Özet (TL;DR) @ 2018-03-05 09:34:19.774360: Fazla röportaj vermeyi sevmiyor ama sarsılmaz karizması ve fikirleriyle hep gündemde kalıyor. Mehmet Aslantuğ ile yeni filmi ‘Direniş Karatay’ vesilesiyle buluştuk. Geçen hafta Hülya Avşar’ın…
◊ Bu hafta H ulya Avşar karşısında 'kadın hakkı ve kadın ustunluğu'nu savunmak durumunda kaldınız...Bu hafta Hulya Avşar karşısında 'kadın hakkı ve kadın ustunluğu'nu savunmak durumunda kaldınız...
- Hulya; ureten, çalışan, muhtemelen ailesi ya da etrafındaki erkeklere de iş imkanı sağlayan bir kadın. Buna rağmen neyin ozlemini duyar, neden yorgun duşmuştur de, boyle şeylerden dem vurur? Ayrıca kendisini açıklamaya her zaman gucu vardır!
◊ "Hiçbir kadın geleceğini bir adamın vicdanına, aşkına, gunun sonunda
aklının karışmasına bırakmamalıdır" cumleniz sosyal medyayı ayağa kaldırdı.
Biraz açar mısınız?
- O çok matah bir ifade değil. Daha iyisini kurmaya çalışayım! Hayat ihtiyaç
duydukça başını guçlu bir erkeğin omzuna yaslayan bir kadın olmakla; guçlu bir
kadının omzuna yaslayan erkek olmak arasındaki farka gore kurulamaz. Buna gore
dizayn edilen toplumların varacağı bir yer yok. Kumdan kaleler gibi,
yıkılırlar!
◊ H ulya Avşar arada boyle çıkışlar yapıp kendinden konuşturur. Eskiden
alıcısı da vardı. Ama sanki artık tahammul sınırlarımız değişti. Turkiye ve
kadınlar bambaşka gibi, katılır mısınız?
- Soylemek istediği şey, ekonomik değil, psikolojik muhakkak. Ama bu
psikolojinin cinsiyeti olmaz. En azından olmamalı! 'Sosyal medya' soylediğin o
değişimin dinamiğine tipik orneklerden. Yonetim erkinin de şu ya da bu biçimde
kabusu olmuş durumda, baksana! Ben henuz dahil olmadım, ama etkilenmemek
mumkun değil.
◊ E şiniz Arzum Onan da evlendikten sonra işlerine bir donem ara verdi.
Onun tercihi hakkında ne soylersiniz?
- Arzum, 15 yıldır heykel atolyesinde. Kaynak yapmayı oğrenmek için yuzunu
yakmayı, demir levhalar doverken parmaklarını zedelemeyi goze almış, bu
sanatlar arasında fiziksel yuk açısından en zor olanını seçmiş bir kadın.

_ Aslantu ğ'un, Hulya Avşar'ın programında sergilediği duruş 8 Mart
Feminist Gece Yuruyuşu'nde taşınan pankartlara boyle yansıdı. _
H ulya Koçyiğit'e katılmıyorum
◊ Son d onemde sanatçılar siyasi figurlerin daha sık yanında. Sanat ve
siyasetin iç içe olmasına ne diyorsunuz?
- Kendi tasarrufları. Kişisel fikrim şu; sanatçının soylemlerinde politik
duruş olabilir. Bunun kriterleri bellidir. Kamu yararı uzerinden konuşur.
Siyasi partilerle, liderleriyle ya da uretilen siyasete dolaylı da olsa kefil
olmak bana gore değil.
◊ H ulya Koçyiğit bir roportajında "Baskı yok. Aksine herkes çok ozgur"
dedi. Katılıyor musunuz?
- Katılmıyorum! Mesela sistemi eleştirdiğin bir oyun yasaklanıyorsa, baskı
yok diyemezsin. Elbet birilerinin de sistemi, duzeni eleştirme ozgurluğu
olacak. Olağanustu Hal'in bir yonetim biçimine donuşmesine sesi çıkacak. Dun
eleştirirken doğru da, şimdi mi yanlış.
◊ Peki sanatta ozgurluk var mı?
- Sanat doğası gereği muhaliftir. Muhalif partili değildir, muhaliftir! Tum
iktidarların olası sapmalarına, yanlışlarına bir taraftar gibi kayıtsız,
sessiz kalamaz! Bu nedenle bu turden çabaları yonetim erki tarafından
bastırılmaya, sindirilmeye çalışılır. Dolaylı ya da dolaysız. Ancak sanatın,
incelikli tavrını terk edip hareket etmesi de doğru değil.
◊ K ısa sure once dijital yayınlara sansur imkanı tanıyan yasa Meclis'e
sunuldu...
- Bu tur yasakların hangi ulkelerde olup olmadığına, sonra o ulkelerin; dunya
klasmanındaki sıralamasına bakalım. Eğitim standartlarından sosyal devlet
olarak meziyetlerine, endustri, sanat ve kultur alanlarında yaptıklarına.
Sonra da kamusal alanı ilgilendiren işlerde yolsuzluk ve ruşvet karnesine!
Aklı ve vicdanı olan ne hissedecekse ben de onu hissediyorum!

