Özet (TL;DR) @ 2018-03-20T07:23:00.000Z: ABD öncülüğünde gerçekleştirilen Irak işgalinin 15. yıldönümüne girilirken Türkiye'deki siyasi parti temsilcileri ve uzmanlar, işgalin bölgeye istikrarsızlık, kaos ve yıkım getirdiği görüşünde…



ABD onculuğunde gerçekleştirilen Irak işgalinin 15. yıldonumune girilirken Turkiye'deki siyasi parti temsilcileri ve uzmanlar, işgalin bolgeye istikrarsızlık, kaos ve yıkım getirdiği goruşunde birleşiyor.

11 Eylul 2001'de El Kaide tarafından ABD'nin New York kentinde bulunan Dunya Ticaret Merkezi ile Washington'daki ABD Savunma Bakanlığı'na sivil uçakların kaçırılmasıyla gerçekleştirilen teror saldırılarının ardından El Kaide'yi dağıtmak için Afganistan'ı işgal eden ABD, daha sonra Irak'ın o donemki devlet başkanı Saddam Huseyin'in El Kaide'ye destek verdiği ve ulkesinde kimyasal ve biyolojik kitle imha silahları urettiği gerekçesiyle Irak'ı işgal etti.

"Irak'a ozgurluk operasyonu" adı verilen işgal, 20 Mart 2003'te ABD onculuğunde İngiltere, Avustralya ve Polonya'nın da katılımıyla oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetleri'nin askeri harekatıyla başlamıştı. Irak'ta sozu edilen kitle imha silahları hiç bulunamazken Irak işgalinin ulkede etnik ve mezhepsel bolunmeyi koruklediği, işgal neticesinde ortaya çıkan kaos nedeniyle yuz binlerce kişi hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın multeci olarak yaşamak zorunda kaldığı kaydediliyor. Irak'ın işgali resmen 15 Aralık 2011'de Irak'ta kalan ABD askerlerinin çekildiğinin açıklanmasıyla son bulmuştu.

2015 yılında ortaya çıkan CIA raporunda da Irak işgali oncesinde hazırlanan istihbarat raporunda, Saddam Huseyin yonetiminin kitle imha silahı urettiği iddiasının teyidi için yeterli delil olmadığının donemin ABD Başkanı George Bush ve yonetimine bildirildiği ortaya çıkmıştı.

CHP 'Lİ YILMAZ: MEŞRU ZEMİNİN OLMADIĞI GEÇEN ZAMANDA DAHA İYİ ANLAŞILDI

Irak işgalinin ardından yaşanan gelişmeleri Sputnik'e değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Özturk Yılmaz, ABD'nin Irak'a mudahalesinin hiçbir meşru zeminin olmadığının geçen zaman içerisinde daha iyi anlaşıldığını soyledi. ABD ve İngiltere istihbaratının siyasetin uhdesinde yonlendirme yaptığını ve mudahalenin zeminini hazırladığını kaydeden Yılmaz, "Ama BM Guvenlik Konseyi kararı yok ayrıca kimyasal silah denildi çıkmadı ve orada El Kaide denildi, El Kaide ise Saddam zamanında değildi, Saddam devrildikten sonra Irak'a yerleşti" dedi. Bunlar hep birlikte değerlendirildiğinde bu mudahalenin uluslararası meşruiyet açsından sıkıntılı olduğunun bilindiğini vurgulayan Yılmaz, bunun sonucu olarak da Irak'ın istikrarsızlaştığını, bugun Irak'ta defakto bir yapının yonetilmesi zor bir yanının ortaya çıktığını kaydetti. Yılmaz, sozlerini şoyle surdurdu:

B ÖLGE İSTİKRARSIZLAŞTI, BU GAYRİ MEŞRU MÜDAHALE İLE İYCE TAŞERONLAŞTI, UFALANDI

"Irak şu anda tam yonetilebilir, butunluklu bir ulke olmaktan çıktı. Toprak butunluğu şeklen sağlansa da hala çok ciddi tartışmalar oluyor. Irak'ta etnik ve mezhebi fay hatları keskinleşti, iç savaş yaşandı ve Irak'ta 1 milyona yakın insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan Irak'ı terk etmek zorunda kaldı. Esasen Afganistan'daki Taliban'ın devrilmesinin meşruiyeti vardı. Çunku Taliban bir şekilde El-Kaide ile işbirliği içerisinde İkiz Kulelere donuk bir saldırıda onemli rol oynamıştı ve bunun bir meşruiyeti vardı. Ama Irak savaşının uluslararası meşruiyeti yoktu ve bolge karıştı. Bolge istikrarsızlaştı. Bolge bu gayri meşru mudahale ile iyice taşeronlaştı ve ufalandı. Bugun biz bu bolgede şu anda yaşadığımız zorlukların onemli bir kısmı da buradan kaynaklanıyor.

