Özet (TL;DR) @ 2018-03-22T10:35:00.000Z: Gazeteci Ragıp Duran, dün gerçekleşen Doğan Grubu’nun Demirören Grubu'na satılmasını Seyr-i Sabah programına değerlendirdi. Duran, Türkiye’nin kabuk değiştirirken Aydın Doğan’ın yeni Türkiye’de…



Seyr-i Sabah

10:35 22.03.2018(Guncellendi 11:36 22.03.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci Ragıp Duran, dun gerçekleşen Doğan Grubu'nun Demiroren Grubu'na satılmasını Seyr-i Sabah programına değerlendirdi. Duran, Turkiye'nin kabuk değiştirirken Aydın Doğan'ın yeni Turkiye'de yerinin olmadığını, basının artık tek elden yonetileceğini soyledi.

(C) AA/

Turkiye'de basının durumu her geçen gun değişiyor. Vatandaşlar, basının 'havuz medyası' adı altında tek bir merkezden yonetildiğini ve soylemlerinin buradan dikte ettirildiğini soyleyerek mevcut durumu eleştiriyor. Diğer yandan getirilen basın organlarının iktidara yakın olan iş çevresine satılması da gundemde. Dun gerçekleşen Doğan Grubu'nun Demiroren Grubu'na satılması eylemi de aynı bakış açısıyla buyuk tepki gordu. Deneyimli gazeteci Ragıp Duran, Aydın Doğan'ın 40 yılı bulan basın macerasını ve bu satışın perde arkasını Seyr-i Sabah programında değerlendirdi:

"Turkiye'de basın konusunda onemli kırılma noktalarından biri 80'li yıllar. Bu yıllardan sonra medya donemi başladı. Turkiye medya mulkiyet manzarasından onemli değişiklikler oldu. Turkiye ve dunyada olsun neredeyse bir esnaf mesleği olan gazetecilik, sanayi haline geldi. Çok buyudu, yatırımlar yapıldı. Filmlerdeki siyah kolluklu gazeteciler ve onların yaptığı gazeteler kalmadı. Gazete buyuk duzenin parçası haline geldi. Artık gazetecilik kendi mesleki bağımsızlığını kaybetti. İktidarın yerleşik duzenin egemenlerin bir parçası haline gelmeye başladı. Eski amator ruh haber heyecanı, toplumdaki aksaklıkları engelleme çabaları filmlerde kaldı.

Batı Avrupa'da da ekonomik iktidarın, doğuda ise asker ve siyasi iktidarın propaganda iktidarı haline gelmeye başladı. Son donemde çok boyutlu bir değişiklik oldu: Turkiye'de medya bağımsızlığı tamamen sona erdi ve siyasi iktidarın yuzde 90'lara varan şekilde egemenliğine girdi. Medya mulkiyeti değişikliği, olduğu gibi tum basını etkiliyor. En kotu yanı da bu. Aydın Doğan'ı bir kişi olarak değil medya kahramanı olarak inişli çıkışlı ilişkileriyle değerlendirmek lazım. Bir kurumsal yapı olarak Hurriyet onemliydi. Aydın Doğan bu yapıyı hep korudu. Koklu ve gelenekleri olan guçlu bir kurum olarak bunu surdurdu. Ama Doğan bunu nereye kadar surdurebilirdi? Nereye kadar surdurebileceğini grubun satışıyla beraber gorduk.

**

(C) AP Photo/ Murad Sezer

'GAZETECİLİK MUNALİF BİR MESLEKTİR, MUHALİF OLMAZSANIZ SATAMAZSINIZ'**

Sabah, Çalık Grubu'na devredilince de 1.2 milyar dolara satılmıştı. Bugun aradan o kadar yıl geçmiş çok daha zengin bir gazete de aynı paraya satılıyor. Tek adam, tek ses manşeti doğru. Turkiye'de devlet kabuk değiştiriyor. Eski devlette Aydın Doğan'ın yeri vardı, artık yok. Yeni devlette yuzde 100 biat isteniyor. Siyasi iktidarı rahatsız etmeyecek yerli ve milli tek sesli bir basın isteniyor. Oradaki bazı meslektaşlarımız zorlanacak. Gerçi kıvrak meslektaşlarımız da yok değil içerde. Bazıları işsiz kalacak. Buyuk ihtimalle Hurriyet okurları hayal kırıklığına uğrayacak.

Milliyet, Abdi İpekçi zamanında basında guven sloganıyla çıkmıştı. Sonrasında ne hale geldiğini biliyoruz. Hurriyet biat ederse Milliyet'in başına gelen tiraj kaybı onların da başına gelecektir. Dunyada iktidara yakın gelen tum gazeteler tiraj kaybetti. Çunku gazetecilik muhalif bir meslektir. Sorgulamak araştırmak için vardır. Bunu yapmadığınız zaman insanların ilgisini çekemezsiniz. Önumuzdeki donemde tek medya olacak ama ratingi duşuk olacak. İnternet gazeteciliğine ilgiyi artırması mumkun. Ama tesaduf değildir herhalde, bugun internetle ilgili engelleme yasası da geçti meclisten."