Özet (TL;DR) @ 2018-03-10T14:59:07.000Z: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul'da "İslamofobi ile Mücadele: Kapsamlı ve Etkin Çözümlere Doğru" adlı konferansa katıldı. Kalın, İslamofobi konusunda batılı ülkeleri uyardı, "Önlem…



Cumhurba şkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sozcusu İbrahim Kalın, tedbir alınmazsa İslamofobik yaklaşımların Avrupa'da, batı dunyasında başka felaketlere yol açabileceğini belirterek, "İslam karşıtlığının modern dunyanın yeni normali olarak kabul edilmesine her fırsatta ve her platformda karşı çıkmamız gerekiyor. Biz nasıl başkalarını otekileştirmekten sarfınazar etmeliysek, başkaları tarafından otekileştirilmeyi de reddetmek durumundayız. Daha mureffeh, daha adil, daha katılımcı, eşitlikçi bir dunya ancak bu ilkeler uzerinde kurulabilir" dedi.

Kalın, Goç Araştırmaları Vakfı (GAV) ile Fransa merkezli İslamofobi'ye Karşı Kolektif'in (CCIF) iş birliğinde, Yurtdışı Turkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın (YTB) desteğiyle Clarion Hotel İstanbul'da duzenlenen "İslamofobi ile Mucadele: Kapsamlı ve Etkin Çozumlere Doğru" başlıklı çalıştayın açılış konuşmasını yaptı.

Aşırı sağcı, ayrımcı, ırkçı hareketlerin giderek Avrupa merkez siyasetini belirleyen bir nitelik kazandığına değinen Kalın, "10-20 yıl once 'Olmaz boyle şey, bunlar ırkçı tutumlardır' denilen şeylerin giderek Avrupa siyasetinde, Amerika'da yeni normal olarak kabul edilmeye başladığını goruyoruz. Bu tur İslamofobik, ırkçı yaklaşımların normalleşmesi de kendini demokrasinin, çoğulculuğun, liberalizmin merkezi olarak goren Avrupa'nın temel iddialarını da sorgulanır hale getiriyor." diye konuştu.

Kalın, Marx'ın "Aydınlanma yeni bir dunya kuracaksa, vadettiği ozgur toplum, ozgur birey, eşitlikçi sosyal yapı iddiasını, vaadini gerçekleştirecekse, bunun testi Yahudiler uzerinden olacaktır. Yahudiler yeni Avrupa toplumunun eşit bireyleri olarak topluma entegre edilmeden aydınlanma test edilmemiş olacaktır" dediğini aktararak, meselenin çozulmeyip, 2. Dunya Savaşı'nda modern tarihin en buyuk katliamlarından biriyle neticelendiğini hatırlattı.Princeton Üniversitesinden Prof. Anne Norton'un "Musluman Problemi" kitabında Marx'ın "Yahudi Problemi" tanımına atıfla bunu, modern Avrupa'nın tahlilinde kullanılabilecek bir çerçeve olarak ortaya koyduğuna işaret eden Kalın, "Gidişata bakıldığında nasıl o donemde Yahudi meselesi yok sayıldıysa, bugun de Muslumanlara karşı yukselen aşırı sağcı, ırkçı İslamofobik eğilimlerin, soylemlerin onemsizleştirildiğini, işlevsizleştirilmeye, normalleştirilmeye çalışıldığını goruyoruz. Bir kere bizim oncelikle buna itiraz etmemiz gerekiyor. Bunun ciddi bir mesele olduğu, tedbir alınmazsa, Avrupa'nın siyasetiyle, STK'larıyla, kurumlarıyla, basınıyla, akademisiyle, toplumsal kanaat onderleriyle, dini liderleriyle buna karşı bir tavır alınmazsa, bunun ilerde holokost benzeri başka felekatlere yol açabileceği tespitini açık ve net bir şekilde yapmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.Kalın, İslam karşıtlığı soz konusu olduğunda batıdaki sağ ve sol hareketlerin hızlıca ve kolayca birleşebildiğine dikkati çekerek, ABD'de sağ ve sol siyasetin, kurtaj, silah kullanımı konusunda uzlaşmasının mumkun olmadığını, ancak İslam karşıtlığı konusunda bu iki kesimin farklı argumanlarla bir mutabakata vardığını anlattı.Muslumanların otekileştirilmesi, Avrupa'da gerçek sorunların otelenmesi imkanını sağladığını ve bir araç olarak kullanıldığını dile getiren Kalın, otekileştirme uzerinden bir sahte guvenlik duygusu, sahte bir konfor duygusunun yaratıldığını, Avrupa toplumlarının karşı karşıya kaldığı goç, entegrasyon, işsizlik, ailenin çokuşu gibi sorunların gizlendiğini soyledi.

