Özet (TL;DR) @ 2018-03-25 09:38:04.113086: Dünyanın en büyük gemi acentesinin Türkiye temsilcisiydi, çok çalışıyordu. Açık konuşalım, her şeyi vardı. Ancak bir gün kardeşleriyle birlikte çalıştığı şirketi satmaya karar verdiler. İşte o gün,…



Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan çok daha
tehlikeli

Sahra, belki de gezegenin en steril bolgesi... O kadar kuru ve sıcak ki her şeyi kavuruyor. Kilometrelerce kum tepeleri, ara sıra rastladığınız kamyonlar, başıboş deve suruleri ve tek tuk yerleşim yerleri. Hepsi bu. Gerisi kupkuru bir sıcak. Yerleşim yerlerinde yapılar çamurdan. Buralarda tuğla yapmaya gerek kalmamış. Toprağı çamur haline getirmek yeterli olmuş, gerisini guneş halletmiş, fırın gibi yakmış çamuru, kaskatı olmuş çamur... Ve çocuklar, saklambaç oynayamıyorlar. Bu uçsuz bucaksız kum denizinde saklanacak hiçbir yer yok.
Geçen sene defterine; bir motosikletin ustunde Moritanya'dan Senegal'e giderken boyle yazmıştı. Aylardan mayıstı ve sıcaklık 55 dereceye varmıştı.

Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan çok daha
tehlikeli

Ka ç ulke gezdi, saymamış...

Sacit Erdem, bir gezgin. Hayatını baştan aşağı değiştirmiş, yenilenmekten korkmamış biri. Aslında kimya muhendisi. Yedi sene bu işi yaptı ama akabinde gemi acenteliği işiyle uğraşan iki kardeşine katıldı. 15 senenin sonunda 48 yaşında ve 109 kiloydu; gunde iki paket sigara içiyor, 16 saat çalışıyordu. Bir hobisi de yoktu.Şirketi sattılar ancak aynı işi tekrarlamak ona cazip gelmiyordu. Kendine bir yelkenli aldı. O yelkenliyi bir kaptanla 20 gunde Fransa'dan Turkiye'ye getirdiler. Donuşumlu olarak uçer saat uyuyorlardı. Ne ehliyeti vardı ne de deniz bilgisi... Ama oğrendi. Bir gece saat 04.00'te, gokyuzune baktı, "Allah kahretsin" dedi, "Ben neden bunu bugune kadar yapmadım?" Yapmak için her şeyi vardı ama kendini "Vaktim yok"a inandırmıştı.

O gunden bu yana geçen sekiz senede iki maraton koştu, yelkenli bir tekneyle Atlas'ı geçti, bir tanesi 7 bin metre olmak uzere 4 bin 500 metrenin ustunde beş dağa çıktı, motosikletle Sahra'yı geçerek Fildişi Sahili'ne kadar gitti...

Yeni yerler gormek, yeni insanlar tanımak için motivasyonu oyle yuksekti ki "Sizin hiç tecrubeniz yok. Önce kuçuk bir motosiklet verelim. Onu bir sene kullanın, alışın. Sonra boyle bir motosiklet alırsınız" diyen satış gorevlisini dinlemedi. 54 yaşına varmıştı ve kendi deyişiyle alışmaya zamanı kalmamıştı. Motosikletini aldığı gibi yollara duştu. Kaç ulke gezdiğini hiç saymadı.

Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan çok daha
tehlikeli"İnsanlar gezmenin pahalı bir şey olduğunu zannediyor" diyor. Gunde 15-20 avro harcayarak dolaştığı gunler olduğunu, çadırda kaldığını, konserve yediğini, bazen de açıkta uyuduğunu anlatıyor. "Sahra'da çadır kurup uyuduğunuzda çakallar sizi yemiyor" diye de ekliyor.

Bu artık, onun yeni yaşam şekliydi. Sigarayı bıraktı, işlere gereğinden çok zaman ayırdığı için çocuklarının buyuduğunu fark edemediği zamanı telafi etmeye de kararlıydı. Bir aylığına Patagonya'ya gittiler. Üşuduler, aç kaldılar, pis gezdiler, hatta ruzgar çadırlarını soktu!

