Özet (TL;DR) @ 2018-03-29T21:12:04.000Z: Türkiye'nin Afrin'de verdiği mücadelenin insanlık onurunun mücadelesi olduğunu söyleyen Başbakan Yıldırım, "FETÖ'nün, PKK bölücü örgütünün propagandasıyla, algı operasyonlarıyla Türkiye hakkında…



Başbakan Binali Yıldırım, Bosna Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Denis Zvizdic ile Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da Turk girişimciler tarafından kurulan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'ni ziyaretinde akademisyen ve oğrencilere hitap etti.Yıldırım, Balkanlar'ın kalbi, Turkiye'nin gonlunde buyuk yeri olan dost ve kardeş Bosna Hersek'i ziyaret etmekten buyuk bir memnuniyet ve mutluluk duyduğunu soyledi.Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'ne 8 Ekim 2013'te universitenin 10. yıl akademik açılışı dolayısıyla geldiğini anımsatan Yıldırım, "bilge kral", "buyuk duşunce adamı" ve "devlet adamı" olarak nitelediği kurucu lider Aliya İzzetbegoviç'i de rahmet ve şukranla andığını kaydetti. Yıldırım, "O, duşunce dunyamızın kutup yıldızlarından biriydi" dedi."Yuzyıllarca birlikte yaşadığımız Balkanlar'ın guven, istikrarı esasında bizim dış politikamızın ozunu oluşturdu" ifadesini kullanan Yıldırım, her zaman Balkanlar ile iç içe olunduğunu ve bundan sonra da çok yonlu, kapsamlı ilişkilerin artarak devam edeceğini vurguladı.Bolge ulkeleriyle yakın ve dostane ilişkiler ile siyasi, ekonomik ve kulturel alanlardaki ilişkilerin derinleştirilmesi için butun imkanları seferber ettiklerini belirten Yıldırım, "O anlamda Bosna Hersek bizim kalbimizin yarısıdır" diye konuştu.

Butun Balkan coğrafyası için huzur, barış, ve esenlik dileyen Yıldırım, "Bosna Hersek'in gerek AB'ye gerekse NATO'ya uyeliği için Turkiye olarak her turlu katkıyı vermeye devam edeceğiz." dedi.

Turkiye ile Bosna Hersek arasındaki ilişkilerin daha da derinleştirilmesinin bilim insanlarının emek ve gayretleriyle mumkun hale geleceğini ifade eden Yıldırım, oğrencilerin de bir araya gelerek kaynaşmalarının, dostluklarını tesis etmelerinin iki ulke arasındaki kardeşliğin, dostluğun en guzel nişanesi olacağını soyledi.Balkan ulkelerinin tamamıyla iyi ve dostane ilişkilerin her geçen gun arttığına işaret eden Yıldırım, son donemde Bulgaristan Başbakanı'nın Turkiye'de misafir edildiğini, daha sonra Hırvatistan, Sırbistan, Makedonya cumhurbaşkanları ile Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konsey Üyesi Bakir İzzetbegoviç, Makedonya ve Arnavutluk başbakanlarının Turkiye'de ağırlandığını kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hafta başında Bulgaristan'ın Varna şehrinde Turkiye-AB Zirvesi'ne katıldığını anımsatan Yıldırım, şoyle devam etti:"Turkiye-AB ilişkileri butun yonleriyle ele alındı. Önumuzdeki donemde de butun bolge ulkeleriyle karşılıklı ziyaretlerimiz devam edecek. Bu yılın ortalarında Sayın Cumhurbaşkanımız Bosna Hersek'e bir resmi ziyaret gerçekleştirecek ve birçok anlaşmayı o ziyaret vesilesiyle imzalamış olacağız. Serbest Ticaret Anlaşması imzalayacağız. Havacılık anlaşması, eğitim anlaşması, daha birçok alanda, 10 civarında anlaşmayı dost ve kardeş Bosna Hersek ile imzalamış olacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamını da ileten Yıldırım, Balkan ulkelerinin kendi aralarındaki ilişkilerin daha da geliştirmesi için Turkiye olarak ciddi bir gayret verildiğini soyledi.

