Özet (TL;DR) @ 2018-04-05T16:18:00.000Z: Astana Zirvesi'nin sonucu olarak ikincisi gerçekleşen Rusya-Türkiye-İran liderler zirvesinin Suriye'de siyasi çözüm sürecine ilişkin etkisini Prof. Dr. Hasan Ünal ve Suriye uzmanı Oytun Orhan,…



Astana Zirvesi'nin sonucu olarak ikincisi gerçekleşen Rusya-Turkiye-İran liderler zirvesinin Suriye'de siyasi çozum surecine ilişkin etkisini Prof. Dr. Hasan Ünal ve Suriye uzmanı Oytun Orhan, Sputnik'e değerlendirdi.

Yedinci yılını geride bırakan çatışmaların ardından Suriye'de siyasi çozume adım adım yaklaşılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Ankara'da gerçekleştirdikleri Suriye konulu zirvede Suriye'nin toprak butunluğunu sağlamak için her turlu tedbirin alınması yonunde mutabakata vardı. Liderler, Suriye'nin toprak butunluğunun korunması için 'terorle mucadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair' her turlu girişimi reddettiği vurguladı. Zirvede altı çizilen onemli hususlardan birisi de Suriyelilerin kendi kaderini, şeffaf ve adil şekilde gerçekleşecek seçimler aracılığıyla belirlemesi yonundeki mutabakat oldu. Rusya, Turkiye ve İran'ın inisiyatifiyle gerçekleşen Astana Zirvesi'nin sonucu olarak, 22 Kasım 2017'deki Soçi goruşmesinin ardından 4 Nisan'da Ankara'da gerçekleşen 2. uçlu zirvenin, Suriye'deki siyasi çozum surecindeki rolunu uzmanlar Sputnik'e değerlendirdi.

' IŞİD'İ PYD'Yİ KULLANAN ÜLKELERİN SURİYE'DE BAŞARILI OLAMAYACAĞI KESİNLEŞTİ'

Suriye konulu zirvenin başarılı geçtiğine işaret eden Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bolumu Başkanı Prof. Dr. Hasan Ünal'a gore "Gerek Turk basınında yer alan gerekse Tahran'dan gelen haberler zirvenin ne kadar başarılı geçtiğini doğruluyor. Zirveyi başarılı kılan en onemli etmen, uç ulkenin Suriye'nin toprak butunluğu ve egemenliğinin yanı sıra aralarında ayrım yapılmaksızın Suriye'deki butun teror orgutleriyle mucadele edilmesi konusunda uzlaşmaları oldu. Bu zirve, ABD'nin başını çektiği Batılı ulkelerin Suriye politikasına da buyuk bir darbe vurmuş ve bu ulkelere Suriye'de istediklerini yapamayacaklarını açıkça belirtmiş oldu. Çunku ABD, Fransa, İngiltere ve onlarla hareket eden ulkeler, once Suriye'yi ikiye, uçe bolmenin peşindeydi. Bunun için once IŞİD'i, sonra PYD'yi kullandılar. Ancak dunku zirve Batılı ulkelerin bunu başaramayacak olduğunu gosteriyor" dedi.

' TÜRKİYE, RUSYA VE İRAN KENDİLERİNE YÖNELİK PSİKOLOJİK HAREKATI BOŞA ÇIKARDI'

Ankara'da gerçekleşen zirvenin Turkiye, Rusya ve İran'a yonelik yoğun bir psikolojik harekatı boşa çıkarır nitelikte olduğuna işaret eden Ünal "Zirve, Turkiye'ye yoğun bir psikolojik harekat uygulanıp 'Sakın ha, Afrin'e girme' denilmesinin ardından Turkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı'nı başarıyla tamamladığı bir donemde gerçekleşmiş olması dolayısıyla çok anlamlı. Turkiye bu zirveyle (bolgede) yeni ittifaklar içerisinde olduğunu gostermiş oldu. Rusya ve İran açısından da zirvenin zamanlaması anlamlı. Zira bu donem, Rusya'nın Skripal olayı gerekçe gosterilerek dışlanmaya çalışıldığı; İran'ın ise ABD ile ilişkilerinin çok daha kotuye gitme ihtimalinin yuksek olduğu bir donem. Butun bu hususlar dolayısıyla zirve fevkalade yerinde ve başarılı oldu" dedi.

