Özet (TL;DR) @ 2018-03-10T20:15:25.000Z: Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "İslam'la ilgili yazan, konuşan, haber yapan herkes daha dikkatli olmak zorundadır" ifadesini kullandı.



Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Hakkari'de, Polis Özel Harekat Şube Mudurluğu'nu ziyaret etti, ardından da din gorevlileriyle toplantıda bir araya geldi.Erbaş, burada yaptığı açıklamada, 150 bin personel ile butun camilerde Fetih Suresi okutarak, askerlerin ve polislerin muvaffakiyeti için dua ettiklerini soyledi.Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, ''Biz birlikte tek millet oluyoruz. Sivili, askeri, polisiyle milletimizin yurekleri tek vurdukça ilelebet payidar olacaktır. Hiçbir hain, ne içerideki ne dışarıdaki duşmanlar muvaffak olamayacaklardır." değerlendirmesinde bulundu. Açıklamaya gore Erbaş, ozel harekat polisleri ile şehitler için şoyle dua etti:"Canlarını Allah için, vatan, millet için feda eden butun şehitlerimize rahmet eyle Allah'ım. Gazilerimize acil şifalar ve uzun omurler nasip eyle Allah'ım. Milletimizi bolmek isteyen hainlere fırsat verme Allah'ım. Teror orgutlerine, içerideki ve dışarıdaki duşmanlara fırsat verme Allah'ım. Onlara karşı çarpışan polisimize, askerimize, tum guvenlik guçlerimize nusretinle yardım eyle Allah'ım."

" VATANDAŞLARIMIZIN DİNİ DUYGULARININ YANLIŞ YÖNLENDİRİLMESİ İSTİSMARDIR"

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Hakkari'de din gorevlileri ile Ataturk Kultur Merkezinde gerçekleştirilen toplantıda ise din gorevlilerinin sundukları hizmetin ozu ve ruhu itibarıyla İslam kulturunde asırlar boyu "hademe-i hayrat" olarak anıldığını soyledi.

Hademe-i hayrat olan bir kimsenin bulunduğu yerin sıkıntılarına çozum uretmesi gerektiğini ifade eden  Erbaş, "Derdi olan dermanını sizde bulmalı, hasta olanlar sizinle teskin olmalıdır. Kırık kalpleri siz onarmalı, acıyan yaraları siz sarmalısınız. Bir yetimin başına dokunan şefkat eli sizin eliniz olmalı, bir yoksulun ocağında pişen çorba tadını sizden almalıdır." ifadelerini kullandı.Ali Erbaş, hademe-i hayratın yaşadığı çağın ihtiyaç ve beklentilerini hesaba katarak hizmet uretmesi gerektiğine işaret ederek, "Hademe-i hayrat, doğru bilgiyle milletimize rehberlik etme, hikmetli sozle hakka çağırma, ahlaklı davranışla ornek olma gibi buyuk ama mukaddes bir yuku taşımanın sorumluluğunu yuklenmelidir." şeklindeki goruşunu dile getirdi.Bugun yaşanan onemli sorunlardan birinin de hayat, huzur ve hakikat dini İslam'ın birçok açıdan değişik isim, goruntu, tutum, davranış ve soylemlerle istismar edilmesi olduğuna vurgu yapan Erbaş, şoyle konuştu:"İslam'ın butun hakikatlerinin nasıl tahrif edilerek istismar edildiğini ve ihanete alet edildiğini 15 Temmuz'da çarpıcı bir şekilde gorduk. Başta DEAŞ gibi yapılar olmak uzere teror orgutlerinin İslam'ın ilkelerini ve kavramlarını nasıl istismar ettiklerini gorduk, goruyoruz. Dinin temel kaynaklarına ve akla aykırı, hakikatlerle ortuşmeyen bilgilerle vatandaşlarımızın dini duygularının yanlış yonlendirilmesi istismardır. Dinimizin ticari kaygılar için kullanılması ve menfaate alet edilmesi istismardır. Milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, barış ve huzuru bozan, ayrıştırıcı ve tefrikaya sebep olan anlayışlar asla İslami olamaz."