Turkiye'nin, Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan arasında 3'lu dayanışma mekanizması tesis ettiğini aktaran Yıldırım, bu çerçevede yıl içinde Bosna Hersek'te ikili zirve toplantısı yapılmasının ongorulduğu bilgisini verdi.

" KENDİMİZLE İLGİLENMEK KADAR ÖNEMLİDİR"

Bunun çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Yıldırım, şunları soyledi:"Bolge, Balkanlar bizim için bir rekabet alanı değil. Turkiye olarak bu bolgeye ilgimiz, alakamız, kendimizle ilgilenmek kadar onemlidir. Aynı derecede ilgileniyoruz. Elbette bu ilginin gerçek anlamda derinleşmesi, kulturel ve akademik ilginin de aynı derecede yoğunlaşmasıyla mumkun. O yuzden Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ciddi bir gorev ifa ediyor. Buyuk duşunur Aliya İzzetbegoviç'in bize işaret ettiği ve beklediği de ancak budur."

" ETKİN BİR ŞEKİLDE GÖREV ALMAYI ARZU EDİYORUZ"

Bosna Hersek'in Avrupa ve Avrupa Atlantik kuruluşlarıyla butunleşme hedefini sonuna kadar desteklediklerini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"AB ve Avrupa ulkeleri en buyuk ticaret ortaklarımızdan biridir. Bu bolgeyle ticaretimizin bir kısmı karayolu ile bu topraklar uzerinden yapılıyor. Bu nedenle AB'nin Balkanlar'daki yol ağlarının, ulaşım hatlarının daha da geliştirilmesi, alt yapının iyileştirilmesi konusunda Turkiye olarak etkin bir şekilde gorev almayı arzu ediyoruz. Unutmayalım ki Turkiye Avrupa'nın en buyuk kara ulaştırma filosuna sahiptir. Yine Turkiye 2018'in sonunda dunyanın en buyuk havalimanını hizmete alacak bir ulkedir."

Turk yatırımcı ve iş adamlarının ozellikle son yıllarda Balkan ulkelerindeki faaliyetlerine hız verdiğini, Bosna Hersek'te birçok Turk şirketinin faaliyet gosterdiğini ve 300-400 milyon dolar doğrudan yatırımları bulunduğunu ifade eden Yıldırım, Turk yatırımcılarının çalışmalarının Bosna Hersek'in ekonomisine de ciddi katkı sağladığına işaret etti.Yıldırım, Zvizdic ile yaptıkları goruşmelerde, iki ulke arasındaki mevcut ekonomik ilişkilerin çok daha ileriye taşınması ve siyasi ilişkilere yaraşır bir şekilde potansiyelin tam olarak kullanılabilmesi amacıyla atılması gereken adımları kapsamlı şekilde ele aldıklarını bildirdi.Geleceğe yonelik birçok konuda mutabakata vardıklarını anlatan Yıldırım, şoyle devam etti:"Ziyaretin ağırlığını siyasi ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik konular oluşturuyor. Turizm, tarım, enerji, altyapı gibi projeler muşterek yapabileceğimiz projeler olarak onumuzde duruyor. Bu bakımdan iki ulke arasındaki iş birliğini derinleştirecek o kadar fırsatlar, o kadar imkanlar var ki... Yeter ki biz ektin bir zaman planlamasıyla bu fırsatları gerçeğe donuşturelim.Son yıllarda turizmde gozle gorulur bir canlanma var. Turist sayısı her iki ulkeye gidiş gelişler artmaya başladı. Her geçen yıl bir onceki yıla gore artıyor. Bu guzel bir şey. Hem buradan bir ekonomik fayda elde ediliyor ama ondan daha onemlisi bu gidiş gelişler dostlukları artırıyor. İki ulkenin birbirine daha çok yakınlaşmasına vesile oluyor. Dolayısıyla bu yaz sizleri Turkiye'de gormek, ağırlamak istiyoruz."

" TÜRKİYE AVRUPALI MI, ASYALI MI?"