' ABD, TÜRKİYE'Yİ KARŞISINA ALMAYI GÖZE ALAMAYACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR'

Zirvenin Suriye'de belirgin sonuçlar doğuracağına işaret eden Ünal "Amerika'nın dun yaptığı açıklamalar da bunu teyit ediyor. Amerika, belli bir zaman sonra Suriye'den tamamen çekilme yoluna giderse hiç şaşırmayacağım. Çunku başta (ABD Başkanı) Trump olmak uzere Amerikalılar 'Biz Suriye'ye IŞİD ile mucadele için gitmiştik. IŞİD'le mucadele buyuk olçude tamamlandı. Artık orada kalmamız için çok fazla bir sebep yok' demeye başladı. Bundan sonra iki ihtimal var. ABD, ya Menbiç'te Turkiye'yle savaşmayı goze alacak- ki bu dunya guvenlik sisteminde kıtalar arası bir çatışmayı beraberinde getirir ve NATO sistemi darmadağın olur.- Ya da ABD, PYD/PKK'yı bir kez daha satışa getirecek ve Suriye'yi bolme girişiminden vazgeçecek. Amerika açısından doğru olan ikinci seçenektir, ki onlar da o seçeneğe doğru kayıyor" ifadelerini kullandı.

Ünal "Amerika, PKK ve PYD yuzunden savaşı goze almıyorsa, ona gore adım atmalı. Zira Turkiye boyle bir savaşı goze almış durumda ve bir sonraki hedefin sırasıyla Menbiç ve Fırat'ın doğusu olduğunu soyluyor. MGK'nın yayımladığı bildiride bu orgutlerden 'proje teror orgutu' diye bahsediliyor. Belli bir grubun veya ulkenin projesini gerçekleştirmek için kullanılan teror orgutlerine işaret ediliyor bu tanımla. O ulke, bolgeden çekilince bu orgutlerin de işi bitecektir" diye konuştu.

' PROJE ÖRGÜT PKK/PYD İÇİN ZOR GÜNLER GELİYOR'

Surecin sonunda PKK ve PYD'nin de Suriye'de etkisi kalmayacağına işaret eden Ünal "PYD ve PKK için zor gunler kapıda. Benim hem zirveden anladığım hem de Tahran'dan gelen bilgiler, PKK'nın sadece Suriye'de değil Irak'ta da hedef alınacağı. Önumuzdeki gunlerde hem Sincar hem de Kandil'e operasyon yapılabilir. Amerika, bunların (PKK,PYD) arkasından çekildiği anda ya kaçacak delik arayacaklar ya da Amerika bunlara acıyıp Guam Adası'na goturup turizmde çalıştıracak. Zira bu proje orgutun bu bolgedeki misyonu buyuk olçude tamamlanmış gibi gorunuyor" dedi.

' ASKERİ HEDEFLERİN ARDINDAN SIRA SİYASİ HEDEFLERDE'

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) araştırmacısı Oytun Orhan da zirvenin Suriye'deki siyasi çozum surecine yonelik olumlu ve guçlu bir etkisi olacağını duşunenlerden. Üç ulkenin Astana goruşmeleri surecindeki askeri kazanımları, uçlu zirveyle siyasi alana yansıtma gayreti içerisinde olduğuna işaret eden Orhan şoyle konuştu:

"Turkiye, Rusya ve İran ittifakı, Astana sureciyle başladı. Daha çok askeri konulara odaklanılan Astana surecinde bu alanlarda somut başlıklara ilişkin onemli kazanımlar sağlandı. Çatışmasızlık bolgeleri oluşturuldu, ateşkes sağlandı, sahadaki durum sakinleşti, rejim ve ılımlı muhalifler açısından, tam anlamıyla olmasa bile, guven ilişkisinin kurulması açısından onemli gelişmeler oldu. Üç ulke şimdi de askeri alandaki kazanımları, siyasi alana yansıtma gayreti içerisinde. Bunun için once Soçi sonrada Ankara'da uçlu zirve gerçekleşti. Tabii, bu sureçte artık başarı sağlamak Astana surecine gore biraz daha zor çunku artık aktorler daha zorlu başlıklarda çozum uretmek durumunda. Bu uç ulke her ne kadar Suriye konusunda ittifak yapsalar da her birinin Suriye vizyonu aslında birbirinden farklı. Dolayısıyla bu uç ulkenin çıkarlarının uyumlu hale getirilmesi zor gibi gozukebilir."

' CENEVRE'NİN ZEMİNİ BURADA OLUŞTURULUYOR'

Suriye'nin siyasi sureciyle ilgili alınacak kararların Cenevre goruşmelerine taşınacağına işaret eden Orhan "Özellikle anayasanın yazımı konusuna yavaşa yavaş geçilecek. Bu sureçte Suriye'nin yeni siyasi yapısının nasıl olacağı, federatif-uniter bir yapıya mı sahip olacağı, devlet başkanın yetki ve sorumluluklarının neler olacağı gibi uzerinde mutabakata varılması daha zorlu konular masaya yatırılacak. Bu yuzden, bu surecin belli bir aşama kaydetmesi gerekiyor. Bu zirveden çok net sonuçların hemen çıkacağı fazla iyimserlik olsa da, atılan adım son derece onemli. Burada varılacak uzlaşının ileriki aşamada, daha farklı aktorlerin de mudahil olacağı Cenevre surecinin tamamlayıcısı olacak ya da Cenevre'deki tartışmaların zeminin burada oluşturulacak" dedi.

