Özet (TL;DR) @ 2018-04-01 13:45:03.234951: Haluk Bilginer, Türkiye’nin şansı kabul edebileceğimiz bir oyuncu. Tiyatro, sinema, dizi; yer aldığı her projeyi yukarı taşıyan ender isimlerden. Şimdilerde internet dizisi ‘Şahsiyet’te alışılmadık…



Çınar OSKAY - [email protected] \ Fotoğraflar: Muhsin AKGÜN/MASTÜDYO

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

D unya çapında tek yıldızımız...
Ara s ıra yurtdışında oynayıp ligimize donen futbolcular gibi…
' Masumiyet'teki tiradı sinema tarihimizin en iyi sahnesi seçildi.
Haluk Bilginer beyazperdeye, ekrana hep kalite getirdi.
Haftaya bir Hollywood filmi g osterime giriyor ama onu esas heyecanlandıran yeni yayımlanan 'Şahsiyet' dizisi.
Edebiyat ımızın esaslı kalemi Hakan Gunday'ın yazdığı, Onur Saylak'ın yonettiği dizi tabanca gibi!
G ına getiren dizilere benzemiyor.
Bitmek bilmeyen yak ın planlar, bağıran çağıran insanlar yok.
En s ıkı yabancı dizileri aratmayan bir oyku, produksiyon ve oyunculuk var.
Ay Yap ım'ı yoneten Kerem Çatay'a bazen "Neden artık 'Ezel' gibi bir dizi çekemiyorsun" diye takılırdım.
Galiba sonunda bir aday belirdi.
Ba şroldeki Haluk Bilginer'le 'Şahsiyet'i, hayatını ve Turkiye'yi konuştuk.

Ş ahsiyet' değişik bir hikaye. Tur olarak nereye koyarsınız?

- Beni çok heyecanlandıran ve benzerleriyle karşılaşmadığımız bir senaryo. Bildiğimiz seri katil hikayesi değil. Adam kahraman da değil, tipik psikopat da. Yok olması gereken insanların listesini yapmış. Alzheimer olunca nasıl olsa unutacağım diye başlıyor sırayla... Şahane bir kara komedi/gerilim. Hakan Gunday çok iyi yazmış, Onur Saylak da çok iyi çekiyor.

  • Sizi ilk kez bu ya şta bir karakter olarak goruyorum.

- Yaş alalım ama ruhumuz genç kalsın.

Sona yakla şıyoruz

  • Bir oyuncu i çin nasıl bir donem bu?

- Olgunluk donemidir herhalde. Bazı şeyleri sorun etmemeye başlıyorsunuz. Hayata başka turlu bakıyorsunuz.

  • Nas ıl?

- Öleceğini bilerek... Öleceğini bilen tek yaratık insan. Nedense bunu 30'lu değil, 60'lı yaşlarda anlamaya başlıyor. Sona yaklaşıyoruz. Shakespeare'in dediği gibi, "Zaman en buyuk duşmanınız. Doğduğunuz andan itibaren olume doğru surukleyen bir şey".

  • Ne oluyor bunu anlay ınca?

- Empati, vicdan, insan olma ozellikleri artıyor.

  • Bir ara ştırma hatırlıyorum. İnsanın en mutlu yaşı 63 çıkmıştı. Doğru mu?

- Öyle mi? Ben 63 buçuğum! Ve bence doğru.

  • T urk dizileri nasıl sizce? Dizi ihracatında ABD'den sonra dunya ikincisiyiz.

- Televizyonda çok iş yapıldığı için insanlar tecrube kazandı, meleke kesp etti, eskilerin deyimiyle.

  • Biraz çığırından çıkmadı mı? Abartılı yakın planlar, bağırış çağırış falan. Sizin kalibrenizde bir oyuncu için işkence olmalı.

- Ağır işkence tabii. Sadece izleyene değil, yapana da. Tum ekibe işkence. Her hafta 150 dakika! Bunu regule etmeleri gerekiyor. Standart olmadığı için gecenin 4'unde trafik kazası oldu, set çalışanları oldu.

