Özet (TL;DR) @ 2018-03-06T12:24:49.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğu Guta'daki gelişmeler insanlığa sığar mı? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) karar alıyorlar, batsın sizin kararınız" dedi. Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin de…
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.
Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Afrika ziyaretine atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cezayir, Moritanya, Senegal ve Mali'de çok onemli goruşmeler gerçekleştirdik. Bu ulkelerin bir kısmında iş adamlarımız da bize refakat ederek, kendi alanlarıyla ilgili onemli goruşmeler gerçekleştirdiler" ifadesini kullandı.
Erdoğan, Turkiye'nin çok eski ve tarihi ilişkilere sahip olduğu Cezayir'de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, Başbakan Ahmed Ouyahia, Ulusal Halk Meclisi Başkanı Said Buhacca ve Millet Konseyi Başkanı Abdelkader Bensalah ile samimi goruşmeler yaptıklarını aktararak, "Gelecek nesillere daha iyi bir ortak miras bırakabilmemiz için Kuzey Afrika'nın parlayan yıldızı olarak gorduğum, yaklaşık 3.5 milyar dolarlık dengeli bir ticaret hacmimizin bulunduğu Cezayir ile bu tur temasları sıklaştırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
" TİCARİ İLİŞKİLERDEKİ YENİ DÖNEMİN HABERCİSİ"
Erdoğan, Cezayir'in milli enerji şirketi Sonatrach ile Ronesans ve Bayegan şirket ortaklığı vasıtasıyla Adana'da yapılmakta olan 1 milyar dolarlık petrokimya yatırımını, ticari ilişkilerdeki yeni donemin habercisi olarak kabul ettiğini soyledi.
Moritanya'da tum şehrin sokaklara inerek, kendilerini karşıladığını anlatan Erdoğan, "Yurekten gelen bir sevgiyle bağrına bastığını gormekten buyuk memnuniyet duyduk. Moritanya'da şahit olduğumuz manzara bize sorumluluklarımızın ağırlığını bir kez daha hatırlattı. Ülkemizden Moritanya'ya Cumhurbaşkanı duzeyinde ilk olan bu seyahatin, insani ve ticari ilişkilerimizin geleceği açısından bir milat teşkil edebileceğini duşunuyorum" diye konuştu.
" ORTAK BİR GELECEĞE YÜRÜYECEĞİMİZE İNANIYORUM"
Batı Afrika'nın en onemli ulkelerinden biri olan Senegal ile eskiden beri iyi ilişkilere sahip olunduğunu belirten Erdoğan, şoyle devam etti:
"Ticaret hacmimizin 250 milyon doları bulduğu bu ulkenin sahip olduğu buyuk potansiyelin gayet iyi farkındayız. Cumhurbaşkanı Macky Sall'in samimi ev sahipliğinde gerçekleşen Senegal ziyaretimizde, iş adamlarımızın bu ulkede yaptıkları yatırımları da yerinde gorme imkanı bulduk. Afrika'nın çoğu yeri gibi gerçekten ciddi bir yokluğun, yoksulluğun hukum surduğu bu ulkeyle her anlamda yapılabilecek çok işimizin olduğunu duşunuyoruz. İnşallah onumuzdeki donemde, ilişkilerimizi çok daha sıklaştıracak, Senegalli kardeşlerimizle ortak bir geleceğe yuruyeceğimize inanıyorum."
Tum ulkeler içinde en sıkıntılı ulkenin Mali olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu ulkeye Cumhurbaşkanlığı duzeyindeki ilk ziyareti gerçekleştirdiklerine işaret etti.
Mali Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita ile goruşmesinde halklar arasındaki ilişkileri geliştirme iradesini teyit ettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mali'de bulunan Timbuktu şehri Sahra çolundeki bir ilim, irfan yuvası olarak, bizim gonul coğrafyamızda ozel bir yere sahiptir. Bu ulkeyle de siyasi, insani ve ticari ilişkilerimizi, hakettiği duzeye getirmek için daha çok çalışmamız gerektiğini gorduk" ifadesini kullandı.
' 'TÜM İLİŞKİLERİ YENİ BAŞTAN KURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ"
Afrika ziyareti kapsamında gittiği ulkelerin ortak ozelliğinin 15 Temmuz darbe girişiminde Turkiye'ye verdiği destek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları soyledi:
"Bu ulkeler, FETÖ okullarını kısa surede, Maarif Vakfımıza devrederek, samimiyetlerini sozde bırakmayıp, fiiliyatta da gostermişlerdir. Kendilerine bu vesileyle bir kez daha teşekkurlerimi ifade ediyorum. Bu geziler vesilesiyle, gorduğum bir başka gerçek de Afrika'da FETÖ'nun ulkemize ne kadar buyuk bir zaman ve birikim kaybettirdiğidir. Hem Turkiye ismi ve Turk bayrağı altında uşaklığını yaptığı guçlere hizmet etmiş bir yapının tahribatını silmek hem de tum ilişkileri yeni baştan kurmak için uğraşıyoruz. Kamu kurumlarımızla, TİKA'mızla, iş dunyamızla, burslarımızla, eğitim, sağlık, tarım alanındaki desteklerimizle, Yunus Emre Vakfımızla, Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı surdureceğiz."
