Özet (TL;DR) @ 2018-04-12T21:46:00.000Z: 1 Mart tezkeresi döneminde başbakan yardımcısı olan siyasetçi Abdüllatif Şener, ABD öncülüğündeki Batı ülkelerinin Suriye'yi bölme planlarını, Astana sürecinin bölge barışındaki önemini ve bu süreçte…



1 Mart tezkeresi doneminde başbakan yardımcısı olan siyasetçi Abdullatif Şener, ABD onculuğundeki Batı ulkelerinin Suriye'yi bolme planlarını, Astana surecinin bolge barışındaki onemini ve bu sureçte Turkiye'ye duştuğune inandığı rolu Sputnik'e anlattı.

ABD'nin Irak işgaline giriştiği 2003 yılında 'yabancı silahlı kuvvetlerin Turkiye'de bulunması için hukumete yetki verilmesine ilişkin olan ve Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) tarafından reddedilen 1 Mart tezkeresi doneminde başbakan yardımcısı olarak gorev yapan siyasetçi Abdullatif Şener, Ortadoğu'da bugun yaşanan gelişmeleri Sputnik'e değerlendirdi. Özellikle son donemde, ABD onculuğundeki Batı cephesinin başta Suriye olmak uzere bolge ulkelerinin toprak butunluğunu tehdit ettiğine işaret açıklamalar yapan Şener, Twitter uzerinden "Suriye istikrara yaklaştıkça; --Bir taraftan İsrail bir bahaneyle, --Diğer taraftan ABD bir başka bahaneyle, Suriye'yi vuruyor. Hedefleri Suriye'yi uç beş parçaya ayırıp, İsrail'e yem etmek. İsrail ve ABD saldırılarının en buyuk destekçileri ise İslamcılar! Nereden Nereye?" şeklinde bir ileti paylaşmıştı. Şener, son olarak soz konusu tweet ile tezahur eden bakış açısını, ABD onculuğundeki Batılı ulkelerin "Arap Baharı" adı altında ve bolgeye demokrasi getirme bahanesiyle Ortadoğu'daki ulkeleri parçalamaya yonelik sistematik bir çalışma içerisinde olmalarıyla açıkladı.

' ARAP BAHARI ADI ALTINDA BAŞLATILAN VE DEMOKRASİ VAAT EDEN İŞGAL SÜRECİ'

Şener "Bildiğiniz uzere, Suriye'de cereyan eden hadiseler son derece onemli. Çunku Suriye, ta deniz otesinden Amerika Birleşik Devletleri'nin bile daha ilk gunden ilgi duyduğu ve ilgi duymaktan ote butun olup biteni yonlendirdiği ve dunyanın dort bir yanından seyyar teroristleri sevk ettiği bir alan. Peki Suriye'deki bu olaylar niye başladı? Başlangıçta, Ortadoğu ulkelerinde demokrasinin olmadığı ve bu nedenle bu ulkelere demokrasi gitmesi için Arap Baharı oluşturulduğu ifade ediliyordu. Ama gorduk ki, Suriye'de olup bitenin demokrasi talebiyle bir ilgisi yok. Yani Suriye'ye mudahale eden ve ulkeyi karıştıracak yuz binlerce teroristi buraya sevk eden; bu teroristleri besleyen ve eğitenlerin aslında Suriye'ye demokrasi getirmek gibi bir niyetleri olmadığı ortaya çıktı. Çunku eğer boyle bir niyetleri olsaydı, sahada bulunanların demokrasi kulturu olurdu. Oraya demokrasi goturmek şoyle dursun, onlarca teror orgutu Suriye'yi baştan aşağı yağmaladı. Ve bu orgutlerin hiçbirinde de demokrasi kulturu veya demokrasi talebi yok. Demokrasi talebi olmayanların Suriye'ye demokrasi getireceklerini duşunmek de mumkun değil. Dolayısıyla bu orgutlerin arkasında olan ve bunları finanse edenlerin de Suriye uzerinde demokrasi talebi olmadığı açıktır" dedi.

