Özet (TL;DR) @ 2018-03-09T23:25:26.000Z: Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının yargılandığı davada, tutuklu sanıklar Ahmet Şık ve Murat Sabuncu'nun, yurt dışına çıkış yasağı ve ikametgahına en yakın karakolda haftada bir imza atmadan…



Cumhuriyet Gazetesi davas ının 6'ncı duruşması bugun Silivri'de gerçekleştirildi.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada  duruşmanın oğle arasından sonra gerçekleşen bolumunde tanıklar DİSK Başkanı Kani Beko ve Altan Öymen dinlenildi.

Tanıklar Beko ve Öymen, Cumhuriyet gazetesinin hiçbir teror orgutuyle bağının olamayacağını, sanıklar hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu savundu.

Goruşu sorulan Cumhuriyet savcısı soruşturma ve yargılama aşamasında delilerin toplanmış olduğunu belirterek, isnat olunan suçun vasıf ve mahiyeti kapsamında tutuklu sanıkların bu hallerinin devamı yonunde karar verilmesini talep etti.

Savcının talebinin ardından sanık avukatları beyanda bulundu. Tutuklu sanıkların avukatları muvekkillerinin tahliyesini istedi.

Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı. Heyet, oy çokluğuyla, tutuklu sanıklar Ahmet Şık ve  Murat Sabuncu 'nun, yurt dışına çıkış yasağı ve ikametgahına en yakın karakolda haftada bir imza atmadan oluşan adli kontrol tedbiri konularak tahliyesine karar verdi.

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, sanık Sabuncu'ya yonelik "Boğazı gormek istiyordu, gitsin gorsun", Şık'a yonelik ise "Soner Yalçın yazısında 'Ahmet Şık'ın annesi ermiş onu uzmeyelim' demiş. Biz de uzmeyelim" ifadelerini kullandı.Mahkeme heyeti sanıklar Akın Atalay ve Ahmet Kemal Aydoğdu'nun tutukluluk hallerinin devamına hukmetti.Başkan Dağ, Akın Atalay'ın tutukluluk halinin devamın karar verdiğini soyledikten sonra, "Kaptanlar gemiyi en son terk eder" dedi.Mahkeme ayrıca esas hakkındaki mutalaasını hazırlaması için dosyayı savcıya gondererek, aralarında Şık'ın da olduğu bazı sanıklara ek savunma suresi verdi.Bir sonraki duruşmanın 16 Mart'ta Silivri'de yapılmasına karar verildi.Şık ve Sabuncu'nun tahliye edilmesi kararı, salonda alkışlarla karşılandı.

GECE SAATLER İNDE CEZAEVİNDEN ÇIKTILAR

Ahmet Şık ile Murat Sabuncu saat 00.30'da tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi'nden salıverildi. Karbey Tesisleri'ne getirilen Şık ve Sabuncu'yu aileleri, arkadaşları ve meslektaşlarından oluşan kalabalık bir grup karşıladı.

G ÜN BOYU YAŞANANLAR

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yonetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve Ahmet Kemal Aydoğdu ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.

Duruşmaya CHP Milletvekilleri ile HDP Milletvekillerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi de duruşmaya izleyici olarak katıldı. Duruşmada tanıklar dinlendi.

FARA Ç: GAZETENİN ADI 2. CUMHURİYET OLDU
Tanık Yazar Mehmet Faraç, gazetede 26 yıl çalıştığını belirterek, "18 yaşında Cumhuriyet Gazetesi'ne en genç muhabir olarak girdim. 18 yaşında Urfa gibi bir yerde çalıştım. Ardından yurt haber muduru olarak çalıştım, daha sonra yazar olarak gazetede devam ettim" dedi.PKK, Hizbullah ve DAEŞ gibi teror orgutlerle ilgili makaleler ve yazılar yazdığını anlatan Tanık Faraç , "Kubilay başlıklı yazım nedeniyle gazeteden çıkarıldım. İlhan Selçuk'un vefatından sonra gazeteden Ataturkçu insanlar gonderildi. İlhan Ağabeyinin vefatından sonra Cumhuriyetin adı 2. Cumhuriyet olmuştur. İlhan Selçuk'un vefat etmesi Cumhuriyet gazetesinin aydınlanmasının kapatılmasıdır" dedi.Gazetenin trajının 8 bine duştuğunu iddia eden Faraç, gazete muhabirinin Kandil'e giderek, "Kandilde yere izmarit bile atılmıyor" şeklinde haber kaleme aldığını ifade etti.Faraç, "Ben iki tane PKK ile ilgili kitap yazdım. Ben 'izmarit bile yere atılmıyor' denilmesini eleştirdim. Gazetenin donuşumu İlhan Selçuk'un olumunden sonradır. Cumhuriyet Gazetesi yok edilmiştir. Burada yargılananların FETÖ ile organik bağı var mıdır? Yok mudur? Ben bilemem" diye konuştu.

