Özet (TL;DR) @ 2018-04-04T19:17:13.000Z: Rusya Lideri Putin'in Türkiye ziyaretiyle birlikte Akkuyu NGS'nin temelinin atılması ve S-400 hava savunma sistemlerinin sevkiyatının hızlanmasını uzmanlar Sputnik'e değerlendirdi.
Rusya Lideri Putin'in Turkiye ziyaretiyle birlikte Akkuyu NGS'nin temelinin atılması ve S-400 hava savunma sistemlerinin sevkiyatının hızlanmasını uzmanlar Sputnik'e değerlendirdi.
Rusya Lideri Vladimir Putin, ulkesinde Mart ayında gerçekleşen seçimlerin ardından ilk yurt dışı gezisini Turkiye'ye gerçekleştirerek Turk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte Ankara'dan telekonferansla Rus devlet şirketi Rosatom tarafından inşa edilmekte olan Akkuyu Nukleer Guç Santrali'nin temel atma torenine katıldı. Turkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin hızlı bir normalleşme surecine girmesiyle birlikte 20 ayda dokuz kez bir araya gelen Putin ve Erdoğan'ın son goruşmesi de, oncekiler gibi askeri iş birliklerinden stratejik ortaklığa; ticaretten enerjiye pek çok alandaki gelişmelere ivme kazandırdı. Bu alanlardan en onemlisi, hiç şuphesiz ki, Akkuyu Nukleer Guç Santrali'nin temelinin atılması oldu. Liderler, Rusya ile Turkiye arasında enerji alanında yurutulen işbirliğine 'stratejik bir nitelik' kazandırdığını vurguladıkları santralin, Turkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100'uncu yılı olacak olan 2023 itibariyle işletmeye alınması için çalışılacağını soyledi. Daha once Akkuyu NGS'nin Sputnik'e 12 binin uzerinden istihdam sağlayacağını açıkladığı santralle ilgili olarak ise Kalkınma Bakanı Lutfi Elvan "Turkiye'nin en buyuk yatırımı, tam 20 milyar dolarlık. Turkiye'yi ozellikle nukleer alanda soz sahibi yapacak, bu teknolojiye sahip olmasını sağlayacak bir yatırım" açıklamasını yaptı. Soz konusu projenin hem bolgesel hem de Rusya-Turkiye ilişkileri açısından onemini ise Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakultesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Çaşın ve Galatasaray Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ali Faik Demir Sputnik'e değerlendirdi.
' TÜRKİYE AÇISINDAN TARİHİ BİR GÜN'
Projenin çeşitli alanlardaki pozitif etkilerini paylaşan Caşın "Turkiye ve Rusya arasındaki enerji işbirliği gaz ve petrolun ardından nukleer alanına taşındı ve daha kalıcı bir hal aldı. Turkiye, Batı'dan 60 yıldır istediği nukleeri bir turlu alamadı. Rusya'nın bu alanda attığı adım oldukça onemli; dun Turkiye açısından da tarihi bir gun. Bu santralin dort ayrı unitesi olacak ve Turkiye'nin enerji ihtiyacının yuzde 10'unu karşılayacak olması açısından onemli. Bu proje 'kazan-kazan' projesidir. Bu proje, Guney Akımı projesini hızlandıracak olması açısından tarafların guven tazelemesine sebep olması açısından da onemlidir. Bu pozitif etki, ticarete yansıyacaktır; ticaret 35 milyon dolardan 50 milyarın uzerine çıkacaktır. Turk firmaların işin içine katılması, 14 bin yeni istihdam sağlanması, çok sayıda Turk oğrencinin Rusya'da eğitilmesi gibi başka olumlu yansımaları olmaktadır" dedi. Nukleer santralin ilk unitesini 2023 yılında tamamlanacak olmasının sembolik onemine değinen Caşın "Turkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100'uncu yıl donumu gibi onemli bir tarihte ilk unitenin devreye girmesi onemli" diye ekledi.