' ABD, SURİYE'YE TAM İSTİKRAR GELECEKKEN ÜLKEYİ BOMBALAMAKLA TEHDİT EDİYOR'

ABD'nin "Doğu Guta'da kimyasal silah kullanıldığı yalanıyla" Suriye'deki işgal hedeflerine ulaşma peşinde olduğunu soyleyen Şener "Rusya'nın devreye girmesinden sonra Turkiye yaralarını sarmaya ve ulke butunluğunu sağlamaya çalışıyor. Önemli mesafeler kat edildi. Ancak şimdi Suriye'de işlerin duzene gireceği umit edilirken ve Suriye'nin butunluğu, huzuru sağlanacakken bir bakıyoruz ki Doğu Guta'da kimyasal silah kullanıldığı gibi hiç mantıkla bağdaşmayacak ve ciddiye alınmayacak birtakım iddialar ortaya atılıyor. Bir taraftan İsrail, Suriye'ye mudahil oluyor; Suriye devletine ait menzillerini bombalıyor. ABD de derhal Suriye'yi bombalamaktan bahsetmeye başlıyor. Bunun tek bir sebebi olabilir. Başta ABD olmak uzere butun bu guçler, Suriye'yi kuçuk parçalara ayırmak, parçalamak istiyorlar. Bunu gerçekleştirebilmek için de Suriye devletinin guç kazanması, toprak butunluğunu sağlaması ve istikrara kavuşmasını engellemek istiyorlar. (ABD Başkanı Donald) Trump'ın açıklamaları da bu amacı yansıtıyor. Suriye'nin parçalanmasına yonelik en buyuk desteği veren veya Suriye'nin bolunmesinde en buyuk işbirliğini yapan başta bolgedeki krallıklar olmak uzere çeşitli ulkelere, 'cihatçı' veya 'İslamcı' olarak tanımlanan onlarca terorist grup en buyuk desteği veriyor. Ve maalesef Turkiye veya Ortadoğu'nun diğer İslam ulkeleri gibi birtakım ulkelerdeki İslamcı geleneğe sahip kesimler de Siyonist planlarına destek verir gibi konuma duşmuş vaziyetteler. Onların da durumlarını gozden geçirmeleri lazım. Yaptıkları işin ne olduğunu tekrar duşunmeleri ve bu politika ve anlayıştan vazgeçmeleri gerektiğini duşunduğum için o tweeti atmıştım" diye konuştu.

' SURİYE'DE KİMYASAL SİLAH KULLANILDIĞI İDDİASI SAÇMALIK; İŞİN İÇİNDE SUUDİ ARABİSTAN VE CIA VAR'

Suriye yonetiminin kimyasal silah kullanmakla suçlanmasını 'saçmalık' olarak nitelendiren ve işin içerisinde Suudi Arabistan ve ABD istihbaratlarının olduğu bir oyunun oynanmakta olduğuna işaret eden Şener şoyle konuştu:

"Bir kere, Suriye devleti tarafından kimyasal silah kullanıldığı iddiası tamamen saçmalıktır. Çunku oradaki teror gruplarıyla goruşmek suretiyle Doğu Guta'nın yuzde 90'ında hakimiyetini sağlamış, en son Suudi Arabistan tarafından desteklenen, CIA ve Suud istihbaratlarının iş birliğiyle kurulan Ceyş-ul İslam denilen grubun da bolgeden tahliyesi konusunda anlaşılmışken; Suriye yonetiminin kimyasal silah kullanılmış olmasının bir mantığı yok. Ama kimyasal silah senaryosu, bu orgutun Suudi Arabistan ve CIA'le bağlantısından bağımsız olarak duşunulemez. Dolayısıyla bu senaryonun içinde doğrudan ABD var. Ve kendi urettiği bir senaryo uzerinden Suriye devletini suçlayarak Suriye'yi vurmaya çalışmakta."

' AMAÇ ASTANA SÜRECİYLE SAĞLANACAK BARIŞ VE İSTİKRARI ENGELLEMEK'

"Peki (ABD) boyle bir senaryo ve Suriye'ye saldırı ihtiyacını nereden duydu" sorusuna da yanıt veren Şener "Elbette ki, ABD'nin (bu adımı atmasında) Suriye'nin paramparça olmasını engelleyen sureç Astana sureci rol oynuyor. Buna sebep Sayın (Vladimir) Putin, Ruhani ve Erdoğan arasında yurutulen goruşmelerdir. Bu inisiyatifin yaptığı son toplantının arkasından guçlu bir şekilde Suriye'nin toprak butunluğune ve ulkenin istikrara kavuşmasına yonelik vurgu yapılması, başta ABD olmak uzere bazı ulkelerin Suriye uzerindeki hesaplarıyla ortuşmemiştir" dedi.

