Özet (TL;DR) @ 2018-04-05T19:57:39.000Z: Rusya Devlet Finans Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden Doçent Doktor Gevorg Mirzayan, Sputnik için kaleme aldığı makalede Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin Ankara’da gerçekleştirdiği üçlü…



Rusya Devlet Finans Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakultesi'nden Doçent Doktor Gevorg Mirzayan, Sputnik için kaleme aldığı makalede Rusya, Turkiye ve İran liderlerinin Ankara'da gerçekleştirdiği uçlu zirveyi ve Batı'nın bu goruşmeyle ilgili tutumunu değerlendirdi.

The Washington Post'un 'İran, Rusya ve Turkiye Suriye'nin geleceğini planlıyor, Trump ise oradan çıkış arıyor' başlıklı makalesine dikkat çeken Mirzayan, soz konusu başlığın Batı'nın Ankara'daki zirveye tutumunu mukemmel bir şekilde yansıttığını aktardı.

İran, Rusya ve Turkiye'nin yeni Ortadoğu'nun sınırlarını çizdiğini soylemenin daha da isabetli olacağını soyleyen Mirzayan, yazısına şoyle devam etti: "Aslında bunu şimdilik oldukça şematik şekilde yapıyorlar. Moskova, Ankara ve Tahran 'terorle mucadele bahanesiyle yeni bir gerçekliği inşa etmeye yonelik tum denemelere karşı koymaya' anlaştı (orta Suriye'de askeri varlık gosteren ABD'ye selam), Suriye'nin egemenliğini ve toprak butunluğunu, ayrıca komşu ulkelerin ulusal guvenliğini baltalayan boluculuk çabalarına karşı koymaya hazır olduklarını ifade etti (ABD'nin desteklediği Suriyeli Kurtlere selam). Elbette ki Suriye'de diyalog gerekliliğini de ortaya koydular. Suriye'deki zaferini birileriyle paylaşmaya en az ihtiyaç duyan İranlılar dahi 'Suriye krizinin siyasi yontemlerle çozulmesi gerektiğini' soyluyor.

' ERDOĞAN İRAN'A VE RUSYA'YA GÖSTERDİKLERİ 'ANLAYIŞ' İÇİN TEŞEKKÜR ETTİ'

Aslında uçlu zirvenin amacı, çok fazla faktorlu Suriye operasyonundaki pozisyonların teyit edilmesiydi. Neyse ki şimdilik Moskova, Tahran ve Ankara, Suriye'de pek fazla karşı karşıya gelmiyor. Rus Hava-Uzay Kuvvetleri Suriyelilere ve İranlılara orta Suriye'deki bolgeleri kontrol altına almada yardım ediyor (Şam, kısa bir sure once militanların en donatılmış kalelerinden biri olan Doğu Guta'nın kontrolunu geri aldı), aynı zamanda (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan, Afrin'deki Kurt meselesini çozuyordu ve hem İran'a, hem de Rusya'ya operasyon suresince gosterdikleri 'anlayış' için ayrı ayrı teşekkur etti. Bunun yanında da TSK'nın Suriye'nin kuzeyindeki harekatının tum bolge Kurt militanlardan temizleninceye ve bir sonraki hedef Menbiç olarak belirleninceye kadar devam edeceğini de sozlerine ekledi.

' TRUMP MCGURK'U FİİLEN YALANLAMIŞ OLDU'

Konu burada daha ilginç bir hal alıyor. Gerçek şu ki, yakın zamana kadar Menbiç, Amerikalıların kontrolundeydi. Birçok guç ABD'nin Suriye'deki varlığına karşı çıktı ve Amerikan askerleri, gerilla ya da terorist saldırıların sonucunda Suriye topraklarında giderek daha sık olmeye başladı. Bu nedenle zirvenin arifesinde (ABD Başkanı Donald) Trump, gerçek bir işadamı gibi, 'kayıpları sabitleyip' IŞİD'e karşı kazanılan kesin zafer nedeniyle orduları Suriye'den çıkarmaya başlama niyetini ortaya koydu. Bunun yanında da, ABD Başkanı'nın halka seslenişine dakikalar kala 'Suriye'deki misyonumuz, IŞİD'e karşı zafer kazanmak. Bu misyon hala tamamlanmış değil, fakat onu mutlaka tamamlayacağız' diyen IŞİD ile Mucadele Özel Temsilcisi Brett McGurk'u da fiilen yalanlamış oldu.

