Özet (TL;DR) @ 2018-03-11T17:58:00.000Z: Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. Erbaş, "Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mümkün…



Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda duzenlediği basın toplantısında, gundemdeki konuları değerlendirdi. Erbaş, "Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mumkun olduğu alana dahil olan bazı fıkıh hukumlerini, değişen şartlara gore gozden geçirmek, dinde reform yapmak anlamına gelmemektedir" dedi.

, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda duzenlediği basın toplantısında, son gunlerde ozellikle medyada İslam kulturune ait bazı kavramlar etrafında geliştirilen kişisel goruşler bağlamında bazı tartışmaların gundemi meşgul ettiğini hatırlattı. İslam'ın, butun insanlığın huzur ve mutluluğu için gonderilmiş, kıyamete kadar butun zamanlarda insanlığın ufkunu aydınlatacak hak din olduğunu soyleyen Erbaş, açık bir gerçeklik olarak, İslam'ın zaman ve mekana gore değişmeyen, başta tevhid olmak uzere inanç esaslarına dair sabiteleri, varoluşa, insana, hayata, çevreye dair evrensel ilkeleri, ahlaki değerlerinin olduğunu ifade etti.

İslam'ın bireysel ve toplumsal hayata yonelik ilke ve kurallar da getirdiğini hatırlatan Erbaş, Musluman alimlerin bu kuralları yine Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'in sunneti doğrultusunda yorumladığını ve yaşadıkları zamana ve şartlara uyarlayacak içtihat ilkeleri geliştirdiğini kaydetti.

' YENİLENME, İSLAM İLİM GELENEĞİNİN DE MÜNTESİPLERİNDEN BEKLEDİĞİ BİR GÖREV'

Erbaş, boylece İslam'ın temel ilkelerinin, dunya goruşunun ve adaleti esas alan toplumsal hayat idealinin surekliliğinin sağlanmasının hedeflendiğini dile getirerek, şunları ifade etti: "Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mumkun olduğu alana dahil olan bazı fıkıh hukumlerini, değişen şartlara gore gozden geçirmek dinde reform yapmak anlamına gelmez. Aksine bu davranış, İslam'ın evrensel hakikatlerini, onların ozune dokunmadan her çağa ve topluma aktarmak ve hayata ilahi bildirimler doğrultusunda rehberlik etmek demektir. İşte bu çerçevedeki bir yenilenme esasen İslam ilim geleneğinin de ilkelerini belirlediği ve muntesiplerinden beklediği bir gorevdir. Din İşleri Yuksek Kurulumuz bu gorevi 'Kesin ve açık bir nassın olduğu yerde içtihad edilemez.' kuralıyla 'Boyle bir nassın olmadığı konularda zamanın değişmesine bağlı olarak hukumler de değişebilir.' kuralı ekseninde yapmaya gayret etmektedir."

' İLMİ VE BİLİMSEL BİR DİSİPLİNLE KONUŞULMALI'

(C) AA/ Kayhan Özer

Her çağda ve zamanda İslam'ın evrensel hakikatlerini doğru anlayarak Musluman mefkureyi oluşturmak ve bu doğrultuda surekli fıkhını yenileyerek yaşanan hayata rehberlik etmenin Muslumanlar ve ozellikle ulema için onemli bir sorumluluk ve hayati bir gorev olduğunu vurgulayan Erbaş, hayata rehberlik eden bir dinin, sosyal gerçeklikleri ve değişimleri goz ardı etmesinin duşunulemeyeceğinin altını çizdi.

Erbaş, İslam'ın sabiteleri ve dinamik dunyasının, bilgi ve metodolojiye dayalı bir uzmanlık alanı olduğunu, bunların ilmi ve bilimsel bir disiplin içinde konuşulması gerektiğine işaret ederek, "Din İşleri Yuksek Kurulumuz ile İlahiyat ve İslami İlimler Fakultelerimiz bu konuda yetkin kurumlardır. Sahih dini bilginin uretildiği ve guncellendiği ilim merkezleridir" dedi.

' İSLAM HİÇBİR KURUM VE KİŞİNİN TEKELİNDE DEĞİL'

İslam'ın butun muminlerin ortak inancı ve değeri olduğunu, bunun hiçbir kurumun ve kişinin tekelinde olmadığını vurgulayan Erbaş, "Herkes İslam hakkında konuşurken hak ve hakikate karşı sorumluluğun gereği olarak dikkatli olmak durumundadır. İslam'ın ilkelerini ve ufkunu yanlış ya da eksik anlamaya yol açabilecek, hatalı soz ve eylemlerden kaçınmalıdır." diye konuştu.