Afrika kıtasında tum ilişkileri kazan kazan ilkesine gore tesis etiklerini kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, "Örneğin, ihracatımızın çok fazla, ithalatımızın çok duşuk olduğu ulkelerde hemen ticaret dengemizi nasıl kurabileceğimizin yollarına bakıyoruz" diye konuştu.
Sadece almak veya sadece vermenin bu ulkelere iyilik olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil durumlarda elbette balık da vereceklerini ancak asıl balık tutmayı oğreteceklerini soyledi. Erdoğan, ancak bu şekilde Afrikalı kardeşlerinin asırlardır içine hapsedildikleri fasit daireyi kırabilmelerine yardımcı olabileceklerini bildirerek, sozlerini şoyle surdurdu:
"İşte Fransa. Bize belli noktada akıl vermeye kalkanlar, sadece Cezayir'de 5 milyon insanın katlini icra ettiler. İnşallah bu kıtayla ilişkilerimizi her alanda, surekli ileriye taşıyarak surdurmekte kararlıyız. Bize yıllarca hep 'kara' diye oğretilen Afrika'nın aslında ne kadar renkli, aydınlık, bereketli bir yer olduğunu gordukçe bu kıtayı somurenlerin insafsızlıklarını, vicdansızlıklarını, ahlaksızlıklarını çok daha iyi anlıyoruz. Bu algının Senegal'deki Goree Adası'nda sembolleştiği şekilde, tıpkı bir eşya gibi alınıp satılan, işe yaramayanların da denize atılarak kopek balıklarına yem edilen insanlara yapılan zulmu ortme gayretinin urunu olduğu açıktır.
Özellikle Afrika'nın kara değil dunyanın en renkli kıtası, orada yaşayanların da eşya değil insan olduğu gerçeğini hala gizlemeye çalışanlara inat biz Afrikalı kardeşlerimizle birlikte ortak bir geleceğe yurumeye devam edeceğiz. Bu anlayışla ilk fırsatta bu defa Afrika'nın en guneyine ineceğiz ve Afrika'nın guneyindeki ulkeleri kapsayan bir seyahati şu anda planlıyoruz. Kıtada ayak basmadık yer bırakmayana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz."
" SEFER BİZDEN ZAFER ALLAH'TAN"
Erdoğan, Turkiye'nin bir yandan uluslararası duzeydeki ilişkilerini geliştirmek için çabalarken diğer yandan ekonomisini guçlendirmeye, aynı zamanda da guvenlik politikalarını hayata geçirmeye gayret ettiğini belirtti.
Bir suredir guvenlik onceliklerinin en başında Suriye'deki gelişmelerin yer aldığına işaret eden Erdoğan, bugun 46. gunune giren Zeytin Dalı Harekatı'nda gorev alan tum guvenlik guçlerine bir kez daha Rabbinden başarılar diledi. Erdoğan, "Şuphesiz ki sefer bizden zafer Allah'tandır" diye konuştu.
" KİRLİ PAZARLIKLARIN ARACI HALİNE GETİREN TERÖRİSTLER"
Erdoğan, şu ana kadar 700 kilometrekarenin uzerinde bir alanın teroristlerden temizlendiğini ve kontrol altına alındığını, 2 bin 872 teroristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.
TSK ve jandarma personelinden 41 askerin, Özgur Suriye Ordusu'ndan (ÖSO) 159 kardeşinin şehit olduğunu ifade eden Erdoğan, tum şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı diledi.
Erdoğan, şehitleri Arif Nihat Asya'nın, "Şehitler tepesi boş değil/Toprağını kahramanlar bekliyor./Ve bir bayrak dalgalanmak için/Ruzgar bekliyor/Destanı oksuz, sukutu derin meçhul askerin; /Turbesi yakışmış bu kutlu tepeye /Yattığı toprak belli/Tuttuğu bayrak belli/Kim demiş meçhul asker diye?" dizeleriyle ve fatihalarla yad ettiklerini soyledi.
