonra vucudun kendisini tamir etmesine yardımcı olabilecek bu uygulamaların kanseri tedavi edici ozelliği bulunmamaktadır. Kan sulandırıcı kullanan veya tedaviye bağlı kan değerlerinde bozukluklar olan hastalar bu uygulamaları yaptırmamalıdır.
"TEDAVİYLE ETKİLEŞMEYECEK FİTOTERAPİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLER"
Fitoterapi ile ise radyoterapi veya kemoterapi esnas ında tedaviyle etkileşmeyecek uygun bitkisel preparatlar seçildiğinde tedavinin yan etkilerinin azaltılması, iyileşme şansının arttırılması ve bağışıklık sisteminin desteklenmesinde fayda elde edilmektedir.
"TEDAVİNİN YAN ETKİLERİNİN AZALTMADA FAYDALI OLABİLİR"
Akupunktur ve homeopati gibi tamamlay ıcı tedavi uygulamaları da kanser tedavisi esnasında emniyetli bir şekilde uygulanabilen yontemlerdir. Yaşam kalitesinin arttırılması veya tedavinin yan etkilerinin azaltılmasında faydalıdır."
" BİLİMSEL KANITI YOK, SAĞLIK AÇISINDAN TEHDİT OLUŞTURUYOR"
Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Ba şak Oyan Uluç'un goruşleri ise şu şekilde:
"Bu uygulamaların bilimsel olarak kanıtlanmış iyileştirici etkileri yoktur. Tam tersine sağlık açısından tehdit oluşturmaktadır. En buyuk zararı insanların fayda goreceği bir tedaviyi almalarına engel olmalarıdır. Bir diğer zararı çoğunlukla hijyen, sterilizasyon kurallarına dikkat edilmeden yapılan hacamat ve suluk uygulamaları, insanların hepatit, HIV gibi enfeksiyonlara maruz kalmalarına sebep olmaktadır.
" AKUPUNKTUR AĞRI, BULANTI VE KUSMA TEDAVİSİNDE ETKİLİ OLABİLİR"
Akupunktur, bu uygulamalardan farklıdır. Akupunktur doğru şekilde uygulandığında ağrı, bulantı ve kusma tedavisinde etkili olabilmektedir. Fitoterapi urunleri ise ilaç kabul edilmeyip gıda takviyesi olarak kabul edildikleri için, piyasaya çıkmadan once ilaçların geçtiği aşamalardan geçmek zorunda değildir.
" KEMOTERAPİ İLAÇLARIYLA ETKİLEŞİME GİREREK ETKİLERİNİ AZALTIYOR"
Biz onkologlar hastalarımıza; bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilerden şaşmamalarını oneriyoruz. Bir ilacın bitkisel oluşu, onun mutlaka yararlı veya zararsız olduğu anlamına gelmez. Normal koşullarda zararı değil, yararı olabilecek bazı bitkisel urunler, ilaçlarla etkileşime girerek tedavinin etkisini onleyebilmekte veya kemoterapinin yan etkilerini artırabilmektedir. Buna en guzel ornekler greyfurt ve nardır. Normalde yararlı olan nar ve greyfurt, kemoterapi sırasında yendiğinde etkileşime girerek ilaçların etkilerini azaltabilmekte veya toksik etkilerini artırabilmektedir. Özetle; hasta bitkisel urunler kullanıyorsa, bunu doktoruna mutlaka soylemelidir."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.