Özet (TL;DR) @ 2018-03-16T18:37:00.000Z: Kerim Has’a göre, 18 Mart seçiminde bağımsız aday olarak meşruiyetini salt parti ekseninde kurmayan Putin, ‘istikrar’ anlamına geliyor. RF’nin dünya sahnesinde tekrar çıkışının Rusyalılar için ‘gurur…
Kerim Has'a gore, 18 Mart seçiminde bağımsız aday olarak meşruiyetini salt parti ekseninde kurmayan Putin, 'istikrar' anlamına geliyor. RF'nin dunya sahnesinde tekrar çıkışının Rusyalılar için 'gurur kaynağı' olduğunu belirten Has, yaptırımlara rağmen ekonominin geliştiğini ancak yapısal reforma ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı.
Rusya Federasyonu 18 Mart Pazar gunu başkanlık seçimleri için sandığa gidiyor. Seçimde Vladimir Putin ile beraber sekiz aday yarışıyor. Bu sez bağımsız aday olan Putin'e destek anketlere gore, yuzde 70'leri buluyor.
RF seçimleri oncesi Rusya'daki son durumu, ekonomik ve toplumsal meselelere dair tartışmaları ve Batılı ulkelerle en son Skripal olayı uzerinden yaşanan çekişmeleri, Moskova Devlet Üniversitesi'nden Dr. Kerim Has ile konuştuk.
' PUTİN MEŞRUİYETİNİ PARTİ EKSENİNDE KURMAK İSTEMEDİ'
Kerim Has'a gore RF Devlet Başkanı Putin, seçimlerde meşruiyetini parti ekseninde kurmak istemediği ve kendisine yonelik destek Birleşik Rusya Partisi'ne olan destekten fazla olduğu için bağımsız olarak aday oldu. Has, Putin'in dorduncu kez adaylığının en başta Rusya için 'istikrar anlamına geldiği' değerlendirmesini yaptı:
"Rusya'da yapılacak seçimlerle Putin'in dorduncu donem iktidarı soz konusu olacak ve seçilmemesi için herhangi bir engel de yok. Yuzde 70 civarı oy alması bekleniyor. Kendisiyle birlikte toplam sekiz aday var diğer yedi aday arasında oy oranı olarak anketlerde yuzde 10'u geçen aday bulunmuyor. Bu adayların çok buyuk bir kısmı 'sistem içi muhalefet' dediğimiz adaylar. Dolayısıyla Putin'in kendisine, doğrudan başkanlığına tehdit oluşturabilecek adaylar değiller. Putin'in dorduncu defa aday olması bir defa istikrar anlamına da geliyor. Kendisi 2000 yılından beri iş başında. 2008-2011 yılları arasında Medyedev ile bir gorev değişimi soz konusu olmuştu. 2008 yılında Medyedev başkanlık yaparken anayasada yapılan bir değişiklikle devlet başkanlığı suresi 6 yıla çıkarılmıştı. Putin, 2000-2004 ve 2004-2008 arası dorder yıllık iki donem başkan olmuştu, sonrasında 2012 yılında partisinin adayı olarak gosterilmişti. Şimdi yine altı yıllık bir sureç için tekrardan seçilme soz konusu. Putin bu seçimlerde bağımsız aday olarak seçimlere katılma seçeneğini kullandı. Çunku meşruiyetini sadece parti ekseninde kurmak istemedi. Kendi partisi olan Birleşik Rusya Partisine olan destek yuzde 50 civarında Putin'e olan destekten daha da az. En son Duma seçimleri de bunu gostermişti. Dolayısıyla Putin'e olan desteğin Birleşik Rusya Partisi'ne olan destekten daha fazla olduğunu goruyoruz. Bağımsız aday olması bu anlamda açıklanabilir.''
