Özet (TL;DR) @ 2018-04-05T16:05:00.000Z: Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu 2010'daki Anayasa değişikliği referandumunda 'Yetmez ama evet' dediklerini, koşulsuz destek vermediklerini belirterek, "Ama biz bunun bu hale geleceğini düşünmedik.…
Saadet Partisi (SP), 1 Kasım 2015'teki son genel seçimlerde yuzde 1'in altında oy almasına ve referandumda 'Hayır' cephesinde yer almasına karşın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ittifak için kapısını çalmasının ardından yeniden gundeme geldi. 'Milli Goruş' geleneğini temsil eden SP, AK Parti'den gelen teklifi reddetti.
BBC Turkçe'ye konuşan SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ittifak için one surdukleri şartları ve mevcut duruma yonelik goruşlerini aktardı.
Karamollaoğlu, 2019 cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylarını seçim tarihi belli olduğunda açıklayacaklarını ve birkaç isim uzerinde kamuoyu yoklaması yapacaklarını belirtti.
Karamollaoğlu'nun, BBC Turkçe'nin sorularına verdiği yanıtlar şoyle:
Cumhur ittifakında yer almanız için size ne teklif edildi, neyi reddettiniz?
(C) AA/ Erçin Top
Bize "Gelin ittifak yapalım" denildi, biz de "Neyin ittifakı?" dedik? Bizim birtakım ilkelerimiz, kıstaslarımız var. Bu ilkeler gundeme getirilmedikçe, sadece bir kişi seçilsin diye kurulacak bir ittifakı doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla bu ittifakta neden yer alacağımızı bilmiyoruz.
Bir başka husus da henuz seçim gundemde değil. İttifakı gundem haline getirmek pek mantıklı gozukmedi. Şu an bir ittifak konusunu gundemimizde taşımıyoruz.
Bir konuşmanızda, "Bizim ilkelerimiz oyle 5 milletvekili ver, 10 bakanlık al pazarlığıyla olçulemez" dediniz. Burada neyi işaret ettiniz?
Medyada bu konuda bazı haberler çıktı. Birkaç bakanlık istiyormuşuz, 20 milletvekili istiyormuşuz gibi… Öyle bir konu hiç gundeme gelmedi. Hiçbir zaman teklif de edilmedi. Bizim bu konuyu boyle bir pazarlık konusu yapmamız kesinlikle mumkun değil, bunu çok daha kesin bir dille ifade etmek için soyledim, o kadar.
Cumhurbaşkanı adayınızı ne zaman açıklayacaksınız?
Seçim tarihi belli olduğu zaman, kendi adayımızı açıklayacağız. Önce kendi içimizde mutlaka bir yoklama yapacağız. 3-5 aday adayı uzerinden, kaç kişi olur bilemiyorum, yine bir kamuoyu yoklaması yapacağız.
Çunku biz seçime yalnızca girmiş olmak için değil, seçimi almak için gireceğiz. Bu yuzden tabanda destek bulan bir adayın uzerinde duracağız. Elbette bu aday bizim ilkelerimizi benimseyen bir aday olacak. Onun için şu an erken.
' BUGÜNKÜ BAŞKANLIK SİSTEMİ FAYDA SAĞLAMAZ'
İttifak için şart koştuğunuz ilkeler nedir?
Bugunku haliyle başkanlık sisteminin Turkiye'ye fayda sağlamayacağı kanaatindeyiz. Kuvvetler ayrılığının mutlaka sağlanması gerektiğine inanıyoruz.
Hem milletvekillerimizin hem Başkanın, kuvvetler ayrılığını tekrar gundeme getirip bir referandumla mevcut durumu değiştirmeleri gerektiğine inanıyoruz.
Özellikle yargı kesinlikle kimsenin etkisinde kalmamalı. Cumhurbaşkanı kesinlikle kanunların ustunde olmamalı ve Meclis tarafından mutlaka ciddi şekilde denetlenebilmeli.
Adaletin bağımsız olması ve hiçbir etki altında kalmadan karar verecek bir yapıya kavuşması gerekiyor. Çunku bu, şu anda Turkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu konudur.
