Özet (TL;DR) @ 2018-03-25 09:43:15.483757: Hayatını plaklara adamış bir koleksiyoner... Evinin her yeri plak kuleleri ve CD’lerle dolu, adım atacak yer yok. Müzik yazarımız Naim Dilmener’in ilk romanı ‘Obsesyon’, yeni plaklar edinmek için…



İ lk romanınızın başkahramanının plak koleksiyoneri olması hiç şaşırtmadı...- Koleksiyoncu olması mecburiyettendi. Memleketin, daha doğrusu dunyanın gidişatının merkezde olduğu bir şey yazmak istiyordum. Anlatmak istediklerim, bir hikayeye sığmayacak kadar fazlaydı, roman olsun diye karar verdim. Bir kişi uzerinden aktaracaktım, bu da Selami oldu. İlk taslaklarda koleksiyoncu değil, inşaat muhendisiydi. Ama yazarken, inşaat muhendisliği hakkında bilgi gerekmeye başladı ve ben işi Google'la çozemez duruma geldim. Yazdığımı bıraktım, "Tamam, (karakter) inşaat muhendisi kalsın ama bu işi yapmıyor olsun" dedim. Ne yaptırabilirdim? Koleksiyoncu, tabii. En rahat olabileceğim alan buydu.

Memleketin son d onemdeki toplumsal çalkantılarını da anlatmışsınız, her tarafın AVM olmasını ve betonlaşmasını da...

- Bu durum, romanın yazılmasının temel sebeplerinden. Betona gomulduk. Gormek için inşaat muhendisi Selami olmak da şart değil.

Plak koleksiyonerli ği nasıl bir dunya? Sizin için mutluluğun tanımı, plaklarla dolu bir oda mıdır mesela?

- Değildir, hatta aslını isterseniz, plaklarla dolu bir odanın mutsuzluk sebebi olduğunu dahi soyleyebilirim. Memleketin 'nostalji memuru' olarak nam salmış durumdayım ama ben aslında duncu değilim, buguncuyum. Ve elbette yarıncıyım. Geçmiş beni ilgilendirmiyor demiyorum. Tam aksine, çok ilgilendiriyor. Ama oralarda takılı kalmak da, en azından ruhen, iyi bir şey sayılmaz. Bunu son birkaç yıldır, arşivini, koleksiyonunu yarı yarıya azaltmış biri olarak soyluyorum. Çok da iyi ettim. Dunya varmış. Koleksiyon, insanın hapishanesi de olabiliyormuş.

Selami 'nin iştahla satın aldığı bir plak sahte çıkıyor. Benzer bir durum yaşadınız mı?

- İlk zamanlar, plakları kapağın içini kontrol etmeden alırdım. Sonra baktığımda da kapak ve plağın birbirini tutmadığını gorurdum. Ama Selami'nin başına gelen kadar ciddi bir şey olmadı. Fakat şu kesindir; bu koleksiyon işinde çok para var ve çok para olan yere de sahteciler, dolandırıcılar girmezlik etmez.

En fazla para verdi ğiniz plak hangisi? Koleksiyonunuzdaki hangi parçayı asla satmazsınız?

- Ajda Pekkan'ın Japonca plağına çok para verdim ama soylemek istemem. Beş-on bin dolar ya da Euro verildiğinde satmayacağım bir plağım yok. Deli misiniz? Boyle bir para, fazladan bir Paris ya da New York tatili demektir ki, geçmişte bunu yapmışlığım da vardır. Koleksiyon işi guzel olabilir ama yaşamak daha guzeldir.