ABD'nin Suriye topraklarındaki "işgalci" konumunda olduğuna işaret eden Şener "ABD, Suriye'de meşru bir guç olarak bulunmadığı için ABD'nin ulkeyi terk etme gereği ortaya çıkmıştır. Neden? Çunku Rusya ve İran ile muhtemelen ve kısmen Suriye devletinin resmi veya zımni izniyle topraklarda bulunan Turkiye'den farklı olarak ABD, o topraklara Suriye devletinin izniyle girmemiştir. ABD, meşru bir devletin izni olmaksızın o topraklara yerleşmiş ve oradan ayrılmak istemez durumda. Üstelik de o topraklar uzerinde bolgeyi parçalama hesap ve planları yapmaktadır. İşte Putin, Ruhani ve Erdoğan'ın bu inisiyatifi ABD'nin planlarına uymadığı için ABD bunu bozacak bir arayış içindedir. (ABD) kendi istihbarat birimleri tarafından kurulan ve Duma'da faaliyet gosteren bir orgutten faydalanarak orada bir kimyasal silah kullanıldığı iddiasını ortaya atmışlardır. Trump'ın Suriye'den kısa zamanda çıkacaklarını soyleyerek bunun faturasını Suudi Arabistan'a odetme peşinde olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte şimdi de ABD, Suriye'den çıkmamak için bu kimyasal senaryoyu uretti diye duşunuyorum" ifadelerini kullandı.

**

(C) AA / Murat Kula

'TÜRKİYE'NİN ABD'YE DESTEK VERMESİ BÖLGEYE BÜYÜK ZARAR VERİR'**

Turkiye'nin Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi'nde (BMGK) ABD'nin tasarısını desteklediğinin hatırlatılması uzerine Şener "Turk yetkililerin, ABD'nin bolgedeki planlarının Turkiye'nin faydasına olmadığını bildiğini duşunuyorum. ABD'nin Ortadoğu'daki planlarının da İsrail hariç bir Ortadoğu ulkesine faydası yoktur, tersine zararı vardır. ABD'nin Ortadoğu planları Turkiye, ABD, İran, Irak ve diğer İslam ulkelerinin kuyruğunu kıstıracak, kaynaklarını yağmalayacak, ulkelerini parçalayacak nitelikte olduğunu şu ana kadarki uygulamalarıyla soyleyebiliriz. ABD, Irak'a girmiştir ve orada halen aşılamayan sorunlar soz konusu ve acılar devam ediyor" dedi.

' ASTANA GARANTÖRÜ 3 ÜLKEYE BÜYÜK ROL DÜŞÜYOR'

Astana sureciyle birlikte Ortadoğu'da "doğru bir politika izlemeye başladığını" soylediği Ankara'nın bu çizgiden uzaklaşmaması gerektiğini savunan Şener "Özellikle son donemlerde Turkiye'nin doğru bir politik çizgiye kaydığını goruyorum. Bu doğru politik çizgi Astana sureciyle başlamıştır. Turkiye'nin İran ve Rusya'yla birlikte giriştiği bu sureci takip etmesi ve hayata geçirmeyi planladıklarını gerçekleştirmek için çaba sarf etmesi gerektiğini duşunuyorum. Ortaya çıkan bazı hadiseler nedeniyle, çizgisinde bir kırılma geldiği takdirde bu kırılma en fazla Turkiye'ye zarar verir. Nitekim bu kimyasal saldırı iddiası karşısında ABD'nin tezlerini savunmanın Turkiye açısından da mumkun olmaması gerektiğini duşunuyorum. Ama burada bizim soylediklerimizden ote, sureci yurutecek olan Erdoğan, Putin ve Ruhani'dir. Bu kritik ortamda diyaloğu ve iş birliğini artırmaları ve kendi tezlerini aralarındaki bu diyalog ve iş birliğiyle guçlendirmeleri gerektiğini duşunuyorum. Taraflara buyuk rol duşuyor" diye konuştu.

' AK PARTİ TABANININ ÇOĞUNLUĞU TÜRKİYE'NİN ORTADOĞU'DA YAPTIĞI HATALARDAN DAVUTOĞLU'NU SORUMLU TUTUYOR'