  • ' Ezel' vardı mesela, efsane bir dizi. O kalitede bir dizi gorebiliyor muyuz artık?

- Kalite duşuyor, senaryo tavsıyor. Yakın planlar; ben sana baktım, sen bana baktın. Çayı koy, demlensin, hala birbirlerine bakıyorlar! Bence televizyonun geleceği internette. BluTV, Puhu TV... 'Şahsiyet'te bolumler 60'ar dakika. Dunya standardı dramada maksimum bir saat, genelde 45 dakika. Sitcom'da 25 dakika. Turkiye'deyse 150 dakika!

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

_ Mesleksiz unlulere 'sanatçı' diyoruz_

  • Tiyatroyu g orev duygusuyla mı yapıyorsunuz?

- Öyle demeyelim, çok sevdiğim için yapıyorum. Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir mobilya. Televizyon sanatı diye bir şey olmaz. Sinema yonetmenin, tiyatro oyuncunun sanatı.

  • Kutsad ığınız bir şey değil ama...�

- Aman, aman, aman! Sakın! Efsaneleştirmeye gerek yok, neyse o!

  • B oyle bir tartışma vardı değil mi?

- "'Rolumdem etkilendim' demek ya psikolojik rahatsızlıktır ya yalancılıktır" dedim. Saldırdılar. Oyuncu rolunden etkilenmez, nokta! Oyunculuk bir beceridir, marangozluk gibi. "Bu rol için altı ay bilmemkimlerle yaşadım." Tanrı'yı oynadım ben. Ne yapacaktım? Altı ay Tanrı'yla mı yaşayacaktım! Selama abartılı hareketlerle çıkmalar falan... Mesleği bu çapaklardan arındırmak lazım.

  • D unya Tiyatro Gunu'nde Twitter'da şunu yazmışsınız: "Sozun bittiği yerdeyiz ama sanat sozun bittiği yerde başlar."

- Soz yetmediği için resim, beste yapıyoruz. İngilizce, Çince, Turkçe yetse neden beste yapayım ki? Bin kelime doksem 'Guernica'yı anlatabilir miyim sozlerimle? Tiyatro da oyle.

Tanr ı'yı da oynadım ben. Ne yapacaktım? Altı ay Tanrı'yla mı yaşayacaktım! Selama abartılı hareketlerle çıkmalar falan... Mesleği bu çapaklardan arındırmak lazım.

Mesleksiz unlulere 'sanatçı' diyoruz

  • Kad ıkoy'de polis 'Sadece Diktator' gibi bazı oyunları yasakladığında, "Polis keşke tiyatro izlemeye gelseydi" diye yazdınız.

- Hiçbir sanat faaliyeti yasaklanmamalıdır. İzleyen içindir sanat. Ben sahnede "İnsan hali boyle bir şeydir" derim, siz de kendinizi, insanı anlamak, empati kurmak için seyredersiniz.

  • Ü lke gerildikçe ilgi arttı galiba tiyatroya...

- Kadıkoy'de herkes bir salon açalım diye tatlı bir telaş içinde. Ama çok kuçuk bir kitleye yaptığımızı unutmayın. Turkiye'nin yuzde 80'ine tiyatro dediğiniz zaman akıllarına hiçbir şey gelmiyor. Yuzde 14'u "Sinema gibi bir şey ama canlı yapılıyor galiba" diyor. Sadece yuzde 6'sı hayatında bir kere gitmiş. Turkiye İstatistik Kurumu'nun sayıları bunlar. Yani ulkenin yuzde 5'ine, 6'sına tiyatro yapıyoruz.

  • Mehmet Aslantu ğ "Oyunlar yasaklanıyorsa baskı yok denemez" derken bazı sanatçılar "Bu ulkede kimse baskı altında değil" çizgisindeydi. Nasıl goruyorsunuz?

- Tam sizin gorduğunuz gibi goruyorum.

  • Nas ıl yani?

- Gazetecisiniz, sizin nasıl gorduğunuz çok onemli. Benimki yaptıklarımla, soylediklerimle ortada.

