Özet (TL;DR) @ 2018-03-13T13:59:55.000Z: CHP Lideri Kılıçdaroğlu, masa başında "Biz milletvekili sayısını artıracağız" diye yola çıkanları sandığa gömeceklerini, bütün sandıklara sahip çıkacaklarını belirterek, "Seçimi hileli yollarla…



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada, baskılar karşısında hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmamasını istedi. Kılıçdaroğlu, "Çarklar farklı donebilir, egemenler kendi guçlerini gostermek için halkın uzerine baskı kurabilir, gazeteler kapatılabilir, milletvekilleri hapse atılabilir, universitelerden oğretim uyeleri koparılabilir ama butun bunlara rağmen biz bu ulkeye demokrasiyi getireceğiz" ifadesini kullandı.

Cumhuriyeti kuranların, gerek savaş meydanlarında gerekse savaş sonrasında ağır bedeller odediğini belirten Kılıçdaroğlu, Osmanlı'nın borcunun son kuruşuna kadar odendiğini, ulkede uçak fabrikası, şeker fabrikaları yapıldığını, Merkez Bankasını kurularak milli para bastırıldığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, yakın tarihin unutturulmak istendiğini one surerek, şoyle devam etti:

"Tarihimizi unutmayacağız. Bir metrelik demir yolu yokken, 10 yılda demir ağlarla orduler Turkiye'yi. Bunlar tamamını ozelleştirdiler. Şimdi şeker fabrikalarını ozelleştirmek istiyorlar. Sizlere sozum soz, ozelleştirseler dahi CHP iktidarında onları alıp, koyluye iade edeceğiz."

Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nı nasıl yazdığını anlatan Kılıçdaroğlu, Ersoy'un kendisine verilen odulu almayarak, gazilere bağışladığını aktardı. Mehmet Akif Ersoy'un yiğit bir insan olduğunu, Kurtuluş Savaşı sırasında da Mustafa Kemal Ataturk'un yanında mucadele ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Mehmet Akif Ersoy, o savaşın hangi bedeller sonunda kazanıldığını gayet iyi biliyor. Ama bir de gunumuze gelelim. Bir zat gitti Libya'ya, Kaddafi'nin konuğu oldu, Kaddafi'nin elinden odul aldı, ayrıca 60 bin dolar para aldı. Gazeteciler sordular, 'Bu parayı şehit ve gazilere vereceğim' dedi. Defalarca sordum, bu 60 bin doları kime verdin, hangi gazi derneğine verdin, hangi şehit derneğine verdin, çık açıkla. Bugune kadar ağzından tek kelime alamadım. Gideceksin, diyeceksin, 'bu parayı gazilere, şehit yakınlarına adıyorum.' Alacaksın 60 bin doları cebine atacaksın, sonra da kalkacaksın 'ben yerliyim, ben milliyim' diyeceksin. Sen gayri millisin kardeşim."

" OTOPSİ RAPORLARINI NİYE AÇIKLAMIYORLAR?"

Geçen haftaki grup toplantısında oğretmen "Gokhan Açıkkollu'nun, FETÖ'nun darbe girişimi sonrasında gozaltına alındığına ve işkence sonucu olduğune" ilişkin açıklama yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bunun uzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da bir açıklama yaptığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, şu goruşlere yer verdi:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı diyor ki; 'Gokhan Açıkkollu ile ilgili iddialar gerçeği yansıtmamaktadır, yani işkence gormemiştir, yani kendiliğinden olmuştur.' Doktor Ömer Gergerlioğlu, bunun uzerine bir açıklama yapıyor, 'Adli raporları biliyorum, açıklamalar yanlış. Darp izlerinden bahsedilmemiş.' Yani dovulmuş, onlardan bahsedilmiyor. Otopsideki sırt, boyun, kas, sağ-sol kaburga kırıklarından bahsedilmiyor. Ya adam hapishanede otururken kaburgaları niye kırılsın. Kim kırdı, kim darbetti. Raporları var burada ama benim açıklamalarımdan rahatsızlık duyuyorlar. 'Neden işkence sonucu olduruldu diyorsun?' diye. Birisi işkence sonucu oldurulur ve ben de susarsam, sesimi çıkarmazsam, Allah aşkına benim dilsiz şeytandan ne farkım kalır."

