Özet (TL;DR) @ 2018-03-07 09:37:48.337649: Erler Film’in sahibi, usta yapımcı ve yönetmen Türker İnanoğlu, Türk sinema tarihine ışık tutacak bir kitap çıkardı. “Başlangıcından Bugüne 1914-2018 Afişlerle Türk Sineması” adlı eserde 8 bin 104…
◊ Ar şivlerde yer alacak bir kitap hazırladınız. Hazırlık surecinden bahseder misiniz biraz? Nasıl buldunuz o 8 bin 104 afişi?
- Ben sinemaya 1957 yılında 20 yaşındayken girdim. İşi çok sevdim. 1960 yılında da Erler Film'i kurdum. O gunden bu yana elime geçen belgelerin hepsini biriktirdim. Sonra da topladığım afişlerden bir kitap basayım dedim. 10 yıl once 5 bin 555 afişlik bir kitap çıkarmıştım. O zamanlar bulamadığım afişler vardı, daha sonra onlar da bulundu. Bir de bu 10 sene zarfında binin uzerinde film yapıldı Turkiye'de, onların afişlerini de topladım. Neticede ortaya içinde 8 bin 104 afişin bulunduğu, iki ciltlik guzel bir kitap çıktı.
◊ Üçuncu kitap da gelir mi?
- İnşallah. Yaşarsak ona bir 10 sene sonra bakacağız artık.
◊ Aray ıp da bulmadığınız film afişleri var mı?
- Evet, yuzde 3 nispetinde bir eksiğim var. Hepsini bulmayı çok istiyorum ama bulamadık.
◊ Yurtd ışından da afiş getirtmişsiniz sanırım...
- Evet, beş afiş için Almanya'ya adam gonderdim. Anadolu'yu da çok taradık. Yazlık, kışlık sinemaların ambarlarında, depolarında bulduk bazı afişleri. Milli Kutuphane ve Beyazıt Kutuphanesi'nin depolarından da çok afiş çıkardım. Yani zorluklarla yaptım bu kitabı.
◊ "Bu kitapları sinemaya borcumu odemek için yaptım" demişsiniz...
- Ben sinemayı çok sevdim. Sinema da zannediyorum beni sevdi. Beni en tepeden en aşağıya kadar tanıttı, sevdirdi. Bunu da bir borç saydım, gelecek nesillere guzel şeyler bırakmak istedim.

Fotoğraf: Selçuk ŞAMİLOĞLU
90 'LARDA KÖTÜ FİLMLER ÇEKİLDİ
◊ T urk sinemasının bugun geldiği noktayı nasıl goruyorsunuz? "Turk sineması vizyonunu kaybetti" diyenler haklı mı sizce?
- Hayır, kaybetmedi. Yeşilçam sineması apayrıydı. Orada ruh vardı. 90'lı yıllarda çok kotu filmler çekildi. Ama 2000'den sonra yeniden bir patlama yaptı Turk sineması. Pırıl pırıl gençler geldi, çok guzel filmler yaptılar. Zaten festivallerde de belli oluyor bunlar.
◊ Eski filmlerdeki o ruhun, o tad ın sırrı neydi sizce?
- Çalışma azmi vardı o zamanlar. "Sabah 08.00'de işbaşı" denildiğinde starlar 07.30'da sete gelmiş oluyordu. Ayhan Işık'ı, Turkan Şoray'ı ve diğerleri. Ama para yoktu o zaman sinemada...
◊ Hi ç para konuşmaz mıydı oyuncular?
- Konuşuluyordu da belirli bir ucret konuşuluyordu. Para da yoktu, imkan da, teknik de. Şimdi Amerika hangi teknikle çalışıyorsa, bizim gençler de onunla çalışıyor. Eskiden kahve değirmeni gibi kameralarla, koskoca projektorlerle çekim yapılıyordu. Ama sinemaya buyuk bir aşkla gonlunu veriyordu oyuncular ve yapımcılar. Öyle olunca da ortaya guzel işler çıkıyordu.
