Özet (TL;DR) @ 2018-04-07 14:49:22.396887: İstanbul’un köyleri arasında en hikâyelilerden biri Cumhuriyet. Giderseniz kendinizi sadece mangala, pikniğe kaptırmayın; belgesel tadında bu öyküleri dinleyerek yakın tarihte bir tura çıkın.



Cumhuriyet, sen çok yaşa! ÜMRANİYE'DEN 138'E
BİNDİK

Galip Özturk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin onundeki son durakta inip koy meydanına yuruyorum. Koy kahvesi en sevdiğim yer. Başta yadırganıyorum hep ama şaşkın bakışların yerini kısa surede muhabbet alıyor. Çunku insanlar yaşadıkları yere ilgi duyulmasından, hayatlarını anlatmaktan hoşlanıyor.

Cumhuriyet, sen çok yaşa ÜMRANİYE'DEN 138'E
BİNDİK

Kahvenin sahibine selam verip biraz konuşmak istediğimi soyluyorum. Ne doğru yerdeymişim meğer! Kahveci Mehmet Çoker (66), bu koyun ilk sahiplerinin torunu çıkıyor."Eskiden burada Harry Ackerman isimli bir Yahudinin çiftliği varmış. 1928'de dedemle iki arkadaşı Bulgaristan'da her şeylerini satıp burayı 55 liraya, o Ackerman'dan almışlar. Çok buyuk paraymış o zaman, İstanbul'da çok yer alırmışsın. Dedem Mehmet Ağa'yla iki kardeş Fevzi Ağa ve Mustafa Ağa kurmuş işte bu koyu" diye biraz anlatıyor.Kahvenin omru de Mehmet Abi'nin yaşı kadar. Babası işletiyormuş, sonra ona kalmış. Dedesinin resmini de gosterdikten sonra, "Aslında bu işleri benim biraderler bilir, sen git Beyaz Bahçe'ye, onları bul" diyor bana. Emir buyuk yerden, yola duşuyorum. Beyaz Bahçe, 33 yıllık bir işletme. Şu an koyun her yerini saran mangalcı, kafe, kır duğunu mekanlarının ilki. Ahmet Çoker'le (55) konuşmaya başlıyoruz."Burası Kılıçlı Koyu'ne bağlı Aminos Çiftliği'ymiş. 1928'de dedemler alıp adını Çavuşlu Çiftliği yapıyorlar. Akrabalar geliyor Bulgaristan'dan. 1937'de Ataturk, Polonezkoy'u ziyaret ediyor. Yanındakiler 'Az ileride Bulgaristan goçmenlerinin çiftliği var' deyince buraya da geliyor. 100-150 kişi olmuş o ara nufus. Çiftçilik, hayvancılık, orman işleri yapıyorlar. Ataturk buranın bir proje koy yapılmasını istiyor, adını da Cumhuriyet koyuyor. Okulu, camisi yapılıp buyuyor."

90 y ıllık tapu bilmecesi

Peki abisi Mehmet Bey'in anlattığı davalar ne? O kısımlar biraz karışık işte: "Dedemler ormanlarıyla birlikte yaklaşık 18 bin donum araziyi 55 liraya aldıklarında bir Osmanlı tapusu da alıyorlar. Fakat Bulgaristan'da sattıkları 35 hanenin butun malvarlığı, takılar, altınlar, hepsini yatırmalarına rağmen butun parayı toplayamıyorlar. Harry Ackerman dedeme 'Ben yurtdışına yerleşeceğim, tapuyu Ziraat Bankası'na ipotek ettirelim, siz borcu oraya odeyin' diyor. 35 aile başlıyor çalışıp odemeye ama seneler geçiyor, buyuk kısmı odense de borç bir turlu bitmiyor. Ataturk ziyaret ettiğinde dedemler durumu anlatıyorlar.

Atat urk borcun silinmesi için emir veriyor."

Ben, sonrasında işler yoluna girdi herhalde diye duşunurken hikaye daha da karışıyor. Ahmet Bey'in anlattığına gore koyde bir 'muallim' dışında okuma- yazma bilen olmadığı için, devletten gelen ve "Gelin, tapunuzu alın" diye ozetlenebilecek belgeler, "Acaba borç ustune borç mu bindi, silinmedi mi" şuphesiyle alınmıyor. Bir vakit sonra İsmet İnonu, "Orman arazileri, tapuları olsa da devletin malıdır" diyor ve tapuların ormana dahil bolumleri geçersiz oluyor. Aralarda olanlar film gibi ve uzun. Ziraat Bankası'ndan tapularını alıp yeni Turkçeye de çevirtiyorlar ama belirsizlik devam ediyor, bir istimlak bedeli bile alamadıklarını soyluyorlar. Koyun arazileriyle ilgili 40 yıldır suren davalar var.