Duanın aminini Mehmet Akif Ersoy'un, "Millet için ordum etti mi sefer/Kukremiş arslan kesilir her nefer/Doktuğu kandan goğe vursun zafer/ Toprağa bir damlası boşa akmasın/Amin desin hep birden yiğitler/Allahu ekber/ gokten şehidler/ Amin. Amin/ Allahu ekber. Allahu ekber" dizelerini okuyarak yapan Erdoğan, "Doktuğu kanın tek damlası dahil boşa gitmeyen bizim askerimizin yattığı toprak da tuttuğu bayrak da hamdolsun bellidir. Ruhunu ve bedenini kirli pazarlıkların aracı haline getirmiş, kime hizmet ettiği belli olmadan, geberip giden teroristleri kimse hatırlamayacak. Ama biz şehitlerimizin hatıralarını, ilelebet kalbimizde ve destanlarımızda yaşatacağız" ifadelerini kullandı.
" GÜVEN VE HUZUR ADASI"
Zeytin Dalı Harekatı'nda gelinen nokta itibarıyla teror orgutunun sınırlarıyla olan irtibatının artık tamamen kesildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Örgutun ciddi yığınak yaptığı, direniş gosterdiği yerler arasında bulunan Raco ve Şeyh Hadid, buyuk çarpışmalar sonucu teroristlerden temizlendi. Son gunlerdeki onemli gelişmelerden biri de hem bolgenin kontrolu hem de orgutun hareket kabiliyetinin sınırlanması bakımından kritik oneme sahip, Meydanlı Barajı çevresinin ele geçirilmesidir. Yine onemli direnç noktalarından olan Cinderesi'ne yonelik baskı, ciddi şekilde arttı. Hem havadan hem karadan Cinderesi'ndeki teroristler surekli sıkıştırılıyor. Çok yakında burası da temizlenecek ve boylece Afrin şehir merkezinin kuşatması onunde bulunan en buyuk engellerden biri daha aşılmış olacaktır. Bundan sonra sıra Afrin şehir merkezinin kuşatılarak orada yuvalanmış teroristlerin başlarının ezilmesine geliyor.
Harekatın bundan sonraki kısmının çok daha hızlı şekilde yuruyeceğine inanıyorum. Kahraman askerlerimizin, teroristlerin boyunduruğundan kurtardıkları her yerde, bolge halkı tarafından nasıl sevinçle karşılandıklarını sizler de goruyorsunuz. Askerlerimizin kanları pahası ele geçirdikleri yerlere diktikleri şanlı bayrağımızın dalgalandığı her yer, adeta bir guven ve huzur yuvası haline donuşuyor. Şair diyor ya 'Dalgalandığın yerde ne korku ne keder/Golgende bana da bana da yer ver/ diyor ya. İşte Afrin'de de onun golgesine sığınan korkudan ve kederden azat oluyor. Silahlı kuvvetlerimizin Genelkurmay Başkanı'ndan diğer kuvvet komutanlarına varıncaya kadar bolgede operasyonu yoneten tum komutanlarımıza, eratımıza hepsine A'dan Z'ye şahsım ve milletimizin adına şukranlarımızı sunuyorum. Şuphesiz ki ÖSO'yu bir yere koymak mumkun değil. Ana muhalefetin başındakiler veya temsilcileri, ÖSO'ya bir teror orgutu yakıştırmasını yapacak kadar densiz olsalar da bizim için onlar bizim o mucadeledeki en onemli kardeşlerimizdir, beraber bu mucadeleyi verdiğimiz kardeşlerimizdir."
Erdoğan, Afrin'de atılan her adımda çıkan manzaranın operasyonun ne kadar doğru, haklı ve zamanlamasının ne kadar isabetli olduğunu gosterdiğini ifade etti.
Bugune kadar Turkiye'nin operasyonlarında, kastı olarak tek bir sivilin zarar gorduğunu kimsenin iddia edemeyeceğini belirten Erdoğan, başka guçler tarafından başka yer ve zamanlarda gerçekleştirilen zulumleri sosyal medyada Turkiye'ye mal etmeye çalışanların, maskesinin anında duştuğunu dile getirdi.
"Hakikatler ortaya çıktığında, yalanlar guneşe maruz kalmış kardan adam misali, hızla eriyip buharlaşmaya mahkumdur" diyen Erdoğan, Turkiye'ye yonelik ithamların, iftiraların, yalanların, saldırıların hiçbirinin karşılıksız bırakılmaması ve gerçekleri ortaya koyarak cevabının verilmesi gerektiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dunyanın herhangi bir yerindeki tek bir kişinin bile, bu yalanlara inanarak Turkiye ve Turk milleti ile ilgili yanlış kanaatlere sahip olmasına gonullerinin razı gelmeyeceğini aktararak, "Biz doğruları soyleyelim, buna rağmen yalanların peşinden gitmek isteyenler varsa da kendileri bilir" ifadesini kullandı.
