Özet (TL;DR) @ 2018-04-10T14:27:16.000Z: CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin, "Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine açık çağrı yapıyorum; sizden bir an önce nasıl olursa olsun bir…



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu grup toplantısının başlangıcında şeker fabrikalarının ozelleştirilmesine karşı parti orgutunce toplanan imzaları teslim aldı.

Kılıçdaroğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, siyasi partilerin gorevinin var olan sorunları çozmek ve Turkiye'yi çağdaş uygarlık duzeyine ulaştırmak olduğunu belirterek, "Vatandaşın derdi varken siyasi partiler kavga ediyorsa burada başka bir sorun var demektir. Biz kavgadan, gerginlikten yana değiliz. Biz vatandaşın sorunu varsa sorunu çozmekten yanayız" ifadesini kullandı.

Başta İstanbul'un bazı bolgeleri olmak uzere çeşitli kentlerde tapu tahsis belgeleri konusunda sorunlar olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Soz, herkesi ev bark sahibi yapacağız. Tapusunu vereceğiz, alın teriyle guvenceyle gidecek evinde oturacak" dedi.

Siyaseti sorun yaratma değil, sorunları çozme alanı olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şoyle devam etti:

"Vatandaşın derdi, sorunu varsa çozeceksin ama Ankara'daki beylerin siyaset anlayışında vatandaşın derdini, sorununu çozmek yok. Cebimi nasıl doldururum, malı nasıl gotururum, vatandaşın vergisini nasıl cebime doldururum, bu anlayış var."

" HAKİM ARKADAŞLARA SORUYORUM, NE YAPIYORSUNUZ SİZ?" 

Bu anlayıştan Turkiye'yi kurtaracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Kimin desteğiyle? Halkın, inananların, demokrasiye sahip olanların, tek adam rejimine ve dikta yonetimine karşı çıkanların desteğiyle" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun 301 gundur tutuklu olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Enis Berberoğlu. 301 gundur içeride, esir. Hiçbir suçu yok. Konu bir gazete haberi. Önce muebbete hapsettiler. 'Casus' dediler. O yetmedi, 'muebbet olmaz' dediler, 25 yıla indirdiler. Sonra o da bozuldu, 'Ya 25 yıl da olmaz bunu 5 yıl yapalım' dediler. Ya arkadaşlar ne yapıyorsunuz siz? Hakim arkadaşlara soruyorum ne yapıyorsunuz siz? CHP Grubu'ndan Anayasa Mahkemesi uyelerine açık ve net çağrı yapıyorum, sizden bir an once nasıl olursa olsun bir karar bekliyoruz. Adaletsizliği yaratıyorsunuz, buyutuyorsunuz. Kardeşim 'Enis Berberoğlu hapiste kalsın' diyorsanız verin kararınızı adalet arayacağız. Adalet aramamıza engel oluyorsunuz, onune set çekiyorsunuz. 'Hayır, suçlu değildir' diyorsanız kararınızı verin. Benzer bir olayda da karar verdiniz, 'Burada suç yoktur' dediniz, şimdi 'Suç yoktur' diyemiyorsunuz. Diyemiyorsanız, 'Suçludur' deyin ben de o zaman gideyim hakkımı, adaleti başka bir yerde arayayım. Hem adaletin onunu tıkıyorsunuz hem yargının onunu tıkıyorsunuz. O nedenle Anayasa Mahkemesi'nin başkan ve uyelerine ozellikle istirham ediyorum, 301 gundur bekliyorum artık, hep beraber bekliyoruz, bu insanın vicdanlı insanları bekliyor 301 gun. Niye içeride? Hangi gerekçeyle içeride?"

" MİLLETİN VEKİLİNİN HAPİSTE NE İŞİ VAR?"

Milletvekilleri için de aynı şeyi soylediğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:-

"Milletvekilleri hapse atılmaz, onların adı var, milletin vekili diyor. Milletin vekilinin hapiste ne işi var? Gelirler Meclis'e oturur konuşurlar. 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirip 20 Temmuz'da darbe yapanlar Turkiye'yi farklı bir surecin içine soktular. Bugun bir darbe sureci yaşıyoruz. Yargı korkuyor darbecilerden. Avukat, savcı, universite hocası korkuyor. Korkmayan kim? Allah'ın izniyle biz korkmuyoruz, gucumuzu oradan alıyoruz. Korkmuyoruz, korkmayacağız. Bu ulkeye herkes için demokrasiyi getireceğiz. Bizi sevsin sevmesin, bize oy versin vermesin, bunlar onemli değil, onemli olan şudur; Hangi vatandaşım mağdur olmuşsa hepimiz o mağdurun yanında olacağız. Zalimin karşısında sesimizi çıkarmamak gibi bir sureci asla yaşamayacağız. Hiç kimsenin onunde dilsiz şeytan rolunu oynamayacağız, varsa mağduriyet sonuna kadar uzerine gideceğiz."