Ö teki yaratmayan, insan hak ve ozgurluklerine karşı olmayan nesiller umut ediyorum
◊ Birka ç sene once 'Ben Onu Çok Sevdim' isimli dizide Adnan Menderes'i
oynadınız. O donem ve bu donem arasındaki farklar ne?
- Her donem, ait olduğu sosyoekonomik ve kulturel ozellikleriyle tarihte
yerini alır. Geleceği de bu deneyimler aydınlatır. 1950'lerde de, çok daha
geriden gelen siyasi hesaplaşmalar, bolgeyle ilgili tasarrufu elinde tutmaya
çalışan emperyal guçlerin iştahına hizmet etmiştir. O guçler de bunu kalıcı
malzeme haline getirmek için ne gerekiyorsa yapmışlardır. Halen olduğu gibi!
◊ Siz hem bir sanat çı, hem bir aydın olarak nerede duruyorsunuz?
- Cumhuriyetin ilanı ve devrimler, muasır medeniyeti hedeflerken kimliksiz
kalmayı kurgulamadı, birilerinin iddia etmeye çalıştığı gibi. Adı 'Turkiye'
olarak kurulan bir devleti kimlik sınavına sokmak kimsenin haddine de değildir
ayrıca! Bilim ve aydınlanma referans alınmazsa, dunyevi olan hiçbir mecrada
ayağa kalkmak mumkun değildir. Tarih bize gostermiştir ki, ne denli altın
çağlar yaşamış olsak da, her yuzyılın kendi ihtiyaçlarına cevap verecek aklı
ve planlamayı yapmayınca çozulmuşuz! Bu da başkalarının çıkarına çalışır
şuphesiz.
◊ Ülkenin geleceğine nasıl bakıyorsunuz?- Öteki yaratmayan, insan hak ve ozgurluklerine karşı olmayan nesiller umut ediyorum. Ülkesiyle aidiyet buhranı yaşamayan; bolunmeyi duşlemeyen, istemeyen; etnik, mezhepsel, kulturel farklılıkları, kimlikleri, yurttaşlık bilinci ve çağdaş, eğitimli insan seviyesiyle sarıp sarmalamaya inanan nesiller...
Çok mu?

