Özet (TL;DR) @ 2018-03-09T22:27:00.000Z: Hayri Kozanoğlu’na göre Trump’ın çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergisi kararı, ‘kollektif emperyalizm’ diye andığı ABD ve müttefikleri arasındaki konsensüsün bozulmasının işareti. Kozanoğlu,…
Hayri Kozanoğlu'na gore Trump'ın çelik ve aluminyum ithalatına gumruk vergisi kararı, 'kollektif emperyalizm' diye andığı ABD ve muttefikleri arasındaki konsensusun bozulmasının işareti. Kozanoğlu, ABD'nin Çin'in ekonomik gucune askeri yanıt verme olasılığının dunyayı korkutması gerektiğini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik ve aluminyum ithalatına ek vergi koyma kararı dunya çapında tartışmaları tetikledi. ABD'nin kararı en başta kendi muttefikleriyle ilişkilerini etkilemeye adayken, 'ticaret savaşları' ve 'kureselleşmenin' gidişatı tartışılıyor.
Gelişmeleri Birgun Gazetesi yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ile konuştuk.
' ABD VE MÜTTEFİKLERİ ARASINDAKİ KONSENSÜS BOZULDU'
Prof. Hayri Kozanoğlu, ABD-AB-Japonya uçlusu arasında 'kolektif emperyalizm' diye andığı konsensusun bozulduğunu soylerken, ABD Başkanı Trump'ın gumruk vergileriyle ilgili kararının sadece 'ticaret savaşlarının' değil aynı zamanda dunyadaki hegemonya savaşlarının bir yansıması olduğuna dikkati çekti:
"ABD'nin kararı ile birlikte aslında son durum bence sadece ticaret savaşlarının değil dunyadaki hegemonya savaşlarının da bir yansıması. Çunku ABD, İkinci Dunya Savaşı sonrası kuresel duzenin lideri olarak ortaya çıkmıştı. Bunun en temel koşullarından biri sermaye akışlarını, genel olarak ekonomik kurgularını belirlemekti. ABD de kendi rekabet gucune guvendiği için dış ticarette serbestleşmeyi oteden beri savunan bir ulke olarak biliniyor. Bu anlamda Dunya Ticaret Örgutu (DTÖ) devreye girmişti. Ama Trump seçim kampanyasında bu kapitalist kureselleşmeden yaşamı olumsuz etkilenen bir kısmı işsiz kalan bir kısmının da yaşam standardı duşen mavi yakalılara ozellikle hitap etmeyi amaçladı. Çin ve Meksika başta olmak uzere ki bu kesimler de mavi yakalı yani işçi sınıfı mensubu olmalarına rağmen sınıf aidiyetlerinin otesinde goçmenlere karşı bir tepki gelişmişti. Trump bu tepkiyi kullanmayı denedi ve sonunda başkan seçilerek burada bir başarı elde etti. O bakımdan Trump'ın bu adımlarına çok şaşmamak gerekiyor. Şoyle ilginç ayrıntılar ortaya çıktı: Bir onceki hamlede 2018 Ocak ayında guneş panellerine ve çamaşır makinelerine karşı bir vergi uygulamasına girişti. Çunku guneş panelleri Çin'in başlıca ihracat urunlerinden biri olarak biliniyordu. Fakat son donem istatistiklerine bakanlar Çin'in bu piyasadan çekilmeye başladığını daha çok Malezya, Guney Kore ve Vietnam'a alanı bırakmaya başladığını gorduler. Aynı şekilde çeliğe yuzde 25 aluminyuma yuzde 10 vergi konmasında da listeye bakanlar ilk sırada Kanada'nın ikinci sırada AB'nin yer aldığını Çin'in ise ancak 8. sırada olduğunu gorur. Çin'in uçuncu ulkelerden bu malları gonderdiği doğru olabilir ama farklar çok buyuk. Örneğin Kanada hem ABD'nin komşusu hem NATO temelinde muttefiki hem de NAFTA temelinde antlaşması var. Kanada'nın ve AB'nin Çin'in dolaylı ticareti içerisinde olma ihtimali çok yuksek gozukmuyor. Dikkat edilirse Çin bu konuda biraz kenara çekildi ve duşuk profilli bir çizgi izliyor. Daha çok meydanı AB'ye bıraktı. AB de bir taraftan DTÖ'nu harekete geçirmeye davet ediyor obur taraftan da nokta atışlar yapmaya çalışıyor. Trump'ın yine seçimleri az farkla kazandığı, biraz bir oy kaybı yaşaması halinde Demokratlara geçebilecek olan eyaletlerde Harley Davidson motorlar, meyve suyu, Bourbon şaraplar, viskiler gibi urunlerin uretildiği yerleri bulup buralara nokta atışı yapıyor. Benim kolektif emperyalizm diye nitelendirdiğim ABD-AB-Japonya uçlusu uzun suredir kendi aralarında bir konsensus politikası izliyorlardı. Üçuncu kesimlere karşı doğrudan doğruya birbiriyle karşı karşıya gelmemeye çalışıyorlardı. Şimdi bu konsensusun bozulması ve epeydir suren 'ABD dunya liderliğini kayıp mı ediyor' tartışmasının tekrar gundeme gelmesine yol açtı."
