Özet (TL;DR) @ 2018-03-16T13:29:00.000Z: RS FM'de yayınlanan Elif Ilgaz'la 'Aklıma Takılan' programına konuk olan CHP’li Özgür Özel, 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili, “Biz Türkiye’ye masmavi bir gökyüzü vaat ediyoruz. Vatandaş o gri…
'Aklıma Takılan'ın bu haftaki konuğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgur Özel idi. Özgur Özel, CHP'nin merak edilen cumhurbaşkanı adayını, ittifak olasılıklarını, sandık guvenliğini ve gundeme dair birçok meseleyi RS FM'de yayınlanan Elif Ilgaz'ın hazırlayıp sunduğu 'Aklıma Takılan' programında anlattı.
(C) AA/ CHP / Ziya Koseoğlu
Ge çen hafta sonu CHP'nin Tuzuk Kurultayı vardı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun buradaki konuşmasında "Bizim disiplinli bir orgute, tek sese ihtiyacımız var" sozleri çok eleştirildi. Burada kastettiği tek seslilik neydi, parti içi çok seslilikten şikayetçi mi?
Sayın Genel Başkanımızın ifadesini şoyle gormek lazım; Cumhuriyet Halk Partisi çok sesliliği savunuyor, inanıyor ama ulkenin içinde bulunduğu durumu da goz onune alarak bir tek dilliliğe ihtiyaç duyuyor. Bu bir kişinin, birkaç kişinin konuşması değil, hep birlikte konuşma, politikalara hep birlikte karar verme ama karar verdikten sonra kamuoyunun karşısına çıktığımızda her birimizin partinin ortak soylemlerini tekrar etmek. Çunku karşımızda tekrarının gucunun çok farkında olan ve bunu çok asimetrik bir şekilde çok aleyhimizde ve çok eşitsiz bir medya dağılımı ile kullanan bir iktidar partisi ile karşı karşıyayız. Ben zaman zaman bazı toplantılarda biraz da espriyle karışık olarak şoyle soyluyorum: Bir gun sabahleyin Tayyip Erdoğan kalksa ve iki kere iki beş eder dese 15 dakika sonra çeşitli il başkanları açıklama yaparlar 'Reis, kerrat cetvelindeki tarihi hatayı duzeltti' diye. Sonra iki kere iki beş, kadın kolları, gençlik kolları, yandaş koşe yazarları, televizyonlar, akşam yorumcuları… 3-4 gun herkes iki kere iki beş dedikten sonra, bizim boyle kendisine inanan, partisine inanan, ozguveni yerinde uyemiz bile gidip de torununa iki tane gofret alacakken iki liradan dort mu verecektim, beş mi verecektim diye kafasını karıştırırlar. Çunku karşımızda tekrarın gucunu hunharca kullanan bir iktidar var ve bu tekrarın gucunu bazen gerçek dışı ifadelerde, açıkça yalan olan ifadelerde bile o kadar maharetle ve o kadar ısrarla kullanıyorlar ki Genel Başkan buna karşı mucadelenin yolunun, partide de tekrarın gucu olacağını… Zaten her birimizin her istediği zaman her soylediğimiz televizyonlarda, gazetelerde yer almıyor, çok kısıtlı imkanlar bulabiliyoruz. Hiç olmazsa bulunan imkanlarda partinin politikalarını ve verdiği ortak kararlar doğrultusunda ifade kullanılmasını, çelişkili ifadelerle seçmenin kafasında 'Ya karşı taraf hepsi, her şeyi birlikte savunurken bunların birbirleri arasında bile çelişkiler var' gibi, bir guvenlik açığı yaratmamak gerektiğine vurgu yaptı.
T uzuk Kurultayı'nda Kılıçdaroğlu'nun sert uslubu da çok dikkat çekti. Bu uslup değişikliği CHP'nin bundan sonra daha sert bir muhalefet izleyeceğinin işareti olabilir mi?