' 15 TEMMUZ VE ARKASINDAN İLAN EDİLEN OHAL, YÜRÜTMEYE ÇOK GENİŞ YETKİLER VERDİ'
2010 yılındaki Anayasa değişikliği referandumu tam da bu saydığınız ilkelerin, ozellikle yargı bağımsızlığının yok olmasına hukuki alt zemin hazırlayan ciddi bir yanlış olarak yorumlanıyor. Ve siz de 2010'da bu değişikliğe destek verdiniz.
Evet ama biz "Yetmez ama evet" demiştik, koşulsuz bir destek vermemiştik. Orada destek vermemizin nedeni, maalesef birtakım organların Meclis'i tahakkum altına almak istemelerinden kaynaklıydı.
Meclis bir karar verecek, Cumhurbaşkanlığını seçecek, yargı organları başlangıçtan itibaren toplantı yeter sayısının uçte iki olmasını istiyor, ancak Anayasa'da boyle bir hukum yok. Yargı uzerinde bir baskı olmasın derken, yuksek yargı organlarının Meclis'in çalışmasını engelleyecek bir tavır takınmasını da kabul edemeyiz. Ama biz bunun bu hale geleceğini de duşunmedik.
Bu sefer iş ters dondu, Cumhurbaşkanlığı daha yetkili bir konuma geldi. 15 Temmuz kalkışması ve arkasından ilan edilen OHAL da tabii yurutmeye çok geniş yetkiler verdi.
Burdur'da şeker fabrikası işçilerini yumruğunuzu kaldırarak selamladınız. Siz muhalefet çizginizde bir evrilme goruyor musunuz?
(C) AA/ Evrim Aydın
Siyasi hayata atıldığımızdan beri temel ilkelerimizi aslında hiç değiştirmedik. Sosyal adalet bizim en çok onem verdiğimiz konulardan biridir. Yalnız sol çevreler bizim bazı hassasiyetlerimize tepki gosterdikleri için bizim bu soylemlerimizi hiç dinlemediler ve dinlemeden tepki gosterdiler.
Biz bir ulkede inanç hurriyeti olması gerektiğine, mesela başortusune hiç kimsenin mudahale hakkının olmadığına inandık ve gundeme getirdik. Bu tavrımızı bazı çevreler bağnazlıkla nitelendirdi ve diğer konularda soylediklerimizin uzerinde hiç durmadı. Halbuki bu, bizim soylediklerimizin içinde tek bir konuydu. Biz butun politikalarımızı başortusu uzerine inşa etmedik ki.
Şimdi bu çevreler, bizim gibi duşunduklerini zannettikleri iktidara karşı tepkimizi gorunce, "Burada bir yanlışlık mı var" diyerek ve sozlerimize dikkat etmeye başladılar. Sozlerimize dikkat edince de kendileriyle ortuştuğunu duşundukleri birçok hususu yeni keşfettiler. Ama biz bunları yeni soylemiyoruz ki, 50 yıldır soyluyoruz.
Bizde bir evrilme yok, hakikaten adalet, hukuk, huzur, insan haklarına saygı olsun diyen insanların, birdenbire bizimle bu konularda aynı duşunceleri paylaştığımızın farkına varıldı. Yumruk gostermeyi duşunerek yapmış değilim, kendi işaretimizi yapacakken yumruğumu kapatıp indirdim mi yoksa baş parmağımı tam kaldırırken mi yakaladılar o pozu bilmem. Benim bilerek gosterdiğim bir tavır değil, ama ondan da utanacak bir şey yok. Bazılarının hoşuna gitmiş, bazıları da meydan okuma olarak gormuş, ne diyeyim.
' SON DÖNEMLERDE YAŞANANLAR KÜRTLERİ BİR ARAYIŞA SEVK ETTİ'
Barış surecinden sonra Kurtlerin AK Parti'ye kustuğune dair çok fazla yorum ve gosterge var. Siz de Afrin harekatını takip eden gunlerde Diyarbakır'da Barış, İstikrar ve Kardeşlik başlığı altında geniş katılımlı bolgesel bir konferans onerdiniz. Kurtlere ulaşmak istiyor musunuz?