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 1,5 yıldır ailenin suç duyurusunu gormezden geldiğini ileri suren Kılıçdaroğlu, daha sonra ise 'soruşturmaya gerek yoktur' denilerek, dosyanın kapandığını ifade etti. "Bir avukatın da en az 15 kişiye işkence yapıldığını" gorduğune dair açıklamaların bulunduğuna değinen Kılıçdaroğlu, şunları aktardı:

"Sen savcı olarak bu avukatı çağırıp, 'gel kardeşim buraya, kim kime işkence yaptı; ver bakayım şu ifadeyi' niye demiyorsun? Çunku sen saraydan talimat alıyorsun; sen cumhuriyet savcısı değil, sen saray savcısısın. Benim gorevim ise cumhuriyet savcılarını korumak, saray savcılarına karşı çıkmaktır. İstanbul Başsavcılığı açıklasın, aile 100 insulin veriyor, kendisi şeker hastası. Bunun 40'ının kullanılması lazım. 96'sı aileye geri veriliyor. 36'sı kullandırılmamış. Ya bunlarda din, iman, ahlak var mı? Ya bir insan goz gore gore olume nasıl terk edilir. Emin olun anlamakta zorlanıyorum.

Koprude askerin boğazını keserek linç ettiler, gencecik asker. Elinde silah bile yok. Bir askeri linç etmek suçtur, onların da yakalanıp yargı onune çıkarılması lazım. Bahçeli de Erdoğan da Binali Yıldırım da soz verdi. Dediler ki, 'Biz onu soruşturacağız.' Tam tersi oldu. Bir KHK ile linç edenlerin tamamı için, 'Bunlar hakkında tahkikat yapılmaz' diye karar çıkarıldı. Ya bunlar Musluman mı bunlarda insan sevgisi var mı? Bir asker linç edilecek ve sen linç edenleri koruyacaksın, sonra çıkıp diyeceksin ki, 'Turkiye'de demokrasi var.' Nerede demokrasi? Demokrasi, anayasa rafa kalkmış, bunların hiçbirisi çalışmıyor. Gokhan Açıkkollu'nun otopsi raporlarını niye açıklamıyorlar? Sevgili savcı yeri gelince talimat alıp, benim konuşmamı yalanlıyorsun, niye otopsi raporlarını açıklamıyorsun? Madem işkence yapılmadı, butun dunya oğrensin. Ama açıklamıyorsun, açıklayamıyorsun. Avukatı çağırıp ifadesine bile başvuramıyorsun. Elbette ortada bir suçlu varsa, suçlu yargılanır. Buna hiç kimse itiraz etmez; adaletle yargılansın."

" UYUŞTURUCU YAŞI 10'A İNMİŞ"

Çocuk ve kadınlara yonelik cinsel şiddet olaylarına dikkati çekmek amacıyla Dilek Taş, Hulya Kurt ile Nursel Karagoz'un "3 kadın 40 milyon ses" sloganıyla Çanakkale'den Ankara'ya yuruduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Ben seslerini duydum, onlara destek veriyorum. Butun kadınlarımıza destek veriyorum. Cumhuriyet nasıl bir kadın devrimiyse, demokrasiyi de gerçekleştirecek olan, 2019 yılında demokrasi devrimi yapacak olanlar da bu ulkenin kadınları olacaktır" dedi.

Kılıçdaroğlu, Turkiye'de uyuşturucu kullanımına dikkati çekerek, şunları ifade etti:

"Sen kalkıp millete işkence yapacağına, savcıları onlara gorevlendireceğine yahu kardeşim bu ulkede uyuşturucu aldı başını gidiyor... Tam bir bataklık içinde. 2004 yılında 12 bin 656 kişi uyuşturucu tedavisi gorurken 2016'da 273 bin 81 kişi tedavi goruyor. Hani herkesin keyfi yerindeydi, her evde huzur vardı, bereket vardı, zam yoktu. Pırıl pırıl gençlerimize ne oluyor? Daha acı olanı ise uyuşturucu yaşının 10'a inmiş olması. 10 yaşındaki çocuklar tedavi için hastanelere teslim ediliyor. Uyuşturucu madde kullanan çocukların yuzde 85'i 15-17 yaş grubu, yuzde 15'i 12-14 yaş grubunda. Tedavi olan çocuk sayısı 35 bin 792. Bu çocukların olduğu evde annede, babada huzur olur mu? Uyuşturucu ile mucadele edeceğine gazetecilerle mucadele ediyorsun, milletvekilleriyle mucadele ediyorsun, şeker fabrikalarını kapatıyorsun, çiftçilerin burnundan getiriyorsun."

MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ

Medya ozgurluğunun butun demokrasilerin olmazsa olmazı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, gazetecilerin, gucu denetleyerek halkın doğru bilgilenmesini sağlaması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, "Hiçbir suçu olmayan insanları niye tutuklarsın? Cumhuriyet gazetesi basının akademisidir. Sevsin sevmesin, duşuncesine katılsın katılmasın herkes Cumhuriyet'e bakar. Cumhuriyet sadece 20 Temmuz darbesi sonrası darbe almadı, 12 Mart'ta da 12 Eylul'de de oldu, o donemde de gozaltına almalar oldu, şimdi de aynı yasaklamalar getiriliyor; neden 20 Temmuz'da da darbe oldu... Burak Akbay, Sozcu'nun sahibi, en çirkin iftiralarla tutuklama kararı çıktı. FETÖ'cuymuş... Sozcu'nun kuruluşundan bugune kadar butun hayatı FETÖ mucadelesiyle geçmiştir. Hiç kimse şunu unutmasın, her Cumhuriyet çalışanı Uğur Mumcu'nun oğrencisidir" dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Meclis'i bombalayanlara ve gazetecilere aynı cezanın ongorulduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Birisinin altında uçak var, geliyor Meclis'i bombalıyor. Ceza veriyorsun eyvallah. Gazeteci elinde kalem var, birisini yaralamış mı, bir şey yapmış mı? Hayır. 'Niye kalemi tuttun, niye eleştirdin? O zaman sana da ağırlaştırılmış muebbet veriyorum' diyor. 'Anayasa Mahkemesi'nin kararı var.' 'Ne demek Anayasa Mahkemesi, takmıyorum Anayasa Mahkemesi'ni.' 'Anayasa var.' 'Ne anayasası. Bizde sarayın yasaları işler' diyor. 'Anayasa değil, hukukun ustunluğu değil, sarayın ustunluğu işler' diyor. 'Biz hukuktan, vicdanımızdan değil, saraydan gelen talimatı uygulamakla gorevliyiz' diyorlar.

Hakimi de oyle soyluyor, savcısı da oyle soyluyor. O nedenle onlara ne hakim diyoruz ne savcı. Goruşu ne olursa olsun butun gazetecilerin serbest bırakılmasını isteriz. 'Benim sevdiğim gazeteci serbest olsun, bana muhalefet olanları hapse atalım.' Bu medya ozgurluğu değil. Bu, medyayı sınırlamak, kendisini bağlamaktır. Bugun bir koşe yazarı için 'koşe yazısını yazmayacaksın' diye saraydan emir geliyor ve o koşe yazarı yazı yazamıyor, yazı yazdırılmıyor. 'Siyasi içerikli yazı yazmayacaksın, futbolu yazacaksın.' Niçin, saraydaki zat rahatsız oluyor."

Yerel medya uzerinde baskı olduğunu, Ordu'da 25 yıldır faaliyette bulunan TV 52'nin kapatıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Ordululara, "Nefes aldığınız bir televizyon kanalı var, onu bile sana çok goruyorlar. Orada sana duşen gorev belediye başkanını değiştirmektir. Ordulu, Karadenizli kadınlar erkeğinize, çocuğunuza nasıl sahip çıkıyorsanız demokrasiye de sahip çıkın" diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, sağlıkta reform yapıldığının soylendiğini, "İstediğin doktora, istediğin zaman muayene, istediğin zaman ameliyat olacaksın, cebinden para çıkmayacak" denildiğini, bunu da alkışladıklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, "ancak bunun tamamının yalan olduğunu, evde musluk açıldığında 5 çeşit, elektrik duğmesine basıldığında 4 çeşit vergi odendiğini, hastaneye gidildiğinde ise aralarında ilaç katılım, muayene katılım payları gibi 9 çeşit odeme yapıldığını"vurguladı.

Acil servise gidildiğinde bu ucretlerin alınmayacağına dair bir genelge yayımlandığını, bunun uzerine acil servislere gitme oranlarının arttığını anımsatan Kılıçdaroğlu, 2015 verilerine gore Turkiye'de nufus 78 milyonken acile giden sayısının 110 milyon 915 bin 407 kişi olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, bunun uzerine onlem almak amacıyla 24 saat içinde tedavi olunmaması halinde odeme yapılacağına dair yeni bir genelge yayımlandığına dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, "Emeklilik yaşını 65'e çıkardınız, prim odeme gun sayısını 9 bin gune çıkardılar, emekli aylığı bağlama oranlarını duşurduler. Emeklilerin sırtından açığı kapatmaya çalıştılar. Benim zamanımda açık 2 milyar 200 milyon liraydı, şimdi 30 milyar lirayı aşmış durumda. Recep Bey, niye demiyorsun bu SSK'yı kim batırdı? Çık bir anlat bana ben mi batırdım sen mi batırdın. Sen SSK'yı batırdın" diye konuştu.