Biz siyasi eleştirilerde bulunuyoruz bazen ağır siyasi eleştirilerde bulunuyoruz ama uslup olarak asla hakareti tercih etmiyoruz. Ama maalesef Turkiye'de siyaseti gerginlik ve kutuplaşma uzerine tasarlayanlar, siyasetin dilini sert ve biraz hakaret diline donuşturmuş durumdalar. Aslında bu bir anlamda taktik. Bir farklılık alanını bulup o farklılık alanından farklı duşunenleri once birbirinden ayırıp, uzaklaştırıp, kutuplaştırıp hatta karşı kutbu şeytanlaştırıp kendi tarafını birlik halinde tutmaya, konsolide etmeye çalışan bir siyaset anlayışı var. Boyle korkunç bir sureç yaşanıyor, bu sureçte gerginlik siyasette dile de yansıyor. Biz hakaret etmemeye sert de olsa eleştirilerimizi yapmaya gayret ediyoruz.
**
(C) AA/
OHAL (olağanustu hal) seçime kadar devam edecek mi sizce?**
Valla tadına vardılar gibi gorunuyor. En kotusu de OHAL'in ulkede olağanlaşması gibi bir algı var, biz buna itiraz ediyoruz surekli. Biz seçimlerin OHAL baskısı altında yapılmasına kesinlikle itiraz ediyoruz ve bununla ilgili onumuzdeki sureçlerde itirazımızı yeniden yukseltip toplumsallaştırdığımız, birtakım eylemliliklerin de içinde olabileceğimiz bir sureç olacak.
Malum mecliste gorulen ittifak yasasının ilk on maddesi seçim guvenliğini tehdit eden bir suru maddeyle dolu. Biz bunun için seçimde yer alacak 11 siyasi partiden biz ve ittifak partileri hariç, sekiz partiyi ziyaret ettik. Bu ziyaretinden çıkan ve ortaklaşılan en goruşleri de bir rapor halinde AKP -- MHP'ye sunduk. Buyuk Birlik Partisi (BBP) ittifakta yer alacağını soyleyerek goruş bildirmedi. Bizimle birlikte sekiz parti bir mutabakat sağladık. Ortaklaşa hazırladığımız raporda en onemli husus OHAL'in verdiği zarar ve OHAL şartlarında seçim guvenliğinden ve adil bir seçimden bahsedilemeyeceği konusundaki goruş birliğiydi. Seçime kadar OHAL surerse Turkiye'ye bu rezilliği de yaşatmış olurlar. Daha once "OHAL altında referanduma gittiler dedirtmeyiz" diyordu Binali Yıldırım ama dedirttiler sadece bize değil butun dunyaya dedirttiler. Gayri meşru bir anayasa değişikliğini OHAL şartlarında yaptılar.
En çok merak edilen soruyu ben de soracağım, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?
Biz cumhurbaşkanı adayında bir isim telaffuz etmekten çok bir tasvir yapmayı tercih ediyoruz bu sureçte. İki tasvir var; birinci betimleme Tayyip Erdoğan'ın kendisi için tasarladığı bu suistimalci anayasayı kendi lehine kullanmayacak, Tayyip Erdoğan için hazırlanan tek adam rejimini eline aldığında bu tek adamlığı tahkim edip, devam etmeyecek, saraya değil parlamentoya inanan, parlamentonun gasp edilmiş yetkilerini parlamenter demokrasi için de saraydan parlamentoya devretmeye hazır, hukuka saygılı, kuvvetler ayrılığına inanan ve bağımsız cumhurbaşkanlığını, tarafsız cumhurbaşkanını savunan bir Turkiye Cumhuriyeti vatandaşını aday gostereceğiz, bir erkek ya da bir kadını diye bir genel betimleme yapabilirim. Ama aday çıktığındaki durumdan nasıl bir tespit yapabiliriz, onu da şoyle betimleyeyim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı bir; hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin oy vermekten rahatsızlık duymayacağı bir aday olacak, herkesin gonlunu rahatlatan bir aday olacak. İki; ikinci tura kaldığı takdirde hem HDP seçmenlerinden, hem İYİ Partililerden, hem de diğer baraj ittifakının dışında kalan partililerin gonul vermiş seçmenlerinden rahatlıkla oy alabilecek bir aday olacak.