Gelelim Beyaz Bahçe'ye... Çoker ailesi 33 yıl once Polonezkoy'deki hareketliliğe ozenip açmış burayı. İlk dort-beş yıl, doğru durust gelen olmamış ama sebat etmişler. 90'ların başında piliç çevirme modası çıkınca boyle bir yere donuşturmuşler. "Önce tavukçu olarak tanındık. Sonraki yıllarda talebe gore buyuduk. 17 yıl once duğun işlerine girdik. Mayısla ekim sonu arası duğun, kına, bekarlığa veda partileri için doluyuz hep. Bizden 15 yıl sonra her yer işletmeyle doldu. 10 yıl once bir de butik otelimiz oldu. Dizilere, filmlere gunubirlik kiralama da yaptık" diyor Ahmet Bey.

Cumhuriyet, sen çok yaşa ÜMRANİYE'DEN 138'E
BİNDİK

Mehmet Çoker, aile buyuklerinin fotoğraflarıyla...

Kim bu 'Ressam Mehmet'?

Meydana donup Cumhuriyet Market'e giriyorum. 42 yaşındaki Recep Civelek, koyun çoğunluğu gibi Trabzonlu. Goçmenler çoktan satıp savıp gitmişler. Babası 1970'te koye yerleşen Recep Bey, "Başka yerde oturmayı duşunmedim. Trabzon'a bile gitsem uç gunde ozlerim. Huzurlu bir yer. En son 1976'da bir vukuat olmuş, başka duymadım ben" diyor.

Cumhuriyet, sen çok yaşa ÜMRANİYE'DEN 138'E
BİNDİK

Cihangir F ırçasıguzel, 'Ressam Mehmet'in torunuRecep Bey'in dukkanı Ressam Mehmet Caddesi'nde. Peki o kim? Soruşturuyorum. "Adı Mehmet Fırçasıguzel. 1992'de oldu. Oğlu emekli suvari binbaşı Ertuğrul Bey. Torunu da şuradaki Bamboo Cafe'yi işletiyor" diyorlar.Karşımda Cihangir Fırçasıguzel (54) var. "Dedem Selanik goçmeni. Şehzadebaşı'nda oturuyorlarmış. Bu koye gezmeye gelip uzum yemiş. O uzumun tadı, bu koy çok hoşuna gidince 18 yaşında yerleşmiş. Değirmencilik yapmış. İlk camiyi o yaptırmış. Bu arazi de ondan kaldı. Sert bir adammış. Ben en buyuk torunuyum ama optuğunu hatırlamam hiç. Arada koklardı" diyor.

Dedesinin kıl testeresiyle oyarak yaptığı gramofon kutusu orada duruyor. Ama resimlerinden, çinkodan kalıplarla yaptığı işlerden kalmamış hiç. Cihangir Bey'in maketlerinin de bulunduğu mekanın, kahvaltıda servis edilen, 'kırbika' isimli bir spesiyali var. Kahvaltı 40 TL.

K oyun sanat kalesi

Cumhuriyet Koyu'ne gelip unlu heykeltıraş Mehmet Aksoy'un meşhur 'Bocek Ev'ine uğramamak olmaz. Üstunde "Taş taşırım, laf taşımam" yazan vincin ortasında durduğu bahçeye ilerliyorum ama Aksoy'u bulacağımdan umutlu değilim. Çunku geçen yaz, 18 yıldır yaşadığı Cumhuriyet'ten taşınıp Ege'de bir heykel akademisi kuracağını okumuştum.

Cumhuriyet, sen çok yaşa ÜMRANİYE'DEN 138'E
BİNDİK

Ama işte gunun en guzel surprizi karşımda. Bahçede mermerleri biçimlendirirken, çalışırken buluyorum Aksoy'u. "Gitmemişsiniz, çok sevindim" diyorum. "Egeliyim, oradaki denizi, iklimi seviyorum ama burası da Cumhuriyet Koyu'nun heykel cumhuriyeti" diyor. Bu atolye aynı zamanda Aksoy'un işlerinin sergilendiği bir açık hava muzesi. Boyle bir planı da varmış zaten. "Önumuzdeki seneye doğru olur" diyor. Biz konuşurken Antakya için Özgurluk Anıtı ve Daphne-Apollon heykeli ustunde çalışıyor. "Bir de 'Kendini Doğuran Adam' heykelim var uzerinde uğraştığım" diyor. Koye giderseniz ziyaret etmeden geçmeyin.