MECL İS KULİSİNDE KAVGA

AK Parti ve MHP'nin, siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin duzenlemeyi de içeren 26 maddelik ortak kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Tartışmalı oturumu NTV muhabiri Celal Çamur aktardı.","streamid ":"362bc3dd-802f-4e5a-8e04-32f9d7e81332"} data-player-ishd=False data-player- forcehtmlplayer=false data-player-mostvisibleplay=true data-player-vod- token=3b8509b00da9a5df98219490f8d1072e41c30ca4111b899f data-player-mute=false data-player-videowidget=false data-player-lazyload=false data-player- section=turkiye data-player-category=Video-Galeri data-player- target=gundem,siyaset,turkiye,chp,kemal-kilicdaroglu,cumhuriyet-halk- partisi,genel,tbmm,son-dakika,akparti,mhp,1e9560eb-7f15-4e4b-84b8-01f35a606c6b ,chp-lideri-kilicdaroglu-secimi-hileli-yollarla-kazanacagini-saniyor,haber- detay data-player-duration=0>

" SEÇİM HİLELERİ KANUNU"

Kılıçdaroğlu, sabaha kadar suren goruşmelerin ardından kabul edilerek yasalaşan Seçimlerin Temel Hukumleri ve Seçmen Kutukleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun uzerinde değerlendirmelerde bulundu.

TBMM'nin dun akşam sabaha kadar çalıştığını, "ittifak ve seçim hileleri kanunu" olarak tanımladığı yasa teklifinin goruşulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, yasalaşan teklifin "oyumuzu artırmadan masa başında milletvekili sayısını nasıl artırabiliriz" uzerine kurulu olduğunu one surdu.

Kılıçdaroğlu, "Recep Bey, 'Tek başıma seçilemiyorum, nasıl bir daha cumhurbaşkanı seçilebilirim, yanıma birisini almam lazım', Devlet Bey, 'Ben barajı aşamam ama aşmam lazım.' diyor. Birisi seçim birisi baraj derdinde yan yana geldiler. 'Biz seçim hileleri kanunu hazırlayalım bunu da Meclis'in gorev yapmadığı, oturum yapmadığı pazartesine denk getirelim, televizyon o gun vermez. Sabaha kadar Meclis'ten geçiririz' dediler. Milletten kaçırıyorlar. Seçimlerde nasıl hile yapılacağını kanun tek tek anlatıyor" goruşunu savundu.

" EŞİTLİĞE VE TEMSİLDE ADALETE AYKIRI"

İttifaka karşı olmadıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, parlamentoda partilerin ittifak yapabileceğini, bunun yolunun açılabileceğini soyledi. Kılıçdaroğlu, "parlamentodan bakan seçilmiyorsa, parlamentonun işlevi sıfırlanmışsa, boyle bir ortamda ittifaka da gerek olmadığını" belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu yasanın 7 ozelliği bulunduğunu, ilkinin, haksız temsilin artması, milli iradenin gasp edilmesi olduğunu one surdu.

Barajın fiilen artarak devam ettiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "yuzde 10 seçim barajını 12 Eylul darbecilerinin getirdiğini, 20 Temmuz darbecilerinin savunduğunu" iddia etti. Kılıçdaroğlu, iki baraj getirildiğini, birinin yuzde 10, diğerinin yuzde 51 olduğunu soyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, soz konusu kanunun, anayasanın eşitlik ilkesi ve temsilde adalet ilkesine aykırı olduğunu savunarak, "Bir ilde seçim yapılıyor A partisi 90 bin, B partisi 20 bin, C partisi 100 bin oy aldı. Birinci gelen C partisi ama A ve B partisi ittifak yaptığı için oyları birleştiriliyor, milletvekilleri kendi aralarında paylaşılıyor, C partisi vekil çıkaramıyor. Boyle adalet mi olur?" sorusunu yoneltti.

Kanunun, seçim guvenliğini ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, muhursuz oy pusulalarının geçerli hale getirildiğini ileri suren Kılıçdaroğlu, bunun, referandumun gayrimeşru olduğunun da itirafı niteliğinde bulunduğunu belirtti.

