Özet (TL;DR) @ 2018-04-05T07:00:00.000Z: AK Parti kurucusu ve eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener Türkiye'de rejimin giderek 'BAAS modeline evrildiğini' savundu. Muhalefetin 2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı kazanmak için doğru…
AK Parti kurucusu ve eski Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener Turkiye'de rejimin giderek 'BAAS modeline evrildiğini' savundu. Muhalefetin 2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı kazanmak için doğru ismi aday gostermesi ve yerel seçimde başarılı olması gerektiğini soyleyen Şener "Abdullah Gul aday olursa ikinci tura kalma ihtimali yoktur" dedi.
Son donemde, 2019 seçimlerine yonelik senaryolarda adı sıkça yer alan Şener Cumhuriyet gazetesine konuştu.
Gazeteye gore geçen pazar yapılan İYİ Parti kongresinde 'en çok alkış alan konuk' olması ile bir kez daha gundeme gelen Abdullatif Şener, belediye başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 'açık kapı' bıraktı.
Şimdiye kadar adaylık konusunda hiçbir partiyle goruşmediğini soyleyen ve "Ancak karar vericiler kendilerinin yol haritasıyla ilgili bir zeminde gerekli olduğuma inanırlarsa durumu değerlendiririm" diyen Şener'in muhalefetin 2019 seçim stratejisi, adaylık iddiaları ve gundeme ilişkin Cumhuriyet'in sorularına verdiği yanıtlar ana başlıklarıyla şoyle:
' REJİM DEĞİŞTİ, BAAS'A EVRİLİYOR'
"16 Nisan referandumu ile birlikte Turkiye'nin rejimi değişmiştir. Artık demokratik rejim değildir. Artık uluslararası değerlendirmelere gore, Turkiye diğer Ortadoğu rejimlerine benzer bir rejime donuşmuştur. BAAS rejimine diyeyim. Buna doğru evrilmektedir, ama bu sureç tamamlanmamıştır. Nedeni de 16 Nisan referandumuyla kabul edilen anayasanın maddelerinin bir kısmı hemen yururluğe girmiştir ama bir kısmı ise ilk seçimden sonra yururluğe girecektir. Önumuzdeki ilk seçimleri eğer Erdoğan kazanırsa, Turkiye'deki rejim artık Ortadoğu'da gormeye alıştığımız rejimlerden biri olacaktır. Referandumda kabul edilen sistem tam bir ucubedir. Yani başkanlık desen değil, parlamenter demokrasi deseniz, o değil. Boyle bir ucube rejimi Turkiye hak etmiyor, duzeltilmesi lazım. O bakımdan onumuzdeki seçimler onemli. Muhalefet adayı kazandığında, restorasyon zaman alsa da belli bir rahatlamayı hemen o seçimin ertesinde iklim olarak elde edebileceğiz."
' İLK TURDA HER PARTİNİN KENDİ ADAYINI ÇIKARMASININ DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM'
(C) AA/
"3 şeyin onemli olduğunu duşunuyorum. Birincisi 'seçim guvenliği'dir. Mutlaka muhalefet seçim guvenliğini sağlamak zorundadır. İkincisi cumhurbaşkanlığı seçiminden once Erdoğan'ın seçimleri kaybedeceğine dair muhalefetin guçlu bir ruzgarı estirmesi lazım. Bu ruzgarı estirecek. Seçim guvenliğini de test edecek en uygun zemin, belediye başkanlığı seçimleridir. İstanbul'u, Ankara'yı, İzmir'i hele Akdeniz'i, buyuk kentleri silip supurecek bir muhalefet ortaya çıkarsa, Erdoğan'ın kaybedeceğine dair inanç pekiştirilmiş olur, butun seçmenler nezdinde boyle bir algı oluşur ki bu son derece onemlidir. Üçuncusu de 'doğru aday'dır. Ben 'doğru aday" dediğimde, (gulerek) 'kendini mi kastediyorsun' diyorlar. Hayır. Zaten ilk turda her partinin kendi adayını çıkarmasının doğru olduğunu duşunuyorum. İlk turda ittifakın adayı diye ortaya çıkmanın doğru olduğunu duşunmuyorum. Ama şu onemli, ilk turda her partinin adayı olsa bile, ikinci tura çıkan adayın mutlak surette, CHP'nin, İYİ partinin, SP'nin, HDP'nin oylarını ful alabilecek, SP ve HDP'nin AKP'deki 'emanet oylarını' da ful alabilecek bir adayın olması lazım. Bu 3 koşul uygulandığında, ciddi bir hata yapılmazsa, Sayın Erdoğan seçimi kaybeder."