Yıldırım, son donemde gundeme gelen "Turkiye'nin yonunu AB'den çeviriyor" gibi eleştirileri de haksız, yanlı ve tutarsız olarak gorduklerini vurgulayarak, şunları soyledi:"Sayın Cumhurbaşkanımız bu işin her zaman başında olmuştur ve Batı'ya olan ilgi, ilişkilerimizin kuralları bellidir. Dış politikadaki ana eksenimiz bellidir. Turkiye AB'ye uye olmak istiyor ancak bunu ne pahasına olursa olsun yapmak istemiyor. Musluman kimliğimizi koruyarak, değerlerimizi koruyarak biz AB uyesi olabiliriz. Bize 'Bundan vazgeç' diyorlarsa o zaman boyle bir birliğin bize hiçbir faydası olmaz. Kimliğimizi, benliğimizi muhafaza etmek geleceği garanti alına almak demektir. Aksi halde bir somurge anlayışının parçası olmaktan kurtulamazsınız.'Turkiye Avrupalı mı, Turkiye Asyalı mı?' şeklinde zaman zaman yersiz, gereksiz sorulara da muhatap oluyoruz. Turkiye tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu coğrafya olarak hem Avrupa'nın hem de Asya'nın bir araya geldiği bir ulkedir. Turkiye aslında medeniyet çatışmasını sona erdiren değişik dinleri, inançları, kulturleri yuzyıllar boyunca birbiriyle kaynaştıran bir gorev yapmıştır."Osmanlı'nın 600 yıl bu topraklarda bulunduğunu anımsatan Yıldırım, "Asya'da da bulundu, Ortadoğu'da da bulundu, Afrika'da da bulundu ama hiçbir zaman Osmanlı bulunduğu topraklarda emperyalist bir emel, bir amaç uğrunda olmadı. 1900'lu yılların başında Fransa Kuzey Afrika'ya geldi, 50 yıl içinde orada yaşayan insanların dili, resmi dili Fransızca oldu ama 600 yıl bu topraklarda yaşayanlar ne dinlerinden ne dillerinden bir şey kaybetmediler." dedi.Önemli olanın insanların değerlerini, kimliklerini koruyarak, asimile olmadan, kendilerini ifade ederek varlığını surdurmesi olduğunun altını çizen Yıldırım, "Bizim inancımızın, bizim değerlerimizin gereği de budur." ifadesini kullandı.

" NATO'NUN SINIRLARINI KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYOR"

Son zamanlarda AB ile yaşanılan sorunlar olduğunu belirten Yıldırım, konuşmasını şoyle surdurdu:"Bunun sebebi çok açık. Turkiye bulunduğu coğrafyada amansız bir mucadele veriyor. Neyin mucadelesini veriyor? Üyesi olduğu NATO'nun sınırlarını korumak için mucadele veriyor. Turkiye'nin guney sınırları NATO'nun sınırlarıdır. Turkiye aynı anda birkaç teror orgutunun tehditi altındadır. DEAŞ, PKK, FETÖ, PYD, YPG teror orgutlerinden ciddi bir sıkıntı yaşamakta, vatandaşlarımızın can ve mal guvenliğine buyuk tehditler olmaktadır. Bunun yanı sıra tabii sadece ulkemize bu tehditler vaki olmayıp aynı zamanda Suriye'de, Irak'ta yaşayan, iç savaştan, karmaşadan, otorite boşluğundan buyuk bedel odeyen milyonlarca insan yerlerini, yurtlarını, vatanlarını terk edip ulkemize gelmek zorunda kalmıştır. Biz onlara kucak açtık, bağrımızı açtık, aşımızı paylaştık, evimizi paylaştık çunku onlar bizim kardeşimiz. İnşallah orada şartlar duzelince hepsi donup gidecek çunku hiç kimse ulkesinden dışarıda bir yerde yaşamak istemez. Ne kadar şartlar iyi olursa olsun boşuna dememişler, 'Bulbulu altın kafese koysanız ille de vatanım, ille de vatanım.' dermiş."Turkiye'nin onların acılarını dindirmek ve uğradıkları zulmu hafifletmek için ev sahipliği yaptığına işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:"Aslında bizim orada verdiğimiz mucadele Avrupa'nın guvenlik mucadelesidir. Eğer Turkiye o terorle mucadeleyi vermemiş olsa, bu yerinden yurdundan edilen milyonlarca insana sahip çıkmamış olsaydı, emin olun ki teror ve goç, multeci akını Balkanlar'ı da Avrupa'yı da istila eder ve buralarda hayat yaşanmaz hale gelirdi. Butun bu fedakarlıklar ortadayken Avrupalı dostlarımızın bazı marjinal orgutlerin yonlendirmesiyle Turkiye'ye haksız bir şekilde bir tutum içerisine girmesi de doğrusu bizi uzuyor. Bunu kabul etmek mumkun değildir. Turkiye'nin Afrin'de de Fırat Kalkanı bolgesinde de Irak'ın kuzeyinde de verdiği mucadele insanlık onurunun mucadelesidir. O bakımdan marjinal teror orgutlerinin, FETÖ'nun, PKK bolucu orgutunun propagandasıyla, algı operasyonlarıyla Turkiye hakkında kanaat oluşturmak AB'ye yakışmıyor, dostluğu da yakışmıyor, muttefikliğe de yakışmıyor."

