Özet (TL;DR) @ 2018-03-14T01:44:00.000Z: Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, Suriye’de insani molayı öngören BM Güvenlik Konseyi kararının teröristlere karşı operasyonu engelleme amacını taşıdığını belirtti.



Ortadoğu

01:44 14.03.2018(Guncellendi 01:46 14.03.2018) URL'yi kısaltın

Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, Suriye'de insani molayı ongoren BM Guvenlik Konseyi kararının teroristlere karşı operasyonu engelleme amacını taşıdığını belirtti.

Sputnik'e yaptığı açıklamada, BM Guvenlik Konseyi'nin Suriye'nin genelinde ateşkes ve en az 30 gunluk insani molanın sağlanmasını ongoren kararını değerlendiren Caferi, "Kararın amacının sivilleri korumak değil, Suriye ordusunun terorle mucadele operasyonlarını engellemek olduğu baştan beri belliydi" dedi.

Suriye ordusunun terorle mucadelede başarı elde ettiği her seferinde insani mola talebinin geldiğine dikkat çeken Caferi, "Guta'daki siviller gerçekten de teror gruplarının ablukasından acı çekiyor. Militanlar, sivillerin bolgeden çıkmasına engel olarak onları canlı kalkan olarak kullanıyor ve insani yardım spekulasyonu yapıyor" ifadelerini kullandı.

' SURİYE HÜKÜMETİNİN SİVİLLERİ KORUMAK İÇİN ALDIĞI TEDBİRLERİ GÖRMEZDEN GELİYORLAR'

BM'nin Doğu Guta'ya insani yardımın ulaştırılması için her gun 5 saatlik molanın yetersiz olduğu açıklamasını değerlendiren Caferi, BM'nin insani orgut olmadığını kaydederek, "Bu orgutun yoneticileri, bazı Batı ulkelerinin belirlediği politikayı izliyor. Kasıtlı olarak Suriye hukumetinin sivilleri korumak için aldığı tedbirleri gormezden geliyor.lar Oysa sivillerin bolgeden çıkması için insani koridorlar ve bu insanlar için sığınma noktaları organize edildi, insanlara her şeyin, ozellikle de tıbbi yardımın sağlanması için çalışmalar yapıldı. 46 TIR'lık insani yardım konvoyunun 5 Mart Pazartesi gunu bolgeye girişi 5 saatlik insani molanın etkinliğini doğruluyor" ifadelerini kullandı.

' DOĞU GUTA'DAKİ İLERLEYİŞE ENGEL OLMAK İSTİYORLAR'

Washington'un, Suriye Gozlemevi'nin Doğu Guta'da duzenlediği iddia ettiği kimyasal saldırılarla ilgili yeni soruşturma talebini değerlendiren Caferi, bu konuda şu yorumda bulundu:

"Suriye hukumeti, her yerde her zaman ve her koşulda her turlu kitle imha silahının kullanımını kınıyor. Bu açıklamalar tamamen asılsız. İngiliz istihbaratının sozde Suriye Gozlemevi'nin idaresi ve finansmanına katılımı detaylarına girmeden şunu soylemeliyim ki bu orgutun tum yalan açıklamaları silahlı teror gruplarını korumaya yonelik. Bu gozlemevi Suriye ordusu ve muttefiklerinin Doğu Guta'daki ilerleyişine engel olmaya çalışıyor".

' DEFALARCA MEKTUP GÖNDERDİK'

Silahlı terorist gruplarının kimyasal maddelere sahip olduğu yonunde BM Guvenlik Konseyi ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgutu'ne (OPCW) 140'tan fazla mektup gonderdiklerini dile getiren Caferi, sozlerini şoyle surdurdu: "Örneğin, 22 Şubat 2018 tarihinde, zehirli madde taşıyan kamyonların, Turkiye'yle sınırdaki Bab el-Hava sınır kapısından geçtiği yonunde veriler var. Bu maddeler, teroristlerin bulunduğu bolgelerde sivillere karşı kullanılması için ulaştırıldı. Maalesef verilerin bir kısmını şahsen benim birkaç gun once açık oturma sırasında BM Guvenlik Konseyi uyelerine sunmama rağmen BM Sekreterliği bu doğrulanan bilgiden yararlanmıyor".

' KÖRFEZ ÜLKELERİ BAŞI ÇEKİYOR'

"Suriye'ye karşı savaşta başlıca rolu Suudi Arabistan ile Katar oynuyor" diyen Caferi, "Korfezin diğer ulkelerinin de katkısı var ama daha az. 7 yıl geçtikten sonra onların krize katılımını anlatma ihtiyacı olduğunu duşunmuyorum. Bunu, Avustralyalı yazar Tim Andersen, 'Suriye'ye karşı çirkin savaş' adlı kitabında anlattı" diye ekledi.