Özet (TL;DR) @ 2018-04-10T13:08:00.000Z: Gazeteci Çiğdem Toker, Doğan Grubu basın organlarının Demirören Grubu’na devrolmasını Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Toker, Ziraat Bankası’nın verdiği iki sene geri ödemesiz kredileri dile…



Seyr-i Sabah

13:08 10.04.2018(Guncellendi 16:49 10.04.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci Çiğdem Toker, Doğan Grubu basın organlarının Demiroren Grubu'na devrolmasını Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Toker, Ziraat Bankası'nın verdiği iki sene geri odemesiz kredileri dile getirirken patronların guvenli liman metaforundan gazetecilerin aynı şeyi anlamadıklarını dile getirdi.

Bu hafta içinde tamamlanan Doğan Medya Grubu'nun Demiroren Grubu'na devri, tartışmaları beraberinde getirdi. Gerek verilen kredinin şekli, gerekse devir toreninde soylenenler farklı goruşlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Gazeteci Çiğdem Toker, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmelerde Ziraat Bankası'nın verdiği krediden toplantıda atıfta bulunulan avukata, gazetecilerin bu duruma bakışına kadar uzanan konuları yorumladı:

' GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA KAMU BANKASI KREDİYİ BİR TELEFONLA VEREBİLİR'

"Hurriyet satışının konuşulacak çok tarafı var. Bir kamu bankasının, Ziraat Bankası'nın bu kadar yuksek bir kredi finansmanıyla bu devrin gerçekleşmesi toplumsal olarak hepimiz adına çok uzucu bir olaydır. Hepimizden toplanan vergilerin iki yıl odemesiz bir kuruma verilmesi bankacılık teamullerine ve butçeye ve mali disipline de aykırıdır.

Ziraat Bankası'ndan menfi ya da muspet bir açıklama gelmedi. Kredinin 700 milyon dolar olduğu soylendi. Ben bankayı aradım 'Biz talimat almadık bu konuda açıklama yapmak için' dediler. Ziraat Bankası dun resmi bir basın açıklaması yaptı, '1 milyarın ustunde sendikasyon kredisi aldık' diye. Bu sendikasyon kredisinin alındığı açıklamasını yapıyorsunuz ama onca haber yapılan 700 milyon dolarlık krediyi açıklamıyorsunuz. Bir gazeteci olarak sorarım acaba Demiroren Grubu'na bu krediyi verebilmek için mi yurt dışından para alıyorsun diye. Bu bağın kurulmasını gerektirecek her tur kuşku durumu açık.

Gunumuz şartlarında bir kamu bankası sadece bir telefonla bu krediyi verebilir. Kamu bankaları normalde hazineye bağlıydı. Hazine ne isterse onu yapıyordu. Ziraat bankasının varlıklarının sahibi artık hazine değil varlık fonu. Normalde bankanın hazineye değil varlık fonuna geçmesi çok bir şey fark ettirmiyor. Sonuçta ne yapılacağına yine tek kişi cevap veriyor. En onemli fark, varlık fonu Sayıştay denetimine bağlı değil.

Burada tartışılması gereken bu paranın nasıl ve hangi şartlarda verildiğidir. 10 sene once Sabah Grubu 750 milyon dolara alındığında bunun ne kredisi olduğu tartışıldı. Demiroren bir fabrika mı açacak, gazetede daha çok istihdam mı yaratacak, ne yapacak? Bunları kim sorgulayacak? Elbette sayısal olarak azınlığa duşmuş insanlar, kalan gazeteciler sorgulayacak.

' KAMU BANKASININ KREDİ VERDİĞİ KURUMA REKLAM DA VERMESİ YANLIŞ OLUR'

Kamu bankasının kredi verdiği kuruma reklam da vermesi yanlış olur. Bankaların reklam butçeleri var. Halihazırda kamu sermayeli olsun olmasın pek çok şirket reklam ve ilan tercihlerini AKP'ye yakın mecralardan yana kullanıyor. Bir anlamda boyle fonlandıkları soylenebilir. Ziraat Bankası'nın reklamları ancak Sayıştay raporuyla çıkar. Soz konusu olan bu toplumun verdiği vergi ve paralar.

Özel sektorde bankacılıkta şirketler arasında gemi sık kullanılan bir metafordur. İşadamları sık sık bu benzetmeyi kullanırlar. Ama onların kastettiği gemi ve limanla biz gazetecilerin limanları aynı değil."