" EMPATİ YAPACAĞIZ"

Balkanlar'da huzur ve istikrar olduğunu ama bunun çok buyuk bir bedelle elde edildiğinin asla unutulmaması gerektiğini ifade eden Yıldırım, bu toprakların son 100 yıl içerisinde 3 kez buyuk yıkıma uğradığını soyledi.Bunları, "Birinci ve İkinci Dunya Harbi ile 1991'li yılların başında yaşanan katliamlar" olarak sıralayan Yıldırım, butun bunların çok buyuk bedeli olduğunu yineledi ve bunun hasarlarının hala giderilemediğine dikkati çekti.Yıldırım, bundan sonra yapılması gerekenin farklılıkları ayrıştıran değil, zenginleştiren bir ozellik olarak ele almak ve geleceğe, ortak hedef ve refaha, kardeşliğe daha fazla fırsat tanımak olduğunu vurguladı. Başbakan Yıldırım, "Empati yapacağız. Dinimiz, dilimiz, renklerimiz farklı olabilir ama unutmayalım gozlerimizin rengi farklı olsa da gozlerimizden dokulen yaşların rengi hep aynıdır. Onun için insanlığa karşı gorevimiz, sorumluluğumuz var. Torunlarımıza sorun bırakmak gibi bir luksumuz de yok. Sorunları torunlara bırakmayacağız, çozmenin yollarını arayacağız." diye konuştu.

" AVRUPA'DA IRKÇILIK, İSLAM DÜŞMANLIĞI ALDI BAŞINI GİDİYOR"

Bosna Hersek'in bugunun ve yarının dunyası için çok muhim bir coğrafya olduğunu ifade eden Yıldırım, Bosna Hersek'in, "farklılığın, çeşitliliğin, çoğulculuğun, çokluk içerisinde birliğini gosteren en guzel ornek" olduğunu dile getirdi. "Avrupa'da ırkçılık, İslam duşmanlığı aldı başını gidiyor." değerlendirmesinde bulunan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Boyle bir Avrupa'nın gelecek vizyonu olabilir mi? Nereye kadar bu vizyonu surdurebilir? O yuzden biz dostlarımıza hep şunu soyluyoruz; Lutfen Turkiye, bizim coğrafyamızı değerlendirirken etrafımızda bulunan bolucu, FETÖ'cu teror orgutlerinin unsurlarının ağzıyla, onların goruşleriyle değerlendirmeyin. Gerçekleri bizatihi araştırın, soruşturun, ona gore kanaat edinin. Coğrafi, dini ve etnik farklılıkları aşan ozgun bir medeni varoluşun mekanı aranıyorsa işte burasıdır. Bosna Hersek'tir."