" İLHAN SELÇUK'U CEMAAT ÖLDÜRDÜ"

Faraç, "İlhan Selçuk'u cemaat oldurdu. Cumhuriyet Gazetesi Fetullahçıların içine girdi orgutlendi diyemem. Ancak kol kola girdiklerini gordum. Zaman Gazetesi'nin basın ozgurluğunu savunan zihniyet benim Kubilay başlıklı yazımı sansurledi" dedi.Faraç, Cumhuriyet Gazetesi'nin Zaman Gazetesi'yle aynı başlıkları attığını da iddia etti.

AVUKATLAR TEPK İ GÖSTERDİSanıkların avukatları, tanık Mehmet Faraç'ın ifadelerine tepki gosterdi. Faraç da "Ben nasıl konuşacağımı çok iyi biliyorum. Kimsenin şuphesi olmasın" dedi.

TAV ŞANOĞLU: BÖYLE BİR LEKEYİ ONLARA KONDURAMAM

Tanık Leyla Tavşanoğlu da 30 yıl gazetede çalıştığını belirterek, "Hali hazırda Cumhuriyet Yonetimiyle fikir uyuşmazlığım olsa da teror orgutu ile bağlantılı olduğunu duşunmek bile istemem. Boyle bir lekeyi onlara konduramam. Benden sonraki gazetenin işleyişi ile ilgili bilgim yok. Yeni yonetimle sadece 3 ay çalıştım. Kendileri gazeteci ya da hukuk insanıdır" dedi.

Tanık Tavşanoğlu şunları soyledi: "Gazeteci va Yazarlar Vakfı'nın davet etti. Ben de İbrahim Yıldız ve Orhan Erinç'ten izin alarak gittim. Gezi de akademisyenler, profesorler de vardı. Gazeteci ve Yazarlar Vakfı Genel Sekreteri bana 'Hoca Efendi'ye gideceğiz gelir misin?' dedi. Ben de 'Tabii gelirim' dedim merak ediyordum.  Gittim. Ardından da gazetedekilere 'Yazılacak bir şey yok' dedim. Onlar da 'Tamam' dedi. Yazmadım."

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ'ın "Can Dundar size belli bir şekilde haber yazmanızı telkin etti mi?" diye sorduğu tanık Tavşanoğlu, "Hayır" yanıtını verdi.

BOYA: CUMHUR İYETİ SAVUNAMAYANLAR CUMHURİYETİN ADINI KULLANAMAZTanık Namık Kemal Boya çalışmalarla Cumhuriyet gazetesinin tirajını 100 bine ulaştırdıklarını belirterek, "İlhan Selçuk ve Turkan Saylan'ın gozaltına alınmasıyla başlayan sureçten ben de 2009'da nasibimi aldım. Gozaltına alındım serbest bırakıldım. 2013'te bugun sozu geçen yonetim değişiklikleri ile okuyucu arasında değişim oldu. Verdiğimiz ilanlara mudahale edildi biz de ilan vermekten vazgeçtik. Bazı yayın değişiklikleri de oldu. Bazı haberlerin logonun ustune çıkması ya da Gulen ile yapılan Fakirhane haberi gibi olaylar yaşandı. Bunlarla ilgili ufak tefek goruşmelerimiz olsa da çozum olmadı. Daha fazla 2014 Eylul'unde temsilcilerle toplanarak boykot kararı aldık ama bu durumda çalışan arkadaşları zor duruma duşurecek diye esneterek Bilim ve Teknik'in yayınlandığı cuma gunleri dışında genel boykot duzenlenmesine karar verdik. Herkes eline aldığı gazetenin kendini temsil etmediğini soyluyordu. Bu tum okurlarda benzer tepki oldu. 2014'te başlayan bu boykot ile bazı etkilenmeler oldu ama yeni yonetimler ve yeni çalışanlarla değişim devam etti.Gazete 1924'de Mustafa Kemal Paşa emriyle kurulmuştu. Cumhuriyet'i savunmayanlar 'Cumhuriyet' adını da kullanamaz" ifadelerini kullandı.

