Özet (TL;DR) @ 2018-02-27 09:46:41.858050: Zafer Algöz, güldürmeye devam ediyor. Son olarak “Görevimiz Tatil”in Sıtkı Mutlu’su olarak izleyici karşısına çıkan Algöz’ün bir hayali de gerçek oldu ve bu filmde başrolü eski dostu Demet Akbağ ile…
◊ Koyu Be şiktaş taraftarı olduğunuzu herkes biliyor. Önce en guncel konudan, Bayern Munih-Beşiktaş maçından başlayalım.
- Maç 15'inci dakikadan sonra koptu. Çunku Şampiyonlar Ligi'nde, bir takım 10 kişi kaldığı andan itibaren durum zorlaşır. Hele bir de Bayern Munih gibi buyuk bir takım karşısındaysa... 11 kişi oynasaydık, Bayern'i çok zorlardık. Talihsiz bir kırmızı karttı. Sağlık olsun ama, iki yılda Şampiyonlar Ligi'nde çok onemli işler yaptı sonuçta Beşiktaş. Şu ana kadar yaptıklarından oturu bir Beşiktaşlı olarak yonetimine, Şenol Hoca'ya, futbolculara helal olsun diyorum.
◊ Ona ra ğmen rakibiniz maçı son anına kadar bırakmadı, farklı galibiyet aldı.
- Onlar da işi şansa bırakmak istemedi çunku... Biliyor ki İstanbul atmosferi onlar için zorlu olacak. O yuzden de ilk maçta fırsatı bulmuşken fark yapmaya gittiler. Doğalı da budur. Profesyonellikte, belli bir farktan sonra oyunu yavaşlatıp tempoyu duşurursen, bu resmen rakibe hakarettir. Tam tersine surekli golu kovalayacaksın. Maçta defansa kapanıp insanları yıldırabilirdi Beşiktaş. Oyun seyrinin keyfi kaçabilirdi. Onlar da kolaya kaçmadılar. Boyle bir şey yapmadıkları için de gurur duydum. Önemli olan bundan sonrası.

" SABAH BESİM, ÖĞLEN SITKI OLAMAM" DEDİM ÇEKİM ERTELENDİ
◊ "Gorevimiz Tatil"e gelelim. Bu kez Sıtkı Mutlu olarak goreceğiz sizi. "Cimri" dediler karakter için, "ailesini tatile bile goturmuyor" dediler ama bildiğiniz sıradan vatandaş Sıtkı Mutlu...
- Sıradan vatandaşı cimri diye mi nitelendireceğiz yani? Adamın ailesini tatile çıkaracak ekonomik gucu yok ki. Kuru temizlemecide çalışıyor. Karısı ev hanımı. Bu adam kirada oturuyor, kuçuk bir işi var, iki de çocuk okutuyor. Kendimi Sıtkı'nın yerine koyuyorum, adamın sinekten yağ çıkarması lazım, başka yolu yok. O yuzden tatile gorev gozuyle bakıyor. Belki de sorun bizde...
◊ Hangi anlamda?
- Tatile luks gozuyle bakıyoruz ama aslında bir ihtiyaç.
◊ S ıtkı da bir çozum buluyor sonunda ama...
- Bu ekonomik zorlukta bari karavanla gidelim Antalya'ya diyor. Onun da ucuzunu seçmeye çalışıyor. Yolda, zeytinliklerin imara açılıp açılmaması konusunda tartışma yaşanan bir koye de uğruyor ve o tartışmada taraf oluyorlar. O bolum senaryoda beni en çok etkileyen noktalardandı. Bu arada "Arif v 216"dan bir hafta sonra başladık "Gorevimiz Tatil"in çekimlerine. Aslında boş gunlerimde başlamak istiyorlardı ama "Sabah orada Besim Bey, oğlen burada Sıtkı Bey olamam" dedim. O kadar yetenekli oyuncu değilim, ikisi birbirinden ayrılmalı diye duşundum (guluyor).
◊ Eski dostunuz Demet Akba ğ ile sonunda aynı filmde buluştunuz...
- Demet'le oynama fikri etkileyiciydi gerçekten... "Turkiye'de beğendiğim kadın komedyenler Demet Akbağ, Yasemin Yalçın, Demet Evgar" demiştim, yanlış anladılar. Kıymetli buluyorum bu isimleri. Oynadıkları zaman tipi karakter haline getiriyorlar. Onların bir alt hatta iki alt kuşağında da komediyi oynayan, deneyen arkadaşlarımız var. Onlara da saygı duyuyorum. Yoksa kimsenin yaptığı işe ve beğenilerine karışmam. Benim haddim değil.
◊ Bir anlamda Demet Akba ğ'ı çağırdınız yani.
- Çunku Demet benim gençlik yıllarımdan arkadaşım. Erkan Can, Olgun Şimşek, o, çocukluk arkadaşlarıyız. İstanbul'a gelince ilk Olgun ve Demet'i tanıdım. Erdal ve Gurdal Tosun kardeşlerimizi kaybettik. Bunca zaman niye hiç birlikte çalışmamışız, ona biz de şaşırdık.
◊ Film aile i çi iletişimsizliğe de değiniyor, çevre hassasiyetine de...