Bolgede 90'lı yıllarda yaşanan acıların esasında çoğulcu ve medeni bir şekilde bir arada yaşamayı hedef aldığını dile getiren Yıldırım, buna karşı verilen mucadeleye onderlik eden kişinin merhum Aliya İzzetbegoviç olduğunu belirterek, onun sıkıntılı bir donemde liderliğiyle yukselerek en zor zamanlarda halkına umut olduğunu soyledi. İzzetbegoviç'in geçmişte ulkesinde yaşanan acıları unutmadan kalıcı barışın sağlanması için "Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız, kin ve intikam peşinde koşmayacağız" diyerek olçuyu koyduğunu vurgulayan Yıldırım, "Onca acıya, onca etnik temizliğe rağmen butun acıları bağrına basmış ve gelecek nesillere kin, nefret değil kardeşlik, sevgi ve dostluk tavsiye etmiştir. Allah mekanını cennet eylesin." diye konuştu.İzzetbegoviç'in adalet anlayışı, itidale verdiği onem ve siyasette saygınlığı gozetmesiyle insanlığın saygı duyduğu bir Musluman olarak tarihe altın harflerle adını yazdırdığını dile getiren Yıldırım, "Ondan geriye bir devlet adamı, İslam kultur ve duşuncesine eserleriyle katkı sağlamış bir aydın, bir ozgurluk savaşçısı olarak ornek alınacak bir miras vardır. O miras bugun bu coğrafyaya ışık tutmaya devam ediyor. Coğrafi, dini, etnik çatışmalarda değerler arasında gidip gelerek fakirleşen, medenilik vasfı aşınan dunya karşısında Bosna Hersek bir kutup yıldızı gibi durmakta ve bolgeye adeta yon vermektedir." değerlendirmesinde bulundu. Bosna'ya mundemiç medeniyet iddiasını, zenginliği, musamahayı taşıyan, işleyen ve buyuten kurumlardan birinin Uluslararası Saraybosna Üniversitesi olduğunu dile getiren Yıldırım, universitenin mazisinin çok eski olmadığını ancak kısa surede gurur duyulacak bir mesafe kat ettiğini bildirdi. Yıldırım, konuşmasını şoyle surdurdu:"Üniversite bir yere aittir fakat universite cihanşumul olanın peşindedir. Üniversite sadece içinde bulunduğu toplumla konuşmaz, evrensel kavramlar ve değerler uzerinden butun dunyaya hitap eder. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi, Bosna'nın sahip olduğu tarihi birikimi ve değerler manzumesini daha adil, daha barışçı bir dunya için milletlerarası camianın hizmetine sunmaya devam ediyor. Yabancı duşmanlığının açık hale geldigi, aşırı sağ, ırkçı partilerin gittikçe palazlandığı, başta humanizm olmak uzere geçmişte sahiplenen bir çok değerin aşıldığı, goçmenlere dair risklerin arttığı bir Avrupa zemininde Bosna Hersek'in onemi ve değeri daha iyi anlaşılıyor."

" BU GÜZEL, HAYIRLI YOLDA HEP SİZLERİN YANINDA OLACAĞIZ"