' BU SAATTEN SONRA MİLLETVEKİLİ OLMAYI DÜŞÜNMÜYORUM'
"Şu ana kadar hiçbir partiyle herhangi bir adaylık nedeniyle bir goruşmem olmadı. Onun için bu olumsuz yapının değişmesi için çaba harcıyorum. Bu soylediklerim de hep siyasetçilere yon vermek açısındandır. Çunku onumuzde daha 1.5 yıl var. Bu sozleri şimdiden soyleyeceğiz. Çunku birisi 'kral çıplak' demediği zaman kimse bunu soylemeye cesaret edemiyor. Tek başımıza kalsak da doğruyu soyleyeceğiz. Bireysel anlamda siyasetten bir beklentim var mı? Doğrusu bu saatten sonra milletvekili olmayı duşunmuyorum. Ama onumuzdeki diğer kombinezonlarla (belediye başkanlığı, cumhurbaşkanlığı) ilgili olarak, karar vericiler kendilerinin yol haritasıyla ilgili bir zeminde gerekli olduğuma inanırlarsa, durumu değerlendiririm."
' TÜM PARTİLERLE GÖRÜŞÜYORUM'
"Bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu da açıklama yaptı, ben de yaptım. Ben diğer butun partilerle de goruşuyorum. SP, İYİ Parti, hatta HDP'li bazı yetkililerle de goruşuyorum. Kılıçdaroğlu ile bu tek goruşmem de değildir. Daha once de birkaç kere başbaşa goruştum. Fakat oyle somut adaylık falan konuşmadık. Turkiye'nin içinde bulunduğu durumla ilgili, siyasetle ilgili, onemli, yapılması gerekenler konusunda goruşlerimi soyledim, onun etrafında sohbet ettik, hepsi bu kadar. (Teklif gelirse sorusu uzerine) Geldiği zaman basındaki, siyasetteki dostlarla da tartışır, ne gerekliyse ona gore bir değerlendirme yaparız."
' SP'NİN ROLÜNÜN ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM'
Bu sureçte Saadet Partisi'nin onemli olduğunu duşunuyorum. AKP'ye destek veren Kurt seçmeninin nasıl rol oynadığını soylemiştim. AKP'de, SP'nin çok sayıda emanet seçmeni var. Barajı aşma şansı olmadığı için o emanet seçmen halen AKP'nin içinde. Ve bir alternatif oluştuğu taktirde SP, Erdoğan'daki emanet oylarını alabilecek durumundadır. İddialı bir çıkış yaptığında SP'nin oyu hem de sadece AKP'deki oylardan azaltmak suretiyle en az 5-6 puan oyu olduğunu da duşuyorum. SP'nin bu konumu Erdoğan'ı sarsabilecek en onemli etkenlerden biridir."