Erbaş, hayati bir ilke olarak hakikati soylemek kadar, hakikati doğru bir yontemle, açık ve anlaşılır bir uslupla, zamana, mekana ve muhataba uygun olarak, farklı algılara ve yanlış anlamalara mahal vermeyecek şekilde konuşmanın onemine işaret ederek, bunun ihmal edilmemesi gerektiğini soyledi.

' KİŞİSEL, ACELECİ, POPÜLİST SÖYLEM VE YAKLAŞIMLARDAN KAÇINILMALI'

"Rahmet ve esenlik dini İslam'ın ilke ve kavramlarının suistimal edilerek, FETÖ, DEAŞ ve benzeri yapılarda olduğu gibi kavga, anarşi ve ayrışmalara alet edildiği gunumuzde, sahih dini bilgi konusu adeta Muslumanların guvenliği meselesi haline gelmektedir." diyen Erbaş, şunları kaydetti:

"İslam'ın hakikatleri soz konusu olunca herkes, metodolojik olarak hesabı verilemeyecek kişisel, aceleci ve populist soylem ve yaklaşımlardan kaçınmak zorundadır. İslam'ın temel kaynaklarını, doğru bilginin metot ve yontemini dikkate almayan, birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, hikmeti goz ardı eden, ayrıştırıcı ve otekileştirici yaklaşımlar, itici, kırıcı, katı ve kaba bir dil, bulanık ve gizemli bir uslup ile sahte ve yapmacık tavırlar, ofke ve nefret ureten davranışlar her şeyden once Muslumanlara zarar vermektedir."

Ali Erbaş, medya ve iletişim imkanlarının hayatı kuşatmasının beraberinde getirdiği bilgi karmaşası nedeniyle bugun iletişim ve haber ahlakının daha onemli hale geldiğini, bilgiyi aktarırken bağlamından koparmadan, hedef gostermeden, çarpıtmadan habercilik ilkelerine sadık kalmanın ihmal edilmemesi gereken ciddi bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

' İSTİSMARCI SÖYLEM KİŞİ VE GRUPLARA KARŞI GEREKLİ ÇALIŞMALARI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ'

"Başkanlığımız yasal sorumluluğu gereği, yanlış dini bilgilerle milletimizi yanıltan, birlik beraberliğimizi zedeleyen, ayrıştırıcı ve dinin hakikatlerinden uzak, istismarcı soylem, kişi ve gruplara karşı gerekli araştırma ve çalışmaları titizlikle yaparak surekli milletimizi bilgilendirmeye devam edecektir." diyen Erbaş, aziz milletin dini bilgi ve din hizmeti konusunda Başkanlığı takip etmelerinin kendilerini memnun ettiğini ifade etti.

Erbaş, teveccuhlerinden dolayı millete teşekkur ederek, kendilerine her daim, guncel sahih dini bilgi, din eğitimi ve din hizmeti sunmaya devam edeceklerini kaydetti.

' KADINA DÖNÜK ŞİDDET İSLAM'DAN REFERANS BULAMAZ'

Dunya Kadınlar Gunu dolayısıyla İslam'ın kadına bakışına da değinen Erbaş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yuce dinimiz İslam'a gore insan, mukerrem bir varlıktır. Dolayısıyla kadın ve erkek arasında, yaratılış gayesi, varoluş değeri ve kulluk sorumluluğu açısından hiçbir fark yoktur. Hz. Adem'den itibaren butun peygamberler ve onların kutlu yolunu takip edenler, kadını erkek uzerinden tanımlayan, ikinci sınıf sayan, değersizleştiren, olumsuz yorumlara konu eden, onun haklarını, onurunu ve iffetini ihlal eden butun tavır, davranış, tutum, duşunce ve yaklaşımlarla mucadele etmiştir. Peygamber Efendimiz Veda Hutbesi'nde, kadınların haklarını gozetmeyi, bu hususta Allah'tan sakınmayı, kadın ve erkeklerin birbirlerinin hukukuna riayet etmelerini Muslumanlara bir sorumluluk olarak yuklemiştir. Dolayısıyla, tasvip edilir hiçbir yanı, yonu ve mazereti bulunmayan kadına donuk şiddet merkezli eylem ve soylemin, rahmet ve esenlik dini olan İslam'dan referans bulması asla mumkun değildir. Zira şiddete meşruiyet sağlayan, merhameti oteleyen ve kadını rencide eden butun gelenek, orf ve inanışlar reddedilmelidir."