' KIRIM'IN İLHAKIYLA AYNI GÜN SEÇİM OLMASI SEMBOLİK ÖNEMDE'
Has, Rusya'daki seçimlerin Kırım'ın ilhakıyla aynı gune denk getirilmesinin Rusya'daki sembolizm açısından onemine dikkat çekti. Putin'in 'toplumun tek adayı' konumuyla 'siyasi liderlik sergilediğini' belirten Has, altı yıllık yeni donemde ise RF'nin ciddi ekonomik yapısal reformlara ihtiyaç duyacağını vurguladı:
(C) Sputnik/
"Seçimlerin Kırım'ın ilhakıyla aynı gune denk getirilmesi Rus sembolizmi açısından onemli. Nitekim Putin geçtiğimiz gunlerde Kırım'a gitti. Kendisi çok fazla miting yapan bir isim değil. Aslında Rusya'da parti liderleri, seçimlerde Turkiye'deki gibi miting yapmazlar. Bunda hava şartları da etkili şuphesiz. Ama netice itibariyle Putin daha çok televizyon programları, kendisi hakkında yapılan belgeseller veya Kırım'a yapılan ziyaret gibi farklı bir formatta boy gosterdi. Yani televizyon programlarında diğer adaylarla tartışma programlarına katılmıyor daha ziyade toplumun tek adayı, lideri gibi meydana çıkıyor ve boyle bir siyasi liderlik gosteriyor. Bu anlamda her şeyden once şu ana kadar izlenen politikaların buyuk oranda dış politikada devam edeceğini soyleyebiliriz ama iç politikaya yonelik Putin'in bu altı yıllık donemde ciddi ekonomik yapısal reformları da yapması gerekecek. Zannediyorum bu konuda değişiklikler olacak.''
' MİLLİYETÇİLİK RUSYA'NIN ZAYIF KARNI, RUSYALILIK ÖN PLANDA'
Has, Rusya Federasyonu toprakları uzerinde 200 civarında milletin yaşadığını hatırlatarak, milliyetçiliğin Rusya'nın zayıf karnı olduğu yorumunu yaptı ve 'Rusyalılık' kimliğinin daha fazla on plana çıkmasının arkasında da bunun yattığını soyledi:
"Milliyetçilik Rusya'nın zayıf karnı. Bunu tabiri caizse çok 'deşmemek', uzerinde çok durmamak isteniyor. Çunku Rusya Federasyonu toprakları uzerinde 200 civarında millet yaşıyor. Bunun yuzde 78'i etnik olarak Rus ama bir suru etnik grup var. Dolayısıyla bunun çok fazla deşilmesi istenmiyor. Rusçada 'Ruski' kelimesi etnik olarak Rus anlamına gelir ama bir de 'Rusiyan' anlamına gelen bir kelime kullanılır. Özellikle Boris Yeltsin zamanında bu kelime populerlik kazanmıştı ancak Putin de bu kelimeyi sık sık kullanıyor. 'Rusyalı'. Yeri geldiğinde Rus kelimesini de kullanıyor ama vurguyu 'biz Rusyalılar' olarak yapıyor. Biraz once de bahsettiğim gibi toplumun butuncul bir şekilde destek vermesi için, bağımsız bir aday olarak ortaya çıkması gibi şeyler bunun gostergesi. Örneğin Ksenia Sobçak haricinde Kırım ilhakına karşı çıkan bir aday yok. Yani Putin'in rakipleri de bu ilhakı buyuk oranda destekliyorlar. Bu açıdan bakıldığında 'Rusyalılık' kimliği şuphesiz daha fazla on plana çıkıyor. Şu anki savunma bakanı Sergey Şoygu Turk kokenlidir. Buryatya kokenli, oranın Budist Turkleri arasından gelen bir isim. Her halukarda başka etnik gruplardan gelen isimlerinde yukselebileceği bir durum da var. Ama netice itibariyle savunma bakanına kadar çıkması Rus devleti açısından bir başarı. Sovyetlerin mirası da var. Bir anlamda toplumların farklılıklarını deşme şeklinde değil de 'Rusyalılık' duşuncesi uzerinden devletin çıkarlarının korunması şeklinde bir yaklaşım var. Bunu Çeçenistan da Dağıstan da goruyoruz. Kadirov'un, Rusya'nın operasyonlarına, Ukrayna'daki operasyonlara, Kremlin'e desteği var. Farklı farklı konularda da bunu gozlemleyebiliyoruz. Bu anlamda milliyetçilik Rusya'nın zayıf karnı, bunun çok deşilmemesi lazım. Bu konudaki tehlike Rusyalı yoneticiler tarafından bence ciddi oranda fark edilmiş ve biliniyor. Daha ziyade Rusyalılık uzerinden bir politika yuruse de yeri geliyor Slav ve Ortodoks kimliğinin ortaya çıktığı zamanlar da oluyor. Özellikle Paskalya bayramı sırasında Putin'in kilisedeki ayinlere katılımı buna ornek verilebilir. Ama bunlar normal boyutta değerlendirilebilecek hususlar."