' BATI NÜKLEER SANTRAL PROJESİNİ ENGELLEMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI'
2017 yılında Avrupa Parlamentosu, Turkiye ile muzakerelerin askıya alınmasını oneren bir rapor hazırlayarak Akkuyu Nukleer Enerji Santrali projesinden vazgeçilmesini de talep ettiğini hatırlatan Caşın "Batı, 60 yıldır Turkiye'ye vermediği nukleeri engellemek için de çaba sarf etti. AP verdiği notayla Turkiye hukumetine, Akkuyu Nukleer Enerji Santrali'nin yapımına dair planlarını durdurması çağrısında bulundu ve santralin yapımına karar verilen bolgenin guçlu depremlere eğilimli olduğu soyledi. AP santralin Turkiye'nin yanı sıra Akdeniz için onemli bir tehdit olduğunu iddia etti. Ancak Rosatom Genel Muduru Sergey Kiriyenko, bunun doğru olmadığını o zaman da belirtmiş; bu santralin 9 buyukluğunde depreme dayanıklı olduğunun altını çizmişti. Ayrıca bolge, fay hattında sıfır nokta uzerinde. AP'nin bu raporu tamamen asılsızdı. Ayrıca Ruslar, dunya teknolojisinde onemli bir aktor ve ABD'nin yuzde 40'ını, Avrupa'nın da uranyumunun yuzde 30'unu sağlayan bir ulke. Kaldı ki olası bir tsunami tehdidine karşı da tedbirler alınmış durumda. Bu proje Turkiye ve Rusya'nın iş birliğini çok daha kalıcı hale getirdi" dedi.
' SANTRAL YERİ VE GÜVENLİĞİ AÇISINDAN SORU İŞARETİ BARINDIRMIYOR'
Santralin guvenliği konusunda soru işareti barındırmadığına işaret eden Demir "Tum gelişmiş ulkelerin nukleer santrali olduğunu goruyoruz. 'Belli bir yıl sonra bu santralleri kaldıracağını soyleyen Almanya modeli var, Fransa, ABD, Çin ve Rusya gibi ulkeler var. Turkiye'nin de enerji seçeneği açısından nukleer santrale sahip olması gerektiğini duşunuyorum. Bu noktada da aklıma pek çok kişinin kafasına takılana benzer bir soru işareti takılıyor. Peki bunun Mersin'de mi olması gerekiyor? Burası en doğru yer mi? Evet çunku Mersin Akkuyu veya Sinop'un uygunluğu 5-10 yıl once değil; 1970'lerin sonunda deprem, iklim, toprak ve hava koşulları goz onunde bulundurularak belirlenmiş durumda. Aklıma takılan bir diğer soru bolgede guvenliğin artırılıp artırılmadığı oluyor. Bakıyorsunuz, artırılıyor; bir tsunami tehdidine karşı onlemler alınıyor. Akkuyu Santrali'nin onunde ada olması, arka mekandaki taş ve benzeri malzemelerle engelleme gibi tedbirler riski minimize ediyor. Bu da Akkuyu NGS'nin teknoloji anlamında en gelişmiş sistemlerden birine sahip olacağına işaret ediyor" dedi.
' ENERJİ, İKİLİ İLİŞKİLERİN GÜVENLİK SİGORTASI'
Akkuyu Nukleer Santrali projesinde Turkiye ve Rusya'nın ortaklığıyla ilgili de goruşlerini aktaran Demir "Peki bu santralin inşasında Rusya'yla mı ortak olmalıyız? Ben bu konuda biraz daha çekinceliydim. Doğalgaz konusunda Rusya ve İran'la çok fazla yakın olan ve bir anlamda (onlara) bağımlı olan Turkiye'nin bu projeyi Rusya'yla yapması konusunda ben de çekinceli duruyorum. Bu bağımlılıktan dolayı bu ortaklık stratejik olarak hassas geldi bana. Ancak diğer bir yandan da, Turk Akımı projesinden başlayarak Turk-Rus ilişkilerinin guvenlik sigortasının enerji olduğunu goruyoruz. Bugunku tablonun bize duşundurduğu bu" dedi.