750 B İN DOLAR İSTEDİM ÖZAL 1 MİLYON DOLAR VERDİ
◊ T urkiye'de video kaset donemini siz başlatmışsınız...
- Saray Sineması'nı işletiyorduk o zamanlar. Turkiye'nin en guzel sinemasıydı. Emek falan halt etmişti onun yanında. Yıktılar o sinemayı, yazık ettiler. Orada yabancı film oynatıyorduk ve bazı filmleri gidip yurtdışından alıyorduk. En son Cannes'a gittik, baktık bir adam elinde bir şey var, onunla film oynatıyor. Adam dışarı çıkınca gittim baktım orada bir pres var, aldım cebime koydum ben de. Turkiye'ye dondukten sonra bunun araştırmasına başladım.
◊ Hen uz kimse bilmiyor tabii...
- Teknik universite bile bilmiyor. "Eskişehir'de Yılmaz Buyuk-
erşen'in orada bir hoca var, o bilir" dediler. Bahsettikleri kişi Emre
Dağdeviren. Yılmaz Bey'den rica ettim, konuyu anlatıp bu arkadaşla çalışmak
istediğimi soyledim. Onunla çalışırken bu işin patlayacağını hissettim, o
cihazı Turkiye'ye getirmeye karar verdim.
◊ Kolay olmam ıştır eminim...
- Tabii... Ülkede para yok, banka para transferi yapamıyor. "Siz bu işi Devlet Planlama Teşkilatı'ndan çozersiniz" dediler. Başında da o donem rahmetli Turgut Özal var. Gidip ona anlattık çalışmayı. Rahmetli kalktı, dolabından bir klasor çıkardı, açtı, bizim Japonya'dan getirttiğimiz broşurlerin aynısı orada. Dedi ki; "Şimdi çok sıkıntıdayız biliyorsun. Ben sana bu parayı vereceğim, yalnız bir şartım var"...
◊ Neydi o şart?
- "Önce Avrupa'da çıkacaksın. Orada yaşayan Turk işçilerin çocukları kimliğini, Turkluğunu kaybediyor. Hiç değilse filmler vasıtasıyla onlara erişelim" dedi. "Tabii" dedim. Ekrem Pakdemirli'ye telefon etti, o da o donem Teşvik Dairesi başkanıydı sanırım. Ona dedi ki; "Bu çocuğa yardım edeceğiz". Ben 750 bin dolar istiyordum, "1 milyon dolar çıkaralım sana. Bir de sana biz destek verelim" dedi. Allah rahmet eylesin. Boylece biz Turkiye'de ulusal videolara çıktık. 1 sene içinde çok buyudu o iş. Daha sonra uydu anteni getirdik. İlk ozel televizyon studyosunu TRT'den sonra ben kurdum. O video işinden sonra ilkler devam etti.
◊ G unumuz sinemasında takdir ettiğiniz, beğendiğiniz yonetmenler, oyuncular var mı?
- Yavuz Turgul'la Çağan Irmak'ın filmlerini severim. Onların filmlerini ozel olarak getirtiyorum. Bir makinem var evde, orada buyutup izliyorum. Dizi olarak da "Arka Sokaklar"ı seviyorum, kendi dizimi. 12 yıldır başarıyla gidiyor.
◊ Vakf ınız TÜRVAK sinemaya genç isimler yetiştiriyor. Bugune dek kaç oğrenci mezun oldu?
- Bu sene tadilattayız ama bu zamana kadar 2 binin ustunde oğrenci mezun oldu. Bir televizyon kanalına gittiğimde hepsi peşimde "Hocam hocam" diye koşturuyor. Hoşuma gidiyor, duygulanıyorum.
BELK İ DE BİR AMERİKALI HANIMLA EVLENECEKTİM İKİ DE CONİ OLACAKTI
◊ Sizce sinema ve dizi sekt orundeki eksiklerimiz neler?
- Ülkede teknik olarak her şey var. Çok da dinamik yonetmenler var, parlak zekalı. Ama artistlerin biraz daha çalışmaları, biraz da ozel hayatlarına dikkat etmeleri lazım.