Turkiye'nin PKK/PYD ve DAEŞ teror orgutlerine yonelik sınır otesi operasyonlarının, içeride ve dışarıdaki pek çok kesimin gerçek yuzunu de ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, Amerika'da yaşayan bir kişinin devletinin Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de, Afrika ve Guney Amerika'nın nice yerlerinde, okyanusların derinliklerinde, binlerce kilometre otede yaptığı operasyonları kendi guvenliğinin bir gereği olarak gorduğunu vurguladı.
Erdoğan, Turkiye'nin sınırlarının sıfır noktasında, hatta sınırlarını aşan teror tehditlerine karşı harekete geçtiğinde ise karşılarına bambaşka bir goruntu çıktığına dikkati çekti.
ABD'nin Afganistan'daki operasyonlarının 17'nci yılını geride bıraktığını, Irak'taki operasyonlarının ise neredeyse 18 yıla ulaştığını belirten Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
"Kimse, Amerika'ya bu kadar uzun operasyon olur mu, ne işin var burada' diye soyledi mi? Bunlarla sınır mı komşu mu? Değil. 10 bin kilometreye aşkın bir yerden kalkıp buraya geliyorsun. Benim, 911 kilometre sınırım sadece Suriye ile var, 350 kilometre sınırım Irak ile var. Oradan biz surekli taciz edileceğiz. Biz kalkıp bunlara karşı sessiz duracağız oyle mi? 'Bulunduğunuz yerlerden, hemen çekilip gidin' dediklerini duydunuz mu? Ama her gun Turkiye'ye 'Afrin Operasyonu uzun surdu, hemen bitirip, çekilin' çağrısı yapılıyor. Turkiye'nin sınırlarının hemen yanı başındaki bu olaylara rağmen bunu soyleyenler acaba diğer ulkelerin binlerce, on binlerce kilometre oteden hissettikleri tehditlerden daha mı onemsiz? Turkiye'nin topraklarına duşen bine yakın fuze, top ve havan mermisinin etkisi onların topraklarına tabii asla ulaşamayacak. Boyle bir uzaklıkta, bunlara, bu tur muhimmatlar tabii ki ulaşmıyor ve boyle bir rahatsızlıkları da soz konusu değil. Teror orgutlerinin saldırılarında hayatlarını kaybeden, yaralanan vatandaşlarımızın onların insanlarının canından daha mı kıymetsiz? Suriye'de alçakça katledilen 1 milyon çocuğun, kadının, yaşlının, sivilin topunun birden hayatının değeri onlar için ne ifade ediyor. Kapılarını kapattıkları multecilerin niçin evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kaldıklarını hiç duşunuyorlar mı acaba?"
Turkiye'nin 7 yıldır 4 milyon civarında sığınmacıyla yuksunmeden ev sahipliği yaparken onların 3-5 multeciyi alıp almamanın kavgasını verdiğine değinen Erdoğan, Ege'de son 6 yılda "168 bin sığınmacıyı denizden toplayıp guvenli bir yere ulaştırdıklarını, Akdeniz'in karanlık sularında yitip giden sayısız insanın vebalini de omuzlarında hissettiğini" ifade etti.
" SİZ ORALARA ANCAK OLSA OLSA 6. FİLO İLE GELİRSİNİZ"
Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Siz boyle bir şey yapabildiniz mi? Hanginiz acaba, Ege'de Akdeniz'de olumle baş başa olan insanları topladınız. Siz oralara ancak olsa olsa 6. Filo ile gelirsiniz, uçak gemilerinizle gelirsiniz. Avrupa ulkelerinin sahil guvenlik birimleri sığınmacıların botlarını delip, onları denize, olume terk ederken, biz hiçbir on şart aramaksızın her masumun canını kurtarmanın peşindeyiz. Zira biz şunu biliyoruz; bir canı kurtarmak tum insanlığı kurtarmak gibidir. Bu bizim aynı zamanda itikadi bir yaklaşımımızdır. Ama onlarda boyle bir anlayış yok. Aramızdaki fark bu. Biz ne olursa olsun yaşatmanın, onlar ise sadece kendi konforlarını korumanın derdindeler. Aradaki fark bu."
Turkiye'nin Afrin'de, El-Bab'da ne yaptığını, Menbiç'te, Aynel Arap'tan Kamışlı'ya kadar Suriye sınırları boyunca her yerde ne yapmak istediğini milletin de dostlarının da gayet iyi bildiğinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Aslında ulkemizin amacının, teror orgutleri ve onların arkalarındaki guçler de farkındalar. Bizim bolgeyi asli sahibi olan Suriyeli kardeşlerimizin yaşayabileceği guvenli, huzurlu, alt yapıdan konuta kadar her bakımdan insani şartlara sahip bir yer haline getirmek istediğimizi herkes biliyor. Bunları onlarla konuştuk. Batılılarla da konuştuk. Amerika, Rusya, onlarla da konuştuk. Tabii teror orgutlerinin ve arkalarındaki guçlerin derdi Suriye halkının esenliği ve geleceği olmadığı için bu çaba onların işine gelmiyor."