Kılıçdaroğlu, Turk Polis Teşkilatı'nın 173. kuruluş yıl donumunu de kutladı. Polis teşkilatının, 1934 yılında çıkan kanunları ve Gazi Mustafa Kemal Ataturk'un gosterdiği uygarlık doğrultusunda ilerlemesini beklediklerini belirten Kılıçdaroğlu, teşkilatın yaklaşık 200 yıllık bir birikimi bunyesinde bulundurduğuna işaret etti.

Boyle bir teşkilatta liyakatın, gelenek ve goreneklerin olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, 2018 yılı verilerine gore Emniyet Genel Mudurluğu bunyesinde 267 bin 992 kişinin gorev yaptığını soyledi.

Polislerin; kanun, tuzuk ve yonetmeliklere aykırı olduğunu gordukleri emirleri yerine getirmemesinin yine kanun hukmuyle guvence altına alındığını anlatan Kılıçdaroğlu, polisin vazifesinden başka bir işte de kullanılamayacağını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, 173. yıllık bir teşkilatta liyakat sisteminin hala oturmadığını, bunun sorumlusunun ise polisler değil siyasi otorite olduğunu savunarak, "Polis teşkilatını A'dan Z'ye kadar FETÖ'ye teslim eden kim? Bir numaralı adamı soyledim; sarayda oturan zat, bir numaralı adam. Siyasi ayağı odur. FETÖ ile mucadele etmek için rapor hazırlayan, savcılığa suç duyurusunda bulunan, delilleri toplayan butun polisler ya hapse atıldı ya gorevlerine son verildi. Ben size yaklaşık 200 yıllık bir kurumdan soz ediyorum. 200 yıllık bir kurum, bir teror orgutu tarafından siyasi iktidarın desteği ile teslim alınabiliyor" diye konuştu.

" POLİS HÜKÜMETİN DEĞİL, DEVLETİN POLİSİDİR"

Polisin hukumetin değil, devletin polisi olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, maaşını da TBMM'nin belirlediğini, parayı ise milletin odediğini soyledi.

Polise sıkılan kurşunun, millete sıkılmış kurşun anlamına geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şoyle devam etti:

"Polis devletin değil de hukumetin polisi olursa ne olur? Halkı baskılamak için bir araç olur. Polis hukumetin değil halkın, devletin polisidir. Eğer siz hukumetin polisi olmasını tercih eder ve polisi o kulvarda eğitirseniz, siz halktan koparsınız. Hukumetin ve hukumet edenlerin çıkarlarını savunmuş olursunuz. Devletin değil de hukumetin polisi olmak, polise saygınlığını kaybettirir. Hukumetin polisi; hukumetin dediklerini zorla halka kabul ettiren polis demektir. Onun adı zaten polis devletidir, demokrasi değildir. 1934'te çıkan yasa açık ve net bir şekilde 'Polis devletin polisi olmak zorundadır' diyor. 'Hukumetler yasa dışı talimat verirse polis onu uygulamaz' diye emredici hukum getirmiş."

Polis devletlerinde polislerin; halkın değil hukumet edenlerin ve onların yandaşlarının can ve mal guvenliğinin guvencesi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 173 yıllık Polis Teşkilatının kurumsal yapısı ve geleneklerini guçlendiremediğini de soyledi.

Liyakatın geri planda kaldığını, atamalarda siyasi otoritenin etkili olduğunu ileri suren Kılıçdaroğlu, "1934 tarihli yasanın ruhuna uygun olarak polisi daha ozerk bir yapıya kavuşturmaya, siyasetten kurtarmaya hepimizin ihtiyacı var. Siyaset bulaşırsa adaleti yitirmiş oluruz" dedi.

" POLİSLERE MUTLAKA 3600 EK GÖSTERGE VERİLMELİDİR"

Kılıçdaroğlu, polislerin çalışma koşulları ve ozluk hakları konusunda da buyuk sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu, tum olumsuzluklara rağmen canları pahasına gorev yaptıklarını soyledi.

