Özet (TL;DR) @ 2018-03-31 13:08:28.309773: Türkiyeli üç gencin, ‘kimsenin kendilerini çağırmadığı’ bir başka şehre gidişinin, orada mutlu, özgür ve iyi olmaya çalışmasının kısa öyküsünü anlatıyor ‘Berlin Zamanı’. Ve soruyor: Geleceği başka bir…



Bahar ÇUHADAR - [email protected]

Bu ulke arkandan
gelecektir...

BERLİN ZAMANI / PLATFORM TİYATRO 

Bu ulke arkandan
gelecektir...

Yazan: Ceren Ercan
Y oneten: Frank Heuel
Oyuncular: Ezgi Çelik, Tuğçe Altuğ, Kutay Kunt
Ne zaman, nerede? 5 Nisan Per şembe 20.30'da, Toy İstanbul'da.

Bilet fiyatlar ı: Tam 55, oğrenci 35 TL.

Bu ulke arkandan
gelecektir...

Bugunun Turkiye'sinin sesini sahneye taşıyan oyunlar yazan Ceren Ercan, şu sıralar 'memleketten gitmek/kalmak' uzerine kafa yoruyor. Bu fikri mesaisinin ilk urunu olan 'Seni Seviyorum Turkiye'yi, Bakırkoy Belediye Tiyatrosu'nda izlemiş ve 'sezonun en iyileri' arasına koymuştuk. 'Turkiye Üçlemesi'ni oluşturan ikinci oyunu 'Berlin Zamanı' da Platform yapımı olarak sahnede. Üçlemenin ilk oyununu, 'Turkiye'yi sevme inadı' olarak ozetlemiştim naçizane, 'Berlin Zamanı'nda ise bir şekilde gitmeyi başaranların oykusunu anlatıyor Ercan.

Memlekette insani ve ozgur bir hayatın gereklerini oluşturan koşullar kotuleştikçe, bireylerin karşılıklı ve iç tahammulu azaldıkça, 'gitmek' ya da en azından 'şansını başka ulkede denemek' çare yonunde en kuvvetli seçenek oldukça, gidenlerin ya da gitmeyi hayal edenlerin sayısı arttı. Ceren Ercan'ın 'Berlin Zamanı'ndaki isabetli sorularından birinde dediği gibi, "Geleceği başka bir ulke ile kurmak mumkun mu" peki? Ercan, her zamanki sarkastik bakışıyla, gidenlerin hayatlarından bir kesit aktararak hem eğlenceli hem de duşundurucu bir yanıt veriyor.

Yeni nesil g oç dalgası

İki kadın, bir erkek; uç Turkiyeli gencin, 'kimsenin kendilerini çağırmadığı' bir başka şehre gidişinin, orada mutlu, ozgur ve iyi olmaya çalışmasının kısa oykusunu anlatıyor 'Berlin Zamanı'. Reji, Alman yonetmen Frank Heuel'e teslim. Ezgi Çelik, Tuğçe Altuğ ve ilk defa izlediğimiz, performansıyla ilk seferde ismini aklımıza yazdırmayı başaran Kutay Kunt canlandırıyor uç genci. Üç oyuncu, dinamik performanslarına birkaç temel aksesuar katarak, metnin enerjisini sahneye taşımayı başarıyor.

Bu ulke arkandan
gelecektir...

Kendilerini artık guvende hissetmeyen, kırgınlıklarını, korkularını geride bırakıp çokdilli, çokkulturlu, ozgur, eğlenceli, uretken bir hayat kurma çabasıyla Berlin'e giden uç karakter, kendi ifadeleriyle 'Turkiye'nin Avrupalı yuzu'.

Biri sinema kariyeri yapma hevesinde, biri dedesinin izlerini suren, diğeri İstanbul'daki hayatından tum umudunu kesmiş iyi eğitimli bu uç genç, 'new wave' denilen yeni nesil goç dalgasında boğuşuyor. Tabii giderken, Turkiye'nin boğucu siyasal gundemini, içlerine işleyen kulturel kodları ve hatta iki ulke arasındaki gerilimi de yanlarında goturuyorlar. Kendi tahammulsuzlukleri ve yer yer ayrımcılık kokan tavırları da sığacak o bavullara elbette.

Seyircinin, karakterlerin halinden anlayacağı, çok yerde kendini goreceği bir hikaye bu. 'Seni Seviyorum Turkiye' kadar guçlu duygular uyandıran ve iç sızlatanından olmasa da, yazar seyircisine "Evet, boyle oluyor işte!" dedirtiyor yine.

Karakterlerin hikayesi sahne ustunde yer yer kesişiyor ama çoğu kez her bir karakter kendi kesitini, ona ayrılan anda ve alanda anlatıyor. Oyun bir parça kısaltılsa, etkisinden bir şey kaybetmeyecektir.