Özet (TL;DR) @ 2018-04-05T08:40:00.000Z: Hatay'daki askeri birliği ve sınır karakolunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte ziyaret eden ünlüler, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında kendilerine yönelik sözleri nedeniyle suç duyursunda…



Turkiye

08:40 05.04.2018(Guncellendi 08:43 05.04.2018) URL'yi kısaltın

Hatay'daki askeri birliği ve sınır karakolunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte ziyaret eden unluler, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında kendilerine yonelik sozleri nedeniyle suç duyursunda bulunacaklarını açıklarken, unlulere ilk destek Hurriyet yazarı Ahmet Hakan'dan geldi. Hakan, Kılıçdaroğlu'nun uslubunu eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte Hatay'daki sınır karakolu ziyaretine katılan unlulerin Kılıçdaroğlu'nun yaptığı eleştiriler sonrası bir açıklama yaparak CHP lideri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurmasının ardından Hurriyet yazarı Ahmet Hakan sanatçıların haklı olduğunu savundu.

Hakan yazısının ilgili kısmında şunları yazdı:

"İbrahim Tatlıses'ten Sibel Can'a…

Hande Yener'den Yavuz Bingol'e… Muazzez Ersoy'dan Mustafa Sandal'a… Hulya Koçyiğit'ten Emel Muftuoğlu'na… Deniz Seki'den Coşkun Sabah'a… Cumhurbaşkanı ile sınıra giden sanatçılar, Kemal Kılıçdaroğlu'nu kınayan bir bildiri yayınladılar. Kınama gerekçeleri şu: "Hakaretamiz açıklamalar."

Bakıyoruz… Kemal Kılıçdaroğlu ne demiş diye? Şunu demiş:

"Afrin'de 52 şehidimizin kanı kurumadı. Toplanmışlar bir grup guruh… Davul zurna, şarkılar kıyamet… Bulunduğumuz apartmanda eğer bir kişi vefat etmişse televizyonu bile açmayız. Bu rezil adamlar ve onları oraya goturen adam, sen eğer yureğin yetiyorsa… Bir Afrin şehidinin evinin bulunduğu sokaktan geç ve Yaylalar turkusunu soyle bakalım."

Gerçekten de hakaretamiz sozler! Yani sanatçılar haklı! Hem de baştan sona haklı! Gelin, bir an şoyle duşunelim: Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumleleri, bunlar değil de… Mesela şunlar olsaydı:

"Afrin'de 52 şehidimizin kanı kurumamışken… Klarnetli, turkulu, kahkahalı, eğlenceli goruntuler hiç yakışık almamıştır. Bulunduğumuz apartmanda bir kişi vefat etmişse… Televizyonu bile açmayız. Bizim kulturumuz budur ve ortaya çıkan goruntuler, bu kulture hiç de uygun duşmemiştir… Soruyorum o goruntunun içindekilere: Herhangi bir Afrin şehidinin evinin onunde klarnet eşliğinde Yaylalar turkusu soyleyebilir misiniz?"

Evet, Kılıçdaroğlu'nun uslubu boyle olsaydı… Ne olurdu? Şunlar olurdu: Bırakın bildiriyi falan… Hiçbir sanatçı "gık" bile diyemezdi. Belki içlerinden bazıları biraz mahcup olup… "Hakikaten ya… İşin o kısmı biraz şık kaçmadı galiba" falan derdi. Kılıçdaroğlu sadece kendi taraftarlarının değil, AK Parti'ye oy verenlerin de vicdanına seslenmiş olurdu. Üstelik vermek istediği mesajı tam olarak vermiş, derdini de anlatmış olurdu. Acaba diyorum ben butun işimi gucumu bırakıp siyasi iletişim işlerine falan mı başlasam?"