Turkiye ve Bosna Hersek'in ortak bir medeniyet tasavvurunun paydaşları olarak hem bolgede hem dunyada barış ve adaletin tesisi için birlikte çalıştığına işaret eden Yıldırım, şunları soyledi:"Uluslararası ilişkilerde olan biten her şey guç ve çıkar ile meşrulaştırılarak ahlaki ve adil bir dunya arayışı elde edilemez. Adalet, iyilik insani varoluşa dair en temel değerlerdir, bu değerlerin toplumlar arası ilişkilerde bir karşılığı yoksa insanlığımızı nasıl muhafaza edeceğiz. Değer eksenli bir dunya tasavvuru geliştirmeden, insani ve medeni varoluşumuzu one çıkarmadan sorunlarımızı aşamayacağımız aşikardır. Bizim medeniyet birikimimizin değer ekseni bir dunya arayışına, adil ve barışçı bir dunya talebine en buyuk katkıyı sizler yapıyorsunuz, yapmaya devam edeceksiniz. Bu guzel, hayırlı yolda hep sizlerin yanında olacağız." Turkiye ve Bosna Hersek'in koklu tarih ve kulturel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu soyleyen Yıldırım, "Biz burada geldik, hiç yabancılık çekmedik. Kendimizi evimizde, şehrimizde gibi hissediyoruz. Bu çok onemli bir durumdur. Hani derler ya 'Evden uzakta, evinde olmak.' İşte biz onu burada gorduk, burada yaşadık, Bosna Hersek uzulurse Turkiye uzulur, Bosna Hersek sevinirse Turkiye sevinir. Bosna Hersek'in barış, huzur, istikrar ve guven içinde yaşaması bizim en buyuk emelimiz, en buyuk isteğimizdir. Bizim aramızda çunku gonul kopruleri var. Biz tarih boyunca olduğu gibi bugun de Bosna Hersekli kardeşlerimizle gonul diliyle konuşuyoruz." dedi. Yıldırım, 1530'lu yıllarda kurulan Gazi Husrev Paşa Vakfı'nın kuruluş felsefesini kaybetmeden gençlerin, insanların dinini ilmi oğrenmesi için gayret gosterdiğini ve buyuk bir hizmet ifa ettiğini dile getirerek, "Bizim ecdadın ozelliği bu. Bizim ecdat işini yaparken, yola çıkarken Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı yucelt ki devlet yucelsin' felsefesine gore yonetimini inşa etmiş ve biz o ecdadın torunları olarak aynı değerleri koruyarak, geleceği inşa etmeye çalışıyoruz." diye konuştu.Turkiye ile Bosna Hersek arasında eğitim ve kultur alanında devam eden iş birliğine ilişkin de bilgi veren Yıldırım, ağırlığı Uluslararası Saraybosna Üniversitesinde olmak uzere çeşitli şehirlerde oğrenim goren Turkiye'den gelen bin 600 civarında oğrencinin bulunduğunu, aynı şekilde Turkiye'de oğrenim goren Bosna Hersekli oğrenciler olduğunu soyledi. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nin kurucu vakfı olan SEDEF Vakfı'nın Bosna Hersek'te ilkoğretim, ortaoğretim okulu ve lise ile hizmet vermeye devam ettiğini belirten Yıldırım, Turkiye Maarif Vakfı'nın da kuruluş surecini tamamladığını, Bosna Herseklilere gerekli eğitim desteği vermek için faaliyetlerini yoğun bir şekilde surdurduğunu soyledi.

" BUNLAR KENDİ AKLIYLA HAREKET ETMİYOR"

Turkiye'nin 15 Temmuz'da alçak bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu, hukumetin kararlılığı ama en onemlisi milletin meydanlara inmesiyle etkisiz hale getirilerek darbecilere darbe vurulduğunu anlatan Yıldırım, "Ayyıldızlı bayrağımız inmedi, ezanlarımız dinmedi. Bu darbenin arkasında kim vardı? Alçak FETÖ vardı. Bu FETÖ'nun en onemli ozelliği şudur. Ne kadar kutsal değeriniz varsa o değerleri en aymaz şekilde kullanan, kendi hedeflerine erişmek için her şeyi mubah sayan, daha da kotusu akıllarını emperyalist emellere kiraya veren guruhlardır. Tam bir teror orgutu, sadece Turkiye'nin değil aslında dunyanın bir çok ulkesinin başına beladır. Biz, dost ve kardeş Bosna Hersek'teyiz goruşmelerimizde hep dile getirdik, bunların sakin gibi gozuktuklerine bakmayın. Bir gun farkedersiniz ama geç olabilir. Çunku bunlar kendi aklıyla hareket etmiyor." değerlendirmesinde bulundu.Yıldırım, FETÖ'nun bolge ve belirli ulkeler uzerinde hedefleri olan, projeleri olan bazı guçler tarafından yonlendirildiğini vurgulayarak, "O bakımdan gençler, siz siz olun ozgur iradenizi, aklınızı, fikrinizi asla bu sapık emellere teslim etmeyin. Benim size soyleyeceğim budur. FETÖ, binlerce, hatta milyonlarca gencimizin geleceğini karartmıştır, onların guzel hayallerini yok etmiştir. Ne adına? Kendi karanlık emelleri adına. Eskiden değerlerimiz vardı. Hepimiz aynı safta namaz kılardık, ramazan orucumuzu tutardık, kutsal değerlerimizi hep beraber savunurduk ama bu değerlerimizi de yok ettiler. Temiz duyguları, Muslumanların iyilik etme, yardım etme, 'insanların en iyisi insanlara faydası, yararı olandır' hadisine gore yaptıkları her turlu guzel işi kendi alçak emelleri uğrunda maalesef kullandılar ve bir çok zarar verdiler." diye konuştu.