' 'SOPALI SEÇİM YAPMAK İSTİYORLAR''

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ''Bu teklif aynı zamanda sopalı bir seçim hazırlığıdır. Herhangi birisi polisi, jandarmayı çağırabilir bakın sandık başkanı değil herhangi bir kişi baktı ki orada CHP'nin oyları onde hemen polise, jandarmaya telefon 'Gelin burada hile yapılıyor.' Polis, jandarma basacak. Neymiş? 'Adaletli seçim olacak.' Sopalı seçim yapmak istiyorlar'' ifadelerini kullandı.

" SEL GİBİ AKACAĞIZ"

Sandığı seçmenden kaçırma planı yapıldığını, valinin istediği sandığı istediği yere kurabileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sozlerini şoyle surdurdu:

"Butun milletime sesleniyorum: Masa başında 'Biz milletvekili sayısını artıracağız' diye yola çıkanları sandığa gomeceğiz. Butun sandıklara sahip çıkacağız. Butun sandıklarda bizim elemanlarımız, arkadaşlarımız olacak. Ne yaparlarsa yapsınlar 2019'da o zatı oradan aşağıya indireceğim, sozum sozdur. Seçimi hileli yollarla kazanacağını sanıyor. Hileye izin vermeyeceğiz. İster valin, ister kaymakamın, ister muhtarın olsun, kim olursa olsun sel gibi akacağız ve sandıklarda kazanacağız."

" ŞEKER PANCARINDAN ŞEKER ÜRETENLERİN ÜRÜNLERİNİ ALACAĞIZ"

Kılıçdaroğlu, "Şeker fabrikaları zarar ediyor, ozelleştirildiğinde kar edecek" denildiğini, bunun yalan olduğunu one surdu. Kılıçdaroğlu, şeker fabrikalarının zarar etmediğini, zarar ettirildiğini, "Çalışırsan zarar edersin bir de zarar ettirilirsin" dedi.

Daha once Afyonkarahisar, Ağrı, Bayburt, Bursa et kombinaları gibi 54'e yakın fabrikanın kapandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Turkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin guçlu bir şirket olduğunu, 25 fabrikası, 4 alkol fabrikası, bir makina fabrikası, tohum işleme fabrikası,150'den fazla bolge şefliği, 300'un uzerinde pancar alım merkezi bulunduğunu, ISO 500 sıralamasında ilk 500 firma arasında 21. sırada yer aldığını anlattı. Kılıçdaroğlu, geçen yılki net satışının 3 milyar 600 milyon lira olduğunu, 1 milyon kişinin şekerden geçindiğini, yarattığı katma değerin 3 milyar doları aştığına dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, şimdi bunların satılacağını, ardından da kapanacağını, nişasta bazlı şekere imkan sağlanacağını ifade ederek, "Yurt dışından mısır gelecek, Turkiye'de şeker şurubu yapacaklar. Nişasta bazlı şekeri kim kullanıyorsa onun urunlerini satın almayın. Şeker pancarından kim şeker uretip kullanıyorsa, o urunleri alacağız" çağrısında bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Bunlar en milli değerleri satıyorlar, 'Biz milliyiz, yerliyiz' diyorlar. Hadi canım siz gayri milli, gayri yerlisiniz. Siz Turkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına değil yabancılara hizmet ediyorsunuz, onların çıkarlarını, Cargill'in, ABD firmalarının çıkarlarını savunuyorsunuz. Oradan mısır getiriyorsunuz, oradan şeker elde ediyorsunuz. Çiftçinin alın terini toprağa gomuyorsunuz" dedi.

Turk Telekom'un, Telsim'in, Aliağa Petkim'in, Tekel'in yuzde 100'u yerli ve milliyken yuzde 100'lerinin yabancılara satıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Turkiye'de yerli ve milli banka sayısının 3 olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, bir yabancının Turkiye'ye gelip ofis, daire aldığında KDV odemediğini aktararak, "Vatandaş başını sokacak ev aldığında, o KDV odeyecek. Yerli, milliye bakın. Bunların yerliliği ve milliliği yoktur. Bunlar gayri millidir, Turkiye'nin baş belasıdırlar, yabancı ve tefecilere çalışırlar" goruşunu savundu.

Turkiye'nin, Avrupa'nın besi ureticilerini desteklediğini, ayakta tuttuğunu, 26 ulkeden et ithal ettiğini kaydeden Kemal Kılıçdaroğlu, "Şimdi Rusya'dan et ithal ediyorlar. Getirdiğiniz etler besmelesizdir, getirdiğiniz etleri sarayda yiyin, niye millete yediriyorsunuz? 'Sırbistan'ın Musluman kesiminden alıyoruz' diyorlar. Peki Rusya'nın, Fransa'nın, Guney Amerika'nın hangi kesiminden alıyorsunuz?" diye sordu.