Ne zaman a çıklayacaksınız bu ismi ve erken seçim de konuşulurken geç kalmaktan korkmuyor musunuz?
Biraz politik bir cevap olacak ama tam zamanında açıklayacağız. Yani ne çok geç, ne çok erken tam zamanında. Geç kalmaktan korkuyoruz ama çok acele edip bir yanlış yapmak da istemiyoruz. Bu sadece bizim partide bizim genel başkanın Merkez Yonetim Kurulu'nun (MYK), grup başkanvekillerinin, parti meclisini kendi aralarında değerlendirebileceği bir şey değil, kamuoyu araştırmaları ile desteklenmesi gereken, araştırılması gereken ve gerekirse son hafta tuzuğumuze koyduğumuz bazı imkanlarla butun uyelerimize de sorabileceğimiz veya seçmen yoklaması diye de tabir edilen yontemlerin de kullanılabileceği ya da bazılarının kullanacağı bir sureç yaşayacak ve o surecin sonunda çıkacak adayı zamanı geldiğinde açıklayacağız.
CHP ittifak yapmay ı duşunuyor mu bu sureçte?
CHP hiçbir formulu dışlamıyor ama bu ittifak yasası meclisten nasıl çıkacak onu bir gormek lazım ve eğer gerekiyorsa Anayasa Mahkemesi'ne gotureceğiz ve oradan nasıl bir karar çıkacak onu gormek gerekiyor yani hangi kanunla. Ama CHP olarak ittifaklara karşı değiliz. Biz ilkesel olarak destekliyoruz ama adil bir kanun olması gerektiğini, bu kanun da ittifak yapanla yapmayanın ayrıştırılması ve eşit muamele gormesi gerektiğini duşunuyoruz aslında ne kadar normal bir şey soyluyorum değil mi butun dunyada ittifak yasaları boyle ama bizde değil şoyle ifade edeyim eğer ittifak yaparsanız ortağınız barajı geçtiyse siz de geçmiş sayılıyorsunuz. Yani bir buyuk partiye tutunan yuzde 1'lik bir parti barajı geçip meclise milletvekili sokabilecek ama buyuk bir parti ile bir birlikte olmayan bir parti yuzde 9.999 oy alsa meclise sokmayacak. Rakamla soyleyeyim 5 milyon 600 bin oy dışarda kalabilir, 500.000 oy içeri girebilir. Bir de bu neye bağlı, eşitsizliğe bağlı ama bir de başka şeye bağlı, buyuk parti kuçuk partiyi nasıl alıyor? MHP'yi nasıl yedekledi AKP? Makul muhalefet olursan, sırtı sıvazlanacak işler yaparsan, bana karşı çıkmaz bana eskiden ettiğin kufuru, hakareti unutur, beni oversen, beni cumhurbaşkanı adayı gosterirsen mesela seni alıyor 'Aferin sana makbul muhalefet. Ben buyuk abiyim. Atla bisikletin arkasına seni saraya goturuyorum' diyor, boyle bir şey olabilir mi?