' YAPTIRIMLARA RAĞMEN EKONOMİ GELİŞİM GÖSTERDİ'
Putin'in iktidara geldiği donemle karşılaştırıldığında Gayri Safi Milli Hasıla açısından 16-17 kat artış yaşandığını ve tum yaptırımlara rağmen Rus ekonomisinin ciddi gelişim gosterdiğini soyleyen Has'a gore Rusya'nın kendisini dunya sahnesinde tekrardan kabul ettirmesi toplum açısından gurur kaynağı:
(C) AFP 2018/ JOHN THYS
"Rusya'da buyuk şehirlerle taşra arasındaki farkın kapandığı bir gerçek. Zaman zaman Rusya coğrafyasında farklı bolgelere gittiğim zaman bunu gozlemleme fırsatı buluyorum. Bunu vurgulamak lazım. Ancak hala henuz onemli bir açığın olduğunu da soylemek lazım. 2000 yılından beri Rus ekonomisi yaşadığı sıkıntılara rağmen çok ciddi gelişim gosterdi. Batı ile gerilimlerden dolayı, Gurcistan krizi sonrasında, yaşanan kuresel finansal kriz meselesi gibi durumlar vardı. Tam toparlanmaya başlanmışken ise Kırım ilhakı sonrası yaptırımlar soz konusu oldu ve yine petrol fiyatlarının duşmesiyle Rus ekonomisi sancılı donemler geçirdi. Şu donem itibariyle 2017'de ozellikle yaptırımların devamına rağmen yine petrol fiyatlarının da 3 sene onceki seviyesine çıkmamasına rağmen Rusya'nın yuzde 1,5 seviyesinde buyuduğunu goruyoruz. Tabii burada Rus liderler açısından bir tercih soz konusu oldu. Batılı ulkelerle jeopolitik bir mucadele ve Rusya'nın kendisini dunya sahnesinde tekrardan kabul ettirmesi durumları var. Bunlar Rus toplumun çok buyuk bir kesimi için gurur kaynağı. Tarihsel olarak da Rus toplumu 200-300 yıldır ekonomik olarak ciddi sıkıntılar çekmiş bir toplum oldu. Alışıklık da var yani bunu belirtmek lazım. Çunku yine hala sıkıntı çok. Asgari ucretin 200 dolar seviyesinde olduğu bir Rusya var hala şu an itibariyle. Örneğin oğretmen maaşı 20 bin ruble, bu miktar 350 dolar civarı. Bazı eksiklikler var muhakkak ama diğer taraftan da Putin'in iktidara geldiği donemle karşılaştırıldığında Gayrı Safi Milli Hasıla açısından baktığımızda da 16-17 kat bir artış da var. Bu ciddi bir rakamdır. Milli gelir veya imkanlar açısından bakıldığında da Rus toplumunda pozitif bir gelişme olduğu goruluyor. Dış politikada elde ettiği avantajlarla birlikte diğer taraftan da bazı ekonomik sıkıntıların yavaş yavaş halledilmesi durumu gerçeği var. Putin ilk iktidara geldiğinde kuçuk ve orta olçekteki işletmelerin Rus ekonomisindeki payı yuzde 3-5 civarındaydı. Çunku Rus ekonomisi çok buyuk oranda enerji, petrol ve maden rezervleri uzerinden yuruyordu. Bunun uzerinde ayaktaydı. Ama gelinen noktada yuzde bu kuçuk ve orta işletmelerin ekonomideki payı yuzde 30-35 civarına çıkmış oldu. Bu şimdi onemli bir gelişme ve refahın yavaş yavaş toplumun farklı kesimlerine doğru yayılması anlamına geliyor. İyiye doğru yavaş yavaş bir gidişat var.''
