Özet (TL;DR) @ 2018-03-05 09:33:37.144794: Televizyona sayısız kadın karakter kazandıran senarist Ece Yörenç, onlarla katıldığı hayali bir paneli kaleme aldı...
Zamansız, mekansız bir panele davet edildim. 'Kadın'ı konuşacakmışız. "Olur" dedim. Ama nerede konuşacağım, kiminle konuşacağım, ne konuşacağım hakkında hiçbir fikrim yok.
Burası muthiş guzel kokuyor, çiçek kokuları birbirine karışmış, kalabalığın uğultusundan once bu temiz, mis koku geliyor burnuma.
Yavaş yavaş aşağı inerken -belli ki sadece kadın olan- katılımcıların arasından ilk onun sesini duyuyorum...
"Ben hep boyle açık konuşurum, bir erkek gibi, zaten birçok tarafım da erkeklere benzer, belki de bunun için yalnızım" diyor ve buyuk şamata kopuyor. "Ne demek erkek gibi, sen kadınları aşağılıyor musun" çığlıkları yukselirken, "Beni anlamıyorsunuz, ben sizden de feministim" diye direnmeye çalışan Maria Puder'i kurkunden tanıyorum. Aynı anda kuçuk bir kadın sesi, kalabalığı "Hanımlar, hanımlar lutfen! Buraya birbirimizle kavga etmeye gelmedik" diye susturuyor: Fatmagul'le goz goze geliyoruz ve aynı anda başlar bana donuyor. Salondaki herkes tanıdık. Bugune kadar yazdığım(ız) butun karakterler karşımda. Bundan sonrası tam bir curcuna, çığlık kıyamet buyuk bir ozlemle kucaklıyoruz birbirimizi.
Sahne gibi bir duzen yok, herkes konuşacağı için yuvarlak bir masanın etrafındayız. 'Yaprak Dokumu'nun efsane annesi Hayriye Hanım, "Ağzımızın tadı bozulmasın" diyerek başlatıyor konuşmaları.
Kadının ne kadar fedakar olduğundan, anneliğin dunyanın en zor sanatı olduğundan dem vuruyor. Unutulmaz bir kitap karakteri olarak, diziye ve gunumuze uyarlandığında kendisine biraz da haksızlık edildiğini ima ediyor.
'Yaprak Dokumu'ne kadar anne karakterlerinin kusursuz ve sevecen olduğunu iddia ediyor, kendi karakterinin ozellikle kusurlu yazıldığı konusunda şikayetleri var.
Kuzey'le Guney'in annesi Handan Hanım da Hayriye Hanım'ı alkışlarla destekleyip "Ben sizin bir ust modelinizdim Hanımefendicim, daha beterdim" diye lafa giriyor: "Karakter analizim elime geçti, 'Çocuklarını kendi kuçuk hayatından yırtmak için yatırım olarak goren bir kadın... Kafaca guçlu oğlunu hayata, bilek olarak guçlu olan oğlunu da kocasına karşı bir yumruk olarak kullanıyor' diyor. Bak bak, resmen kasti yani... Hiç sevilmeyeceğim başından belli. Zaten ne kocam sevdi beni, ne çocuklarım, ne de seyirci."
G ÜLTEN (Kuzey Guney): Bir kadın once kendini sevecek canım benim. Kadın olmayı şans bilecek, "Oh be ne guzel, iyi ki kadınım" diyecek, anlatabiliyor muyum? Bir kadın, çok moda tabirle, ayaklarının ustunde duracak ama oyle sopa gibi değil, o topuklar tak tak ses getirecek, ses... "Ben buradayım" diyecek kadın. "Ben varım. Guçluyum" diyecek. Hiç durmayacak kadın, çalışacak, uretecek, artık elinden ne gelirse yapacak. Mesela ben ilkgençlik yıllarımda sevdiğim adamla evleneceğimi zannederken, karnımda bebeğimle ortada kalakaldım. Adam gitti ama ne yaptım, once kendime guvendim. "Bu çocuk senin Gulten" dedim, bu bebeği buyutmek için once kendine ihtiyacın var". Doğurdum, adamın haberi bile yok. Kızım oldu, guzeller guzeli Cemrem. Allah uzun omurler versin. Diyeceğim, yalnız bir anne olarak hep çalıştım, kuçucuk bir mahallede, kuçucuk bir kuafor dukkanıyla buyuttum kızımı, hiçbir erkeğe de mudana etmedim.
MARIA PUDER: Bravo, ben de hi çbir zaman erkeklerin onunde kızarmadım, onlardan bir iltifat beklemedim. O ilgiden zevk almadım, hiçbir şeyi kendimi erkeklere beğendirmek için oğrenmedim, erkeklerin elinde şımartılan bir oyuncak olmadım. Erkekler aradıkları yumuşak lokmayı bende bulamadılar.
G ÜLTEN (Kuzey Guney): Aynen. Çalışan yalnız bir anne olarak, saçımı da supurge etmedim. Firdevs Hanım kadar olmasa da gorduğunuz gibi şahane bakımlıyım.
F İRDEVS (Aşk-ı Memnu): Tabii biz kitap karakterleri olarak aslımıza daha çok sadığız. Tamam bir devirden başka bir devre uyarlandık, yaşam şeklimiz değişti ama karakterimizin ozu değişmedi. Ben de yanlışları olan bir anneyim. Farklı değerlerim, farklı beklentilerim var... Neyse bunları tartışmak istemiyorum ama yaşadığım her devirde guçlu bir kadınım.