◊ Yap ımcı olmasaydınız, hangi mesleği seçerdiniz?
- Ben Tatbiki Guzel Sanatlar Fakultesi'nin grafik bolumundeydim. Filmciliğe girdiğim için bitiremedim. Herhalde dekorator, grafiker olurdum. Kayseri- Talas'ta Amerikan Koleji vardı. Turkiye'nin en guzel okuluydu. Babam beni oraya gonderecekti. Kayıt yapıldı ama ben gitmek istemedim. Yatılı okuyacaktım çunku. Oraya gitseydim, ya muhendis olacaktım ya da doktor. Okulu bitirenleri Amerika kapıyordu hemen. Çok onemli bir okuldu çunku. İstanbul Amerikan Koleji'ne on basardı.
◊ Kaderci misiniz?
- Tabii. Allah ne yazdıysa o oluyor. O okula gitsem belki de bir Amerikalı hanımla evlenecektim, iki tane de Coni olacaktı.
◊ Peki ge çmişten bugune yaşamınızda sizi en çok uzen olay nedir?
- Kardeşim Berker'in genç yaşta vefatı.
BU İKİ PROJEDEN SONRA DİZİ HAYATIM BİTECEK
◊ Son olarak yeni projelerinizi sormak istiyorum... Var m ı sevenlerinize bir mujdeniz?
- Nobel odullu Mısırlı yazar Necib Mahfuz'un "Başlangıç ve Son" kitabını dizi yapıyorum. Bir de "Uçurum" diye bir aile dizisi projem var. İkisi de drama. Zannediyorum bu ikisinden sonra dizi hayatım bitecek. Belki sinema filmi yaparım...
HİÇBİR ZAMAN NEGATİF HABERLERLE MAGAZİN BASININA DÜŞMEDİM
◊ Ge çtiğimiz gunlerde bir internet sitesinde "Yeşilçam'ın en tatlı çiftleri" anketi yapıldı. Siz de Gulşen Bubikoğlu ile uçuncu sırada yer aldınız. Parmakla gosterilen çiftler arasındasınız. Bunun sırrı nedir?
- 40 yıl... 60 senedir bu meslekteyim, hiçbir zaman negatif haberlerle magazin basınına duşmedim. Hep pozitif yazılar yazıldı hakkımda. Yok "sarhoş oldu", yok "şu hanımla bilmem ne yaptı" olayları hiç olmadı. Onun sırrı bu işte. Gayet efendi, saygılı olmak. Ama şunu soyleyeyim; ben ailemi çok ihmal ettim bu meslek yuzunden. Gerek Filiz'i (Akın), gerek Gulşen'i (Bubikoğlu). Sevgiden, saygıdan bir şey kaybetmedik ama...
BU HASTALIK BEN İ KAHREDİYOR
◊ Hayatta olmazsa olmazlar ınız var mıdır?
- Ben 81 yaşındayım. Yapmak istediğim bazı şeyler vardı ama çok rahatsızlıklar geçirdim. Altı defa buyuk ameliyat oldum (kanser nedeniyle). Allah'a şukur yendim sayılır.
Şimdi gozumun durumu uzuyor beni. Çok az goruyorum. "Sarı nokta" diye çaresi olmayan bir hastalık bu. Ağır ağır başladı.
2 sene gozlerimden iğne oldum. Masamda gorduğun makinelerin hepsi daha iyi okumam için. Japonya'dan getirttim bunları. Bu hastalık beni çok uzuyor, bazen kahrediyor. Yardımcılarım yazıları kocaman buyuterek getiriyor onume.
Bir ara 1-2 sayfa kuçuk gelmiş, beceremedim okumayı, evde hırsımdan ağladım "Ben boyle mi olacaktım" diye. Benim ne içkim, ne kumarım var. 60 senedir tek zevkim bu iş. Nereden gelip beni buluyor bu hastalık, ona kahroluyorum.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.