' TÜRKİYE'NİN YPG İLE MÜCADELESİ ABD NÜFUZUNDAKİ ALANLARA KAYACAK'

Zirvenin ABD ve YPG'ye açık bir mesaj niteliğinde olduğunu savunan Orhan "Zirvenin onemli diğer konularıysa Suriye'nin toprak butunluğu ve siyasal birliğine ilişkin olanlardı. Burada YPG ve başta ABD olmak uzere Batı'ya mesaj verildiği anlaşılıyor. Çunku Suriye'nin toprak butunluğunu ve siyasal birliği tehdit eden tek yerel aktor YPG; onun destekçisiyse ABD. Dolayısıyla uç ulke bu konuda ortak duruş sergiledi. Teror orgutlerinin tamamen ortadan kaldırılması vurgusu onemliydi. Bu noktada tarafların teror orgutu tanımı farklı ama bu tarafların birbirinin 'teror orgutu' diye tanımladığı orgutler konusundaki hassas olacağı anlamına geliyor. Bu da Turkiye açısından bu sureçte, YPG ile mucadelesine daha fazla destek verilmesi demek. Zira bundan sonraki donemde Turkiye'nin YPG ile mucadelesi, Amerika'nın nufuzu altındaki alanlara donuk olacak. Bunun da İran ve Rusya tarafından da desteklenmesi soz konusu" diye konuştu ve şoyle devam etti:

"Detaylar konuşulmadı ama zirvede İdlib, Menbiç ve Doğu Guta meseleleri de ele alınmıştır. İdlib konusunda Turkiye'nin gozlem noktalarını oluşturma surecini hızlandırmasıyla goruşmenin sahaya yansıyacağına tanık olabiliriz. Munbiç konusunda Turkiye'nin baskısını artırmasına şahit olabilir. Ülkelerin Fırat'ın doğusuna yonelik baskısını artırmasını da ongorebiliriz. Savaştan zarar goren siviller e insani yardı goturulmesinde de uç ulkenin gayret oryaya koyacağına da tanık olabiliriz. Tel Rifat konusunda da çozume ulaşılması olası olacaktır."

(C) AA/

' İDLİB'TE RADİKALLERİN TEMİZLENMESİ MEŞAKKATLİ BİR SÜREÇ OLACAK'

Turkiye'nin İdlib konusunda doğrudan askeri mudahale yerine, bolgede aktif rol oynayarak radikal unsurların temizlenmesi için çaba gostereceğinin altını çizen Orhan şunları aktardı:

"Suriye rejimi ve İran, İdlib'in de muhaliflerden temizlenmesi konusunda kararlı ve askeri bir çozum onerisinde bulunuyorlar. Ama Turkiye, İdlib konusunda çok hassas çunku buraya donuk bir askeri mudahalenin kendisine donuk yoğun bir goç dalgasını tetiklemesinden çekiniyor. Dolayısıyla buradaki guvenliği sağlama yoluna gidiyor. Daha once uç ulkenin anlaşması kapsamında buraya turkiye'nin 12 gozlem noktası kurmasına kara verilmişti. Dun itibariyle 8.'si kuruldu. Kalan 4'u de kurulunca İdlib'in butun sınırları Turkiye'nin guvenlik garantisi altına alınacak. Bu, İdlib sorununun çozulduğu anlamına gelmiyor ama en azından bu sorun sınırlandırılmış olacak. Sonraki aşamada Turkiye kendisi desteklediği ılımlı muhalifleri destekleyerek radikallerin zayıflatılması konusunda inisiyatifi ele alacaktır. Buradaki sivil idare konusunda rol ustelenebilir ve burada Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytindalı Harekatı sonucu oluşturulmakta olan siyasal, sivil ve guvenlik yapılanması oluşturmak isteyecektir. Ancak bu zaman alacak. İdlib için bu kısa vadede olamaz ama uzun vadede bolge radikallerden temizlenirse, Turkiye o zaman oradaki halkın sıkıntılarını ortadan kaldıracak bir işleyen model kurmak için çabalayacaktır. Turkiye, kalan ılımlılarla rejim arasındaki siyasi çozume ulaşılması konusunda rol ustlenecektir."