  • Madem merak ediyorsunuz; "Turkiye'de herkes çok ozgur" diyen bir sanatçı için 'Alice Harikalar Diyarı'nda diye duşunuyorum.

- Sanatçı ne iduğu belirsiz bir tanımlama zaten. Mesleksiz unlulere 'sanatçı' diyoruz. Ben oyuncuyum mesela, oburu heykeltıraştır, diğeri dansçıdır. "Ben sanatçıyım" diyene soracaksın mesleğin nedir abla? Biraz daha sanatla ilgilenmelerini tavsiye ederim.

  • A çıktan muhalifsiniz, sizinle uğraşıyorlar mı?

- Uğraşmak isteyen herkes uğraşıyor.

  • Hayat ınız zorlaştı mı?

- Sizinki kolay mı?

  • Hay ır, değil.

- Bravo. Ben sizden niye farklı olayım? Ama bir şeyleri 'rağmen' yapmak zevklidir. Turkiye'de tiyatro kurmuş olmayı hiçbir şeye değişmem.

  • Sizin kulvar ınızda akla ilk gelenler Genco Erkal, Mujdat Gezen, Ferhan Şensoy... Bu isimler hep katı Kemalist çizgideydi. Sizse "Bu Ataturk'e tapınma hikayesini artık geride bırakmak lazım" demiştiniz Hurriyet'ten Cansu Çamlıbel'e.

- Ne guzel, herkes farklı yerde dursun zaten. "Ataturk'u anlamaya çalışalım" dedim. Ataturk adı kullanılarak onun istemeyeceği çok şey yapıldı bu ulkede. O yuzden onun adını kullanırken çok ozenli olmamız gerekir. Dunyanın anladığını bu istismarcılar anlamamış gorunuyorlar da o yuzden kurdum bu cumleyi. Ataturk'u rahat bırakın. İnsanlar once okuduklarını anlasa...

  • " Baba figuru var, 90 yıldır tapınıyoruz" demiştiniz.

- Lidersiz hiçbir şey yapamamak... Bu kendini hiçe saymaktır. Çoban koyunlara lazımdır! Bizim toplum olarak kendi aklımızla hareket etmemiz lazım.

  • AK Parti d oneminde baba kultu hala Ataturk mu sizce? Yoksa artık iki baba mı var?

Mesela İngiltere'de toplumun babası kimdir? Finlandiya'da kimdir? Belçika'da? Almanya'da? Yoktur. Demek ki olabiliyor. Babasız olabiliriz demek ki!

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

AM İRLE TİYATRO YAPILMAZ
Kad ın oyuncuların Meclis'te sahneye çıkmalarına izin verilmemesine tiyatroculardan tepki yağıyor. Siz ne diyorsunuz?
- "Memur oyuncu olmaz" dediğimde bana soylemediklerini bırakmamışlardı. Gordunuz mu? Benim asıl derdim; o sahnede kalan erkek memurlarla! Memursanız amiriniz vardır, amirle tiyatro yapılmaz.

Bu kadar beyin g oçuyor, telaşa duşen yok!

  • K ızınız kaç yaşında?

- 11! Kendi torunumu kendim yaptım. Aracıyı kaldırdım!

  • Hayat ınızın diğer yarısı İngiltere'de. Kızınızın nerede yaşamasını istiyorsunuz? Birçok kişi goç ediyor Turkiye'den... 

- Bu kadar insan ulkeyi terk ediyorsa oturup kendimize bakmamız gerekmiyor mu? Bu kadar beyin goçuyor, telaşa duşmemiz gerekmiyor mu toplum olarak? Bu telaşı gormuyorum, gormek istiyorum. Nerede yaşayacağı kızımın kararı.

  • K ızınız için endişeli misiniz? Kutuplaşmayı nasıl goruyorsunuz?

- Kutuplaşma çok tehlikeli. İnsanları iç savaşa goturur. Çok tehlikelidir, çok! Evlat olunca yaşantınızda bir şey değişiyor. Sizden daha kıymetli bir şey geliyor dunyaya. Egonuz kayboluyor. Hiç duşunmeden canınızı verirsiniz.