Turkiye'deki muhafazakar seçmenin Turkiye'nin Suriye politikasına yonelik bakış açısıyla ilgili goruşlerini paylaşan Şener "Turkiye'de seçmen algısının olup bitene doğru şekilde bakmasında bazı guçlukler var. Bu guçluklerin sebebinin başında medya geliyor. Turkiye medyasının toplam izlenme oranının, ozellikle dış politika konusunda, yuzde 99'unun Sayın Erdoğan'ın açıklamaları ve eğilimlerine uygun yayınlardan oluştuğunu goruyorum. Hal boyle olunca da, seçmenin olup bitenleri ayrıştırmasında buyuk zorluklar ortaya çıkıyor. Ancak dikkatli vatandaşlar, burada bir terslik olduğunu goruyor. Ben Saadet Partisi seçmeninin, benim bakış tarzıma yakın olduğunu duşunuyorum. Ama AK Parti seçmeni daha çok Sayın Erdoğan'ın soylediklerini izlese de; ABD'nin, emperyalist ulkelerin Suriye'yi parçalama niyetinde olduğunu okuyor. Bu nedenle iktidarın bu seçmende oluşan yeni algıyı çok fazla zorlayacak hamleler yapmasının kendisine zarar vereceği goruşundeyim. Öteden beri ben AK Partili pek çok kişiyle oturup, kalkıp konuşuyorum. Çoğu, başlangıçtaki (AK Parti) politikaların(ın) yanlış olduğunu savunuyor. Ama bu politikaların yanlış olduğunu soylerken, Sayın Erdoğan'a suçlama eğiliminde değiller; o donem dışişleri bakanı olan olan ve bir sure de başbakanlık gorevi yapan Sayın Davutoğlu'nun Turkiye'yi yanlış noktaya çektiğini ama onun gidişinden sonra Turkiye'nin bu başlangıçtaki yanlış çizgiden uzaklaştığını duşunuyorlar. Şu anda da bildiğiniz gibi Astana surecinin içinde yer alması nedeniyle ve Suriye'nin toprak butunluğunden bahsediyor olması nedeniyle kendi seçmenin algısını uygun bir yol haritası içerisindedir. Ama bu çizgiyi fiilen de guçlu bir şekilde sahiplenmeli" dedi.

' ÖSO, ABD'NİN EYLEMİYLE HAREKET ALANINI GENİŞLETECEĞİNİN FARKINDA'

Sputnik'e açıklama yapan Özgur Suriye Ordusu'nun (ÖSO) bir komutanının ''ABD'nin olası Suriye saldırısının ardından, kaybettiğimiz bolgeleri gerek kazanmak ve yenilerini fethetmek için taarruza geçeceğiz'' şeklindeki açıklamalarını ise Şener şu sozlerle değerlendirdi:

"Suriye'de kartlar yeniden karılıyor ve dağıtılıyor. Goruntu de başlangıçtaki kadar net değil. Şu anda Turkiye Özgur Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte once IŞİD'e sonra da PYD'ye karşı bir operasyon yuruttu. Ama ÖSO'nun kuruluşunda ABD'nin onemli rolu vardı. Şimdi bu rollerin değiştiği gibi bir izlenim içerisinde değilim. Özgur Suriye Ordusu kendisini var kılan etkiyi hatırlıyor ve biliyor olmalı. ABD'nin yapacağı bir eylem veya saldırının sonucunda kendi hareket alanının genişliyor olduğunun farkında olmalı ki, bahsettiğiniz o açıklama yapılmış olsun. İş boyleyse arazide durum daha karışık olabilir. Bu komutanın açıklaması, Turkiye, ABD ve ÖSO bağlantılı bir tartışmanın sonucu varılmış bir kararının sonucu olduğunu duşunmuyorum. Bu kişisel bir açıklama. Ama bu, ABD'nin eylem planıyla, kendi eylem planı arasında yakınlık duyma duygusu içerisinde olduğu anlaşılıyor. Yoksa, ABD'nin bombalamasıyla ÖSO'ya alan açılacağını neden soyler?"

' İDLİB BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR, İSİM DEĞİŞİMİNE GİDEN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELERİ ORADA YENİ HAZIRLIKTA'

Suriye'nin geleceği açısından en hassas noktanın İdlib olduğunu soyleyen Şener "ABD'nin Suriye'den çekilmeyeceğini duşunuyorum. ABD tersine Suriye'nin tekrar etkin bir çatışma içerisinde olması için çaba harcayacak gibi gorunuyor. İdlib'de değişik gruplara mensup çok sayıda terorist var. Nusra'nın şemsiye oluşturduğu HTŞ ve ÖSO'yla bağlantılı olanlar gibi pek çok değişik orgut var. Bunların, Nusra ve IŞİD'in BM tarafından teror orgutu ilan edilmiş olması sebebiyle o şemsiyelerin tasfiye edildiğini duşunuyorum. Bu orgutlerin, oralardan, 'ılımlı' olarak adlandırılan başka şemsiyelerin altına geçerek yeni isimlerle teror hırkasını uzerinden çıkararak faaliyete geçme ihtimali olduğunu duşunuyorum. Nitekim İdlib'deki Nur ed-Din Zenki ve Ahrar-uş Şam gibi gruplar yeni şemsiye oluşturuyorlar. Muhtemeldir ki IŞİD saflarında savaşmış orgutun unsurları, adı 'teror orgutu' diye sayılmayan bir takım isimlerin ardında eski guçlerin tazeleme çabası içine girecekler. Bu yuzden ozellikle İdlib konusunun, Suriye'nin geleceğini belirleyecek onemli adımlardan birisi olduğunu duşunuyorum" diye ekledi.