Özet (TL;DR) @ 2018-04-07 14:50:28.888363: Şarkılarının en karanlık hallerini “Koyu Antoloji” albümünde yorumlayan Teoman, bir sürpriz çalışmayla daha karşımızda. Ünlü rock’çı, “Faso Fiso” adlı kitabında çocukluğunu en saf, gençliğini ve…



◊ "Koyu Antoloji"nin ardından bir de bu kitabı okumak ilginç bir deneyim oldu. Karanlık, sıkılmaktan korkan, ne istediğini bilen bir Teoman'ı tabiri caizse çırılçıplak haliyle gozler onune sermek nasıl hissettirdi?

- Aslında "Koyu Antoloji" ile bu kitap benim derleme-toparlama meselesine kafayı takmamdan çıktı. Fakat ikisi, bakış açısı olarak birbirlerine tamamen zıt. Şarkılarımı yaptığım zamanlardaki ruh halim çok içe donuk. Şarkılarım dunyayı negatif algıladığım bir yerden çıkıyor. Kitap ise daha "light" bir bakış açısıyla yazıldı. Geçmişe gulumseyerek bakmak istedim. Beni sevenlerin de oyle okumasını amaçladım. Kuçuk detaylar anlattım onlara.

AKLIM BE Ş KARIŞ HAVADAYDI

◊ Çalışkan bir oğrenciyken, lise itibariyle rock star olacağım diyorsunuz. Oluyorsunuz da. Şimdi donup baktığınızda o Teoman'a ne demek isterdiniz?

- O sozu çok ciddiye almamak lazım, çunku benim için o zamanlar rock star olmak, sadece bir rock grubunda olmak demekti. Bugunu hayal ederek soylemiyordum o sozleri. Yine de o zamanki Teoman'a, iyi bir meşgale bulduğunu soylerdim. Mesleğim dunyanın en eğlenceli işlerinden biri.

◊ Her zaman okula daha fazla zaman ay ırmak istiyor ama hep başka noktalara kayıyorsunuz. O doneme dair en buyuk pişmanlığınız neydi?

- Birçok işi bir arada yapmaya çalışıyordum o sıralarda. Hem muzisyen olmaya, hem okuldan atılmamaya çalışıyordum. Zamanımın onemli bir bolumunu de eğlenceye ayırıyordum açıkçası. Ama okul soz konusu olduğunda, iyi bir oğrenci olmadığıma biraz yanıyorum. Kim bilir neler kaçırdım. Ne yapalım, aklım beş karış havadaydı.

◊ Kitap sayesinde Erdal Eren 'in kuzeniniz olduğunu oğrendim. O donemi nasıl anımsıyorsunuz?

- Aslında yengemin yeğeni, kuzenim değil. Evde konusu çok geçerdi, asılacağı konuşulurdu. Annem de ailesi için çok uzulurdu. Beynime çok kazınmıştı o zamanlar Erdal. Gazetelerden takip ediyordum, endişeleniyordum onun için.

KEND İMİ HİÇ YAKIŞIKLI GÖRMEDİM AMA  İDARE EDERİM

◊ Kitapta bir de "Kontrol manyağı bir obsesifim" diyorsunuz, hatta yuz yuze roportaj vermekten de sıklıkla kaçınıyorsunuz. Ama gece gezmesinde sizi çekenlere rahatlıkla demeç veriyorsunuz. Nedir bu çelişki? Sizinle gece mi konuşmalı?

- Hayır, seçtiğim yolla kendimi daha iyi anlatıyorum sadece. Yaptığım işi doğru tarif etmek istiyorum. Kaldı ki gece gezmelerinde demeç filan vermiyorum, başlıkları kendileri atıyorlar.

◊ Sezen Aksu 'nun vaktiyle size yonelttiği "Ulan sen de kendini yakışıklı olarak yutturdun ya" lafına katıldınız mı o zaman? Yoksa içine kapanık, kadınlar konusunda başarısız Teoman'ın imajı mıydı sadece "yakışıklı ve romantik adam" olmak?

- Katıldım Sezen'e. Ben kendimi yakışıklı filan gormuyordum ki zaten, eskiden de, şimdi de. İdare ederim diye duşunuyordum. Hala oyle fikrim.