Yaptıklarının tehlikeli olduğunu duşunenler olsa da Erdem'e gore, Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan, İstanbul'da araç kullanmak Sahra'yı motosikletle geçmekten çok daha tehlikeli. Sonuçta denizde her an kusursuz fırtınalar çıkmıyor, dağlarda hep çığ duşmuyor ya da Afrika'da her koşe başında insanlar ellerinde otomatik silahlarla sizi oldurmek için beklemiyor.

İ yiler, kotulerden fazla

Peki ama hiç mi korkmuyor? Bittabii korkuyor: "Korkmak iyi bir duygu. İnsanı alarmda tutuyor. Sadece bu korkunun paniğe donuşmesine izin vermemek lazım. O zaman insan kontrolunu yitiriyor, yanlış kararlar almaya başlıyor. Kuş yuvası kadar ufak bir kaya çıkıntısında parmaklarınızın ucunda durmaya çalıştığınızda ya da okyanusun ortasında teknede sallanırken elbette korkuyorsunuz. İçinizden kuçuk bir adam 'Burada ne işin var? Deli misin, donsene evine' diyor. Zaten asıl mucadeleyi o kuçuk adamla yapıyorsunuz. Yoksa doğada yaptığınız tek şey ona uyum sağlamaya çalışmak, onunla savaşmak değil."

Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan çok daha
tehlikeliSacit Erdem yeri geldi, Arjantin'de bir dağa tırmanırken 10 gun boyunca kendi dışkısını çantasında taşıdı. Kulağa garip geliyor ama bu bir kural. Her sene o dağa çıkan 3 bin kişinin verebileceği zararı duşununce insana mantıklı da geliyor. En son, vahşi yaşam fotoğrafı çekmek için Guney Afrika'ya gitti. Bir grup aslan, ustu açık arazi araçlarının yanına geldiğinde, içini karın boşluğundan yukarı doğru buyuyen bir korku doldurduğu doğru. Aklından geçenler şuydu: "15 bin sene once bir aslana bu kadar yakın olduğumda yaşamıyordum. Bugunse sosyal medyada yayımlamak için fotoğraflarını çekiyorum. O aslansa 15 bin senedir aynı şekilde yaşıyor. Ana gudusu karnını doyurmak, genlerini aktarmak ve hayatta kalmak. İnanıyorum ki biz insanoğlu bu gezegenin başına gelmiş en buyuk felaketiz. Bunu değiştirmemiz mumkun değil. 70 sene once biri leopar desenli bir bikini giydi diye o gunden beri 300 bin leopar oldurulmuş. Sadece varlığımız ve yaşam biçimimiz doğanın ve doğadaki diğer turlerin yok olmasına yol açıyor."

İsviçre'deki Eiger Dağı'na tırmanmaya hazırlanan Erdem, şoyle diyor: "Değişin. Ne yapın edin, değişime karşı durmayın. Doğada en kuvvetli değil, en çok uyum sağlayabilen hayatta kalıyor. Korkularımızın çoğu gereksiz yanılsamalardan ibaret. Bunu bir kere fark edebilirse insan, yaşam çok daha heyecanlı ve keyifli bir seruvene donuşuyor."

Taksim Meydanı'nda yurumek dağa tırmanmaktan çok daha
tehlikeli

Bunlar ı
almadan olmaz!

"Gittiğim yerlerden sevdiklerime kart atmak çok hoşuma gidiyor. Postane bulabildiğiniz her yerde bu olanaktan faydalanın. İnsan gezerken birçok olaya şahit oluyor. "Bunu kesinlikle unutmam" deseniz de, o sureci o kadar dolu yaşıyorsunuz ki birçok şeyi unutuyorsunuz. Bunları not etmek için yanımda mutlaka ufak bir defter ve kalem taşıyorum. Selobant, tam bir hayat kurtarıcı. Botlarınızın kopan tabanından su toplayan ellerinize kadar her yerde kullanabiliyorsunuz. Mutlaka bir fotoğraf makinesi edinin, sonradan bakıp gulumseyeceğiniz fotoğraflar olsun."