EBE N İNE (Fatmagul'un Suçu Ne): Aslında iyisiyle kotusuyle bu odadaki her kadın çok guçlu. Herkesin bir işi var bir kere... Neyyir Hanım da yalnız bir anneydi, evde dikiş dikerek buyuttu kızını. Lamia dizi oyunculuğu yaptı; Fikret evde çeyiz işledi, sattı; Fatmagul yemek işine girdi, mantı, gozleme, borek yaptı dukkanında. Bazılarınız babalarının holdinglerinde çalıştı. Suhan'ın cam atolyesi vardı, Bihter yardım derneklerinde gonullu çalıştı. Hastaneler, okullar yaptırdı. Yani, kadın hep ureten olmalı, biz bunu soyledik. Eğitim onemli, aramızda okuma şansı olmayan bazı karakterler sonradan dışardan okullarını bitirdiler, evden universite bile okuyanlar oldu. Fatmagul'un mesela ehliyet alması Suudi Arabistan'da buyuk olay oldu, oradaki kadınları cesaretlendirdi, kendi hakları için mucadele ettiler. Bugun Suudi Arabistan'da kadınlar da araba kullanıyor artık. Buyuk laflar etmek istemiyorum ama durum bu yani.
B İHTER (Aşk-ı Memnu): Bugun dunyada gundem olan 'Time's up' (Zaman doldu) hareketini 'Susma' sloganıyla aslında Fatmagul'un başlattığının farkında mısınız? (Guluşmeler...) 150'den fazla ulkede, hatta Hindistan'da, Japonya'da onların diliyle "Susma" dedi Fatmagul, demeye de devam ediyor (Alkışlar).
FATMAG ÜL: Benim için en onemli gun, mahkemede cellatlarımla hesaplaştığım gundu. Butun kadın dernekleri o sahnenin çekileceği gun buyuk bir coşkuyla, kendi pankartlarıyla, kendi sloganlarıyla aramıza katıldılar. Duruşma sahnesinde yanımda oldular. Tecavuzculerin yuzlerine hakim kararı okurken, ben o adamların gozlerine korkmadan bakarken elimi tuttular. Muthiş bir dayanışma orneğiydi... Tecavuzculer en yuksek cezayı aldılar, bu da bir ilkti (Alkışlar).
MENEK ŞE (Menekşe ile Halil): Ben de cesur kızlardan biriyim. Goçmen ailesi olarak Almanya'da kuçucuk bir mahalleydi benim dunyam. Kendim için yaşamıyordum, babamdan, abilerimden izinsiz, nefes bile alamıyordum. Nasıl yaşayacağıma, nasıl giyineceğime, kimi seveceğime onlar karar verdi. Gunun birinde beni celladımla tanıştırdılar, onunla evlenmemi istediler. Ama ben Halil'i sevdim. "Bu işkenceye katlanmayacağım" dedim. İlk kez kendi kararımla bir adım attım, aslında gormediğim koskoca bir dunya olduğunu oğrendim. Sevdiğimle çok mutluydum ama cellatlarım hep peşimdeydi. Benim hikayem maalesef mutlu bitmedi ama o gunlerde eminim soylediğim her şeyi duydu kadınlar... (Sessizlik)
M İRA (Medcezir): Her erkeğin bir annesi var, o erkeklere anneleri şekil veriyor. Eğer bir erkek sevgiyle, saygıyla, anlayışla, adalet duygusuyla buyutulurse; guç, kaba kuvvet ozendirileceğine,kadınlara ozenli olmak oğretilirse bambaşka bir toplum olmaz mıyız?
MUKADDES (Fatmag ul'un Suçu Ne): O dediğin ancak senin buyuduğun Altınkoy'da olur canım ya da Ziyagil Koşku'nde hahaha... Orada da çok muhabbet tez ayrılık getirdi ya...
B İHTER: Bizler olumsuzuz ama her insanın bir kere yaşama şansı var. Her kadının, her erkeğin... Üstelik oleceğini bilerek yaşayan tek canlı da insan. Niçin bu kısıtlı zamanı cehennem haline getirirler ki! İnsanlar kadın-erkek diye ayrılmadan hur ve eşit yaşamalılar. Önce ailede başlamalı bu eşitlik.

_ Foto ğraf: Emre Yunusoğlu_
Panel coşkulu konuşmalarla suruyor. Hepsi tek tek soz alıyor. Eğitimden soz ediyorlar, sevgiden soz ediyorlar, uretkenlikten soz ediyorlar. Kim bilir ne yazarların, ne ressamların, ne artistlerin, avukatların, doktorların eğitim hakları olmadığı için sadece birilerinin hanımı, annesi olarak hayatlarını surdurduklerinden bahsediyorlar.
Sesleri çıkabilse siyasete girebileceklerinden, evde haklarını arayabilseler başkalarına karşı da sessiz kalmayacaklarından bahsediyorlar. Gururla dinliyorum, geldiğim gibi yavaşça gidiyorum.
Her gun 'Kadınlar Gunu' olsun. Hakça, insan onurunun ayaklar altına alınmadığı, kadınların şiddet gormediği, insanların şiddet gormediği bir dunyada ozgurce butun canlıları seven insanlar olarak yaşayalım.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.