Projenin Kıbrıs ve oradaki petrol yataklarıyla ilgili olarak Doğu Akdeniz'de ciddi problemli bir yapı olduğuna işaret eden Demir "Turk-Rus enerji ortaklığının, Doğu Akdeniz'de enerji açısından gergin olan ilişkilere de olumlu etkisi olacağını duşunuyorum. İki tarafın bu enerji ortaklığı sebebiyle yaklaşımlarını da yumuşatma yoluna gideceğini duşunuyorum. Bu da onemli bir diğer nokta. Hem ilişkileri geliştiren hem de ilişkilerin guvene alan bir proje, bu proje" ifadelerini kullandı.
S-400 'LERİN SEVKİYATI HIZLANIYOR
Rusya Lideri Putin ve Turkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın goruşmesini takip eden onemli bir gelişme ise iki ulkenin savunma alanındaki işbirliğinde oldu. ABD'nin Turkiye'nin S-400 alımına yonelik itirazları ve Turkiye'ye "S-400'e alternatif" teklif sunma girişimleri, satın almanın iptaliyle değil Ankara'nın daha once belirttiği uzere S-400'lerin sevkiyatının hızlanmasıyla sonuçlandı.
Rusya Devlet Başkanı Putin, Turk mevkidaşı Erdoğan'la Ankara'da yaptığı goruşmenin ardından S-400 sevkiyatı hakkında, "Teslimat surelerini kısaltmaya karar verdik" dedi; açıklamadan kısa bir sure sonra ise Turkiye Savunma Sanayii Musteşarı İsmail Demir, Twitter uzerinden yaptığı açıklamada, teslimat tarihinin one çekilerek Temmuz 2019'a alındığını soyledi. Demir'in açıklaması Rusya'nın devlet askeri ihracat şirketi Rosoboronexport'tan da destek buldu. Rosoboronexport Başkanı Aleksandr Miheyev, Turkiye'ye S-400 fuzeleri teslimatının tarihini one çekmek için "gereken her şeyi yaptıklarını" soyledi. Goruşme ayrıca, iki ulkenin savunma sanayisine ilişkin yeni olası anlaşmaların da onunu açtı. Zira liderler, savunma sanayisinde yeni anlaşmaların gundeme geldiğini ve bunun için ilgili kurumlara 'hazırlanın' talimatı verildiğini soyledi. Peki bu yeni anlaşmalar neler olabilir? Konuya ilişkin değerlendirme Prof. Dr. Mesut Hakkı Çaşın'dan geldi:
"Sayın Putin'in ifadesi çok onemli. Rusya'nın kendi onceliklerine rağmen Turkiye'nin talebine gore sevkiyatı one alma niyeti, Moskova'nın Turkiye'nin ihtiyacına ne kadar onem verdiğini gosterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'o defter kapandı' sozleriyle ifade ettiği kararlılığı da oldukça onemli. Ayrıca Turkiye egemen bir devlet ve hava savunmasıyla ilgili istediği kararı alır. Turkiye'nin başından beri ifade ettiği uzere S-400 hava savunma sistemi Turkiye'nin NATO'dan bağımsız olarak Turkiye'nin milli hava savunma sistemine olacak. Akkuyu Nukleer Santrali, Akdeniz'e açık bir santralin de korunmasında da S-400'ler onemli rol oynayacak"
İsrail savaş uçakları 1981 yılında Irak'ın başkent Bağdat'ın yakınlarında Osirak nukleer reaktorunu vurduğunu hatırlatan Caşın "İsrail'in Osirak reaktorunu veya Suriye'yi vurduğunu biliyoruz. Yarın obur gun buraya kimin saldırmak isteyeceği belli değil. O halde, sıfır noktada Akdeniz'e açılan ve Turkiye'nin geleceğini ilgilendiren bir reaktorun dunyanın en gelişmiş olan hava savunma sistemiyle korunması kararı da Turkiye'nin kendi iradesiyle aldığı bir kararın sonucu olacaktır" dedi.
Caşın "Sayın Putin'in açıklaması çok onemli. Rusya'nın kendi onceliklerine rağmen Turkiye'nin talebine gore sevkiyatı one alma niyeti, Moskova'nın Turkiye'nin ihtiyacına ne kadar onem verdiğini gosterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'o defter kapandı' sozleriyle ifade ettiği kararlılığı da oldukça onemli. Ayrıca Turkiye egemen bir devlet ve hava savunmasıyla ilgili istediği kararı alır" diye devam etti.
