Özet (TL;DR) @ 2018-04-09 09:05:12.650026: Oxford’a bursla girebilecek kadar zeki, aynı zamanda hem beyazperde hem de gerçek hayatında son derece eğlenceli biri o... Şimdilerde BBC One için çektiği “A Very English Scandal” dizisiyle adından…
◊ İngiliz oyuncu ve yazar Julie Walters, tum aktorlerin sinsi ve kotu insanlar olduğunu soyluyor, siz ne dersiniz?
- Evet, ne kadar da doğru soylemiş. Berbat insanlarız (guluyor). Aktorler hakkında soyleyebileceğim tek bir pozitif şey bile yok. Bizde engellenemeyen oldukça yalın kendine karşı hayranlık duygusu var çunku...
◊ Önumuzdeki aylarda mini diziniz "A Very English Scandal" yayınlanmaya başlayacak. Yeni jenerasyona İngiltere'nin en buyuk politik skandallarından birini anlatacaksınız. O yapımla ilgili neler soylemek istersiniz?
- Çok şık ve zarif bir iş oldu. John Preston'ın aynı adlı kitabından televizyona uyarlandı. Kitap, skandalı hem doğru anlatıyor hem de olayın içindeki kara komediyi o kadar guzel gosteriyor ki... Zaten o yuzden uzun sure en çok satanlar listesinde kaldı.
◊ Skandal, bir Avam Kamaras ı uyesine karşı yapılan en ciddi suçlamayla ilgili. Detayları paylaşmak ister misiniz?
- Jeremy Thorpe hikayesini bilenler vardır eminim... Thorpe 60 ve 70'li yılların İngiltere'de one çıkan liderlerinden biriydi. Ülkenin uç buyuk partisinden biri olan Liberal Parti'nin başkanıydı. Çok iyi eğitim almış, iyi giyinen, karizmatik, hazır cevap, espri kabiliyeti yuksek, gizli homoseksuel bir politikacıydı. O yıllarda gay olmak suç olduğundan bunu gizli tutmak zorundaydı. Dizi, genç ve yakışıklı bir adamla yaşadığı gizli gonul ilişkisinden sonra Thorpe'un hayatındaki değişimleri anlatıyor.
ACEM İ KATİL GİZLİ SEVGİLİ YERİNE KÖPEĞİNİ VURDU
◊ Nas ıl yani?
- İlk yılında son derece romantik bir ilişkiydi yaşadıkları... Thorpe zaman geçtikçe sevgilisinin tutarsız bir yapısı olduğunu fark etmeye başladı. Kariyerinin zarar gormemesi için de ondan uzaklaştı. Fakat bu eski sevgili 16 yıl boyunca Thorpe'un yakasından duşmedi, rahatsız etmeyi surdurdu. Thorpe, herkese Liberal Parti'nin başkanı ile homoseksuel ilişki yaşadığını anlatan ve başına bela olan bu adamdan kurtulmanın tek yolunun onu oldurtmek olduğuna karar verdi.
◊ Sonra?
- Beceriksiz, amator bir kiralık katil tuttu. Adamın çok eski bir silahı vardı. Silah tutukluk yapınca beceriksiz katil, adam yerine yanlışlıkla kopeğini vurdu! Anlayacağınız cinayet planı bir felaketle sonuçlandı. Skandal yayılmaya başladı ve o zamanlar yuzyılın skandalı olarak nitelendirilen dava boylece başlamış oldu.
◊ Nas ıl sonuçlandı o dava?
- Sonunda Thorpe tum delillere rağmen suçlu bulunmadı. Dava sırasındaki detayları vermeyeceğim, dizide izlesin artık okuyucular (guluyor). Bu kadar açıklama yeter sanırım...
SEV İŞME SAHNELERİNİ YÖNETMEN YUMUŞATTI
◊ Dava ile ilgili sizin g oruşunuz nedir?
- Benim goruşum bir yana, Thorpe'u bizzat tanıyanların goruşlerini paylaşmak isterim. Çekimlere başlamadan Thorpe'un hayatta kalan çalışma arkadaşlarıyla tek tek buluştum. Bazıları onun sineği bile incitemeyeceğini, dunyanın en kibar insanlarından biri olduğunu, cinayete azmettirmesinin mumkun olmadığını soyledi. Bazıları da içinde fırtınalar kopan, zalim, hırslı ve tuhaf şekilde kendini beğenmiş biri olduğunu iddia etti.
◊ Sevgilinizi Ben Whishaw oynuyor de ğil mi?
- Evet.
◊ Duydu ğuma gore oldukça ateşli sahneleriniz varmış...
- Var. Aslında senaryoda yazılandan biraz daha yumuşak sahneler oldu. Yonetmenimiz bir parça azaltmak istedi.
◊ Zorland ınız mı o sahneleri çekerken?
- Cesaret isteyen sahnelerdi. İşin garip tarafı Ben Whishaw, Paddington'ın da (2014 yapımı animasyon filminin baş karakteri olan ayı) sesiydi. O sahneleri çekerken Paddington ile vahşice seks yapıyormuşum gibi hissettim!
SOSYAL MEDYA KULLANAN YILDIZLARI ANLAMIYORUM
◊ Her karakter, oyuncuya bir şeyler katar. Jeremy Thorpe'tan size kalan neydi?