Erdoğan, yaptığı konuşmada, Doğu Guta'daki yaşanan olaylara da değindi. "Doğu Guta'daki gelişmeler yenilir yutulur mu? Acaba Doğu Guta'daki gelişmeler insanlığa sığar mı? Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi'nde (BMGK) karar alıyorlar; batsın sizin kararınız. İşleme konulmayan kararın insanlık için ne anlamı var? Siz insanlığı aldatıyorsunuz, kandırıyorsunuz. Biz boşu boşuna 'dunya beşten buyuktur' demiyoruz, anlamı bu" ifadelerini kullanan Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:
"İkinci Dunya Savaşı'ndan bu yana tum insanlığı dalga geçer gibi koymuşlar onune, diyorlar ki 'Biz beş ulkeyiz, dunyayı biz yonetiriz, biz ne dersek o olur. Dort tanesi bir şey soyluyor, bir tanesi aykırı bir şey soyluyor, o iş bitmiştir. Boyle bir anlayış olur mu? Hadi gelin samimiyseniz, durustseniz bu dunyayı dunya yonetsin. Tum dunyadaki ulkeler, şu anda bu beş ulkenin, 20 demiyorum, beş ulkenin sahip olduğu haklara onlar da sahip olsun. Donerli bir şekilde bu yapılsın, halledilsin. Bunu biz şimdi dunyada goruştuğumuz liderlere soylediğimizde hepsi de 'haklısınız' diyor, 'hadi sesinizi çıkartın' dediğimiz zaman hiçbiri sesini çıkartamıyor. Niye? Dunya adeta bir korkular dunyası olmuş. Bir korkular hegemonyası var ve bunun karşısında hiçbir ulke sesini çıkarmıyor. Hiçbir lider kalkıp, konuşamıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudus konusunda 128 ulkenin sesini çıkarttığını ve tavrını ortaya koyduğunu hatırlatarak, aynı şekilde bu tavrı bir de "dunya 5'ten buyuktur" anlayışı için ortaya koymalarını istedi.
Turkiye'nin, yalnız kalsa bile uzerine duşeni yapacağını dile getiren Erdoğan, "La galibe illallah. Allah'tan başka galip yoktur" bilinciyle olaya baktıklarını soyledi.
"Onların tankları, fuzeleri, topları, uzaylara giden şusu busu, her şeyi olabilir. Teknoloji olarak her şeyi olabilir, olsun... Bizim Allah'ımız var. Olaya boyle bakacağız ve boyle yuruyeceğiz" diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
"Ülkemizin sınırları boyunca kurulmaya çalışılan teror koridorunun, rejimle de buyuk olçude anlaşma sağlandığına gore, tek bir hedefi olabilir; o da Turkiye'dir. Nitekim Afrin'de ele geçirdiğimiz yerlerdeki tum tahkimatlar tum tuzaklar tum silahların namluları ne yazık ki ulkemize donuktur. Hani dosttunuz; boyle mi dosttuk. Hani biz muttefiktik, hani NATO'da beraberdik? Bunların hepsi aynen deve kuşu gibi.
Rakka tarafındaki petrol sahası kavgasını saymazsanız Fırat'ın doğusunda da aynı durum geçerlidir. Şimdi gelin, hep birlikte oturup, duşunelim. Avrupa Birliği ile olan koklu ilişkileri sebebiyle batı blokunda yer alan NATO uyesi olan ulkemize yonelik boyle bir hazırlığın yapılmasını biz nasıl DEAŞ ile Suriye'nin istikrarı ile guvenlik kaygıları ile izah edebiliriz. Buradaki hedef çok açıktır ki Turkiye'dir. Turkiye'nin toprak butunluğudur. Turkiye'nin birliği, beraberliği, bekası ve kalkınmasındaki azmidir, gucudur. İstedikleri kadar yalan soylesinler. İstedikleri oyalama taktiğini kullansınlar, istedikleri diplomasi oyunlarını oynasınlar. Biz bu gerçeği goruyoruz ve her fırsatta da yuzlerine vuruyoruz, vurmaya devam edeceğiz."