Polislerin çalışırken aldıkları maaş ile emekli aylıkları arasında yuzde 100 farklılık bulunduğunu ifade ederek, "Polislere mutlaka 3600 ek gosterge verilmelidir. Neden? Polisi sevdiğimiz, saygı duyduğumuz için. Polis emeğinin karşılığını alsın diye" şeklinde konuştu.

Son zamanlarda bazı yetkilerin bilinçli olarak polislerden alınıp başka kurumlara devredildiğini, bunun tehlikeli olduğunu ileri suren Kılıçdaroğlu, sozlerini şoyle surdurdu:

"Tum dunyada suça karışan yabancıların işlemlerini guvenlik guçleri gorur. Bizde ise bunların değerlendirmesini Goç İdaresi Genel Mudurluğune verdik. Goç İdaresi ne bilecek? Terorle mucadeleyi ne bilecek? Yabancıya ikamet tezkeresi veriyorsunuz; tamamı Goç İdaresi Genel Mudurluğu'ne verildi. İkamet tezkerelerinin kime verildiğini polis dahi bilmiyor. Hukumete sormak istiyorum; siz bazı teror orgutlerinin militanlarını ozel olarak korumak mı istiyorsunuz? Onları polislerin elinden alıp başka bir yere mi yonlendirmek istiyorsunuz? Goç İdaresi Genel Mudurluğundeki yabancılarla ilgili istihbarat guvenlik guçlerine verilmiyor. Niye verilmiyor? CHP dışında kimse de bunu dillendirmiyor. Korku dağları bekliyor. Biz niye dillendiriyoruz? Biz ulkemizi seviyoruz. İnsanımızın huzur içinde yaşamasını istiyoruz."

" POLİS TEŞKİLATI ÜZERİNDE OYUNLAR OYNANIYOR"

Polis teşkilatı uzerinde son zamanlarda ciddi oyunlar oynandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun nedeninin guvensizlik olduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu, şoyle konuştu:

"AK Parti'nin Genel Başkanı olarak geliyor buraya, konuşuyor. Gelsin, konuşsun, itirazımız yok. Meclis'in içi, eli uzun namlulu silahlarla polis dolu. Polisler elbette ki koruyacak. Boyle bir olayı yaratmak polise duyulan guvensizliği gosterir. 'Biri beni oldurecek'. Hani bizden birisi 'Kimsenin can ve mal guvenliği yok' derken kıyameti koparıyorsun, senin can ve mal guvenliğin yok demek ki. Sen korkuyorsun. Polisten korkuyorsun, askerden korkuyorsun, vatandaştan korkuyorsun. En çok da laf aramızda kimseye soylemeyin benden korkuyor. Yer, gok polis dolu. Bu polislerin yapılacak dunya kadar işleri var. Gokte de helikopterler geziyor. Herhalde havadan ateş mi edecekler, onu da bilmiyoruz. Bu zayıflık belirtisidir, ulkeyi yonetememe belirtisidir. Bu 'Korkuyorum' belirtisidir."

Kılıçdaroğlu, 8 Nisan'ın Dunya Romanlar Gunu olduğunu hatırlatarak, Roman vatandaşlarla yaptığı goruşmeyi ve değerlendirmelerini aktardı.

Romanların en onemli beş sorununu eğitim, sağlık, istihdam, barınma ve sosyal yardımlara ulaşım olduğunu tespit ettiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, bu sorunların çozumu için çalışacaklarını kaydetti.

12 yıllık temel eğitimde defter, kalem gibi malzemeler, servis ve oğle yemeği gibi giderlerin de devlet tarafından karşılanması gerektiğini, bu şekilde yoksul insanların da çocuklarını okutma konusunda zorluk yaşamayacaklarını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında tum bunların ucretsiz olacağını soyledi.

Romanların sorunlarına çozum ureten tek partinin CHP olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, çunku CHP'nin Ataturk'un partisi olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Roman vatandaşlara CHP'nin aile sigortası projesini de anlattığını belirterek, kimsenin kimseye muhtaç olmamasını sağlayacaklarını bildirdi.