Ç etin Altan son roportajımızda, "Turkiye'de kadın başkaldırısı bekliyorum" demişti. Olabilir mi?

- İran'da olanlara bakın, kadınlar yapıyor. Neden olmasın? Başlamış bile olabilir.

  • D unyada #metoo, #neveragain gibi hareketlerde tacizciler afişe edildi. Neden Turkiye'de kimse çıkıp bir şey soylemedi? Özellikle eğlence endustrisinde?

- Bizde kol kırılır, yen içinde kalır. Kalmamalı. Kırılan kolu yenin içinden çıkarıp "Benim kolumu kırdılar" diyeceksiniz! Çaresini arayacaksınız bir daha kırılmaması için. Herhalde bir olgunlaşma sureci gerekiyor.

  • Siz şimdi pişmanlık duyduğunuz şeyler yaptınız mı geçmişte?

- Benim erkek egemen bakışım hiçbir zaman olmadı. Tersine, nefret ettim. Tabiatımda oyle bir şey var.

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

_Bizde kol k ırılır, yen içinde kalır. O kol asla yenin içinde kalmamalı. Kırılan kolu yenin içinden çıkarıp gostereceksiniz. "Benim kolumu __k ırdılar" diyeceksiniz! _

Kendi uydurdu ğu değerlerle çok vakit kaybediyor insan

  • İ ki evlilik yaptınız. Eşleriniz oyuncu ya da şarkıcıydı. Neden acaba?�

- Yetenek çok cazip bir şeydir. Çok çekicidir. Siz yeteneksiz insan sever misiniz? Hiçbir şey yapmayan, boş boş oturan?

  • Ç apkın ruhlu bir insan mısınız?

- O ne demek, onu tarif ederseniz hemen soyleyeyim.

Erkek, tohum b ırakmayı sever

  • Evet, top yine bana geldi!

- Siz olmayan toplar fırlatıyorsunuz, ben de servisi karşılıyorum.

  • S urekli smaç geliyor!

- Biraz da siz oynayın. Çapkınlığın tarifini alacağız şimdi sizden... Herkes dinliyor mu?

  • H ımm... Flort etmekten hoşlanan?

- Herkes flort eder. Her ilişki bir florttur.

  • Bunu n ufusun genelinden ya da mevsim normallerinden daha sık yaşayan? Don Juan'lık yani. Var mı sizde?

- Hayır.

  • Hi ç olmadı mı?

- Hayır. İmkan, fırsat, ortam neyi yarattıysa o. Gidip "Nerede ulan" diye bakınmıyorum. O bir rahatsızlık, tedavi edilmesi gerekir.

  • Erkekler aras ında epey yaygın...

- Erkek tohum bırakmayı sever. Doğadan bahsediyorum, horoz mesela. Ama duşunen, algılayan insanın işi o değildir.

  • Evlilik nas ıl bir şey sizce?

- Toplu yaşama geçişte uydurduğumuz bir şey. Bu odadaki herkesi yonetiyor olsam derim ki: "Sen bununla evlen, borca gir, çocuk yap, işime de karışma." İnsanları kontrol etmek için... Doğada boyle bir şey yok. Kendi uydurduğu değerlerle çok vakit kaybediyor insan. Yazık oluyor guzelim zamana.

  • E siz niye evlendiniz? Hem de iki kez?

- Başka ne yapacaksın bu toplumda! "Niye pasaportun var" diye de sorun o zaman. Kimse bırakmıyor ki çıkayım dışarı!

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

Haluk Bilginer ve G uven Kıraç'ın rol aldığı 'Masumiyet' sinema tarihimizin en onemli filmlerinden (solda). 'Kış Uykusu' filminin çekimlerinde, yonetmen Nuri Bilge Ceylan'la (ustte).

O me şhur tiradın hikayesi

  • T urkiye'de buyuk patlamayı 'Masumiyet'le yaptınız sanırım.  Biliyor muydunuz boyle efsanevi bir sahne çıkacağını?