" İŞGAL EDİLEN ÜLKELER MÜSLÜMAN ÜLKELER, AYRIMCILIĞA MARUZ KALANLAR MÜSLÜMAN TOPLUMLAR"

İbrahim Kalın, batı toplumlarında uretilen "barbar Musluman" imajının, Musluman azınlıkların, İslam ulkelerinin batı toplumlarını ortadan kaldıracağı, onların kulturunu, sanatını, medeniyetini yok edeceği, askeri olarak onları yeneceği şeklinde uretilen soylemler, ozellikle İslam ve şiddeti bir araya getiren yaklaşımların gerçekliği ifade etmediğinin altını çizerek, şoyle devam etti:

"Bugun objektif olarak baktığınız zaman dunyanın en buyuk orduları İslam ulkelerinde değil, Musluman ulkeler dunyanın en buyuk ekonomilerine sahip değil, nukleer silahlar, 1-2 ulke hariç, Pakistan hariç, neredeyse hiçbir İslam ulkesinin elinde değil, batılı ulkelerin elinde. Nufus yoğunluğuna bakıldığında Avrupa'da yaşayan Muslumanların sayısı belli, Amerika'da yaşayan Muslumanların sayısı bellidir. Yaratılan oyle bir hava var ki sanki yarın bir apokaliptik savaş olacak, Musluman ulkeler dunyanın en ileri silah teknolojileriyle ortaya çıkıp batı toplumlarını ortadan kaldıracak. Boyle bir şey yok. Tam tersine işgal edilen ulkeler Musluman ulkeler, ayrımcılığa maruz kalanlar Musluman toplumlar, DEAŞ denilen teror orgutu uzerinden yapılan tahribatın birinci muhatabı Muslumanların kendileri. DEAŞ bugune kadar, diğer butun toplulukları bir araya koyun, onlardan çok daha fazla Muslumanı oldurmuştur, çok daha fazla İslam ulkesinde yıkıma yok açmıştır, tarihi eserlerini ortadan kaldırmıştır. Bu belanın muhatabı da Musluman topluluklar, ama maalesef fatura da onlara kesiliyor."

Teror gibi hadiseler yaşandığında aslında Musluman toplumların bunlardan iki defa zarar gorduğune değinen Kalın, "Birincisi, saldırının hedefi kendileri. DEAŞ'ın bugun Suriye'de, Ürdun'de, El Kaide'nin Afganistan'da, Irak'ta yaptığı katliamları duşunun, olenlerin yuzde 90-95'i oradaki Muslumanlar. Teror orgutleri olarak ortaya çıkan orgutlerin hedefleri yine Muslumanlar ve yine Musluman ulkelerin imkanlarını ortadan kaldırıyorlar. İkinci olarak da bunun uzerinden uretilen 'İslam şiddettir' soyleminin populer hale getirilmesi, bir anlatı, hikaye haline getirilmesi Muslumaları ikinci kez mağdur etmektedir. Halbuki Amerika'da kurtaj kliniklerine yapılan saldırılar soz konusu olduğunda ya da Oklahoma'da Timothy McVeigh şu veya bu Hristiyani gerekçelerle 178 kişinin olumune sebep olan bir teror saldırısı yapıldığında kimse bunu Hristiyanlıkla ilişkilendirmiyor. Yahut İsrail'de yaşanan devlet teroru, kişilerin yaptığı teror saldırıları meydana geldiğinde kimse bu olayı Yahudilikle ilişkilendirmiyor. Ne zaman ki ismi Musluman olan, Muslumanlık iddiasıyla veya başka bir gerekçeyle teror saldırısı yapan birisi olduğunda ortaya devasa bir anlatı çıktığını goruyoruz." diye konuştu.