Ş ohret ateşli hastalık gibidir
◊ Arzum Onan 'la 25 yıla yakın bir suredir birlikteliğiniz var. Nedir bu
kadar uzun sureli evliliğin sırrı?
- Yıllarca soyledim bir şeyler, alan almıştır çoktan... Şaka, şaka! Vallahi
sırrı yok!
◊ Bu kadar ciddiyet sonras ı sorayım; romantik bir adam mısınız?
- Bu soruyu bugunluk duymazdan geleyim. Bugun romantik değilim mesela...
(Guluyor)
◊ İki sanatçı; evin ana gundem maddesi sanat mı?
- Bazen sanat, bazen aşk; bazen evlat, bazen de memleket. Kimi zaman da hepsi
birden biziz.
◊ Baban ız hayatını kaybettiğinde dort yaşındaymışsınız. Bu hayata ve
çocuğunuzla ilişkinize nasıl yansıdı?
- El yordamıyla buldum Hakan'ım! İçimden geldiği gibi. Kim bilir belki hem
oğlumu, hem de kendi çocukluğumu buyutmuşumdur.
◊ Oyunculukta 33 'uncu yılınız. Bu meslekten ne oğrendiniz?
- Mecazdan yuruyelim! Şohret, ateşli hastalık gibidir. Genç yaşta
yakalandığında, olur da oldurmezse eğer, bağışıklığı guçlendirme ihtimali
yuksek. Bazı vakalarda kalıcı hasarlar bırakmış olması da mumkun tabii. Demem
o ki, aslolanın mesleğimiz değil de, hayatın kendisi olduğunu unutmamaya
çalışıyorum.

Biraz okuyan, mukayese ve muhakeme eden herkes Atat urk'un değerinin farkındadır
◊ Sekiz y ıl sonra 'Direniş Karatay' ile beyazperdedesiniz. Zor mu
beğeniyor yoksa zor mu ikna ediliyorsunuz?
- Örneğin, bir sinema adamı olarak Yavuz Turgul ve Şener Şen'e bakalım. Bu
ulke için taşıdıkları kıymet sual edilebilir mi? Edilemez! Peki onlar,
izleyici algısını ve gişeye talebi yonetmek uzere biraz tamahkar davransalar,
izlenme yarışını kendileri lehine yonetemezler mi? Yonetirler. O zaman nasıl
oluyor da, sıradan mavra ya da melodram dili, onların izlenme rakamını aşıyor?
Bu durum, onların beceriksizliğiyle mi açıklanmalı, yoksa yozlaşmış bir
talebin, rekabetin gerçekliğiyle mi? O halde sanatçı, bu irtifa kaybıyla
eşitlenmek pahasına mı yaşamına devam eder, yoksa başarabildiği olçude
direnerek mi? Sıkıştığımız yer burası. Bu gerçekten hareketle, verilmek
zorunda kalınan uzun araların hepimiz adına kaybı, guçlu bağımsız filmler
çekememiş olmaktır!
◊ Ne oldu da bu projeyi kabul ettiniz?
- Selçuklu ve Celaleddin Karatay'ın kişiliğine onem atfetmem; zamanın kendi
ruhu, dinamikleri içinde anlatılan değerlerin, bugunun milliyetçi-muhafazakar
yapılanmaların miras değil, hepimizin ortak değerleri olduğuna dair inancım;
filmografimde, bu zaman dilimine ait bir çalışmanın olmaması gibi nedenler
sayabilirim. Meraklısı için kuçuk bir not; parayı, diğer kriterler uzerinden
mutabık kalıp el sıkıştıktan sonra konuştum.
◊ Karakteriniz i çin "Mustafa Kemal Ataturk'le benzeşiyor" demişsiniz. Nedir
benzerlikleri?
- Ömrunun çoğunu cephelerde geçirmiş buyuk onder savaşı şoyle açıklıyor: "Şu
veya bu sebeple milleti harbe suruklemek taraftarı değilim. Harp, zaruri ve
hayati olmalıdır." Nice sultanlar, padişahlar; çapları olçusunde çozulup
muhtemelen arzu etmemelerine rağmen devletini acz içinde bırakırken, Mustafa
Kemal Ataturk gibi kendi doneminin çok onunde meziyetleri olan devlet
adamları; direnişin, umudun ve geleceğin simgesi olmuşlardır.
◊ Son d onemde 'Ataturk' vurgusu daha çok yapılıyor. Bu duruma nasıl
bakıyorsunuz?
- Biraz okuyan, araştıran, mukayese ve muhakeme eden herkes, Ataturk'un
değerinin farkındadır.

_ 56 ya şındaki unlu oyuncu ruh halini doğduğu Karadeniz'e benzetiyor:
"Kolay guler, zor ağlarım. Ama ağlarım..." _
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.