O insanlarla geçmişte en yakın bağı kuran siyasi goruş biziz. Gerek Milli Selamet Partisi zamanında, gerek 1980'lerde ve 1990'larda bizim kurucu liderimiz Sayın Erbakan Kurtlerin sosyal meseleleriyle ilgili konularda o yıllardan itibaren kesin tavırlar ortaya koydu.
1994 mahalli seçimlerinde biz neredeyse guneydoğuyu silip supurduk. Diyarbakır başta olmak uzere birçok belediyeyi kazandık. Biz dedik ki, herkesin anadilini konuşma hakkı vardır, buna kimse mani olamaz. Bu orada buyuk bir sempatinin doğmasına vesile oldu.
Son donemlerde meydana gelen çatışma, hukumetin bu politikadaki belirsizliği ve obur yandan HDP'nin PKK'yla arasına bir mesafe koyamaması toplumu arayışa sevk etti. Ayrıca OHAL'i en çok hisseden insanlar o bolgelerde yaşayan insanlar. Neredeyse belediye başkanlarının tamamı gorevinden alındı ve yerine kayyumlar atandı.
Bu kayyumların da tamamı oradaki halkın taleplerine cevap verecek insanlardan çok, o bolgede hukumetin politikalarını izleyecek ve aynı zamanda da vatandaşın birtakım hizmetlerini gorecek boylece gonlunu kazanacak insanlar. Ama vatandaşlar kendilerinin seçtiği insanların vazifelerinden alınmasını hoş karşılamıyorlar ama sesini çıkaramıyor, endişe ediyorlar. Hukumetin barış sureci diye bir şey başlatıp, bunun hedefinin ne olduğu belirtmemesi ve arkasından da surecin birdenbire kesintiye uğrayıp, bunun bir çatışmaya donuşmesi doğuda ciddi bir infialin doğmasına sebep oldu.
Ancak şunu hiç unutmamak lazım: Turkiye'de her şeye rağmen Kurt milletvekillerimiz olmuştur, bakanlarımız, başbakanlarımız, cumhurbaşkanımız olmuştur. Bir Kurt her makama gelebilmiştir.
Peki HDP vekillerinin tutuklu yargılanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Milletvekilliği dokunulmazlığının onemli olduğu kanaatindeyiz. Bir milletvekili ceza gormeden tutuklanmamalıdır. Aslında kursu dokunulmazlığı bizde mutlaktır, hiçbir zaman Meclis Başkanı milletvekillerinin sozunu kesemez. Ancak oyle bir hale geldi ki, dışarda bir soz soylediğinizde cezası yok ama kursuden soylediğinizde cezalandırılıyorsunuz. Bunlar demokrasiye mudahale sayılır.
' SİVAS'TA YAPILMASI GEREKENLER BEN DEĞİL, HÜKÜMET TARAFINDAN YAPILMADI'
Belediye Başkanlığı yaptığınız donemde Sivas'ta bir katliam yaşandı ve bununla ilgili çeşitli yorumlar var. Siz geriye donup baktığınızda yapılması gerekenlerin eksiksiz bir biçimde yapıldığını duşunuyor musunuz?
(C) AA/
Yapılması gerekenlerin benim yonumden değil, hukumet yetkilileri tarafından yapılmadığı kanaatindeyiz. Ben Belediye Başkanı olarak asayişten sorumlu değilim. Polis bana bağlı değil ki ben tedbir alayım. O asayişi sağlamakla yukumlu olanlar neden sorgulanmadı ben de bunu merak ediyorum. Ama sanki ben sorumluymuşum gibi, tamamen yalan haber ve fotoğraflarla butun dikkatler kasıtlı olarak benim uzerime çekildi.
Benim kanaatim, bu konuda benimle ilgili yanlış fikre kapılanlar yuzde 90'ın uzerinde artık o fikirde değil. İnsanlar burada benim bir mesuliyetimin olmadığına, buna rağmen de hadiseleri yatıştırabilmek için aslında kendi yetkimin ve gucumun dışında bir gayret gosterdiğime şahitler. Bir bakıma bu son donemler, benim uzerimdeki bu haksız baskının ve kanaatin dağılmasına vesile olduğu için de memnunum şu anda.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.