' PUTİN'DEN BAŞKA EKONOMİ KONUSUNDA İYİMSER PLAN ÇİZEN YOK'
Has, başkanlık adayları arasında Putin'den başka, ekonomi konusunda iyimser bir plan çizen kimsenin bulunmadığını soyleyerek, Putin'in milli gelirin artmasını surekli kılacak şekilde ekonomide yapısal reformlar yapması gerektiğinin altını çizdi:
(C) NASA.
"Şu an itibariyle de Putin'den başka da çok fazla ekonomide iyimser bir plan çizen de yok. Dolayısıyla muhtemelen destek devam edecek. Ama her halukarda Putin'in bu 6 yılı iyi yonetebilmesi için ilk olarak milli gelirin artmasını surekli kılmasıyla birlikte, ekonomik-yapısal reformlar gerekecek. İkincisi ve en onemlisi olarak da yuzde 65 civarında enerji kaynaklarına dayanan Rus ekonomisinin bunu biraz değiştirmesi lazım. Üretim yapması gerekecek. Bu konuyla ilgili muhtemelen Batı ile belli bir diyaloga girecek bir hukumet atanacak."
' RUSYA OTORİTER EĞİLİMLER OLSA DA DİKTATÖRLÜK OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ'
Rusya'nın otoriter eğilimler taşısa da bir diktatorluk olmadığını yorumunu yapan Has'a gore Rusya'nın Batı ile gergin ilişkilerinin olduğu, başkanlık seçimleriyle birlikte dunya kupası organizasyonun yaklaştığı ve ayrıca Suriye'deki riskli surecin devam ettiği bir ortamda Skripal olayını gerçekleştirmesi mantıksız ve bu olayda Rusya haricindeki guçlerin senaryo içinde olması yuksek olasılık:
'Ben yaklaşık 12 yıldır Rusya'da yaşıyorum. Rusya şuphesiz otoriter eğilimler taşıyan bir ulke ama kesinlikle diktatorluk değil. Skripal olayı onemli. Sergey Skripal neticede Rus askeri istihbaratına çalışan bir albaydı. 2003 yılında Rus istihbaratı kendisinin İngilizlere çalıştığını tespit ediyor ve 2006 yılında kendisini tutukluyor. 2010 yılında ise Britanya ya da İngiltere'yle değil de ABD ile yapılan bir ajan takası anlaşmasında ABD'ye diğer uç ajanla birlikte teslim ediliyor. ABD'ye diğer 3 ajanla birlikte teslim ediliyor. Rusya da karşılığında ABD'de tutuklu olan 10 adet kendi ajanını teslim alıyor. Ama sonrasında Sergey Skripal'ın zehirlenmesine kadar İngiliz İstihbaratına çalışmaya devam ettiği durumu var. Eğer Rusya bu kişiyi oldurmek isteseydi 2010 yılına kadar oldururdu veya ajan takasında kullanmazdı. Netice itibariyle kullandı. Fakat 2010 yılından gunumuze 8 yıl geçmiş, şu vakte kadar niye bekledi? Sekiz yıl ciddi bir sure. Burada Rusya'nın şu donemde Batı ile ilişkilerini daha da gerginleştirmek isteyeceğini ben hiç zannetmiyorum. Zaten yeterince sıkışmışlık var. Başkanlık seçimleri var, sonrasında dunya kupası var. Putin, Rusya'nın yeni nukleer fuzeleri tanıtmış. Ama diğer taraftan da Suriye'de çok riskli bir sureç suruyor. Rus dışişleri politikası Suriye'de çok başarılı olsa da her halukarda bu risklerin daha uzun surebileceği duşunulerek surecin çok iyi bir şekilde yonetilmesi gerekiyor. Burada bu Transatlantik ilişkileri, Anglo-Sakson ilişkileri yani ABD ve İngiltere ile ilişkiler onemli. Çunku bunlar sahadaki asıl aktorler. Daha geçen 2017 sonunda Kremlin dosyasını açıklandı. 200 civarında Rus iş adamına yonelik yaptırımlar var. Bunlar Putin'in yakın çevresindeki kişilerdi. Boyle bir gergin bir ortam varken Rusya'nın bu kişiyi zehirlemesi bana çok mantıklı gelmiyor. Kimin oldurduğune dair istihbarat bilgisine sahip değiliz ama hiç mantıklı gelmiyor. Rusya haricindeki guçlerin sanki bu senaryonun içinde olmuş olması daha yuksek olasılık gibi geliyor bana. Rusya'nın, ozellikle 'agresif Rusya' imajının guçlendirilmiş olması hedeflenmiş olabilir."
