Özet (TL;DR) @ 2018-03-07T20:49:49.000Z: Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, "1766, 1894 tarihlerinde Marmara'da büyük depremler olmuş. Burası tarihte birçok depreme maruz kalmış, burada bir enerji…
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Muduru Prof. Dr. Haluk Özener, universitenin "Açık Ders" etkinliği kapsamında Bağlarbaşı Kongre ve Kultur Merkezi'nde duzenlenen "Deprem: Bildiklerimiz, Bilemediklerimiz" başlıklı programda konuştu.Kandilli Rasathanesi'nin tarihçesini anlatarak konuşmasına başlayan Özener, Sultan Abdullaziz tarafından 1868 yılında kurulan rasathanenin bu yıl 150. kuruluş yıl donumunu kutlandığını soyledi. Prof. Dr. Özener, depremle ilgili ilk kayıtların 1881'de Japonya tarafından tutulmaya başlandığını, 1895 yılında iki adet sismometre alınması ile Osmanlı'nın da kayıt tutmaya başladığını aktardı.Kandilli Rasathanesi'nin teknolojisinin 2002'den sonra hızla geliştiğini vurgulayan Özener, şunları kaydetti: "1999 yılına kadar tum Turkiye'de 30 tane deprem istasyonumuz vardı. 99'dan sonra çok geliştik. Bugun 223 istasyona ulaştık ve bu sayı yıl sonunda 230'u bulacak. Eskiden manuel olan algılama sistemlerimiz vardı. Artık butun istasyonlardan gelen uydu, GSM ve ethernet hattından gelen dijital verileri alabiliyoruz. Deprem algılama kapasitemiz çok gelişti. Kuçuk depremleri bile yakalama şansımız var. Mesela Marmara Denizi'nin içinde Japon ortaklığı ile deniz tabanına kurmuş olduğumuz sismometre cihazları ile 0,2 buyukluğundeki depremleri bile yakalayabiliyoruz."
" DOĞAL OLARAK AB SINIRLARI İÇİNE GİRMİŞ OLACAĞIZ"
Prof. Dr. Özener, "Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Anadolu plakası batıya doğru yılda 2.5 cm civarında hareket ediyor. Bu hareketten dolayı bir enerji birikiyor. Bu enerji doyuma ulaştığında deprem olarak ortaya çıkıyor. Bu hareket olmasaydı deprem olmayacaktı. Hareketin Ege'de 3.5 cm'ye doğru yaklaştığını goruyoruz. Uzun yıllar sonra jeolojik olarak, biz gormeyeceğiz ama çok uğraştığımız Avrupa Birliği'ne girme şansını elde edeceğiz. Çunku, Turkiye, Yunanistan'a yapışacak. Arada Ege Denizi kalmayacak. Doğal olarak AB sınırları içine girmiş olacağız." diye konuştu.
Rasathanenin 2017'de Turkiye genelinde toplam 34 bin 134 deprem kaydettiğini soyleyen Özener, bunun gunde 100 deprem olması anlamına geldiğini hatırlattı. Tutulan deprem istatistiklerine gore Turkiye'de ortalama her 6,5 yılda bir 7 ve uzeri, 18 ayda bir 6 ile 7 arası buyukluğunde, 50 gunde bir 5 ile 5,9 buyukluğunde, her gun ise 3'ten buyuk depremlerin olduğunu açıkladı.
" OLASI BİR MARMARA DEPREMİNDEN KAÇIŞ YOK"
İstanbul'u etkileyecek buyuk bir depremin 1900'lu yıllardan bu yana yaşanmadığını ve bunun onemli bir veri olduğunu soyleyen Özener, "1766, 1894, tarihlerinde Marmara'da buyuk depremeler olmuş. Burası tarihte bir çok depreme maruz kalmış, burada bir enerji birikiyor. Bir gun mutlaka olacak, bundan kaçışımız yok. Marmara'da 1900'lerden sonra 4'ten buyuk depremler var ama 7'lik bir deprem İzmit'ten başka gormuyoruz." ifadelerini kullandı.Prof. Dr. Özener, Marmara Denizi içinden geçen fay hattı ile ilgili bilim adamlarının farklı goruşlerinin olduğunu hatırlatarak, "Hangi fay modeline gore, neresi kırılacak? konusunda çok fazla bilinmeyen var." dedi.İstanbul'da deprem erken uyarı sisteminin bulunduğunu ancak bunun yanlış anlaşıldığını dile getiren Özener, şunları kaydetti: "İstanbul deprem erken uyarı sistemimiz' var. Marmara Denizi içinde 10 tane istasyonumuz var. İki deprem arasında, ortalama 5 saniye yıkıcı dalga arasında fark var. Bu sayede ikinci yıkıcı depremi ortalama 5 saniye onceden tespit edebiliyoruz. Bu bilgiyi de İGDAŞ gibi Marmaray gibi acil durumlarda tedbir alınması gereken otomasyon sistemlerine iletebiliyoruz. Yıkıcı bir depremin hasarlarının azaltılmasını sağlıyor. Depremin şiddetli olacağı yerleri AKOM ve AFAD'a ileterek yardım ekiplerinin nereye yonlendirilmesi gerektiğini tespit ediyoruz."
" KÖPRÜLER DEPREME KARŞI KONTROL ALTINDA"
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet koprulerinin depreme uygun yapıldığını ve depreme karşı takip edildiğini soyleyen Özener, "Bu yapılar, enstitumuzun 'Yapı Sağlığı İzleme Kurulu' tarafından farklı tekniklerle izleniyor. Herhangi bir probleme yol açacak bir tehlike olaması halinde mudahale ediliyor. Belli aralıklarla halatlar değiştiriliyor. Bu tarz onlemler alınıyor." şeklinde konuştu.Özener, Turkiye'nin bir deprem ulkesi olduğu gerçeğine vurgu yaparak, "Deprem gerçeğine gore yaşayacağız. Depremin zamanını bilemiyoruz. Depreme hazır olacağız. Ancak 1999'da yaşanan depremin ardından vatandaşlarımız, eskiye gore daha hazır, çunku eskiye gore daha bilinçli binaların deprem yonetmeliğine uygun olup olmadığına bakıyor. " dedi.Olası bir Marmara depremine karşı kentsel donuşum çalışmalarının onemine değinen Özener, şunları soyledi: "Kentsel donuşum bina bazlı değil ilçe bazlı olmalı. Tamamen bir butun olarak ele alınıp gerekiyorsa kotu zeminli, depreme dayanıksız yerleri terk edip, transfer alanları oluşturup oralarda yapılar yapılmalı. Belirli bolgeleri boş bırakmamızda fayda var." Prof. Dr. Özener, depreme karşı yapılacakların afet eğitimi altında mufredata konulmasının onemli olduğunu sozlerine ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.