- Hayır ama o tiradı çok sevmiştim. Filmin senaryosu yokken o tirat vardı. Aklında hiçbir şey yokken Zeki bir gece oturmuş, yazmış. Sonra o tirat uzerine senaryoyu oluşturmuş.

  • Nas ıl çektiniz bu sahneyi?

- "Necessity is the mother of invention" (Gereklilik icadın anasıdır) diye bir İngiliz atasozu vardır. Şaryo kullanacağız, zemin eğimli, engebeli bir arazi, titriyor. Guneş batıyor, gun gidiyor. "Haluk, koyuyorum kamerayı, anlat" dedi Zeki. Kamerayı koydu ve anlattım, o kadar. Tek plan.

  • Bir kerede!

- Evet. "Işık gidiyor, hadi abi". Kuramadık, titriyor, saatlerce uğraştık olmuyor. Yoksa şaryo 360 derece donecek, Guven'in (Kıraç) yanından geçecek, arkadaki sağır kız gozukecek. Saatlerce planlandı. Ama şartlar izlediğiniz gibi olmasını gerektirdi. Bu sahne oyle oldu işte.

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

Alt ın Palmiye hayatımı değiştirmedi

  • Gelelim 'Kış Uykusu'na... Nuri Bilge Ceylan'la Altın Palmiye kazandınız. İnsanın hayatı nasıl değişiyor bu odulle?

- Benim değişmedi ama eminim Nuri Bilge'nin ya da yapımcının değişmiştir. Ben oynamakla ilgileniyorum, oyuncu olmaya çalışıyorum.

  • Alt ın Palmiye çok onemli değil yani?

- Umurumda değil. Ödul, eyvallah... Çok teşekkur ederim, sağ olun. İzleyenlerin teveccuhu, eksik olmasınlar. Ben yoluma devam ediyorum.

  • Sineman ın iki dev yonetmeniyle çalıştınız. Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz'la...

- Nuri Bilge çok iyi bir yonetmen! Onu hemen soylemeliyim. Oyuncudan çok iyi anlıyor, algıları açık. Neyi, nasıl anlatması gerektiğini biliyor. Bir kelime, bir hareket daha lazım diye saatlerce konuşuyoruz. İpek halı işler gibi ince ince...

  • Zeki Demirkubuz 'un tarzı nasıl?

- Zeki de çok iyidir. Masumiyet'i çok iyi çekti. Bazı yonetmenler goruntuyle fazla ilgilendiği için, 'mana'ya vakit bulamayabilir. Ama resmin içinde ne oluyor?  Anlattığı masala onem verenler daha başarılı.

_ Oyuncu olmak i çin psikoloji, felsefe okuyun_

  • Ö vmek için soylemiyorum, dunya çapında tek yıldızımız sizsiniz. Bu Londra'da aldığınız eğitimle mi ilgili? Yoksa şans mı?

- Kafanızdaki hedefleriniz, planlarınız yaratıyor şansı. İstanbul'da oturup Devlet Tiyatrosu'nda memur olsaydım beni İngiltere'den kim arardı ki?

  • Okudu ğunuz okul 'London Academy of Music and Dramatic Art', İngiltere'nin en iyilerinden. Oyunculukta eğitim ne kadar onemli?

- Çok onemli ama oyunculuk eğitimi olması şart değil. Psikoloji, felsefe okuyup tiyatro kollarında başlarsanız daha iyi bir oyuncu olursunuz. Oyunculuk bir beceridir. Yapa yapa kendimize oğretiriz.

  • Felsefe, psikoloji derinlik mi kat ıyor?

- Sınırlar genişliyor, yelpaze açılıyor. Diğer tecrubeler size değer katar.

  • Ya yetenek?

- Yetenek, merak durtusuyle sevdiğin bir şeyin ısrarla uzerine gitmek, yapmaya çalışmak, surekli yeniden denemek, başarırız olup tekrar denemektir. Her resim yapan ressam değildir.

  • Yetenek mi tutku mu bu?

