Özet (TL;DR) @ 2018-04-01 13:45:09.008667: Genelde herkesin ‘Fargo’ filminden tanıdığı Minnesota, Kuzey Amerika’nın en dondurucu yeri. Kutup coğrafyasının kabına sığmaz soğuklarını saldığı bu yere göç etmek mangal gibi bir yürek veya demir…



Minneapolis'e giden 52. Otoban'ın iki yanında uçsuz bucaksız bir beyazlığa gomulmuş çiftlikler seçiliyor. Uzun kış gecelerinin içine gomulmuş bacalardan çıkan dumanlar orada birilerinin yaşadığına dair tek iz. Geyik avlayan, eksi 30 derecelerde g omlekleriyle dolaşan, sabah beş buçukta kalkıp yulaf lapasını yiyip çalışmaya başlayan, et ve sutten oluşan akşam yemeğini yedikten sonra hemen yatan guçlu ve sağlam yapılı insanlar bunlar. Kışın topraklarından çıkmıyor ve çocuklarına evde eğitim veriyorlar. Şehre inmeleri gerekirse onunde kar kureyici olan kamyonetleriyle karları yara yara anayola çıkıyorlar. Hepsi dindar. Hepsi cumhuriyetçi. Bazıları Amish ve Mennonite gibi kiliseye bağlılıkları ve tutuculuklarıyla bilinen etnik kimliklere sahip. Bunlar kendi k ıyafetlerini diken, at arabasına binen, elektriği ve modern teknolojiyi reddeden topluluklar. İster Amish olsun, ister İskandinavya'dan goçmuş uzun bacaklı alelade bir çiftçi çoğu belinde silahıyla dolaşıyor. Ama Amerika gibi bir bolluk ulkesinde onların bu sağlam yaratılışlarına hayran kalmamak elde değil. Bu soğuk coğrafyanın gerçek yuzleri onlar.� Bizim i çin ise durum çok farklı. Biz burada hayatta kalmaya çalışıyoruz.

**

-37 dereceye neden
goçtum

**

Buzul çağında yaşam

Hava gerçekten çok soğuk ve soğuk bir adım daha gitmek isteyemeyeceğin bir şey. Ondan kurtulmak için yuruyemiyorsun bile. En sevdi ğin varlığın olan çocuğunun araba kemerini takarken her şeyin bittiğini, parmaklarını kaybettiğini hissetmek gibi bir şey. En yakın yere gitmek bile buyuk bir macera. İsimlerini İskandinav mitolojisinden alan sokaklardan geçip dev karların, buzlu yolların, koca koca ağaçların arasından ilerliyor yollar . Daha evvel g okyuzunu hiç boyle açık gormedim. Soğuktan dolayı bulutların şekli bile farklı. Daha donuk, daha keskin kenarlı. Kuzey ışıkları en buyuleyici renkleriyle başınızın uzerinde salınıyor. Sabahları pembe-mor gun doğumlarına uyanıyorsunuz. Gokyuzu ise sonsuz bir duzluk, buyuk bir ilham kaynağı. Buradaki insanların tum hucrelerine işlemiş bir coğrafya burası. D ışarı çıktıklarında Minnesota'lılara guvenebilirsin. Karları yara yara yollarını bulabilirler. Evleriyse sıcacık. Şomineler, mumlar, kitaplar, battaniyeler, mokasen terlikler...

-37 dereceye neden
goçtum

D over de sever de...

Burası sert bir tokat attığı gibi sıcacık, elini sana uzatan, sıcak çikolata ikram edecek kadar da şefkatli bir yer. Dover de sever de. Çiftçileri dışarıda tutarsak Minnesota aslında dunyanın en liberal yerlerinden biri. Ş ehirliler silah karşıtı, cinsiyet ayrımı yapmıyor, multecilere kucak açıyorlar. Bu soğuk coğrafya insanları boyle yoğuruyor olmalı. Ben ise burada hem kitaplarımı yazmaya devam etmeyi hem de bu coğrafyayla uyumlu olmayı oğreniyorum. Her şeye yeniden başlıyorum. Hikaye anlatmanın çok daha farklı, çok daha zekice yolları olduğunu gosteriyor Minnesota bana. Yazımın aslında yaşadığım yerle nasıl da bağdaşık olduğunu anlamamı sağlıyor. Yazmak bir yol. İ stanbul'dayken Galata'nın labirenti andıran hanları, yeraltı tunelleri, Cenevizlilerden kalma denize inen yokuşlu sokakları gibiydi yazmak. Buradaysa çocuk kitaplarını andıran yapraklarını dokmuş çıplak ağaçlardan bir ormana giriyor kelimelerim. Bir tepede yukselen taş bir malikanenin salonlarında dinleniyor, karlara bata çıka ilerliyor ve soğuktan donup yokluğa karışıyor çoğu zaman. Cumlelerim guçlu olmayı oğreniyor burada. Sertliği, sevdiğim şeyleri korumak için ormanın içindeki canavarlarla savaşmayı, soğuk bir kulubenin içinde yaralarımın iyileşmesini beklemeyi, ocakta ateş yakmayı. Yazar olmak için maceracı olmak da gerek diyorum kendi kendime... Her şey nasıl başladı diye duşunuyorum bazen. Şanstı, belki de kaderdi. ' 10.000 Gol Ülkesi' veya ' Kuzey Yıldızı' takma adlarıyla tanınan Minnesota'ya goçme maceramız ikizlerin doğumuyla başladı ve gerisi çorap sokuğu gibi geldi. Tuttuğumuz avukatın aldığı onayla green card alıp yeniden Minnesota'ya yerleştik.