KİŞİLİĞİMİN BABALIKLA ÇATIŞAN TARAFLARINI

DE ĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUM

◊ Eski e şiniz Ayşe'ye olan aşkınız goz yaşartıyor. Kitapta "A." diyorsunuz ona. Unutulamayan bir aşk ve araya giren kadınlar. Nasıl oluyor da kitaptaki adıyla A. sizinle evleniyor?

- İnsan gerçekte olan bazı olayları anlatmaya çalışınca, romanlardaki gibi anlatamıyor. Hayatta işler daha garip yuruyor. Evlilik surecim, ben ve etrafım için çalkantılı bir donemdi deyip bitireyim konuyu.

◊ O de ğil de neden bu kadar karamsar Teoman Yakupoğlu? Neden "Bir daha babayı aşık olur" diyorsunuz?

- Bahsettiğiniz lafların geçtiği bolum, ozel bir bolum. O yuzden kitabın arkasına yerleştirdim. Genel halimi değil, berbat bir konser gunumu anlatıyor. Psikolojik olarak çok kotu olduğunuz bir anda, konsere nasıl çıkacaksınız? O anları anlatmaya çalıştım. Aynı zamanda sahne korkusunu. Sahneye, muziğe, seyirciye nasıl yabancılaştığınızı. En dışa donuk halinizle sahneye çıkmak zorundayken, yapayalnız hissetmeyi, içe kapanmayı vs... O ruh halindeyken de "Bir daha da babayı aşık olurum" denir bence.

◊ K ızınız hayatınızda neleri değiştirdi ve neden onun için değişmek istiyorsunuz?   

- İyi bir baba olmak istiyorum, o yuzden de bazı kişilik ozelliklerimi değiştirmek istiyorum. Özgur hayatım oldu benim ve geç baba oldum. Şu anda da kişiliğimin babalıkla çatışan taraflarını değiştirmeye çalışıyorum.

◊ Bir gece Discorium çıkışında paparazziye yumruk atmanızın ardından halk kahramanı ilan edildiğinizi anlatıyorsunuz kitapta. Yine o donem verdiğiniz bir roportajda "Korumam olsa onları korurdu" demişsiniz. Ne istiyorsunuz paparazzilerden? - Bir şeyi vurgulamak isterim, o donemdeki paparazziler ile şimdikiler arasında dağlar kadar fark var. Şimdikiler çok efendi çocuklar. Eskiden sizi çileden çıkarmak için her şeyi yaparlardı, sonuçta da siz suçlu olurdunuz. Kışkırtırlardı ciddi ciddi. Ama bir taraftan da çok kızmıyordum onlara, onemsiz olaylardı genelde.

BIRAKIN DA ARADA B İR DIŞARI ATAYIM KENDİMİ     

◊ Kitap bitti ğinde bir tek soru vardı aklımda: Teoman nasıl mutlu olur?

- Geçen gun eski karımla birlikteydik, ben yine somurtmuşum, dalıp gitmişim. "Neler duşunuyorsun yine?" dedi. Ben de "N'apcam ya ben hayatta?" dedim ona. Yıllardır aramızda espri, ama ben gerçekten o konuyu duşunuyordum. Guldu halime.

◊ G unun sonunda yine gecelerde olan, gorunur bir Teoman'la karşı karşıyayız. Bu kez neye kızgın ve ne kadar yalnız?

- Çok buyuk fark var aralarında. Şimdi keyfim yerinde ve daha duzenli yaşıyorum. Bırakın da arada bir dışarı atayım kendimi.

BU İŞİ NEDEN YAPTIĞIMI HÂLÂ SORGULUYORUM

**◊ M uziği bırakma kararından once korkunç bir depresyondaymışsınız. Peki ne oldu da "Ben bu işe aşığım" deyip geri dondunuz?

- "Ben bu işe aşığım" demiyorum ki. Ayrıca da surekli sorguluyorum bu işi hala neden yaptığımı. Bazen çok saçma geliyor. Bir taraftan da çalışmazsam hiçbir işe yaramayacağım diye korkuyorum.

Hi çbir hayali olmayan, eski yazdığı şarkıların ruzgarıyla pozisyonunu koruyan, inançsız ve tembel biri olduğunuzu duşunmuşsunuz bir ara. Bu fikirden uzaklaştınız mı sonunda?

- Orada aşırı dramatize etmişim. O fikirden çok uzaklaşmadım ama daha normal ifade edecek kadar sakinim. Bunca yıllık çalışmadan sonra tembelleşmenin çok da acayip olmadığını soyluyorum.