Elbette Saddam çok akılsızca Kuveyt'e saldırmıştı veya saldırtılmıştı, bu buyuk bir hataydı. Ama uluslararası mudahalenin olması ve Irak'ın parçalanması ciddi manada bugun Ortadoğu'daki en onemli fay hatlarıdır. Bunun çok ciddi sonuçları oldu. Birincisi İran, ABD'nin parası ve mudahalesi ile Irak'ta daha guçlendi, Şam'da guçlendi, Lubnan'da guçlendi. İlk defa Irak savaşında Sunni- Şii ayrımı tam manada yuzlerce yıl sonra tekrar su ustune çıktı bu kadar keskin bir şekilde ve bolgenin yonetilmesi iyice zorlaştı. Bugun Yemen'de olanları Lubnan'da olanlardan, Lubnan'da olanları Suriye'de olanlardan, Irak'taki çekişmeyi ise orneğin butun bu diğer yerlerdeki Bahreyn'deki siyasi mucadeleden, Kuveyt'teki huzursuzluktan ayrı duşunemeyiz. Bolge keskin bir şekilde ayrıştı, bu mudahale bolgeye istikrar değil istikrasızlık getirdi, barış değil kaos getirdi. Bolge istikrarsızlaştı, ufalandı ve gerçek manada Şii-Sunni ekseninde ve etnik temelde ayrıştı, politik olarak da çok buyuk fay hatları oluştu."

' 15 YILDIR IRAK'A HUZUR GELMEDİ'

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Sputnik'e yaptığı açıklamada işgalin ardından yaşanan 15 yılda Irak'a huzur gelmediğini ve kaosun derinleştiğini ifade ederek "Irak'a mudahalenin gerekçesi Irak'ta kimyasal silah bulunması idi. Bunun doğru olmadığı işgali gerçekleştirenler tarafından itiraf edildi. Dolayısıyla El Kadide gibi birtakım gerekçelerle BM Guvenlik Konseyi kararı olmaksızın bir uluslararası meşruiyeti olmayan ve tartışmalı bir şekilde mudahale etti. Bunu meşru gormek mumkun değil. Kaba gucunden ve emrivakiden kaynaklanan mudahaleler oldu. 15 yıla baktığımızda Irak'a huzur gelmedi, kaos derinleşti. Irak'ta milyonlarca insan ezildi. Etnik ve mezhebi kamplaşmaların ve çatışmaların içine getirildi. Hani demokrasi getirilecekti, nerede demokrasi? Kaostan başka bir durum yok. Dolayısıyla el attıkları her yerde kaos ortaya çıkıyor" diye konuştu.

Suriye'de de ABD'nin PYD'ye verdiği desteğe dikkat çeken Akçay, "Sadece 5 bin tır silah gonderildiği soyleniyor ama teror orgutlerine verilen silahların hangi amaçla verildiğini Turkiye gayet iyi biliyor. O bakımdan ABD mudahaleleri hem meşruiyetleri bakımından hem de yol açtıkları kaos bakımından sınavdan geçemiyor. Bugunku sorunların adeta kaynağıdır. Sorun yokken sorun yaratılıyor, oradan guya çozum uretiliyor. ABD adeta bir mizah yazarının sozleriyle tavuk kumesindeki tilkidir. Sorun yokken sorun varmış gibi mudahale yapmaya kalkıyor ama burada sorun daha da derinleşiyor" ifadelerini kullandı.

' IRAK İŞGALİ, BÖLGENİN İSTİKRARSIZLAŞTIRILMASININ İLK ADIMI OLDU'

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez de Sputnik'e yaptığı değerlendirmede Irak'ın 15 yıl once uluslararası hukuka aykırı bir şekilde gerçek dışı gerekçelerle işgal edildiğini ifade ederek şoyle konuştu:

"Bunun neticesinde milyonlarca insan olduruldu, sakat kaldı. Şunu soylemek mumkun; o donemde Irak'ta insanlık oldurulmuş oldu ve istikrarsızlaştırılmış bir Irak bolgede bugun karşımızda bulunuyor. Demokrasi ve insan haklarını Irak'a getirme iddiasında olanlar, Irak'ta yaşayanların haklarını gasp ettiler. Irak'la başlayan sureç aslında bolgenin istikrarsızlaşmasının vesilesi oldu, bolgenin istikrarsızlaştırılmasının adımı atılmış oldu. Aslında bugun bolgede yaşananların temeli, Irak'ın 15 yıl once işgal edilmesiyle atılmış oldu. Bugun terorden şikayet edenlerin oluşturduğu zeminden bolge devletleri, halkları zaten şikayetçi olmakla birlikte temeli atanlar da şikayetçi pozisyonundalar. Şunu soylemek mumkun; dunyanın guvenliğinden sorumlu olduğunu iddia edenler aslında bu surecin sorumlusudurlar diye duşunuyoruz."