' ABD'NİN SON KARARLARI AB'Yİ RAHATSIZ ETMEYE BAŞLADI'
Kozanoğlu, ABD'nin Kudus'u İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı ve Paris İklim Anlaşması'yla ilgili kararlarının da AB'yi rahatsız etmeye başladığını belirtirken, Çin'in yukselişinin AB'de yarattığı sıkıntının da altını çizdi:
"Kuresel dengelerin gidişatını ongormek çok kolay değil. Geçmişe baktığımızda ticaret zemininde ABD ile Japonya, ABD ile AB arasında gerilimler olduğu gorulebilir. Ama daha çok uluslararası liberal duzenin liderliğini surdurebilecek mi konusu daha çok 150 ulkenin imzaladığı bir anlaşma olan Paris İklim Anlaşmasını imzalamamak gibi Kudus'u İsrail'in başkenti ilan edilmesi gibi aslında AB de İsrail'den yana politikaları onceleyen bir blok olmasına rağmen bu kadar kor gozune parmak adımlardan rahatsız oldu. Çunku AB kapitalist kureselleşme surecinin biraz koşeli değil esnek uygulanmasını talep eden bir bloktu. Bu durum AB'yi rahatsız etmeye başladı. Fakat bence daha ilginci ve tartışılmayan bir boyutu: Geçtiğimiz hafta İngiliz ve dunya kapitalizminin sozu geçen dergisi The Economist Çin'i hedefine alarak, 'Çin'i yanlış mı anladık' gibi bir başlıkla çıktı. Çin'in yukselişinden zaten AB'nin de rahatsızlığı soz konusuydu. Geçtiğimiz hafta ÇKP'nin liderlerinin gorev suresini iki donemden daha fazlaya uzatması bir kaosa yol açtı."
' ABD YÖNETİMİNDE BÜYÜK ÇATLAK'
Kozanoğlu, Trump'ın ek gumruk vergisi kararına karşı kendi yonetimi içinde de tepkilerin farklı olduğunu anımsattı. Kozanoğlu, bu kararın fikir babası olan baş ticaret danışmanı Navarro'nun kariyerini Çin duşmanlığını one çıkartarak yapmış birisi olduğunu soyledi:
"Diğer bir çatlak ve buyuk yarık da ABD'nin kendi yonetiminde oldu. Trump yonetiminin en onemli kişiliklerinin birçoğu bu son atılan adıma karşı çıktı ve ABD'nin kuresel rolunu baltalayacağını soyledi. Zaten bunun en onemli yansıması da Trump'ın ekonomi başdanışmanının istifası oldu. Ama bu yarılmanın liberalleşmeci, kureselleşmeci tarafında Hazine, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı bulunuyor. Mattis bir emekli general. Burada taraf olmasının en onemi sebebi bunun NATO ittifakını baltalayacağı, AB ile olan ilişkilere zarar vereceği yolunda fikre sahip olmasıydı. Diğer tarafta da ekonomik alanda daha milliyetçi kesimde de sadece Ticaret Bakanı Rose ve Baş Ticaret Danışmanı Peter Navarro bulunuyor. Zaten Navarro bunun fikir babası olarak biliniyor. Zaten butun kariyerini de Çin tehlikesini one çıkartarak yapmış biri."