" İSLAMLA İLGİLİ KONUŞANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI"

Ali Erbaş, toplumun genelini ilgilendirmeyen tarihte kalmış, belki ozel alanda ilim adamlarının konusu olan meselelerle toplumun meşgul edilmesini anlamsız ve faydasız bulduğunu belirterek, "İyi niyet ve samimiyetle konuşan ve çalışan hocalar da sozlerinin yanlış anlaşılma ihtimalini duşunerek daha dikkatli konuşmalıdırlar. İslam'la ilgili yazan, konuşan, haber yapan herkes daha dikkatli olmak zorundadır." ifadesini kullandı. Erbaş, din istismarının ve hatalı bilgilerin onune geçmenin yegane yolunun, İslam'ın hakikatlerini ortaya koymak, sahih ve doğru bilgi ile insanların ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu kaydetti.Bugun dunyanın sadece hakikat adına, hiçbir karşılık beklemeden insanlığın yolunu aydınlatan alimlere her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, şoyle devam etti:

"İnsanlığın vicdanı, huzuru, umudu olmuş medeniyetlere ev sahipliği yapan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyanın tarihinin, hafızasının, medeniyetinin, huzurunun, hikayesinin, sanatının, şiirinin ozunde, mayasında İslam var. Yani İslam'ı tuttuğumuzda bu coğrafyada hikmet, merhamet, birlik, kardeşlik, estetik adına elimizde hiçbir şey kalmayacaktır. Bizim en buyuk gucumuz, imana dayalı kardeşliğimizdir. Irk, mezhep, meşrep farklılıkları başta olmak uzere hiçbir şeyin kardeşlik hukuku ve muhabbetini zedelemesine fırsat vermeyeceğiz. Bizim medeniyetimizin iki buyuk olçusu vardır. Birincisi vahyin karanlıktan aydınlığa çıkaran ışığıdır, Kur'an-ı Kerim'dir. İkincisi kutlu Peygamber'in ustun ornekliğidir. O da sunneti seniyyedir. Hepimize duşen bu iki olçuyu kuşanmak ve bu topraklardan 7 kıtaya yeniden ilim, hikmet, sevgi ve muhabbet taşımaktır."

Erbaş, bugun bolgede İslam coğrafyasının ve butun yeryuzunun çok ciddi sorunları olduğuna da işaret etti. Dunyanın, tarihinin en zor donemlerinden birini yaşadığını vurgulayan Ali Erbaş, şu değerlendirmelerde bulundu:"Bolgemizde yaşananları goruyorsunuz. Etnik kavgalar, mezhepsel gerginlikler, teror, taşeron orgutler, zorba iktidarlar ve bu sarmalın içinde yorgun duşmuş, çaresiz, yoksul, acı ve gozyaşı içinde yaşayan insanlar. Ümmet olarak Muslumanların ciddi sıkıntıları var. Dunya insanının buyuk bir kısmı kendini huzur ve guven içinde gormuyor ve geleceğe umutla bakamıyor. İster bireysel, ister bolgesel, ister kuresel olsun yaşanan butun sorunları ancak İslam'ın bilgi ve hikmete dayalı ustun ahlakı ve bakışıyla çozebiliriz. Emperyalistlerden bu coğrafyaya iyilik beklemek bir aldanıştır. Kendi menfaatleri için gozlerini kırpmadan milyonlarca insanı açlığa, susuzluğa, olume terk edebilecek yapıda insanlardır emperyalistler. Sorunun en buyuk sebebi zaten onların varlığıdır. Emperyalistlerin kuklası taşeron yapılar ve orgutler de bu topraklara kan ve gozyaşından başka bir şey bırakmamıştır. Çozum nedir? Çozum asırlardır ecdadımız bu topraklarda farklılıkların bir arada yaşamasının en guzel orneklerini sergilemişler, en guzel ornekleri barındıran bu coğrafyayı kendi değerleri ile buluşturmuşlar. Biz de bugun bunu gerçekleştirmeliyiz. Bu topluluk, milletin, ummetin ve insanlığın umududur. Çunku bizler hayra çağıran bir topluluğuz." Erbaş, bugun ulkede ve butun dunyada bilgi ve hikmetle donanmış, vazifesinin ve sorumluluklarının idrakinde din gorevlilerine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunun altını çizdi.Bu şuur ve azimle İslam'a ve insanlığa hizmet için çalışmanın buyuk bir nimet ve onurlu bir gorev olduğuna işaret eden Ali Erbaş, "Sizler Peygamber mirasını omuzlamış, hakikatin sorumluluğunu yuklenmiş gonul insanlarısınız. Bizim onceliğimiz, Rabb'imize, milletimize, insanlığa karşı sorumluluğumuzdur, inancımızdır, kulluğumuzdur. İnsanlığın huzurudur, adaletin, merhametin, guzel ahlakın yaygınlaşmasıdır. Bu şuur ve gaye, çalışmalarımızı, kazancımızı, hayatımızı bereketli kılacaktır." ifadelerini kullandı.