**
Sizin tan ımladığınız hem İYİ Parti'nin, hem HDP'nin, hem de baraj ittifakının dışındaki diğer partilerin itiraz etmeyeceği bir aday çok imkansız gibi gorunmuyor mu? Hele de kutuplaşma bu kadar artmışken…**
Referandum aslında kopruden once son çıkış diye nitelendirilmişti. Referandumu geçtik ama bir çıkış daha var. AKP ile MHP'nin griye boyadığı, yağmur bulutlarıyla butun Turkiye'nin ustunu kapladığı sureçte, farklı duşunen ama benzer şeyleri savunan, benzer şeylerde ortak katlarının en kuçuğunde (OKEK) buluştuğumuz, yani adalet demokrasi, parlamenter sistem ve ulkenin birliği, butunuyle ilgili bir mutabakat ve ulkenin bir felakete suruklenmemesi ile ilgili ihale… İşte bu ortak değerlerle bir araya gelindiğinde, referandumdaki gibi o gri, karanlık gokyuzunde bir gokkuşağı açılır. O gokkuşağı nasıldır; her birimizin farklı renkleri var ama o farklı farklı renkler birbirlerinin içine geçmemişler, birbirlerinin işine de karışmamışlar, sadece o seçimde aldıkları pozisyon birlikte. Zaten birbirleriyle aynı parti olsalar aynı partide siyaset yaparlar. Ama gokyuzunde boyle durdu o birliktelik… En az yuzde elliydiler. Her evete karşı, bir hayır birlikteliği… Şimdi o sayede kopruden once bir çıkış daha var. Tayyip Erdoğan'ın tek adamlık hevesleri ikmale kaldı. Bir kez daha soracağız vatandaşa, o kazanırsa şu anda uç dakikalık fragmanını izlediğimiz korku filmi beş sene boyunca gosterimde olacak. Sonu ne olur, selametle sonuca varır mıyız o da belli değil. Beş senenin sonunda bir kez daha sorulabilir mi, onu da bilmiyoruz. Ama bizim gokkuşağı açmıştı ya, yan yana durmuştuk ya… Anlatmaya oradan devam edecek olursak, o gıpgri bulutlar dağıldığında masmavi bir gokyuzune kavuştuğumuzu goreceksiniz. Biz Turkiye'ye bunu vaat ediyoruz. Biz Turkiye'ye masmavi bir gokyuzu vaat ediyoruz.
Her tez antiteziyle var olur. Yaklaşan bir genel seçim değildir. Yaklaşan referandumdur. Bir kez daha soracağız. Tayyip Erdoğan kazanırsa işte o zaman diktatorluk, tek adam rejimi, ama biz kazanırsak yeniden parlamenter sisteme donuş, adalet, hukuk, demokrasi, birliktelik ve belki de muhteşem bir sivil anayasa. Vatandaş o gri bulutların arasından yukselen gokkuşağına goz kırparsa, arkasında masmavi bir gokyuzu olduğuna da emin olabilir.
' DİKTATÖRLER UMUTSUZLUKTAN BESLENİR'
16 Nisan 'dan sonra CHP'li seçmen buyuk bir hayal kırıklığına uğradı, oylarına CHP'nin sahip çıkmadığı inancında. Kuskunler var içlerinde, sandığa bir daha gitmek istemeyenler de… Bu anlamda CHP, seçmenin gonlunu almak için ne yapacak?
Aslında çok basit. CHP bundan sonraki siyasi faaliyetlerinin tamamını ikiye ayırmış durumda. Yuzde elli seçim guvenliği, yuzde elli diğer siyasi faaliyetler. O yuzde ellinin içinde ne var? 550 milletvekilinin o donemde 600 olacak çabaları, parti meclisi, MYK'nın, genel başkanımızın cabaları, geri kalanı da afiş billboardlar, posterler, afişler, kampanya, muzik, şarkı, slogan bir buyuk kampanya… Yuzde elli, seçim guvenliği. Bu kadar kararlıyız bu konuda CHP seçmeni bilecek, CHP seçime giriyorsa bu seçimi bir, kazanacak adayı var iki, oyumuzu vereceğiz, CHP de sahip çıkacak.
