Özet (TL;DR) @ 2018-03-07T10:52:00.000Z: Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "Diyanet’in her açıklaması siyasetin müdahalesi olarak algılanmaktadır" derken başkanlığın yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi. Görmez, "Sahte bal…



Turkiye

10:52 07.03.2018(Guncellendi 10:58 07.03.2018) URL'yi kısaltın

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Gormez, "Diyanet'in her açıklaması siyasetin mudahalesi olarak algılanmaktadır" derken başkanlığın yeniden yapılandırılması gerektiğini soyledi. Gormez, "Sahte bal satanlarla ilgilendiğimiz kadar sahte din tuccarları ile ilgilenmiyoruz" değerlendirmesinde de bulundu.

Gormez'in Yorunge isimli dergiye verdiği soyleşiden one çıkan ifadeleri şoyle:

(C) AA/

İstismarın en kotusu, en çirkini, en aşağılık olanı din istismarıdır. Ülkemizin bir din istismarı pazarına donuşmesine asla izin verilmemelidir. Gorevde iken de yuksek sesle ifade ettiğim gibi sahte bal satanlarla ilgilendiğimiz kadar sahte din tuccarları ile ilgilenmiyoruz. Sonra da başımıza buyuk musibetler geliyor. Her inanan insanın en masum dini tezahurlerinin suç olarak değerlendirildiği, irtica ile yaftalandığı zamanlarda bunları ayırmak zordu. Ancak bugun kotu ile mucadeleden geri durmak için hiçbir mazeretimiz yoktur. Herkes bilmelidir ki din, taraftar toplama aracı değildir. DEAŞ'ın militanlarına cennet vaat etmesi ne kadar din istismarıysa bir tarikatın kendi muntesiplerine cennet vadetmesi aynı derecede din istismarıdır. Benim elimi operseniz cennete gidersiniz, sizi cehenneme gotururken ben falan tarikatın şu kolundanım derseniz, sizi salıverirler hezeyanlarını dinlemedik mi? Allah ete kemiğe burundu benim şeyhim olarak gorundu hezeyanını duymadık mı bu ulkede? Kendilerine manevi guçler atfederek insanları aldatmak din istismarı değil mi? Materyalizmin en buyuk silahı olan nudizmi meşrulaştırarak iffetsizliği ve hayasızlığı, mehdiyet altında takdim etmediler mi bu guzel ulkede? Butun bunlar din istismarı değil de nedir?

Diyanetin yapacaklarına gelince yaşadığım tecrubelere dayanarak soyleyebilirim ki Diyanet, mevcut statusu ve muktesebatıyla mevcut dili ve uslubuyla bunların ustesinden gelmekte çok zorlanmaktadır. Her şeyden once Diyanet'in her açıklaması siyasetin mudahalesi olarak algılanmaktadır. Daha yeni kurulan genişletilmiş istişare heyetinin bu konuları çok daha geniş bir şekilde ele alması zarureti olduğunu ifade etmek isterim.

' AHKAM KESEN FETVALARA DEĞİL, HİKMETLİ ÖĞÜTLERE İHTİYACIMIZ VAR'

(C) AFP 2018/ JAY DIRECTO

Din tartışmaları hiçbir zaman bu kadar usulden, metodolojiden hatta tartışma adabından, ihtilaf ahlakından kopmamıştır. Usul derken hem dini metinleri anlamak için inşa edilen usul ilimlerini, hem din ile varlık, hayat, kainat arasındaki ilişkileri hem de dil ve uslubu kastediyorum. Dijital iletişim devrimi ile her turlu bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak doğru bilgi ile yanlış bilgiyi birbirinden ayıracak kriterler, bilgiyi salih amele donuşturerek usul yok oldu. Malumatımız arttıkça cehaletimiz artmaya başladı. En kotu muhendislik, cehalet muhendisliğidir. Cehalet muhendisliği bilgi yukleyerek cahil bırakmaktır, enformatik bir cehalettir. Bizim bilgi tasavvurumuzu uç kelime birlikte ifade eder: İlim, hikmet ve marifet. Din doğru bilgiye dayanmak zorundadır. Sahih ilim olmazsa, iman da ibadet de sahih olmaz. Dinin anlatım dili ise hikmet dilidir. 'Allah'ın yoluna hikmetle çağır' buyuruluyor. Usulsuz furu bilgisi ne kadar yanlışsa, hikmetsiz hukum bilgisi de o kadar yanlıştır. Ahkam kesen fetvalara değil, hikmetli oğutlere ihtiyacımız var. Zira fetva kazai değil, diyanidir. Akıl ve felsefe olmadan hikmet olmaz. Hikmetsiz konuşanların akıl ve felsefe duşmanlığı bundandır. Gazzali der ki: 'Akıl, Allah'ın nurundan bir parçadır.' Yine der ki 'akıl içten gelen bir vahiy, vahiy dıştan gelen bir akıldır.' Akıl vahiy dengesini kurmak için İslam medeniyeti bir kutuphane dolusu kitabı miras bırakmıştır. Bu mirastan mahrum olanlar 'Aklı kenara koymadan cennet olmaz' dediler. Oysa Kur'an bunun tersini soyluyor. İnsanlar ateşe doğru giderken 'Biz peygamberi dinleseydik ve aklımızı kullansaydık cehennem ehlinden olmazdık' diyeceklerdir."