Özet (TL;DR) @ 2018-04-07 14:50:03.999723: Haziran 2016’nın son günleriydi... Masörü, karnının sol tarafında bir şişlik fark etti. Oysa ne ağrısı ne de başka bir sağlık sorunu vardı. Usta müzisyen Fatih Erkoç, içindeki şüpheyle hastanenin…
Daha once hiç gunluk tutmuş muydunuz?- Ara sıra yazdığım gunlukler ve kısa yazı denemelerim oldu. Bir ara hayat hikayemi kaleme almaya çalıştım fakat bitiremedim. Yazmak, insanı sağaltan bir eylem. Ancak gunluk tutmamın asıl nedeni, bu tur bir hastalığa yakalananlara moral takviyesi yapabilmekti. Biliyorsunuz, milyonlarca hayranı oluyor sanatçıların. E beni de iyi bir adam olarak tanırlar genelde; boyle olunca, yazdıklarımı kaale alıp, kitapta anlattığım çizgide morallerini duzelteceklerine inanıyorum. Bu hastalığa yakalananlardan bir kişi bile sayemde moral bulursa, benim mutluluğum olacak, bana ilaç gibi gelecektir. Zaten muzik yaşamım boyunca da dinleyicimi mutlu kılmak boynumun borcu oldu.
Y ıllarca her şeyi kafanıza takarak yaşamanın sizi kanser yaptığına inandığınızı belirtiyorsunuz. Hatta "Belki de ben çağırdım" demişsiniz...
- Evet, hep çok farklı şeylere kafamı taktım. Beni en çok uzen şey gurultu oldu. Apartmanda, ust veya alt kattaki komşulardan gelen gurultulere maruz kalmanın, masa-sandalyeleri futursuzca itip çeken, binada başka kimse oturmuyormuşçasına vurdumduymaz komşuların bende yarattığı sinir... Arabamla seyir halindeyken onume denk gelen çop kamyonunun etrafa yaydığı kokuyla beni deli etmesi... Teknemde sessiz sakin otururken, kıyıdan gelen demir kesicilerin çıkardığı urkutucu ses... Bir koyda dinlenirken, gunluk teknelerin avaz avaz çaldığı duğun havalarının cızırtısının beynimde ve ruhumda yarattığı travma... Kafama takıp sinir olduğum olayların daha nicelerini sayabilirim ama sanırım bu kadarı açıklamaya yeterli olur.
15 Temmuz 2016 'da "Galiba herkes hasta..." şeklinde kısacık bir not almışsınız.
- 1992'de 'Oynatmaya Az Kaldı' adında bir şarkı yazmıştım. Orada guzel bir kız yuzunden çıldıracağımı anlatıyordum. Aslında o kızdığım şey, guzel bir kız değildi, İstanbul'un trafiğiydi. Şarkıya daha uygun olsun diye olayı bir kıza bağlamıştım. 1992'de oynatmaya az kalmıştı ama bugun artık çoktan oynattığımızı duşunuyorum. Yeni albumumdeki bir şarkımda, "Kocaman bir tımarhanem var, içinde yedi milyar hasta" diyorum. Bu çıldırma salt Turkiye'de değil, tum dunya çıldırdı, gormuyor musunuz? 15 Temmuz darbe girişimi olduğunda da aynı şeyi duşundum. Kendi insanına ateş etmek! Kitabımda da dediğim gibi, bence en olumcul olanı ruh kanseri. Kanser vucuttan atılır ama can çıksa da huy çıkmaz misali o kotu hucreler ruhtan atılmıyor. Bunun ilacı yok. Bu yuzden yeter ki kirlenmeyelim, ruhumuz kanser olmasın.
Te şhis konduktan son testlerin tertemiz çıktığı aşamaya kadar, uzunca bir sure kanserden hiç bahsetmemişsiniz. Sahne ve tekne rutinini bozmamak kadar kanserden bahsetmemek de iyileşmenize yardımcı olmuş mudur?
- Evet, tam da soylediğiniz gibi. Kotu duşunup konuşmak ya da iyi duşunup konuşmak... Olmak ya da olmamak misali... Bırakın hastaları, olumsuz duşunce ve konuşmanın sağlıklı insanları bile olumsuzlaştırdığını gormuyor muyuz? Gerçi ben de "Yedi milyar hasta" derken pek olumlu değilim, tabii. Ama hayatıma kaldığım yerden devam etmek zorundaydım.
Eski ve yeni Fatih Erko ç arasında ne fark var?
- Artık eskisi kadar sinirlenmiyorum. Önume çop kamyonu çıkmıyor, çok daha mutluyum ve hayata daha iyi bakıyorum. Hayata guzel bakınca ve hayatın getirdiklerini kabul edince, ustelik bir de kanser atlatmışsanız yeniden doğuyorsunuz ve yaşamın verdiği nimetleri gorerek, gerçek anlamda yaşamaya başlıyorsunuz.
K İTAPTAN...
26 Temmuz 2016
Kemoterapinin vucutta yarattığı travmanın yanı sıra ruhumda yarattığı travma da bir o kadar onemli. Bunun en kotu yanı sizi sahnede yakalaması ve feci biçimde halsiz bırakması. Sahnedeyken kemoterapi ilaçlarından dolayı halsizlik geldiğinde bu hiçbir şeye benzemiyor. Duşunun, şarkı soyleyip insanları eğlendireceksiniz ama kolunuzu kaldırmaya bile mecaliniz yok! Bu nasıl bir şey! İnsan o anlarda içinden "Ölsem de bu durumu yaşamasam!" diye geçiriyor. (....) Programın sonuna doğru bir ara sanki sahneden aşağı duşecekmişim gibi geldi. Bazı yuksek notalar içeren şarkıları soylerken başım dondu. 'Ya gerçekten sahneden aşağı duşersem, n'aparım!' duşuncesi, şarkıların sozlerini de karıştırmama neden oldu bazen. Dort ya da beşinci şarkıda 'Adagio'yu soyledim. 'Adagio' çok yuksek perdeden soylenen, sesi ve nefesi yoran, zor bir şarkı. Şarkının finali de epey tizlerde biter. Tam final notasını soylerken neredeyse bayılacak gibi oldum. Az daha nefesim yetmeyecekti ve neredeyse sahneden duşecektim. Duşunsenize insanların ustune duştuğumu! İçki şişeleri, kadehler, bardaklar, meyve ve kuruyemiş tabakları, kullukler hepsi yerlerde... Belki dinleyicilerden bazıları da... Hepsinin ustunde de ben! Ve buyuk olasılıkla da kendimden geçmiş olarak!

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.