- Yetenek yoksa tutku da olmaz. "Ben oyuncu olmak istiyorum" diye gelen genç arkadaşlara ilk sorduğum soru şu: "Bu gece yatağına yat ve duşun: Oyunculuk dışında bir şey yaparak eşit derecede mutlu olabilir misin? Cevabın evetse sakın oyuncu olma." Bu kadar basit.

Hollywood 'un potansiyel seyircisi 7 milyar

  • Arada yurtd ışına gidip sonra Turkiye'ye donen futbolcular gibisiniz.

-Geçen ay Hollywood'da bir film çektim ama Şahsiyet'teki Agah beni daha çok heyecanlandırdı. Donup çekimlere başlamayı dort gozle bekledim.

  • Hollywood filmlerinde biraz oryantalizm kurban ı olmuşsunuz. Ortadoğulu gerilla, mafya gibi stereotipler... Bu rahatsız ediyor mu sizi?

- Hayır, hepsi benim için birer deneyim. Bağımsız Hollywood sineması farklı olabilirdi. Ama çok buyuk bir endustri. Potansiyel seyircisi 7 milyar. Bir filme 200 milyon dolar harcayabiliyorlar çunku

1 milyar dolar kazanabileceklerini duşunuyorlar.

  • Dev Hollywood yap ımı 'Ben-Hur'da rol aldınız. Uçurum var mı arada?

- Onlar da aynı kamerayı, ışığı kullanıyor. Fark; insana ayrılan zaman ve tanınan şans. Para... Kuçuk butçeli denilen bir filmde bile TIR'lar, karavanlar, koşuşturanlar... Standart çok onemli.

* Haftan ın sekiz gune çıkması için dilekçe vermeyi duşunuyorum. Dort gun setteyim, uç gun tiyatrodayım. Ama çalışmazsam sıkılırım zaten.
*** Erken saatleri hi ç sevmem, gece adamıyım. Beni sabaha kadar çalıştır ama sabah dokunma. Adımı bile hatırlamam.

_

Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir
mobilyadır

Yer: Raffles İstanbul/Zorlu Center

_

Ş ohret, mesleğin yan etkisi

* Hayat ınız nasıl geçiyor? - Haftanın sekiz gune çıkması için dilekçe vermeyi duşunuyorum. Dort gun setteyim, uç gun tiyatrodayım. Ama çalışmazsam sıkılırım zaten.

* Sabah erken mi kalkars ınız?

- Hayır. Erken saatleri hiç sevmem, gece adamıyım. Beni sabaha kadar çalıştır ama sabah dokunma. Adımı bile hatırlamam.

* Kafa dinlemek i çin ne yaparsınız? Ne bileyim, eve gidince bir kadeh şarap içer, Netflix'i açar mısınız?

- Çay demlerim. Şarabı arkadaşlarla içerim, tek başıma içmeyi sevmem. Çiftliğe giderim, ormana bakarım, tavukları beslerim.

* Çiftliğiniz mi var?

- Evet, şehre bir saat mesafede. Ördeklerim, tavuklarım, ineğim ve bir yavrusu var. Kuşlarım, guvercinlerim, kumrularım var. Doğayı seviyorum, muhteşem bir mucize.

* Tatile nereye gidersiniz? Londra 'yı ozluyor musunuz?

- Londra tatil değil ki, ikinci evim. Orada da yaşıyorum. Yazın kızım denizini sevdiği için Bodrum'a gidiyoruz.

* En sevdi ğiniz filmler?

- 'Paramparça Aşklar Kopekler', 'Gozleri Tamamen Kapalı', 'Baba' filmlerini ve Charlie Chaplin'in dehasını severim. Turkiye'den sorarsanız Onur Ünlu'nun 'Sen Aydınlatırsın Geceyi' filmini... Gormediyseniz mutlaka izleyin.

* Sokakta rahat y uruyebiliyor musunuz?

- Hayır. Gozluk, şapka, kadın kıyafetine bile girsen tanırlar! Şohret vesaire hep yolculukta başınıza gelen şeyler, hedeflenecek şeyler değil. Mesleğin yan etkileri.