Özet (TL;DR) @ 2018-03-14T16:26:00.000Z: Yunanistan'ın Kuşadası açıklarında tatbikat gerçekleştireceğini ilan etmesiyle yeni bir boyut kazanan Türkiye-Yunanistan geriliminin sonuçları ne olur? Uzmanlar, neden ve olası sonuçlarıyla süreci…



Yunanistan'ın Kuşadası açıklarında tatbikat gerçekleştireceğini ilan etmesiyle yeni bir boyut kazanan Turkiye-Yunanistan geriliminin sonuçları ne olur? Uzmanlar, neden ve olası sonuçlarıyla sureci Sputnik'e analiz etti.

(C) REUTERS/ Alexandros Avramidis

Turkiye ve Yunanistan arasında gerilim, Ege'deki hava sahası, Kıbrıs meselesi ve Batı Trakya'daki azınlık hakları başta olmak uzere pek çok koldan artarak devam ediyor. İki ulke arasında yeniden yukselişe geçen gerilimin bir kolunun temeli, dunyanın en uzun sureli siyasi krizlerinden biri olan Kıbrıs sorununun çozumu için Birleşmiş Milletler (BM) tarafından desteklenen goruşmelerin geçen yılın Temmuz ayında sonuçsuz kalmasıyla atıldı. Muzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğal gaz paylaşım mucadelesi gozle gorulur şekilde arttı. Turkiye ve Kuzey Kıbrıs yonetiminin sert tepkilerine rağmen, Rumların adanın çevresinde petrol ve doğalgaz aramaya devam etmesi gerilimi, Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanı Kudret Özersay'ın "faaliyetler devam ettiği takdirde Turk tarafının da arama yapmaya başlayacaklarını" soylediği noktaya kadar yukseldi. Turkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri geren bir diğer etmen ise Ege kıta sahanlığı ve hava sahasına dair anlaşmazlıklar oldu. Yunanistan ve Guney Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'de doğalgaz yataklarını arama girişimini Turkiye'nin tatbikatlarla engellemesinin ardından Atina, Kuşadası açıklarında tatbikata hazırlandığını açıkladı. Soz konusu gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık ayında Yunanistan'a gerçekleştirdiği ve 65 yıl boyunca ulkeye Turkiye'den cumhurbaşkanı seviyesinde gerçekleşen ilk resmi ziyarete rağmen gerçekleşti. 2017'nin son ayında gerçekleşen ve uluslararası basında "Lozan restleşmesi" olarak yer bulan goruşmeyi takip eden 3-4 aylık sure zarfında Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de tansiyonun bir nebze olsun duşmemesi ise iki temel soruyu gundeme getirdi: Yunanistan'ın Ege ve Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri hangi sonuçları doğurur? Turkiye-Yunanistan ilişkileri nasıl evrilir? Konuyu Sputnik'e değerlendiren ilk isim Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Albay Ümit Yalım oldu.

' YUNANİSTAN'IN PEŞİNDE OLDUĞU MİSİLLEME HAMLESİ KABUL EDİLEMEZ'

****Yunanistan ve G uney Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'de doğalgaz yataklarını arama girişimini Turkiye'nin tatbikatlarla engellemesinin ardından Atina'nın Kuşadası açıklarında tatbikat hazırlığına girişme hamlesini Sputnik'e değerlendiren Yalım "Yunanistan ve Guney Kıbrıs, Turkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Turk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarını, kıta sahanlığını ve Munhasır Ekonomik Bolgesi'ni yok sayarak doğalgaz yataklarını arama girişiminde bulundu. Halihazırda Turkiye'nin 7 bin kilometrekarelik kıta sahanlığı ve Munhasır Ekonomik Bolgesi, Guney Kıbrıs Rum Yonetimi (GKRY) tarafından işgal edilmiş durumda. Turkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak Yunanistan ve GKRY'nin Doğu Akdeniz'de doğalgaz arama girişimini tatbikatlar yaparak engelledi" dedi.

Yunanistan'ın "misilleme hamlesi" peşinde olduğunu ve bunun kabul edilemez olduğunu soyleyen Yalım "Yunanistan'ın misilleme olarak Kuşadası açıklarında tatbikat yapması kabul edilemez. Çunku bolgede bulunan adalar gayri askeri statude. Kuşadası civarında bulunan Sisam Adası'nda bir Yunan Mekanize Tugayı, Ahikerya Adası'nda ise bir Yunan Alayı konuşlanmış durumda. Yunanistan, meşru savunma hakkını kullanarak adaları silahlandırdığını iddia ediyor ancak bu iddia 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Kraliyet Hukumeti'ne tebliğ edilen altı buyuk devlet kararına aykırı bir durum oluşturuyor. Anılan karar, Almanya, Avusturya Macaristan, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya tarafından Yunan Hukumeti'ne tebliğ edilmişti. Sisam Adası'nda bulunan tanklar ve Apache taarruz helikopteri, Yunanistan'ın bu adaları savunma yerine taarruz maksadıyla silahlandırdığını açık bir şekilde gosteriyor. Yunanistan'ın Kuşadası açıklarında askeri tatbikat yapması açık bir kışkırtma olup kabul edilemez. Turkiye'nin de mutekabiliyet kapsamında aynı bolgede tatbikat yapma hakkı vardır. Yunanistan aklı selim davranmalı ve Kuşadası bolgesinde yapmayı planladığı tatbikatı iptal etmelidir" ifadelerini kullandı.