' KÜRTLERİ SAVUNMA MİSYONU MACRON'A DEVREDİLDİ'

Kurtleri savunma misyonuysa genç ve hırslı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a devredildi. Ancak, Fransızların koruduğu Menbiç'e karşı bir askeri operasyon başlatmanın, kentin Amerikalıların koruması altındayken yapılabilecek bir operasyona gore Eroğan için çok daha kolay olduğu ortada.

Ancak Suriye'deki misyon tamamlandıktan sonra ne olacak? İngiliz The Times'ın doğru olarak belirttiği gibi, zirvenin konusu sadece Suriye'nin geleceği değil, aynı zamanda uç katılımcı arasındaki guçlendirici bağlardı ve (İranlı ortaklara saygılarımla birlikte) Rus siyaset uzmanlarının ozellikle ilgisini çeken şey, Moskova ile Ankara arasındaki ilişkiler.

' ERDOĞAN RUS-TÜRK İTTİFAKININ 'ÇELİK GİBİ GÜÇLENDİĞİNİ' SÖYLÜYOR'

Öte yandan Erdoğan, tum dış guçlerin provokasyonlarına rağmen Rus-Turk ittifakının 'çelik gibi guçlendiğini' soyluyor. S-400 sistemlerinin teslimi onumuzdeki yıl, Akkuyu NGS'nin açılışıysa 2023'te planlanıyor. Erdoğan zirve sırasında dahi Putin'i ozellikle ayrıştırdı, basın konferansının başında ona 'sevgili dostum' dedi, İranlı mevkidaşınaysa 'Saygıdeğer Bay' olarak seslendi.

Ancak, hiç kimsenin bu konuda fazladan hayal kurduğu soylenemez. Ülkelerimiz arasında uç nokta bolgelerinde yeterince siyasi çelişkiler mevcut.

Bu nedenle şimdi bilgili siyasetçiler stratejik ittifaklara değil, taktik işbirliğine vurgu yapıyor. Bu konuda en onemli katkıyı elbette hem Rusya, hem de Turkiye ile ilişkilerini etkili bir şekilde bozmayı beceren Batı sağladı.

' BATI İLE ANKARA ARASINDAKİ İHTİLAF TAKTİK DEĞİL, STRATEJİK'

Batı (AB ve ABD) ile Ankara arasındaki ihtilaf sadece Kurt meselesiyle sınırlı değil, ihtilaf taktik değil, stratejik. Washington, Erdoğan'ın Musluman dunyasındaki emellerini kabul etmeyecek, Avrupa'ysa nihai kuruluşundan sonra Ankara'nın kararlarını etkilemeyeceği, Turkiye'de oluşturulan siyasi rejime şiddetli bir biçimde karşı çıkıyor.

Bunların sonucu, Turklerin Batı'nın 'kırmızı çizgileri aşması' olarak kabul ettiği, onceki yıl 15 Temmuz'da gerçekleşen başarısız darbe girişimi oldu. Aynı zamanda Moskova, birçok habere gore Erdoğan'a çok yardım etti.

Tabii ki uluslararası ilişkilerde minnet duygularına yer yok, Turkiye daima oyununu tum cephelerde surdurmeye çalışacak. Ancak (Turkiye'nin iç işlerine karışmayan ve Ankara'nın Suriye'deki çıkarlarını dikkate almaya hazır olan) Rusya'nın tutumu, Turk yonetiminin ileride de ikili ilişkilerde buyuk değer vermeye devam edeceğinin bir teminatı.