-37 dereceye neden
goçtum

Her şey onceden belirlenmiş, tekduze

Dunyanın en buyuk hastanesi olan Mayo Clinic 'in koca koca gokdelenlerinin yukseldiği, 1800'lerde Kızılderililerle iç içe yaşayan rahibelerin Dr. Mayo ile birlikte kurdu ğu bir manastırı andıran St. Mary's hastanesinin yakınlarında kuçuk bir yuvamız var. Mayısa kadar burada kalıp sonrasında dunyanın en liberal şehirlerinden biri olan Minneapolis 'e taşınma planları yapıyoruz. Orada uzerinde buzda balık avı yapılan Harriet G olu'nun kıyısında ve Wild Rumpus adında içinde tavukları, kedileri ve tarantulaları olan bir çocuk kitabevinin yakınlarında bulunan eski evlere bakıyoruz. Raflar arasında kitaplarımı Amerika'da basılacağı en çok da Minnesota'lı çocuklar tarafından okunacağı gunu iple çekiyorum. Bunun yanında aşçılığı oğrenmek istiyorum. Mutfakta çalışınca insan Orta Batılılar hakkında bir şeyler de oğrenmiyor değil. İnsan ilişkileri de tıpkı yedikleri salatalara benziyor. Hepsi çok sıcakkanlı. Ikea'da karşılaştığın bir kadın telefonunu verip seni evine yemeğe davet edebiliyor. Hemen dostluk kuruyorlar. Ama bu sanki salatas ına egzotik bir bakliyat, değişik bir baharat veya farklı bir deniz urunu katmak gibi onlar için. Yeni ve egzotik hikayelere açıklar. Yolda nasıl gideceklerinden tatile nasıl çıkacaklarına kadar her şey o kadar onceden belirlenmiş, tekduze ve sıradan ki ister istemez hayatlarında bazı değişik tatlar istiyorlar.

S ıcak kahve bile anında donuyor

Sert kış aralık'ın ikinci gunu başlıyor ve kar bir daha kalkmıyor, havalar eksi 20'nin uzerine çıkmıyor. Gene de Minnesota'lılar için değişen bir şey yok. Karlar ın içinde çıplak ayaklarıyla yuruyebiliyor, alışverişe şortları ve parmak arası terlikleriyle çıkıyorlar. Bir yanda çok soğuk denilen havalar var, ote yanda eğlenceli soğuklar. Mesela -37, -41 arasında kimseyi sokakta gormek mumkun değil. Termosuna doldurup dışarı goturduğun sıcak kahve anında donup çatlıyor, pencerelerin içi buz tutuyor, buz dolabını açınca sıcak hava geliyor yuzune. Bunlar buz devri soğukları. Jet Stream denilen, yani ozetle kuresel ısınma ile doğrudan alakalı bir hava durumu. Buzları eriten aşırı yaz sıcaklarının ısısını absorbe eden kutup coğrafyası sonbaharla beraber bu ısıyı daha guneylere salarak suratle bir aşırı soğumaya girişiyor ve Kuzey Kutbu'yla Minnesota arasında hiç dağ olmadığı için bu kabına sığmaz soğuklar yola çıkmış atlılar gibi doğrudan buraya giriyor. Bu gidişatın da buz çağının habercisi olduğu soyleniyor. Sonra bir ara havalar ısındı diyorsun. Isındı dediğimiz de -21! Çocuklar kızak kayıyor, donmuş gollerin uzerinde hokey maçları yapıyor, buz pateni kayıyorlar. İstanbul'da olsam titremekten hareket edemeyeceğim bu havada kazağımın uzerine giydiğim hırkamla dışarı çıkıyorum.

-37 dereceye neden
goçtum


Geri d onmek mi?