- Thorpe muazzam bir klasik muzik hayranıydı, hatta uzman sayılabilecek donanıma sahipti. Bense normal insanlardan daha az muzik dinleyen biriyim. Hatta ABBA dışında kimseyi dinlemeye tahammulum bile yok! Ama bu proje için klasik muzik dunyasına dalmam gerekti. Arabamda hatta karavanımda klasik muzik dinlemeye başladım. Klasik muzik hoşuma gitti diyebilirim.
◊ R oportaj başlamadan once bu proje hakkında "Maalesef televizyon işi" dediniz. Neden?
- Ben sinemanın buyusunu sevenlerdenim. Ama ne yazık ki son 20 yılda sinema hızla cazibesini kaybetti. Filmlerin çoğunun bilgisayarla yapılıyor olması, sinema salonlarının kuçulmesi, promiyerlerde smokin giyilmemesi ve daha birçok şey beni uzuyor. Hele sosyal medya kullanan film yıldızlarına hiç anlam veremiyorum. Oyuncu gizemli kalmalı, erişilmez olmalı, ozel hayatını paylaşmamalı. Bunlar benim fikirlerim tabii, ister kibirli desinler ister saçma ama boyle duşunuyorum.
◊ Uzun zamand ır sektordesiniz, teknolojinin ilerlemesiyle gelen değişim sizi nasıl etkiledi?
- Yeşil odaya girip hiçbir şey gormeden oynamak kolay gelmiyor. Bilgisayarda yaratılan karakterlerle oynarken, etrafınızda bir suru insan dolaşıyor. İşin teknolojik kısmını onlar hallediyor. Özetle bana set olmadan yeşil odada rol yapmak garip geliyor.
T ÜM KIRMIZI HALI RÖPORTAJLARIMI KELEPÇELİ VERMEK ZORUNDA KALDIM
◊ " Notting Hill " en sevdiğim filmlerinizden. O filmin bir sahnesinde gazeteci numarası yapıyordunuz. Merak ettim, basın mensuplarıyla yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınız var mı?
- Olmaz mı, hem de çok fazla... Ama en unutamadığım, Amsterdam'da bir filmin promiyerinde yaşadığımdır. Oldukça uzun bir halıydı. Biliyorsunuz kırmızı halı boyunca roportaj veriyoruz. Daha kırmızı halıya yeni girmiştim, arkalardan bir kadın çığlık çığlığa "Lutfen lutfen bir soru sormama izin ver" diye bağırmaya başladı. Bir yandan da one geçmeye çalışıyordu. Ben de içimden "Ne kadar harikayım, karşılamaya bakar mısın?" filan diyorum. Guvenliklere "İzin verin gelsin" dedim. Kadın gelir gelmez ben daha ne olduğunu anlamadan elindeki kelepçeyi bileğime geçirdi. Kelepçenin diğer kısmı da ona takılıydı ve anahtarı yoktu. Amsterdam'da bir radyoda programcıymış, ilgi çekmek için boyle bir yol duşunmuş. Tum kırmızı halı roportajlarımı o kadın yanımda dikilirken kelepçeli vermek zorunda kaldım. Sonra kelepçeyi kesmek için bir ekip geldi.
◊ Tutukland ı mı peki kadın?
- Umarım. Kelepçeden kurtulur kurtulmaz arkama bile bakmadan uzaklaştım.
SEKS ÜEL AÇIDAN SiCiLiM TEMiZ DEĞiL
◊ Gelelim sekt oru kasıp kavuran cinsel taciz olaylarına... Bu tur olaylar hep kadınların mı başına geliyor? Siz hiç boyle bir durumla karşılaştınız mı?
- Kariyerimin başında, ilk birkaç işimi fiziksel olarak beni beğendikleri için aldım. Öyle olduğunu duşunuyorum. Ama sadece bizim sektorde değil, başka sektorlerde de oluyor benzer durumlar. Kartlarını iyi oynamak zorundasın. Yanlış anlaşılmasın, bana bir şey yapılmasına asla izin vermedim ama havada oyle bir koku vardı. Beğenilmek cast'a girmemde etkili oldu ama kimse bunun otesine geçemedi.
◊ Cinsel tacize kar şı kadınların başlattığı hareket hakkında ne duşunuyorsunuz?
- Taciz haberleri en hararetli donemindeyken, cinsel taciz hakkında ahkam kesmek istemedim, çunku seksuel açıdan sicili temiz biri değilim. Ama benim de goruşum kadınların savunduğundan farklı değil. Tecavuz ve cinsel taciz, cezalandırılması gereken ağır suçlar, asla kabul edilemez.
◊ Sicilim k otu diyorsunuz ama sizinki tamamen farklı bir durumdu.
- Elbette faklı ama vaaz vermek de istemedim.
O ÖLÜMCÜL DENEYiMDEN SONRA DUBLÖRLERE GÜVENiMi KAYBETTiM
"80'li yılların başında bir TV filmi yapıyordum. Konusu 17. yuzyılda geçen bir iş. Uzun sure kılıç eğitimi aldım. Çekimler başladı ve ilk sahnelerden birinde olumcul bir kaos yaşandı. Defalarca prova yapmış olmamıza rağmen yonetmen 'kayıt' dediği anda herkes koreografinin dışına çıktı, kılıçlarını rastgele sallamaya başladı. Öldurucu bir deneyimdi. O filmden sonra dublorlere olan tum guvenimi kaybettim. 'Bridget Jones'un Gunluğu'nde dublor istemememin sebeplerinden biri de o deneyimdi. Colin Firth ile iki normal insan gibi kavga etmek istedim."

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.