Erdoğan, sahalardaki butun politikaları bu doğrultuda belirlediklerinin altını çizerek, "Artık bizi kimin ne dediği değil, kimin ne yaptığı ilgilendiriyor. Gozumuzun içine baka baka soylenen yalanlardan artık gına geldi. Onun için de somut uygulamasını gormediğimiz hiçbir sozun, hiçbir goruşmenin, hiçbir mutabakatın bizim nezdimizde bir kıymeti, harbiyesi yoktur. Yıllardır topraklarımızda başaramadıklarını şimdi sınırlarımız otesinden gerçekleştirmeye çalışanlara meydanı bırakmayacağız. Nasıl yıllardır içimizdeki fitnelere geçit vermediysek, 81 milyon tek yurek, tek ses olarak ezanımıza, bayrağımıza, istiklalimize, istikbalimize sahip çıktıysak, dışarıdan gelen tehditleri de aynı şekilde karşılamakta kararlıyız" diye konuştu.
15 Temmuz'u Turkiye için bir milat olarak gorduğunu, 15 Temmuz'un bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Erdoğan, Turkiye'nin 15 Temmuz'dan onceki Turkiye olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çelikten bir kutle gibi uzerine gelen darbeyi, çıplak elleriyle durdurup, puskurten, şehadeti şeref sayarak olumun uzerine giden Turk milletini yolundan dondurecek hiçbir guç tanımadıklarını vurgulayarak, "15 Temmuz'un hemen ardından once Fırat Kalkanı Harekatı, şimdi Zeytin Dalı Harekatı konusunda ulkem ve millet olarak gosterdiğimiz sağlam duruş bunun en buyuk ispatıdır. Özgurluk mucadelesi silah değil, yurek işidir yurek, iman işidir, iman. Elhamdulillah bizim hem silahımız var hem de kor gibi, ateş gibi yanan yureğimiz, tunç gibi sağlam imanımız var" dedi.
Erdoğan, Turkiye'yi ve Turk milletini, hiçbir koklu devlet geleneği bulunmayan, kendi aralarındaki didişmeler hariç ciddi bir mucadele birikimi olmayan topluluklarla karıştıranlara verilecek cevaplarının olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti:
"Unutmayın, biz her an atılacak her adıma hazır bir ulkeyiz, hazır bir milletiz. Eğer boyle bir devlete, boyle bir millete karşı 3-5 teroristi ve çapulcuyu tercih edenler varsa, hiç şupheleri olmasın ki bu cevabı onların da yuzlerine, yureklerine çok yakında çarparız. Bunu da bilsinler.
Hz. Peygamber'in Hicret sırasında kaldıkları mağarada, Hz. Ebubekir'i teskin etmek için ifade ettiği ve yuce kitap Kitab-ı Furkan'da da zikredilen, 'La tahzen innallahe meana', 'korkma Allah bizimle beraberdir' ayeti var ya, işte bu lafzın 'korkma' kısmının İstiklal Marşımızın başına yerleştirilmiş olmasının sebebi de işte budur. Yani birileri burada farklı yerlere çekip, bunu, hani, beşer planındaki korkmak korkmamak gibi anlayıp da o 'korkmadan' almasın. Oradaki korkmanın dayandığı yer ifadesiyle, bu orada geçmiştir. Merhum Akif, onu o anlayışla oraya yerleştirmiştir, onunla İstiklal Marşı başlamaktadır. Rabbimize olan teslimiyetimizin de o bir semboludur aslında.
Rabbime teslim olanı korkutacak hiçbir guç, yoktur. Biz işte boyle bir millet olduğumuzu tarih boyunca sayısız defa ispatlamış bir halkız. Onun için yurdumuzun uzerinde tuten en son ocak sonmeden, milletimizin değerlerine ve vatanımızın her karış şehit kanları ile sulanmış mubarek topraklarına kimsenin el uzatamayacağına yurekten inanıyorum. Milletimizin bağrından çıkan askerimizin her başarısı bu gerçeğin altının bir kez daha çizilmesi anlamına geliyor. Rabbim milletimize, ulkemize, askerimize guç ve kuvvet versin, her turlu kazadan, beladan, fitneden korusun diyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika'dan Afrin'e kadar Turkiye'nin geleceği için her yerde ve her konuda yoğun mucadele yuruturken, ulkede giderek çapı ve seviyesi duşen ana muhalefet gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını gorduklerini soyledi.
"Her defasında acaba bu sefer farklı olabilir mi diye umit ediyoruz" diyen Erdoğan, ulkenin ve milletin bekasını ilgilendiren her kritik konuda, CHP'nin yanlış tarafta bulunduğunu gormekten uzuntu duyduklarını vurguladı.
Recep Tayyip Erdoğan, siyasi partilerin seçimlere ittifakla girebilmelerinin temini için ilgili kanunlarda değişiklik yapılması konusundaki duzenleme sırasında da benzer bir manzara ile karşılaştıklarını ifade etti.
