Özet (TL;DR) @ 2018-04-07 14:49:14.697461: Davranışsal ekonomi ve oyun teorisi uzmanı Prof. Eyal Winter, yeni kitabı ‘Akıllı Hissetmek’i tanıtmak için İstanbul’daydı. Santralİstanbul’da bir söyleşi gerçekleştiren Winter’a göre iyi bir hayatın…
Aslı BARIŞ Fotoğraf: Emre YUNUSOĞLU

Kalbinin sesini dinle ' ya da 'Mantıklı ol'. Bu gunluk hayatımızda sıklıkla
duyduğumuz iki cumle. Ancak siz bu zıt kutupların aslında anlaştığını
açıklıyorsunuz...
- Mantık ve duygu karar almada işbirliği içinde olmalı. Duyguların,
insanların karar alma sureçlerine etkileriyle ilgili bilinen iki yanlış var.
İlki, aklın ve kalbin birbirleriyle çatışma içinde olması. İnsanlar, stratejik
ya da gunluk kararları alırken mutlaka mantıklarıyla hareket etmeleri
gerektiğini duşunur. Ama aldığımız en mantıklı kararlarda duygular da rol
oynar. Mantık ve duygu, işbirliği içinde çalışır. İkinci bilinen yanlış ise,
duyguların karar alma sureçlerinde olumsuz etkilerinin olduğu yonunde. Halbuki
duygular, mantıklı kararlara varmamızda yardımcı olur. Mesela, ofke,
salgılanan adrenalini artırdığından kişilerin daha fazla odaklanmasına ve
finansal konularda daha doğru kararlar vermelerine yardımcı olabilir. Örnek
vereyim: Patronunuz size hak ettiğiniz ucreti vermiyor. İki yol var: Duygusal
ve rasyonel. Rasyonel taraf, 'işimi kaybetmeyeyim' korkusuyla bu ofkeyi
bastırıp, onunla konuşmamayı seçtirir. Duygusal taraf ise karşısına geçip,
aşırı sinirli bir tavırla konuşmayı... Sinirli bir uslupla karşılaşan işveren,
size daha sinirli davranabilir. Ama içinize atarsanız, zam alamazsınız. Ancak
kararında bir ofke gostermek tum bu sureçten başarıyla çıkmanızı sağlayabilir.
Sadece kalbinizin sesini dinlerseniz mahvolabilirsiniz
' Kararında' anahtar kelime sanırım...- Kesinlikle. Bu karar verme mekanizmasının her adımında geçerli olmalı. Öfke de, sevgi de kararında olmak durumunda. Yoksa sizin için yıpratıcı bir hal alabilir. Aşktan ornek vermek gerekirse, birine aşırı derecede bağlanırsanız, bir noktadan sonra ona duygusal yuk olur, kendinizden soğutabilirsiniz. O yuzden hem mantıklı hem duygusal olmalısınız. Sadece kalbinizin sesini dinlerseniz, mahvolabilirsiniz.
Hislerimizi nas ıl kontrol edebiliriz ki?
- İnsan mantığı ve kalbini işbirliği içinde tutmayı oğrenebilir. Akılcı duygusallık mumkun. Bunun yontemleri var: Yazmak orneğin, iyi bir yontemdir. Sadece aşk için değil; hayatın her alanında. Hisleriniz aklınızla çatışma halinde olduğunda kağıt kalem alıp olasılıkları listeleyin. Ne yaparsanız, nasıl sonuç alırsınız, o durum karşısında neler hissedersiniz... Bunu yazarak kendi kendinize zaman içerisinde telkin edebilirsiniz.
Kitapta a şk ve cinsellik hakkında 'klişeler' ve gerçekler uzerine uzun bir bolum var. Oradan yola çıkarak soruyorum: Bir insanı kendinize aşık etmek mumkun mu?
- Olabilir. Amerika'da bir araştırma yapıldı:. Yapılan bir deneyle, birbirini tanımayan birkaç insan eşleştirildi. Bazı çiftler sohbet konusunda ozgur bırakıldı. Ancak birkaçında farklı bir yontem uygulandı: O çiftler birbirlerine 36 soru sordu. Bir sure de konuşmadan birbirinin gozlerinin içine baktılar. Bu yontemi izleyenler, 45 dakikada aşık oldu.
Nas ıl sorular bunlar?
- Oldukça şahsi... 'Annene ilk ne zaman kızdın?' ya da 'En berbat anın nedir?' gibi... İşin sırrı kendinden bir şey vermek. Kendinizle ilgili kimsenin bilmediği bir şey anlattığınızda, karşınızdaki ona yatırım yaptığınızı duşunuyor. Bir parçanızı ona vermişsiniz gibi hissediyor. O da buna karşı size yakınlık, guven hissetmeye başlıyor. Ve kendini ister istemez yakınlaşır halde buluyor.
Var olsun g uçlu kadınlar
"Benim hikayem de 30 Nisan gece yarısı başladı. Hayatımın değişeceği dakikalara girmişim meğer. Çocuklarımın babası yine bir iş yemeğindeydi o gece. İki çocuklu, mutlu, kendi halinde yaşayan, sırada evlik yaşayan bir aileydik. Gece çocukları yatırmıştım, ben de yeterince gunun yorgunuydum zaten. Işıkları kapattım, yatağıma uzandım. Amacım uyumaktı ama bir turlu uyku benimle değildi. Biraz oyalandım yatakta ama olmadı, bir turlu uyuyamadım. Kalktım, neden bilmiyorum, ışıkları yakmadan mutfağa doğru yurudum gecenin karanlığında. Camın onunde bir sigara yaktım ve bir şey, bana kafamı kaldırarak dışarı bakmamı soyledi adeta. Kafamı kaldırdım ve camdan dışarı baktım. İşte, o an! İşte, tam o an, hayatımın altust olduğu andı çunku çocuklarımın babası ve arkadaşım dediğim, hemen her gun evime girip çıkan kadın karşı binaya giriyordu."
Bu satırlar, Tuba Ezici'nin ilk kitabı '#otuzundansonra'dan. Olimpos Yayınları'ndan çıkan kitap için Ezici, "Kadın dunyadaki tum acıları, tecrubeleri, zevkleri bu yaşa kadar deneyimlediği ve adına 'erkek' denilen fakat birçoğunun 'adam' diye bile tanımlanamayacağı o sozde kalp ve beyin taşıyan fakat bu ikisi arasındaki dengeyi kurmakta oldukça zorlanan varlıklar olmadan da hayata devam edilebileceğini, kendi ayakları uzerinde durabileceğini otuzundan sonra anladı" diyor ve ekliyor: "Var olsun kadınlık, var olsun guçlu kadınlar, var olsun bu kitap sayesinde kendinden emin, hayatına devam edecek olanlar..."

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.