' 'BU KATLİAMLARA SİYASAL ORTAM HAZIRLANDI"

Konuşmasında, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde (ESOGÜ) bir araştırma gorevlisinin silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitiren dort kişiye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kılıçdaroğlu, boyle bir olayın nasıl yaşandığının çok iyi sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kısa sure once AK Parti'nin Genel Başkanı olan zat şoyle bir açıklama yaptı; 'Tanıdığınız FETÖ'culeri ihbar edin. Nerede bildiğiniz bir FETÖ mensubu varsa bildirin'. Vatandaşı, muhtarları muhbirliğe zorladı. Bir baktık ortalık ihbardan geçilmiyor. Bu katliamı yapan kişi de kime kızdıysa 'FETÖ'cu' diye damgalamış. Kimse korkudan bir şey soyleyemiyor, 'Soylersem beni de FETÖ'cu ilan edecek' diye. Herkes korkuyor. Ve bir cadı avı başlatıldı. Hapishaneler tıklım tıklım dolduruldu. Hakimler onundeki dosyaya bakmadılar, yapılan suçlamaya baktılar. FETÖ'cu diye suçlama varsa atın içeri, hiç gozunun yaşına bile bakmayın. Aile boyu suçlamalar yapıldı. Ve sonuçta bu katliamlara siyasal ortam hazırlandı. Ölen kişinin kanları, muhbirliğe vatandaşı davet edenin yakasındadır. Herkesin bunu bilmesi lazım."

Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz gunlerde Çorum'da şeker mitingi yaptıklarını hatırlattı. Milli duygularla hareket ettiklerini ve alanda sadece Turk bayraklarının bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "şeker vatandır, satılamaz" dediklerini soyledi.

Her vatandaşın yılda 35 kilo şeker tukettiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Bir kişi hariç, sarayda yaşayan. O şeker kullanmıyor, o nedenle şekerin ne olduğunu bilmiyor. Bal ve badem sutuyle besleniyor. 'Sen bal ve badem sutuyle besleniyorsun, o nedenle şeker fabrikalarını satıyorsun' dedim. Bir cumle edemiyor. Kılıçdaroğlu deyince dili kapı gibi maşallah" ifadesini kullandı.

Turkiye'nin butun coğrafyasında şeker pancarı uretilebilirken, Ortadoğu'da uretilemediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şekerin bu bolgeye rahatlıkla satılabileceğini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, "İngiliz, Fransız, Alman satacağına sen sat. Bizim çiftçi kazansın. 'Hayır, illa satacağım.' Neden? 15 yılda bir tek şeker fabrikası açmamış. Şekere ihanet etmek adeta bir gorev onun için. Ataturk, İnonu, Menderes, Özal, Demirel, Ecevit, Erbakan kurmuş, bir kişi kurmamış. O da, 'madem onlar kurmuş ben satacağım' diyor. 'İntikam alacağım' diyor" dedi.

Şekerin bazı iller için stratejik oneme sahip olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, tarım işçisinden nakliyecisine kadar geniş bir yelpazede 10 milyona yakın insanın buradan geçindiğine işaret etti.

"Sattırmayacağız" dediklerinde tum guçleriyle uzerlerine gelindiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Siz kimsiniz, biz kimiz? Biz Kuvayimilliyeciyiz, hala bizi tanımadın mı? Kadınıyla erkeğiyle kendi toprağımızı koruruz, biz kendi ulkemizi el aleme peşkeş çekmeyiz" dedi.

Şeker fabrikası bulunan kentlerdeki vatandaşlardan fabrikalarına sahip çıkmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, ulkedeki goç sorununa dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, şu goruşlere yer verdi:

"Erzurumluya da Yozgatlıya da sesleniyorum; her seferinde nufusun azalıyor, farkediyor musun? Anadolu'nun içi boşalıyor, herkes buyukşehire gidiyor. Niye satıyorlar şeker fabrikalarını? Çunku, yakayı tefeciye kaptırmışlar da ondan. Dışardaki bir avuç tefeciye 150 milyar dolar para oduyorlar. İçerde 675 milyar lira faiz odedi. Ben diyorum; hiç kimse gunaha ortak olmasın, harama ortak olmasın."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "KHK'larla faizler duşmez" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Talimat ver o zaman. Merkez Bankası, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıflar Bankası emrinde mi? Emrinde. Niye duşurmuyorsun? KHK ile duşmezmiş, talimatla duşur. Sen talimat veriyorsun 700 milyon doları goturup bir seferde bir sermayedara veriyorlar gozunu kıpmadan. Ne için? 700 milyon doları verecek de o gazeteler, televizyonlar CHP'ye karşı çıkacak. Sabah, oğle, akşam AK Parti'yi ve Erdoğan'ı ovecek. Gunun 24 saati değil, butun hayatınız boyunca istedikleri kadar senin propagandanı yapsınlar, kardeşim millet senden bıktı artık. Guzel bir mizah dergimiz var, 'canlı yayın veriyorum şu anda reis uyuyor, uykudayken konuşuyor, onu canlı veriyoruz' diyor. Şimdi bunları kapatmak için koltuk ittifakı kurdular. Biz şeker ittifakı, vatan ittifakı kuruyoruz. Biz memleketin çıkarlarını savunuyoruz, onlar kendi çıkarlarını savunuyorlar."