" FETÖ'NÜN EN FAZLA NÜFUZ ETTİĞİ ALAN EĞİTİM ALANI"

Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi karşısında net duruş sergileyen Bosna Hersek hukumeti ve halkına teşekkur ederek, "Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç'in de ifade ettiği 'FETÖ toplumun her alanına kollarını dolamış bir ahtapottur.' Aynen de boyledir." dedi.FETÖ mensuplarının, her turlu melanete, yaptıkları alçaklığa rağmen takiyeyle, yalanla, dolanla varlıklarını başka kimlikler altında surdurduklerini belirten Yıldırım, şoyle konuştu:"En fazla nufuz ettikleri, sızdıkları alan da eğitim alanıdır. Bu alandaki mucadele bir gun, iki gun yapılacak bir mucadele değildir, yıllar alacaktır. Biz Bosna Hersekli kardeşlerimizden bu alçak orgutun okullarını kapatmalarını isterken aslında karşılıksız bırakmıyoruz, yerine alternatif de gosteriyoruz. İşte Turkiye Maarif Vakfı, SEDEF Vakfı ve buna benzer her yonuyle tescil olmuş, herhangi bir zararlı faaliyetten ari olmuş vakıfların, kuruluşların bu gorevi pekala ifa edeceğini duşunuyoruz. FETÖ'nun Bosna Hersek'teki yapılanmasının gelecekte hem bu ulkeye hem de kardeşliğimize zarar vermemesi konusunda daha fazla hassasiyet gosterileceğine yurekten inanıyoruz."Binali Yıldırım, 21'inci yuzyılın sınırların anlamını yitirmeye başladığı, kureselleşmeyle toplumların birbirine daha da yaklaştığı, bilginin, bilişimin, teknolojinin oneminin gittikçe arttığı bir donem olarak akıllarda yer aldığını dile getirdi.Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nde eğitim goren oğrencilere tavsiyelerde bulunan Yıldırım, "Bu donemde boyle guzide bir kurumda ve Bosna Hersek gibi guzel bir ulkede eğitim gormekte olan sizlere onerim; Daha çok merak etmeniz, daha çok okumanız ve en az iki yabancı dil oğrenmeyi başarmanızdır. Ayrıca okulda ya da universitede oğrenilen derslerle yetinmeyin, ulkemizin ve insanlığın tarihini, dunyada olup biten olayları oğrenip ve irdelemenizi kanaatlerinizi daha geniş bir perspektifte, vizyonda oluşturmanızı oneririm." diye konuştu.

" ÇALIŞMAKTAN YILMAMAK, ÖĞRENMEKTEN USANMAMAK MECBURİYETİNDEYİZ"

Turkiye ve Bosna Hersek'in, pek çok ulkeden farklı olarak zor bir coğrafyada yer aldığına, bu ulkelerin gençlerinin ulke ve milletlerine yaraşır bilgilerle donanımlarla yetişmeleri durumunda geleceğin teminat altına alınacağına dikkati çeken Yıldırım, "Bu yetenekleri insanlığın huzuru, selameti, istikrarı için kullanmak uzerimize bir vecibedir, farzdır. Çalışmaktan yılmamak, oğrenmekten usanmamak, karşımızdakini anlamaya, empati yapmaya gayret etmek mecburiyetindeyiz. Bu vesileyle şu anlayışı da benimsemenizi ozellikle istirham ederim; Bizim 15 yıldır Turkiye için, Turkiye'nin kalkınması, buyumesi için, alt yapısıyla ust yapısıyla ekonomisiyle çalışırken benimsediğimiz bir ilke var. O da şudur; Zor hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır." ifadelerini kullandı.