Seçimlere ittifaklı girilebilmesi konusunun, ne AK Parti'ye ne de başka bir partiye munhasır olmadığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu daha once farklı şekillerde uygulanmadı mı? Uygulandı. İlk defa mı yapılıyor? Yok. Arzu eden tum partiler, aralarında boyle bir ittifak kurabilirler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde zaten doğal olarak gerçekleşecek bu ittifakın milletvekilliği seçimlerine teşmili, yurutme erkinde sağladığımız istikrarı yasama organında da mumkun kılacak bir imkandır.
Bu işin bir başka faydası da geçmişte kimi seçimlerde zaten yapılan ama adeta hulle yontemi kullanılan seçim ittifaklarının hukuki zemine kavuşturulmasıdır. Eskiler, 'once refik sonra tarik' derler. Biz gittiğimiz yol kadar, bu yola kimlerle gittiğimize de bakıyoruz. Seçim ittifakı konusunda MHP ile birlikte oluşturduğumuz bu ittifak, şu anda kararlı bir şekilde Mecliste yuruyor. Niye birileri rahatsız oluyor, neden, niçin? Ayrıca BBP de Cumhur İttifakı'nı desteklediğini açıkça ilan etti. Bu çatının altında olmasını arzu ettiğimiz partiler, eğer kendilerine başka bir yol veya yol arkadaşı seçiyorlarsa, onlara da gule gule demekten başka elimizden bir şey gelmez."
Erdoğan, iyi niyetilerini ve samimiyetlerini, hatta ısrarlarını defaatle ortaya koyduklarına dikkati çekerek, "Önumuzdeki donemde sadece seçimlerden başarıyla çıkman��n yollarını arayacak, onunla birlikte ulkemizi hedeflerine ulaştıracak reformların da hazırlıklarını yuruteceğiz. Burada tabii bir şeyi ozellikle ifade etmem lazım. Biz ulkemizde her şeyden once, azami muştereklerimizin olduğu siyasi hareketlerle, siyasi partilerle beraber olmanın ittifakını kuruyoruz, asgari muşterekler değil. Onlarla beraber olamayız. Biz azami muştereklerimizin olduğu siyasi hareketlerle beraber olma kararını verdik, adımı da bunun için boyle attık. Biz ummetin ve milletin birliğini ve beraberliğini sağlamanın adımını atıyoruz. Bu ittifakın da buna hizmet ettiğine inanıyoruz" diye konuştu.
"AB şayet kendisi oyun bozanlık etmemiş olsaydı, Turkiye bugun AB ulkesi olarak kuresel siyasetteki yerini alacaktı" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları soyledi:
"Aynı şekilde ABD tercihlerini yanlış kullanmamış olsaydı, hem kendimiz hem dostlarımız için, bolgede işler çok daha başka turlu gelişecekti. Rusya ve İran'la anlaştığımız ve birlikte olduğumuz hususlar var. Anlaşamadığımız ve dolayısıyla karşı karşıya geldiğimiz konular da var. Turkiye'nin hiçbir ulkeye ve uluslararası kuruma karşı onyargısı yoktur. Biz herkesle konuşmaya, iş birliğine, ortak projelere varız. Yeter ki bizim hassasiyetlerimize saygı gosterilsin. Asgari muştereklerin zemini azamiye donuşsun. Gerisine, halledilebilecek meseleler olarak bakıyoruz, çozeriz onları."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turkiye'yi, teror orgutleriyle mucadelesi ve S-400 hava savunma sistemlerini alması dolayısıyla eleştirenlerin, donup kendi yaptıklarına bakmaları halinde Turkiye'nin haklılığını kabul edeceklerini bildirdi. Erdoğan, "Sen kalkacaksın, Yunanistan'ın S-300'leri gundeme geldiğinde - şu anda S-300'leri var - Yunanistan'a ses çıkarmayacaksın, Turkiye S-400'leri alacağı zaman, sizlerden istendiğinde vermeyeceksin ama Rusya'dan S-400'leri alma yoluna gidince, anlaşınca, 'NATO ulkeleri için bu yanlıştır' diyeceksin" dedi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in, "Hayır, Turkiye bu konuda ozgurdur istediği gibi hareket eder" sozune rağmen diğerlerinin "Yaptırım uygulayabiliriz" dediğini aktaran Erdoğan, "Boyle ittifak, boyle bir dayanışma soz konusu olabilir mi? Bunların hepsi bugune kadar yanlış alışkanlıklarıdır. Ama bu yanlış alışkanlıklar, kusura bakmasınlar, bize geçmez. Biz yolumuza devam edeceğiz. Bu yonde sorgulamalara da gelemeyiz. Biz bu sureçte sağlam duracak, taviz vermeden kendi hedeflerimize doğru yurumeyi surdureceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, ekonomiden buyuk projelere kadar her konuda reform gundemlerine sıkı sıkıya sahip çıktıklarını vurgulayarak, "Ana muhalefet partisinin, milli politikalarımızı golgeleme, ulkemize saldıranlara malzeme sağlama misyonu canımızı sıkıyor olsa da zerre kadar oneme sahip değildir. Bu partinin yoneticilerinin, daha bugunden seçim sonuçlarını golgelemeye yonelik çabalar içine girmeleri, 2019 ile ilgili ipuçları vermeye yetiyor" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında yapılacak seçimler kapsamında parti teşkilatına ve partiye gonul vermiş herkese çok onemli gorevler duştuğunu belirtti. Erdoğan, urkutucu değil kucaklayıcı olunmasını ve milli ittifakın sağlam zeminde ilerlemesinin adımlarının beraber atılmasını istedi.