' YUNANİSTAN, AFRİN HAREKATI'NDAN İSTİFADE EDİYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretine rağmen, Turkiye-Yunanistan'ın içinde bulunduğu gerilimin azalmamasını Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı ihlallerine bağlayan Yalım "Turkiye, Ege'nin eşit paylaşımı doğrultusunda Yunanistan ile kıta sahanlığı konusunu ikili goruşmeler yoluyla çozumlemek istiyor. Yunanistan ise Ege'deki kıta sahanlığı sorununu Doğu Ege adaları ile Anadolu arasındaki kıta sahanlığının sınırlandırılması olarak kabul ediyor. Aynı sorun Doğu Akdeniz bolgesinde de mevcut. Yunanistan, Doğu Akdeniz bolgesinde Turkiye'nin kıta sahanlığı haklarını yok sayıyor ve uzlaşmak istemiyor" dedi.

Yalım "Yunanistan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını Turkiye ve KKTC ile paylaşmak istemiyor. Ayrıca Ege Denizi'nde 18 Turk Adası ve 1 Turk Kayalığının işgaline meşruiyet kazandırmak istiyor. Yunanistan, Turkiye'nin Afrin'e yaptığı harekattan istifade ederek surekli olarak gerilimi tırmandırıyor" dedi.

Yunanistan'la suregelen gerilim surecinin, ikili ilişkileri olumsuz etkilediğine değinen Yalım "

Bu surecin ikili ilişkileri olumsuz olarak etkileyeceği açıkça gorulmektedir. Yunanistan'ın fırsatçı politikalar izleyerek herhangi bir kazanım elde etmesi mumkun değildir. Turkiye, oldu bittilere fırsat vermeyerek Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarını korumaya devam etmelidir. Turkiye'nin tahriklere kapılmadan akılcı bir dış politika izleyeceği değerlendirilmektedir" diye ekledi.

(C) AA/ Kayhan Özer

' 1982'DEN BU YANA KARASULARI GENİŞLİĞİNİ 12 MİLE ÇIKARTMA ARZUSU İÇİNDELER'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise 1995 yılında Turkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getiren ve Yunanistan'ın "İmia" dediği Kardak kayalıklarına çıkan emekli SAT komandosu ve İYİ Parti'nin kurucularından Ali Turkşen oldu. Eski SAT komandosu emekli Albay Ali Turkşen "Yunanistan'ın beklenti içerisinde olduğu ve uygun zamanı kolladığı iki konu var. Bunlardan birisi, 1982 yılında imzalanan BM Deniz Hukuku Sozleşmesi sonrasında genel kabul olarak kara suları genişliğinin 12 mile çıkartılmasıyla ilgili. 1982'de bu karar alındıktan sonra Turkiye bu sozleşmeyi imzalamadı. Ancak Yunanistan, Ege'de kara suları genişliğini 12 mile çıkartmak istiyor. (Sekizinci Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı) Turgut Özal doneminde, Turkiye, Yunanistan'ın karşılıklı bir anlaşma olmaksızın tek taraflı olarak boyle bir hamlede bulunmasının savaş sebebi olacağının altını çizmişti. O tarihten itibaren Yunanistan, Ege'deki kara sularını 6 mil olarak uygulasa da o yıllardan beri, kara suları genişliğinin 12 mile çıkartılması umudu içerisinde. İkinci olaraksa Yunanistan'ın Ege'yi Yunan golu haline getirme, silahsız olması gereken adaları silahlandırma ve kara suyu genişliğini artırarak buranın ekonomik zenginliğinden faydalanma beklentisi var. Üstelik 1996 yılında yaşanan Kardak krizinden sonra da bu beklentisi hızla tırmandı. Yunanistan'ın amacı Kardak gibi Turkiye'ye ait olan adalarda egemenlik kurmaktı. Ülke, birinci hedefe henuz varamadılar. Ancak ikinci hususa gelindiğinde 2000'li yıllardan bu yana Lozan ve diğer uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Ege adaları Yunanistan tarafından işgal ediliyor ve silahlandırılıyor" dedi.

' YUNANİSTAN İLAN ETTİĞİ TATBİKATLA BATI'DAN DESTEK BULMAYA ÇALIŞIYOR'

Yunanistan'ın tatbikat ilanıyla ABD ve Batılı ulkeleri yanına çekmeye çalıştığına işaret eden Turkşen "Turkiye bu saatten sonra herhangi bir uluslararası çozum yoluna gitse dahi bu fiili duruma uzun yıllar sessiz kalmış olması itibarıyla, bu yoldan çok fazla bir sonuç elde edemeyebilir. Bundan sonra sureç guç kullanmaya doğru evriliyor. Ancak iş guç kullanmaya geldiğinde Yunanistan kendisini Turkiye karşısında yeterli hissetmediğinden ilan ettiği bu son tatbikatla ABD'yi ve Avrupa'yı yanına çekmeye çalışıyor. Yunanistan hiç bir zaman Turkiye'nin karşısına tek başına çıkamadı. Bugun de kendinden daha guçlu devletlerin desteğini kazanmaya oynuyor" diye konuştu.