' GÜL ADAY OLURSA 2. TURA KALAMAZ'
"Basın meraklı Gul'u sordular. Temel Bey, sorulunca bir şey soylemek durumunda kalıyor o da cevap veriyor. Verdiği cevabın ozunde, 'adayımız Gul'dur' demiyor. Ama 'acaba yakınlık duyuyor mu?' diye sorgulamaya yoneliyor basın. Ama boyle bir durum yok. Benim gorduğum, edindiğim, samimi olarak goruştuk (Karamollaoğlu'yla) boyle bir aday belirlemiş değiller. Ama Temel Bey dikkat ederseniz herkesle goruşuyor. Benimle de, Gul'le de goruşuyor. Hatta Erdoğan'la, Meral Akşener'le de, Kılıçdaroğlu ile de goruşuyor. Sorumlu siyaset boyle bir şey zaten. Abdullah Gul aday olursa ikinci tura kalma ihtimali yoktur. Çunku, CHP tabanı oy vermiyor, vermeyeceğini de net olarak açıklıyor. Yılmaz Özdil bile diyor ki, Gul --Erdoğan başbaşa kalırsa Erdoğan'a oy veririm diyor. Bu biraz, Cumhurbaşkanlığı donemindeki olumsuz tutumundan kaynaklanıyor. Twitter'ın engellenmesi kanununu onayladı, arkasından yasak gelince yurtdışı uzerinden tweet'ler attı. Direneceği konularda hiç direnmedi. Daha doğrusu Erdoğan, ne gonderdiyse onayladı. Bu CHP seçmenindeki Gul algısını bozmuştur. Ve tabanını da biraz tanıdığımı duşunuyorum ama olumlu bakan bir CHP'liye rastlamadım."
' TÜRKİYE'DEKİ EN MUTSUZ SEÇMEN AKP'YE OY VEREN KÜRT SEÇMENDİR'
(C) AA/
"Turkiye'de siyasetin paradigmasını Erdoğan çiziyor. Öyle bir çerçeve çiziyor ki, o sınırların dışına taşmak doğruyu inkar etmek anlamına veya doğrudan sapmak anlamına geliyor. Bunun en tipik orneği HDP'ye bakış tarzıdır. HDP'nin 'sakıncalı' algılanması doğrudan Erdoğan'ın tuzağıdır, bu tuzağa duşmemek lazım. Hesabı yapın. HDP'nin yuzde 10 oyu var, bu oyları gozden çıkaran bir muhalefetin Erdoğan karşısında şansı olamaz. Üstelik kritik bir şey var. HDP'deki Kurt oylarından çok AKP içindeki Kurt oylarıdır seçimin kaderini belirleyecek olan. Bu oylar Erdoğan'ın da muhalefetin de kaderini belirlecektir. AKP'de en az yuzde 7 Kurt seçmeni oyu var. Şu anda Turkiye'deki en mutsuz seçmen AKP'ye oy veren Kurt seçmendir. Ve onumuzdeki 3 seçimin kaderini de bu AKP'deki mutsuz Kurt seçmen belirleyecektir. Tek tek saymayayım ama MHP ile ortaklık, bolgedeki operasyonlar, Afrin bu mutsuzluğun nedenleri. En son Erdoğan bozkurt işareti yaptığında buyuk bir ayrışma ortaya çıkmıştır. Soylediğim bu olumsuzluklar halen partideki Kurt seçmenin ne olursa olsun oradan kopup başka yere gideceği anlamına gelmiyor. Çunku bu konularda butun partiler aynı kırılganlığı surdurecek çizgi izlemişlerdir. Bugun HDP'ye, yarın başkasına: Erdoğan ayrıca, karşı cephede ittifak oluşmasın diye surekli muhafazakar seçmene hitap eden muhalefet partilerini, CHP'ye yaklaşmaktan alıkoymaya çalışıyor. Bu da o partiler açısından ormuş olduğu bir sınır haline geliyor. Soruyorsunuz kimle ittifak yapmak istiyorsunuz diye, bakıyorum CHP ve HDP'yi telaffuz etmekten çekiniyorlar, bir bakıyorsunuz CHP bile, HDP'yi telaffuz etmekten çekiniyor. E sizin siyaset alanınızı Erdoğan belirledikten sonra nasıl sonuç alacaksınız? O bilerek bunu yapıyor zaten. Çunku bugun HDP, yarın CHP, obur gun İYİ Parti, SP… Diktatorluğe giden rejimde guç sahiplerinin inisiyatifine bıraktığınızda, HDP'nin yaşadığını diğerleri de yaşar."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.