' ABD'NİN ÇİN'İN EKONOMİK GÜCÜNE KARŞI KOYAMAYIP, ASKERİ OLARAK CEVAP VERMESİ'
Kozanoğlu, ABD'nin Çin'in ekonomik gucune karşı koyamayıp hesaplaşmayı askeri alanda araması riskine değindi ve bu durumun sadece Çin'in değil butun dunyanın korkusu olması gerektiğine vurguyu yaptı:
"Ama dediğim gibi bu uygulama birebir Çin'i hedeflememek, genel olarak serbest ticareti karşısına almak anlamında da Çin ile sınırlı değil. Yani sadece ekonomideki bir kısım gumruk vergilerinin arttırılmasının otesinde Trump'ın bu soyleminin dış politikaya, savunmaya nasıl yansıyacağı aslında dunya açısından daha buyuk bir endişe kaynağı olmalı. Bundan Çinlilerde rahatsızlık duyuyorlar. Hatta Çin guvenlik sisteminin onemli bileşenlerinden birisi emekli tumgeneral olan aynı zamanda da savunma bakanı yardımcısı Huffington Post'a 'aman sakın Thukydides tuzağına duşmeyelim' diye bir makale yayımladı. Bilindiği gibi Thukydides tuzağı Sparta ile Atina arasında Peleponnes savaşlarını anlatır. Atina'nın yukselişi karşısında Sparta'nın savaşmaktan başka bir çare bulamaması ve bu savaş sonucunda ikisin mahvıyla sonuçlanmasını anlatır. Burada Çin, ABD'nin Çin'in ekonomik gucune karşı koyamamasından dolayı askeri olarak Çin'e cevap vermesi, hesaplaşmayı askeri zeminde araması korkusunu yansıtıyor. Sadece Çin'in değil de butun dunyanın korkusu olması lazım."
' RUSYA'NIN SON HAMLELERİ SÜRPRİZ OLDU'
(C) REUTERS/
Hayri Kozanoğlu son olarak Rusya ile Çin'in giderek birbirine yakınlaştığını ote yandan Transatlantik blokunda ise dağınıklığın olduğunu soyledi ve Rusya'nın son hamlelerinin Batı tarafına surpriz olduğu yorumunu yaptı:
"Şimdi şoyle ilginç bir tablo var Çin ve Rusya birbirine yaklaşıyorlar. Hem ekonomik olarak 'tek yol tek kuşak' projesiyle, altyapı, kurumsallaşma anlamında hem de askeri anlamda Suriye'de Çin'in ben de varım demesiyle gerçekleşen bir yakınlaşma soz konusu. Bu gerilimin diğer hattındaki Transatlantik blokunda ise tam anlamıyla bir dağınıklık gozleniyor. Şoyle bir ilginç ornek vereyim: ABD'nin en onemli duşunce kuruluşlarının başında olan birisi geçen hafta 'ikinci soğuk savaş' diye bir makale yayımlandı. Bu makalede Çin'in adı bir kez bile geçmiyor, tek kastedilenin Rusya olduğu goruluyor. ABD duşunce kuruluşlarının en etkilisi ikinci soğuk savaş, gerilim, çatışmaya yol açabilecek bir sureçten soz ederken sadece Rusya'yı kast ediyor. Diğer yandan Trump'ın onlemleri, Batı'daki yayınların Çin'i one çıkarması da ayrı bir hedefe işaret ediyor. Bu anlamda da ciddi bir dağınıklık var. Şoyle bir durum var: Rusya bu denkleme biraz da ongorulmeyen bir şekilde girdi. Obama doneminden başlayarak ABD'nin askeri stratejisi, ağırlığını Pasifik'e kaydırmak ve Çin'i buradan kuşatmaktı. Çunku Çin, Asya'nın bir numaralı ekonomisi haline geldi. Burada kuçuk çatışmaları korukleyerek ABD'nin varlığını meşrulaştırmak, Çin'in uretim bazından yola çıkarak Çin'i orada kıstırmaktı. Rusya'nın son hamleleri, bir anlamda ozellikle Suriye savaşında ağırlığını koyması 2000'lerin başında biraz gerileyen bir guç olarak gorulduğu için biraz surpriz oldu. O anlamda da dunyada ciddi bir karmaşa soz konusu. Gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz ama emperyalizmin tarihini bilenler de ister istemez çatışma olasılığını duşunuyor. Gerçi zaten şu an çatışmasız bir donemde değiliz. Suriye butun dunyadaki çatışmaların sinir merkezi haline gelmiş durumda. Daha buyuk çatışmalara yol açabilecek gerginliklerin fay hatlarının bulunduğu bir donemden geçiyor dunya."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.