" HAREKAT, TAMAMEN BÖLGEMİZİN HUZURU VE BARIŞI İÇİNDİR"

Erbaş, milletin huzur ve guveni, bolgenin barış ve istikrarı için guvenlik guçlerinin sınır otesi harekatına başta dua olmak uzere her turlu desteği vermeye devam edeceklerini vurguladı.Bu hususta gosterdikleri ozveriden dolayı din gorevlilerine teşekkur eden Ali Erbaş, "Bu kesinlikle etnik bir tavır değildir. Bir insanı ya da olayı sadece ırkından dolayı one çıkarmak ya da otelemek her şeyden once ilkel bir yaklaşımdır. En buyuk cahilliktir. Kur'an'ın açıkça yasakladığı bir tutumdur. Hiçbir kimse veya topluluk, etnik, dini, mezhebi ve meşrebi farklılığı ve alt kimlikleri sebebiyle otelenemez. Farklılıklar kavga sebebi yapılamaz. Yapılan harekat tamamen bolgemizin huzuru ve barışı içindir." değerlendirmesinde bulundu."Bizler ulkemizde, bolgemizde ve butun dunyada barış ve esenliğin hakim olması için çalışmaya mecburuz. İşgaller, savaşlar ve teror orgutleriyle yeryuzunu ve ozellikle İslam coğrafyasını kan ve gozyaşı diyarına donuşturen kuresel guçler ve şebekelerle hep beraber mucadele etmeye mecburuz." diyen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, şunları dile getirdi:

"Bu coğrafya için asıl ve gerçek sorun, ustun ırk saplantısıyla kendinden başkasını insan kabul etmeyen sapkın duşuncedir. Uydurulmuş bir Arz-ı Mev'ud hayaliyle ve insanlık dışı tavrıyla bolgeyi kan ve gozyaşı diyarına donuşturen azgın bir topluluktur. Bu bolgedeki asıl sorun, demokrasi getirmek bahanesiyle milyonlarca insanı katleden, tabiatı, tarihi her şeyi tarumar eden emperyalist guçlerdir. Gerçek faili bilmediğimiz surece sorunu çozmek mumkun değildir. Ne adına yapılırsa yapılsın bu coğrafyada yaşanan kavga ve savaşın yine bizi vurduğunu anlamak zorundayız. Bolgemizin çocuklarının emperyalist guçler ve orgutlerin eline geçerek heba olmasını engellemek zorundayız. Bu coğrafyanın insanının, taşeron orgutlerin ve vekalet savaşlarının kurbanı olmasının onune geçmek zorundayız. Hukuk, huzur, adalet, insan onuru ve merhamet adına butun insanlığın vicdanı olmak zorundayız."