(C) AA/ Aytaç Ünal
' TÜRKİYE'NİN ACİLEN MODERN HARP GEREKLİLİKLERİNE UYGUN HAVA SAVUNMASINA İHTİYACI VAR'
ABD'nin hava savunma sistemi teklifi sunmakta geç kaldığını soyleyen Caşın "Turkiye, kararını verdi ve uyguluyor. ABD bu kararlılığı ongoremedi. Ancak ABD şunu bilmeli ki Turkiye artık itilen kakılan bir devlet değil: Ruslar, Turkiye'ye S-500 uretimi konusunda da taahhutte bulunmuştur. Hem işbirliğinin temeli atılmış oldu. Turkiye ayrı zamanda Fransız, İtalyan ortak yapım fuze de satın almıştır. ABD de bu koşullarda Patriot sunmak istiyorsa, sunabilir" diye konuştu.
S-400 alımının hava savunması anlamındaki oneminin altını çizen Caşın "Ben bir hava kuvvetleri subayı olarak şunu belirtmek istiyorum: Elimizdeki Nike- Hercules fuzeleri 1950 model ve çok eski. İstanbul'un hava savunma çok zayıf. Elimizdeki en iyi fuze sayılabilecek Hawk fuzeleri bile 40 kilometre menzilli. Turkiye'nin dolayısıyla, modern harbin gerekliliğine uygun hava savunma sistemine sahip olması lazım. Irak Savaşı ve İran-Irak Savaşı'ndan aldığı derse gore Turkiye'nin acil hava savunma sistemine ihtiyacı vardır. Turkiye'nin aldığı fuzeler saldırı değil savunma fuzeleridir. Hiç kimseye tehdit eder nitelikte değil. ABD satın almak istediğimiz silahları bize vermezken; etrafında tehditleri bertaraf etmek için istediği silahı, savunma sistemini alır. Ve Turkiye bedeli ne olursa bu fuzeleri alacaktır" dedi.
' MÜŞTEREK ÇALIŞMALAR YAPILABİLİR; TÜRK PİLOTLAR ASTRONOT OLARAK YETİŞTİRİLEBİLİR'
Turkiye ve Rusya arasındaki havacılık ve uzay işbirliğinin temelinin daha onceden atıldığını soyleyen Caşın "Turkiye, Rusya'nın yaptığı yeni ulaştırma uçağıyla ilgili Rus firması IRKUT, Turk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ/TAI) ile birbirine ortak kanat ve govde yapımı çeşitli taahhutlerde bulunmuştur. Yani gelecekte, iki ulke birlikte yolcu uçağı yapabilir. Ayrıca, iki ulke yeni bir takım silah sistemleri uretebilirler. Rusya ve Turkiye'nin birlikte çalışması her ulkenin yararınadır ev iki ulke de bu sureçte çok para kazanabilir. Turkiye sivil uçaklar yapabilir, askeri uçaklar yapabilir. Hatta Turk pilotları astronot olarak Rusya'da yetiştirilebilir. Siber harp konusunda da muşterek çalışmalar yapılabilir. Ama bunlardan daha onemlisi tarafların Suriye'nin toprak butunluğundeki kararlılığı ve bolgenin barışına katkıda bulunan bu surecin gerçekleştirilmiş olması " diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Putin'in başkanlığa seçilmesinin ardından ilk ziyaretini Turkiye'ye gerçekleştirmesinin ve Turk ordusu tarafından torenlerle karşılanmasının onemine işaret eden Caşın "Bu Batı'ya 'Rusya'nın yalnız bırakılmayacak kadar onemli bir ulke olduğu' mesajının verilmedir. Zaten Skripal krizinde de Turkiye'ye hiç bir Rus diplomatını sınır dışı etmeyerek aynı mesajı guçlu bir şekilde verdi. Turkiye ve Rusya'nın duşman olmasını isteyenler var ama iki ulke stratejik partner. 15 Temmuz'dan Turkiye Batı tarafından yalnız bırakıldığında Sayın Putin nasıl Turkiye'ye destek verdiyse, bugun de aynı şeyi Turkiye yapıyor" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.