Irak'ın işgalini, Buyuk Ortadoğu Projesi'nin ilk adımı olarak değerlendiren Bitmez, "Biz Saadet Partisi olarak bu projeyi buyuk İsrail projesi olarak goruyoruz. Yaşananlardan memnun olan, kendisini guvende hisseden tek ulke İsrail'dir. İsrail'in bu bolge uzerindeki emellerinin gerçekleşmesine uygun yumuşak bir zemin oluşmuş oluyor. Bugun Suriye'de yaşananlar akabinde Turkiye ve İran'ın da benzer sureçlere muhatap olmasının planlandığını duşunuyoruz. Bunun oluşmaması için gerek kamuoyu oluşturma, gerekse dunya siyasetinde bu mesajı yaygınlaştırma noktasında gayret içerisindeyiz" dedi.

Irak'ın işgali için Amerikan askerlerinin Turkiye topraklarını kullanmasını ongoren 1 Mart 2003 tezkeresinin TBMM tarafından reddedildiğini kaydeden Bitmez, "Tezkere reddedildi ama daha sonraki sureçte tezkere marifetiyle elde edilmek istenen uluslararası hakların Dışişleri Bakanlığı genelgesiyle ABD'ye tanındığını gorduk. ABD, o bolgedeki yıkımının bir kısmını İncirlik Üssu'nun kullanımı marifetiyle gerçekleştirmiştir" dedi.

' KİMYASAL SİLAH İDDİASI ÜLKELERE SALDIRMA GEREKÇESİ OLARAK KULLANILIYOR'

Irak işgal edilirken kullanılan kimyasal silah gerekçesinin bugun Suriye'de de kullanılmaya çalışıldığını ifade eden Bitmez, "Buyuk Ortadoğu Projesi'nin hedefindeki ulkelerin başında olması sebebiyle hem Irak hem Suriye'de ABD yonetiminin kimyasal silahlar bahanesine sığınma potansiyeli yuksek. Bu tip mazeretlerle ulkelere saldırabilme, işgal edebilme imkanı buluyor. Ama Irak'ta gorduğumuz gibi bunların yalan olduğu ortaya çıkıyor. Ben Suriye'de de dunya kamuoyunun gozu onundeki bir ortamda kimyasal silah kullanılabilme ihtimalini gormuyorum. Ama ABD ve Buyuk Ortadoğu Projesi'nin hayata geçmesini arzu eden ulkeler bu tip gerekçeleri kullanarak dunya kamuoyunun vicdanında kendi haklılıklarını iddia edebilme imkanına sahip olabiliyorlar. Bu yarın Turkiye için de başka komşu ulkemiz için de iddia edilebilecek bir gerekçe. Bolge uzerinde emelleri olan ulkelerin çıkarlarına ters davranan her ulke için kullanılabilecek bir gerekçedir" diye konuştu.

' İŞGALDEN SONRA IŞİD ORTAYA ÇIKTI'

Sputnik'e konuşan Prof. Dr. Ersin Onulduran da Irak'ın ABD tarafından işgaliyle Irak'ta etnik ve mezhepsel çatışmaların arttığını, işgalden sonra Irak El-Kaidesinin IŞİD'e donuştuğunu ifade ederek "Irak'ta şu anda maalesef ulkesel butunluğun tehlikede olduğu bir durum yaşanmaktadır. Geçen 15 yılda yuz binlerce insanın yaşamını yitirdi ve şu anda Irak'ta bir kaos ortamı içten içe kaynamakta" diye konuştu.

Irak'ın ABD tarafından işgal gerekçelerinin başında gelen kitle imha silahları bulunduğu iddiasının hiçbir zaman kanıtlanamadığını ifade eden Onulduran, "Irak'ta kitle imha silahlarıyla ilgili zamanın ABD Dışişleri Bakanı BM Guvenlik Konseyi'nde sunumlar yaptı, birtakım araçlar, karavanlar gosterdi, bunların kitle imha silahı depoları olduğunu soyledi. Fakat boyle çıkmadı. Hatta bir tanesi bebek maması yapan bir fabrika çıktı" dedi.