Özet (TL;DR) @ 2018-03-21 09:07:28.573939: Star TV'nin sevilen dizisi Ufak Tefek Cinayetler dün akşam 21. bölümüyle ekrana geldi. Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkarken 4 kadın 'kılıçları çekerek' birbirine saldırmaya devam ediyor. İşte Ufak…
21 Mart 2018 Çarşamba
"Kral savaşmaktan başka çaresi olmadığına kanaat edip, 'ateş' dediğinde artık geri donuş yoktur. Barışçıl tasasız gunleri aratan kuvvetli fırtınalar esecek, her şeyin yeri değişecek demektir artık... Ve savaş başlamıştır."
İşte 20. geçmiş bolumde gundeme gelen Meksika açmaz'ı hakkında merak edilenler...
Ufak Tefek Cinayetler'in 20. yeni bolumunde silahlar çekildi, 4 kadın
birbirine saldırıyor. Artık işler ciddi, olan sonunda Oya'ya olacak. En
delikanlıyı yiyecek bu Sarmaşık! İyiler ve haydutların çetin savaşı başladı
artık. Üstelik bir de duğun var. Ne oluyorsa o duğunde oluyor. Gozleri artık
kan burudu. Bu duğunun olmamasını isteyen kim? Olmasını isteyen kim?
Ufak Tefek Cinayetler'in gerçek cinayetler haline gelmeye başladığı ve Meksika
Açmazı hastag'i ile yayınlanacak yeni bolumde herkes suçlu olabilir!
Peki ama Ufak Tefek Cinayetler'in 20. bolumunde geçen Meksika açmazı ne demek. İngilizcesi Mexican standoff olan Meksika açmazı; olaya karışan hiçbir tarafın kazançlı çıkamayacağı içinden çıkılmaz durum, çıkmaz, açmaz olarak İngilizce'de kullanılan argo bir deyimdir.
Ufak Tefek Cinayetler'e damga vuran sozler...
"Yalancıların en güvendiği şey, insanoğlunun bilgiyi sorgulamamasıdır. İlk duyduğuna inanır insanlar. Bu yüzden de gerçek, aslında ne olduğu değil, insanların ne bildiğidir"
"İki ayrı tip guçlu kadın vardır. Merveler hayatın içinde oyun kurarlar. Oyalarsa oyunu bozarlar. Biri duzeni devam ettirmekle mukelleftir, diğeri duzeni değiştirmekle... İkisinin dengesi dunyayı yonetir.!
"Kurgu hikayelerde hep ayrı dunyaların insanları ruh birliğini yakalayabildikleri ve yeterince savaştıkları için birlikte olmayı hakederler. Araya giren hayata, engellere ve haydutlara karşı savaş bir şekilde kazanılır. Fakat işte o eserlerde haydutlar, hiç bir zaman yeterince akıllı değillerdir. Hayat gerçekteki kadar vahşi ve sert değildir... Gerçekte ise aşk o kadar kolay olmaz."
"Rakibini ciddiye alman ve egonu yenip savaşman gerekir. Merve gibiler bunu bilirler ama Oya gibilerse pek bilmez..."
"Erkekler hayatın içinde her zaman davranamaz. Durur; bakar, bekler. Çoğu kez de mudahale anını kaçırır. Fakat kadınlar hemen harekete geçer; ustune gider, yırtar perdeyi ve arkasındakine ulaşmaya çalışır"
Belki de sevgi değil korku. Dunyanın duzeni bu. İnsan hem sevgiye hem de korkuya yatırım yapmalı. İkisi birden olmuyorsa, korkuyu seç. Sevgi, geçici, guvenilmez bir yatırımdır. Korku ise, ruhuna bir defa duştu mu, sonsuza kadar yaşar. Korku sevgiyi her zaman yener.
Şu hayatta ev sahibi misin misafir mi karar vermelisin. Ya hayatın tumunu kenardan izler, sana ne verilirse onu kabul edersin. Veya oyuna girip, kendi istediğini elde etmek için ellerini kirletirsin.
Buna cesaretin yoksa, başına gelenlerden şikayet etmeye de hakkın yoktur.Curet et, davran, her şeyin uzerinden akıp gitmesine izin verme, sahip çık. Sen misafir değilsin. Ev sahibisin! Ve bu eve kimin girip kimin giremeyeceğine sen karar verirsin! Kazanma ihtimalin olması için once kendi varlığını cesurca ortaya koyacaksın.... Ama kaybetmekten korkanlara şu hayatta ne bir heyecan var, ne de kazanılacak bir zafer!
Kral hiç bir zaman tahtını sessiz sedasız terketmez. Giderken, geride kalanı yakıp yıkar. Bu yuzden teba çekinir, kralı değiştirmekten. Onun ne zalim olduğunu bildiğinden, gitmesini isteyemez. Korkar. Bu yuzden krallar tahtlarında uzun sure oturabilirler. "Neye malolursa malolsun, ayakta kalmak"... onların en iyi bildikleri şeydir.
Bir ip cambazını yuzlerce kişi neden izler? İpi geçtiğini gormek için değil, duştuğunu gormek için... Asıl seyirlik olan başarı değil, her zaman devriliş, başaramayıştır. Kalabalıklar en çok kralın devrilme hikayesini izlemeyi sever. O yuzden de uçuruma giderken kimse durdurmaz kralı, nefeslerini tutup susarak izlerler...
Kral, tahttaki son gecesini her zaman hisseder. Henuz kimse bilmese de, o yolun sonunu gormuştur. Ya kulak tıkar içindeki sese, ya da bir an once kaçış planı yapar.
Bazı yaralar çok ani açılır. Çok kanlı ve iyileşmesi zor bir yerden...İşte onların tedavisi de kanlı olacaktır. Hele de bir kralı yaraladıysan, geri donuşunden çok korkmalısın.
Yeni kral geldiğinde ilk olarak af çıkarır. Suçlular eski, kotu gunlerin suçlularıdır. İkinci bir şansı hak ederler. Çunku kral merhametli gorunmek ister ve tebaasına mutluluk vaad eder.
Gucu karşılamak kolay değildir. Çok ama çok sıcaktır o taht. Hayatta kalmanın zarif sanatını bilmeyenler, yeterince guçlu olmayanlar, yanar kavrulur o tahtta.
Dunyada insanlar ikiye ayrılır. Haydutlar ve iyiler olarak. Duzen gereği haydutlar her zaman kazanır. Çunku herkesi kendileri gibi bilirler ve ona gore davranırlar. İyilerse, herkesi iyi sandığından gafil avlanırlar... Fakat geçici, ufak tefek zaferlerdir haydutların kazandığı. Evren sonunda adaletini mutlaka sağlar.
Tehlike yokken hayat, bir oyun gibidir. Menfaat dengeleri uzerine kurulu bu oyunda, tum oyuncular, galibiyet ve tatmin peşinde koşar. Ama tehlike anında oyunu surdurmek mumkun değildir. Can guvenliği soz konusu olunca oyun unutulur. Ölum tehlikesi, her şeyi anlamsız kılar...
Yaşamanın oyun olduğu zamanlarda felaket korkusu şaka gibi gelir. Sezgilerimizi goz ardı ederiz. Gundelik hayatı surdurme telaşı ve oyunun içinde kalma hevesi tehlikenin kokusunu almamızı engeller. Sıradan bir gunun, birden hayatınız boyunca unutamayacağınız bir gun olduğunu kim bilebilir...
Ufak Tefek Cinayetler'den kareler


































Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.