Belki diğer siyasi partilerle birlikte bir seçim guvenliği ust kurulu, koordinasyon kurulu da oluştururuz. Teknik altyapısıyla mali yatırımıyla CHP burada fedakarlıkta bulunmaya ve sorumluluk almaya hazır. Sivil toplumu desteğe çağıracağız. Oyum çalınacak diye endişelenen herkesi hem oyunu çaldırmamaya hem de başkalarının oyu çalınmasın diye sorumluluk almaya davet edeceğiz. Ama seçmen şunu bilecek; gideceğiz oyu atacağız ve oyumuza sahip çıkılacak. Butun diktatorler ya biz bu adamı yenemeyiz, bu adamlar oyları çalarlar, bu adamlar aksi yonde oy kullananları bir şekilde tespit ederler, bu adamlar oylar verilse de kendi lehlerine çevirirler, seçimi kaybetseler de hukumeti vermezler. O yuzden seçime gidip de risk almak yerine veya istemediği gibi bir oy kullanmak yerine muhalif seçmenler sandıktan umidi keserler, gitmezler. Zaten diktatorleri de bu besler. Umutsuzluk. Butun diktatorler hep duşuk oy katılım oranlarıyla, yuksek oy ile seçilirler. Seçime katılanların sayısı yuzde 42 ama aldığı oy yuzde 96. Bu son derece diktatorlere ozgu bir durumdur. Turkiye'de bunun yaratılması için biraz da suni olarak, seçim guvenliğiyle ilgili inadına nasıra basmalar yapıyorlar yani seçim guvenliğini riske atalım, birazcık nasırlara basalım birileri çok bağırsın, seçmen de sandıktan umidini kessin. CHP bu tuzağın da farkında. Seçim guvenliğinden taviz vermeyecek kadar atik, kararlı ama seçmeni sandığa goturecek kadar da yuksek ozguvenli ve ikna edici olmak zorunda olduğumuzun farkındayız. Ben kişisel olarak onumuzdeki seçimlerin Cumhuriyet tarihinin en yuksek katılım oranındaki seçimler olacağına inanıyorum. Ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarken cumhuriyete de hep birlikte sahip çıkacağımıza inanıyorum.
' UMUTSUZLUĞUN TEK İLACI VAR; UMUT'
Ç ok heyecanlı goruyorum sizi hakikaten 2019 seçimleri için mi bu heyecan, yoksa hep mi boylesiniz?
Bir işi başarmanın tek bir yolu var once kendin ikna olacaksın. Ben yaşadığım şeyleri anlatıyorum insanlara. Ben eczacıyım, diploma aldığımda sanıyordum ki en bulaşıcı hastalık nezle ama şimdi oğrendim ki umutsuzluk. Ve bunun bir tane ilacı var umut. Bunun da bir tane çaresi var, once kendin inanacaksın. Sabah kalktın ya, o yataktan çıkıp terliklerini giyerken 'Ben bunları yeneceğim, ben kazanacağım, ben başaracağım' demiyorsan kendi kendine inanmıyorsan buna o inançla kalkmadıysan zaten, o yataktan hiç kalkamazsın. Biz o kadar çok yoruluyoruz ki bazen ben 36 saat uykusuzluktan sonra yatıp, 4 saat uyuyup, kalkarken yatakta kazanmak için kalkıyorum. Öyle kalkmazsan yatakta aynı odada uyandığın eşini bile ikna edemezsin. Kahvaltı ettiğin çocuğunu, gazete ekmek aldığın bakkalı, fabrikada isen yanındaki işçini, oğretmensen oğrencini…
(C) Sputnik/ Elif Ilgaz
Özgur Özel: İnandığın şey ne ise, once kendin inanacaksın. İnanmak ve yuksek motivasyonla çalışmak başarmanın tek anahtarı. Ben bugune kadar elde ettiğim butun başarıyı yuksek inanç ve motivasyonla, enerjiyle ve çalışarak yaptım. Başka turlu olmaz.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.