" GEÇEN YIL ALMANYA'DA MÜSLÜMANLARA DÖNÜK 950 CİVARINDA SALDIRI OLDU"Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, İslam ve şiddetin ozdeşleştirilmesinin sistematik şekilde yapıldığını belirterek, "Çunku kuresel sistemin de bir otekiye ihtiyacı var. Bu da kuresel sistemin bu ihtiyacı, şu anda İslam otekileştirmesi uzerinden sağlanıyor. Aşırı sağcı hareketlerin kendilerine Avrupa'da, Amerika'da rahat alan bulabilmesinin temel sebeplerinden birisi bu." dedi.İslamın tarih sahnesine çıktığından itibaren batıda uç temel İslam algısının one çıktığını kaydeden Kalın, bunları "dini tehdit algısı", siyasi tehdit algısı" ve "kulturel tehdit algısı" şeklinde sıraladı. Kalın, şunları soyledi:"Batının dini, siyasi, kulturel tehdit algısını biz bu şekilde kabullenmek zorunda değiliz. Bir arada yaşama tecrubesi ve ahlakı çerçevesinde farklılıklarımızı zenginlik olarak gorup, daha iyi ilkeler çerçevesinde bunları pozitif birer değer haline getirebiliriz. Bunun için oncelikle meselenin doğru tespit edilmesi ve bunun bir sorun olduğunun butun dunyaya anlatılması gerekiyor. Tedbir alınmazsa 10-20 yıl sonra bu konunun çok daha içinden çıkılmaz, tehlikeli bir noktaya kayacağını bizim her fırsatta, her platformda net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Sadece geçen yıl Almanya'da Muslumanlara donuk 950 civarında saldırı olduğu ifade ediliyor. O insanlar Musluman, Turk, Arap, Kuzey Afrikalı olduğu için saldırıya maruz kalmaktadırlar. Yılda 950 saldırının Turkiye'de kiliselere yapıldığını veya başka bir Musluman ulkede havralara yapıldığını duşunun, herhalde butun dunyayı ayağa kaldırırlardı. Muslumanlara yapılan saldırılar normal bir şeymiş gibi haber olup geçiyor. Bir mesele olarak ne siyasetin ne toplumun ne medyanın ne dini liderlerin meselesi haline geliyor. Avrupa genelinde bu tur saldırılar yeni normal olarak kabul edilmeye başlandı. Buna oncelikle Musluman toplulukların itiraz etmesi, meseleyi doğru tespit etmesi, hangi argumanlarla konuşacaklarını doğru bilmesi ve yaşadıkları ulkelerdeki haklarını kullanmayı oğrenmesi gerekiyor."Kalın, meselenin ciddiyeti konusunda net tavır ortaya konulması gerektiğini vurgulayarak, "Bugun tedbir alınmazsa İslamofobik yaklaşımlar yarın Avrupa'da, batı dunyasında başka felaketlere yol açabilir. Orada yaşayan Musluman toplulukların kendi temel hak ve hurriyetlerini savunma konusunda daha buyuk bir gayret içinde olması gerekiyor. Bunu bilgiyle, hikmetle, cesaretle, koordinasyonla yapmaları gerekiyor. İslam karşıtlığının modern dunyanın yeni normali olarak kabul edilmesine her fırsatta ve her platformda karşı çıkmamız gerekiyor. Biz nasıl başkalarını otekileştirmekten sarfınazar etmeliysek, başkaları tarafından otekileştirilmeyi de reddetmek durumundayız. Daha mureffeh, daha adil, daha katılımcı, eşitlikçi bir dunya ancak bu ilkeler uzerinde kurulabilir" değerlendirmesinde bulundu.