DURU ŞMAYA ARA VERİLDİ

Mahkeme heyeti bu tanıkların dinlenilmesinin ardından duruşmaya ara verdi.

DURU ŞMA ÖNCESİNDE GERGİNLİK

Öte yandan, duruşma oncesinde cezaevi onunde basın açıklaması gerginliği yaşandı.

CHP Milletvekilleri Sezgin Tanr ıkulu ve Utku Çakırozer ile D İSK Genel Başkanı Kani Beko'nun da aralarında bulunduğu grup duruşma salonunun karşısında bulunan alanda bir araya geldi.

Burada barikat oluşturan jandarma ekipleri, gruba "OHAL suresince Valilik kararıyla basın açıklaması yasaktır" şeklinde bildirimde bulundu.

Sezgin Tanrıkulu ile jandarma komutanı arasında tartışma çıktı.

Jandarma komutanı soz konusu yazıyı gostererek okudu.

Kısa suren sozlu tartışmanın ardından CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Utku Çakırozer jandarma ekipleri onunde kısa sureli açıklama yaptı.

TANRIKULU: YARGILAMA DE ĞİL, ZULÜM

Tanrıkulu, "Basın ozgurluğu için buradayız.  Adalet için buradayız. Bu uygulamanın adı faşizmdir. Bu uygulamalara her koşulda karşı çıkacağız. Bu uygulama hukuk dışıdır. Arkadaşlarımız 500 gune yakın mahpustur. Yol boyunca zulum var barikat var. Buraya kimse gelemiyor. Burada yargılama  değil, zulum yapılıyor. Ben avukatlık yaşamım boyunca cezaevi kampusunun yanında duruşma olmayacağını ifade etmiştim. Cezaevinin yanında adliye olmaz, duruşma salonu olmaz ve buradan adalet çıkmaz. Yine de biz arkadaşlarımızın ozgurluğu için buradayız" dedi.

Çakırozer ise gazetecilerin ve milletvekillerinin serbest bırakılmasının demokrasinin onunu açacağını, kendilerine yapılan uygulamanın doğru bir davranış olmadığını ifade etti.  Ardından Kani Beko, mikrofonlara konuşmaya başladığı sırada jandarma tekrar açıklamanın yasak olduğunu belirtti. Beko jandarma tarafından alandan uzaklaştırdı.

Bunun uzerine gruptakiler, duruşmayı izlemek için salona girdi.

Bu arada, Çağlayan Adliyesi'nde dun gerçekleştirilen Adalet Nobeti'ne katılanlar, cezaevinde bulunanlar için ozgurluk çağrısı yapmıştı.

Aralarında avukat, gazeteci ve akademisyenlerin bulunduğu gruptakiler, gokyuzune kırmızı balon bırakmıştı.

İ STENEN CEZALAR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Teror ve Örgutlu Suçlar Burosu'nca hazırlanan iddianamede, sanıklar Can Dundar, Aydın Engin, Bulent Yener ve Gunseli Özaltay'ın "silahlı teror orgutune uye olmamakla birlikte orgute yardım etme" suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.İddianamede, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik'in "silahlı teror orgutune uye olmamakla birlikte orgute yardım etme" ve "hizmet nedeniyle guveni kotuye kullanma" suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.İddianamede, sanıklar Bulent Utku, Hacı Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Gungor, Hikmet Aslan Çetinkaya'nın "silahlı teror orgutune uye olmamakla birlikte orgute yardım etme" ve "hizmet nedeniyle guveni kotuye kullanma" suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmalarını ongoruluyor.

İddianamede, sanıklar Guray Tekinoz ve Turhan Gunay'ın "silahlı teror orgutune uye olmamakla birlikte orgute yardım etme" ve "hizmet nedeniyle guveni kotuye kullanma" suçlarından ayrı ayrı 8,5 yıldan 22 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.