Erdoğan'a Çorum'dan, 3 Mayıs 2014 tarihinde TRT'de, Turkiye'nin Sudan'da tarım yapmak için arazi kiraladığına dair çıkan bir haberi sorduğunu da aktaran Kılıçdaroğlu, "Yağlı tohum, pamuk, kanola gibi urunler Turkiye'ye daha ucuz gelecek. Doğru mu yanlış mı? Ben de biliyorum doğru. Bir hukumet kendi çiftçisiyle rekabet edebilir mi? Çiftçi kardeşlerime sesleniyorum; Sudan'daki vatandaşı destekliyor, seni kostekliyor. Sandıkta bunun hesabını sormak senin namus borcundur" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, iktidar yetkililerinin "Ekonomi çok iyi, tıkırında" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, hukumetin ekonomiyle ilgili neredeyse her ay bir paket açıkladığını bildirdi.

Konuyla ilgili bir araştırma yaptırdığını ve 1 Şubat 207'den bu yana 26 ekonomik paket açıklandığı sonucuna ulaştıklarına değinen Kılıçdaroğlu, "Uzun uzun teşvik paketleri, bakın ekonomi dikiş tutmuyor. Dun yine açıkladılar ekonomiyi canlandıracaklarmış. Ekonomiyi canlandırmak istiyorsan sanayiciye hukuk guvencesi vereceksin. Herkesin can ve mal guvenliği olacak" diye konuştu.

İktidarın "20 Temmuz darbesi"yle milletin ensesinde boza pişirmeye başladığını one suren Kılıçdaroğlu, OHAL'e karşı olduklarını vurguladı.

İktidar yetkililerinin her yerde "OHAL'i kaldırdık" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun yanlış olduğunu OHAL'i kaldıranın Bulent Ecevit olduğunu dile getirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "OHAL Adıyamanlı tutun ureticisinin sırtına vurulan coptur. OHAL, 10 Ekim anmasında acılı ailelere biber gazı sıkmaktır. Onbinlerce taşeron işçisine kadro vermeyip kapının onune koymaktır OHAL. İnsan hakları heykelinin etrafını koruma altına almaktır OHAL. OHAL, milli iradeye kayyum atamaktır. OHAL, zam demektir, zulum demektir. O nedenle biz OHAL'i değil, demokrasiyi savunuyoruz" ifadesini kullandı.

Ü ÇLÜ ZİRVE SONRASI YAYIMLANAN BİLDİRİ 

Geçtiğimiz gunlerde Turkiye- Rusya-İran liderlerinin Suriye sorununu goruştuklerini ve ardından bir bildiri yayımlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, DAEŞ, El Nusra gibi teror orgutlerinin sayıldığı bildiride, YPG'nin geçmediğini soyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları aktardı:

"Dunya lideriyim diyor, iki kişiyi ikna edemedin mi? 52 şehidimiz var. PYD'yi listeye koyamıyorsun. PYD'yi oraya koymaya senin gucun mu yetmedi, yoksa cesaret edip soyleyemedin mi? Sevgili Erdoğan notunu al cevabını bekliyorum, neden bunu saymadın, soyle bakalım. Dunya lideriymiş, sevsinler senin gibi lideri. Bir bildiriye bu ulkenin belası olan bir teror orgutunun adını koymuyorsan ne lideri?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarafsız olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın tarafsız olacağına dair namusu ve şerefi uzerine yemin ettiğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, şoyle konuştu:

"Namus ve şeref bu kadar ucuz mudur? Özellikle doktor arkadaşlar duymasınlar, zata tabi bir Kılıçdaroğlu hastalığı belirmiş. Ben olmazsam konu yok Turkiye'de. Çunku dertleri benim dışımda dile getiren yok. Bu ulkede milyonlarca mağdur var, esnaf, çiftçi rahatsız, yatırım yok, binlerce işsiz var. Bunları soyleyince 'siz doğruları soylemiyorsunuz.' Hangi doğruyu soylemiyoruz. 'KHK ile istihdam sorunu çozulmez' diyor. KHK ile çozulmuyorsa, TOBB Başkanı'na o talimatı niye veriyorsun? O almıyorsa demek ki kimse seni takmıyor. Kimse seni takmıyorsa, sen lidersin çıkar bir KHK, kimse seni takmıyorsa 'ya bir işçiyi alırsın ya seni hapse atarım' de. Garibanı atıyorsun."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Gucun yetiyorsa faizleri duşur KHK'larla." dediğini hatırlatarak, "KHK'larla faiz inmezmiş. Ben de biliyorum. Nasıl iner? Üretimle iner, o zaman faiz de duşer. İhracat da artar, dış ticaret fazlamız olur. Ama senin bunları anlama yeteneğin ve kapasiten yoksa gunah bende değilki" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Ömrunde devletten aldığı maaş dışında tek kuruş kazanamamış adam" diyerek kendisini ovduğunu belirten Kılıçdaroğlu, kendisinin sadece devlette memuriyet yaptığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, şoyle dedi:

"Turkiye Cumhuriyeti Devleti butçesinden sonraki en buyuk butçeyi yonettim. Butun hayatımı incelediler, butun teftiş kurullarını gonderdiler, bir tek kuruş yolsuzluk bulamadılar, bulamazsınız. Bizim Man Adası'nda şirket kurmak gibi bir ahlaksızlığımız olmaz. Bizim çocuklarımız, evlatlarımız, amcalarımız, dayılarımız 15 milyon dolarlık ticareti 1 sterlinlik şirketle yapmazlar. Yaparlarsa da Kılıçdaroğlu soru sorar 'bunun vergisini odediniz mi?' diye. Sen o soruyu bile soramazsın. Bu ulkede vergi vermemek için Man Adası'nda şirket kuranların arkasında duruyorsun. Sen beni anlayamazsın. Beni anlaman için yuksek ahlak sahibi olman lazım."

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kendisi gibi mal varlığını kalem kalem internet sitesine koymasını talep etti.

Başbakanlığı doneminde Erdoğan'ın bir gazeteye verdiği demeçte, "Ticaret yapmazsam geçinemem" dediğini, yine o donemlerde Almanya Başbakanı Gerhard Schroder'e kaç lira aylık aldığını sorduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Schroder, '15 bin euro alıyorum' demiş. 'Benim aylığım 3 bin euro' diyor. Sen butun ticareti sonlandır, adam gibi otur, bu ulke sana 15 bin euro istiyorsan 15; 50 bin euro istiyorsan 50 bin euro verir. Yeter ki ahlaklı ol. Libya liderinden 250 bin dolar insan hakları odulunu aldı. '250 bin doları insan hakları için çalışan sivil toplum orgutlerine bağışlayacağım' dedi. Ben de 50 sefer sordum nereye bağışladığını. Tık yok. Niye yok? 250 bin dolar cebine indir diye verilmedi sana. Turkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğun için verildi sana. Ben de sana soruyorum, hangi sivil toplum orgutlerine verdin? Tık yok. Aslında Erdoğan'ın hangi amaçla o sozu soylediğini 3 aşağı 5 yukarı biliyorum. Benim zekamı ve becerimi alay konusu yapmak istiyor. 'Devletten aldığı maaşla anca geçiniyor, bu Turkiye Cumhuriyeti'ni yonetemez.' O algıyı kendine gore yerleştirmek istiyor. Bir şeyin altını ozenle çizmek isterim, devlet hizmetinde olanlar için maaşın dışında, para kazanmanın sebebi zeka duzeyi ve beceri değildir. Ahlaktır, devlet adamlığıdır, beytulmala sadakattır. Devlet yonetiminde garip gurebanın hakkına el uzatmamak vardır, devlet yonetiminde tuyu bitmemiş kişinin hakkını yersen ve bununla da ovunursen o ulkede ahlak, inanç çokmuş demektir. Erdoğan son olarak bir şey daha soyledi, 'Bay Kemal, sen er meydanına gelmezsin' diyor. Çok şukur nihayet boyle bir davet geldi. Sevgili Erdoğan sana çok açık ve net bir çağrı yaptım. Sen 'er meydanına gelmezsin' diyorsun bana. Er meydanının tespitini sana bırakıyorum, er meydanını tespit et, gelmeyen şerefsizdir."