Atina'nın Turkiye'nin Suriye'de yuruttuğu harekattan da destek bulduğunun altını çizen Turkşen "Turkiye, Suriye'de harekat sebebiyle yonunu o bolgeye çevirmiş durumda. Bu da Yunanistan'ın sahte bir ozguven içine girmesine sebep oluyor. Yunanistan Cumhurbaşkanı 'Atalarımızın yaptığı gibi biz de Turkiye yeniden işgal mi edelim?' şeklinde akla zarar bir açıklamada bulundu. Tabii onun da karşılığında birileri de çıkıp işgal ettikleri yerden nasıl çıkartıldıklarını onlara çıkıp hatırlatır. Bu sureç de maalesef guç kullanmanın gereğine doğru evriliyor" dedi.

' ABD, YUNANİSTAN'I DESTEKLEYEREK TÜRKİYE'Yİ DAHA FAZLA KARŞISINA ALMAYI GÖZE ALAMAZ'

Yunanistan'ın Batı'yı arkasına alma politikasının başarılı olmayacağına işaret eden Turkşen "ABD'nin Suriye'de tamamen iflas etmiş bir politikası soz konusu. NATO uyesi olmamıza rağmen ABD'nin PKK'yı, YPG'yi silahlandırması, bu orgutleri 'teror orgutu' olarak ilan etmesi, iki NATO ulkesini bir şekilde karşı karşıya getirdi. ABD'nin bu yaptığı dolayısıyla NATO sorgulanır hale geldi. Butun bu surecin ardından, ABD'nin bir de Yunanistan'ı cesaretlendirmeye girişebileceğini sanmıyorum. ABD, bu oyuna gelmeyecektir. AB'ye gelindiğinde ise, birliğin Turkiye'ye olumsuz tutumu zaten ortada. Bu sebeple AB, Yunanistan'ın yanında durur bir hava sergiler ancak bu desteği açıktan açığa veremeyecektir. AB veya ABD fiziken Turk askerinin karşısına çıkamayacaktır" diye ekledi.

' ÇATIŞMAYA İHTİMAL VERMİYORUM AMA BU GERİLİMİN İSTENMEYEN SONUÇLARI OLABİLİR'

Turkiye ve Yunanistan arasında artan gerilimle ilgili bir diğer yorum ise Yunan uzman, Uluslararası Araştırmalar Enstitusu Muduru Konstantinos Filis'ten geldi. Tatbikatların 'olağan tatbikatlar' olduğunu savunan Filis "Bu tatbikatlar ne ilk kez gerçekleşecek ne de son. Zira bu tatbikatlar olağan prosedurun bir parçası" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2017'nin Aralık ayında Yunanistan'ı ziyaret ettiğinin hatırlatılması uzerine ikili ilişkilerin yakın geleceğine ilişkin ongorulerini aktaran Filis "Erdoğan'ın ziyaretiyle başlayan sureç benim açımdan oldukça açık. Bu sureçte taraflar, gerilim azaltılması konusunda mutabık kaldı. Bu gerilim surecinin azaltılması konusunda Yunanistan onemli adımlar attı. Bunlardan ilki, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın beraberindeki heyetle birlikte İzmir'e gerçekleştirdiği ziyaretti. İkincisi ise Turkiye'nin Avrupalı muttefikleri tarafından yalnız bırakıldığı bir donemde Erdoğan'ın Yunanistan'a gerçekleştirdiği ziyaret esnasındaydı. Ancak Erdoğan'ın Turkiye'ye donuşunun ardından bu gerilimi azaltma girişimi hayata geçmedi. Turkiye'nin Ege Denizi'nde gerginliği yukselten hamleleri bu surece zarar verdi" ifadelerini kullandı.

İki ulke arasındaki gerginlikle ilgili "yalnızca Turkiye'nin suçlanması gerektiğini" soyleyen Filis "İlişkiler, son derece gergin. Ancak bu surecin sorumlusu Turkiye. Erdoğan'ın 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından ikinci ziyaret ettiği AB ulkesi Yunanistan oldu. Buna rağmen ilişkilerimiz oldukça olumsuz seyrediyor" diye konuştu.

İki ulkenin aralarındaki gerilimin sıcak bir çatışmayla sonuçlanmasına izin vermeyeceklerini soyleyen Filis "Boyle bir şeye ne Yunan ne de Turk tarafının izin vermeyeceğine inanıyorum. Yine de bu gerilim bazı istem dışı kazalara sebep olabilir. Çunku Ege Denizi'nde artan bu gerilim, boyle bir kaza ihtimalini devre dışı bırakmamıza engel" diye ekledi.