En geç yıl başında belediye başkanlıkları için seçim iklimine girileceğine işaret eden Erdoğan, hemen ardından da cumhurbaşkanılığı ve milletvekilliği seçimlerinin geldiğine değindi. Erdoğan, "Kaybedecek tek bir saatimiz, gunumuz yoktur. Şahsım bir yandan, Sayın Başbakanımız ve diğer arkadaşlarımız, il ana kademe ile kadın kolları ve gençlik kolları kongrelerimize iştirak ediyor ve bu sureci yurutuyoruz" dedi.
8 MART D ÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Tum kadınların Kadınlar Gunu'nu tebrik eden Erdoğan, "Bizim için kadın her şeyden once insandır. Kadının, gasbedilen her hakkı, tum insanlığa yoneltilmiş bir tehdittir" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti:
"Kadının maruz kaldığı her zulum her adaletsizlik tum insanlığın onuruna vurulmuş bir darbedir. Üstelik kadın, diğer ozelliklerinin yanı sıra anne ve eş sıfatlarıyla toplumda ayrı ve çok ayrı bir konuma sahiptir. Dunyada kadınlarla ilgili sorunların bu derece tartışılmasının, bu konuda ifrat ve tefrit noktasında, çok farklı uçlara savrulmasının ve boyle bir anlayışın yaşanmasının sebebi işte bu temel bakış açısındaki eşitliktir. Erkek ile kadını, tıpkı bir bedenin iki yarısı gibi duşunduğunuzde fonksiyonlarında farklılıklar olmakla birlikte, aslında ikisinin aynı olduğunu goruruz. Hatta daha da otesi biri olmadan diğerinin bir anlamı yoktur. "
Erdoğan, İslam inancında insana dair mukellefiyetler ve mukafatlar sayılırken daima kadın ve erkeğin birlikte zikredildiğini aktardı.
Kadınlarla ilgili zaman içerisinde ve tamamen farklı kaynakların etkisiyle ortaya çıkan yanlış anlayışları ve uygulamaları hakikatin kendisi olarak asla kabul etmediklerini belirten Erdoğan, "Bizim için tek hakikat insanlar arasında derisinin rengine, kokenine, diline, boyuna, posuna, butun bunlara gore ayrım yapılamayacağı gibi cinsiyetine gore ayrımcılığın olamayacağıdır. Bunun tersini duşunen, iddia eden, boyle davranan kim olursa olsun, inancımıza da medeniyetimizin ozune de kadim kulturumuzun ruhuna da ters duşmuş olur" diye konuştu.
Kadınlarla ilgili tum ayrımcı anlayışları ve uygulamaları ortadan kaldırarak bu konudaki yanlışların kokunu kurutmayı istediklerini ifade eden Erdoğan, Hazreti Muhammed'in, "Cennet annelerin ayakları altındadır" hadisini anımsattı.
" ANNELERİNİZİN AYAKLARININ ALTINI ÖPÜN"
Erdoğan, İslam dininin cenneti anneye teslim ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Ben de diyorum, annelerinizin ayaklarının altını opun. Annelere ihanet edenler son zamanlarda biraz artmaya başladı. Televizyonların yayınları da bu işi iyice zıvanadan çıkarıyor, onun için medyaya da sesleniyorum; lutfen, bu yayınlarınızı şoyle kesintiye uğratın. Yoksa milleti çileden çıkartacaksınız. Ama ben buradan milletimize sesleniyorum, annelerinizin ayaklarının altını opun. Anneler nazlıdır, çeker ayaklarını, çektikleri zaman sen de annene de ki "Anne cennetin kokusunu bana çok mu goruyorsun?"
C İNDERES HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.