' İNGİLTERE VE ABD, RUSYA İLE DİYALOG İSTEYEN KITA AVRUPASI ÜLKELERİNİ YANINA ÇEKMEK İSTİYOR OLABİLİR'
Has'a gore Avrupa'nın guvenliğinde soz sahibi olmaya devam etmek isteyen İngiltere ve ABD, Rusya ile diyalog halinde kamla niyeti taşıyan bazı kıta Avrupası ulkelerini kendi yanına çekmek istiyor olabilir:
"Diğer yandan İngiltere'nin Brexit sureci var ama diğer taraftan da Avrupa'nın guvenliğinde soz sahibi olmaya devam etmek istiyor ABD ile aynı şekilde. Bu açıdan bakıldığında Almanya, Fransa ve İtalya'nın ozellikle Merkel'in Rusya ile belli bir diyalog goturmek istediğini biliyoruz. Kuzey Akım-2 doğal gaz projesi var. Bu konuda Almanya istekli. İtalya'da belli bir duzeyde ilişki goturmek istiyor. Fransa da oyle. Burada Anglo-Sakson ittifakı kıta Avrupa'sını da kendi tarafına çekmeyi hedefliyor olabilir. Bu yuzden Rusya'yı daha 'ocu' bir ulke olarak gostermeleri soz konusu olabilir. Yine zehirleme işinin ayrıntısına girdiğimizde soylenecek çok şey var. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgutu'ne yonelik Rusya'nın bir taahhudu vardı. Sovyetler doneminde elde edilen gazlar tamamen imha edildi. Ama ABD bu orgute uye olmamakla birlikte 2023'e kadar bu gazların imha edilmesi taahhudunu vermiş durumda."
' SKRİPAL OLAYI SURİYE'DE BATI ÜLKELERİNİN ŞARTLARINI ZORLAMA ARACI HALİNE GELEBİLİR'
Kerim Has son olarak Skripal olayının, Suriye ozelinde Batı'nın şartları çerçevesinde bir nufuz paylaşım politikasının uygulanması için zorlama aracı haline gelebileceği yorumunu yaptı:
"Suriye'de bir şekilde PYD uzerinden bir antlaşmayla artık Suriye'deki nufuz paylaşımı soz konusu. Benim tahminim bu olay da kullanılarak Rusya'nın Suriye ozelinde Ortadoğu'da Batı'nın şartları çerçevesinde bir nufuz paylaşıma gitmesi için zorlayıcı bir politikanın yansıması olarak kullanılabilir. Bunun bir aracı haline gelebilir. Daha geniş çerçeveden bakmak gerektiğini duşunuyorum. Diğer taraftan da İngiltere'nin planladığı 23 diplomatın sınır dışı edilmesi olayı var. Rusya, İngiltere'den daha yuksek bir tepki bekliyordu ama daha duşuk bir tepki geldi. Örneğin Rus buyukelçisi de istenmeyen adam ilan edilebilirdi. Dunya kupasına kendi takımlarını gondermeyip boykot etme ve diğer ulkeleri boykot etmeye çağırsaydı buyuk bir tepki olabilirdi. Belki ileride olabilir ama şu an itibariyle ifade edilen yaptırımlar Rusya'nın zararına tablo oluşturacak bir durum değil."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.