- Twitter'da okudum. Beşiktaş'ta 8 saat elektrik kesilince bir genç kız şoyle yazmış: "Beşiktaş'ta elektrik yok, internet de yok. Annem, babam ve kardeşimle aynı salondayız. Hepsi çok iyi insanlarmış!" Şimdi sadece parmaklar çalışıyor. Artık buna bağımlı hale geldik. Memleketin gundeminde bir şey oldu mu, acil bir durum var mı, elimiz hep telefona gidiyor. İnşallah filmimiz Turkiye'de doğanın korunmasına, zeytin ağaçlarına sahip çıkılmasına, kadınların sadece evde iş yapmaktan ibaret olmadıklarını anlamalarına vesile olur. Belki karavan kulturuyle tatil yapmanın imkanlı olduğu da anlaşılır boylece. Ama iş seyircide biter. Hayırlı olsun.

A ĞIR VASITA DAHİL HER T ÜRLÜ ARACI İYİ KULLANIRIM
◊ Hep pilot olmak istedi ğinizi belirtirdiniz ama oğrendim ki otobus, kamyon falan kullanabiliyormuşsunuz. Filmde de karavan size emanetmiş.
- Ağır vasıta dahil her turlu aracı çok iyi kullanırım. Otobus, kamyon, TIR... Gençlikte boyle deneyimlerim oldu. Rahmetli Selahattin eniştemizin yolcu otobusunu bile kullandım. Yozgat ile ilgili bir film yapmıştık, orada da belediye otobusunun direksiyonundaydım. Konservatuvarda oğrenciyken, okulun otobus şoforu Yunus abi kapris yapar da gelmezse, otobusu kaçırır, gereken kostumleri ben alır gelirdim. O yuzden burada karavanı kullanmak çocuk oyuncağı gibi geldi.
◊ Gen çlikte biraz serseri miydiniz?
- Otobusu kaçırmak işin esprisi. Yunus abi otobus kullandığımı bildiği için bozmuyordu beni (guluyor).
◊ Bu an ıları bir kitapta toplar mısınız?
- Başka hikayeler yazdım. "Haşırt Dı Bilekbord" kitabımı geçen sene yayınladık, 12 baskı yaptı. Çok şaşırtmıştı o beni. Çunku bu kadar çok beğenilip okunacağını tahmin etmemiştim. Bazı hikayeler o kitaba sığmadı. İkincisini yazmam için ısrar gelince harekete geçtim. İlk iki kitabımın isim babası Cem Yılmaz, buradan ona da teşekkur ediyorum.
ALMANLAR İZLERKEN KAFAYI YED İLER
◊ Şahan Gokbakar'ın yorumu espriliydi ama siz belli ki Ayça Tekindor'a kırılmışsınız.
- Şahan'la tanışmıyoruz zaten. Kimse kusura bakmasın, eleştiri adı altında yapılan bir saygısızlık var ortada. İyi bir film "Arif v 216". Almanlar "Turkiye'de boyle film yapılıyor mu" dediler, izlerken kafayı yediler. Almanca altyazıyla ağızları açık izlediler filmi. Kendi sinemamız adına hoşuma gidiyor bu. Acımasızca eleştirildiğinde de dayanamıyor yanıt veriyorum. Belki hep susmak en doğru olanı. Bazıları da diyor ki sen Cem Yılmaz'ın avukatı mısın? Ben kendi işimin avukatıyım. Hangi filmin içinde olursam olayım, arkasında dururum. Bu filmin de arkasındayım. Elbette eleştiri yapabilirsin ama hakaret edemezsin.
Ç OCUKLAR CAN BEY'İN DE ÜÇ KiTABI VAR, ALIN AYIP OLMASIN
◊ Kitaplar ın isim babası Cem Yılmaz, edebi rakibiniz Can Yılmaz... - Can Yılmaz ile edebi bir rekabetimiz var, doğru. O da "Dostluğumuz baki ama edebiyat dunyasında pasta çok kuçuk, orada rakibiz" diyor. Geçen hafta Ankara'da iki imza gunu yaptık. İkisi de 8'er saat surdu. Selfie çektirmeye alışığım da şimdi yeni bir trend çıkmış. "Bir de sen çek" diyorlar. Kitap imzala, cıks cıks, sonra sen çek cıks cıks...
◊ İmzalarda hangimiz daha unluyuz muhabbeti oluyor mu?
- Genelde benim tarafta yoğunluk, Can tarafında seyreklik olursa "İstersen buradan sana bir-iki okur gonderirim" diyorum. Hatta "Çocuklar Can Bey'in de uç kitabı var, bir tane alın da ayıp olmasın" diye takılıyorum. Can hoca benden daha iyi yazardır. Çok fazla konuşmayan ama çok iyi yazan bir kalemdir. Muthiş bir gozlem gucu vardır. O yuzden kalemini ve tarzını çok severim.
◊ Ay ça Tekindor'un yaptığı "Arif v 216"yla ilgili olumsuz yoruma, "IBAN yolla, paranı iade edeyim" tweet'iyle karşılık verdiniz. Şahan Gokbakar da "Kayhan" için odediği bilet parasını isteyen birine "O işlere Zafer abiniz bakıyor" diye karşılık verdi. Artık beğenmediğimiz her film için size mi başvuruyoruz?
- Herhangi birine kalkıp da boyle bir şey soylememiştim şimdiye kadar. Ayça'yı tanıdığım için o yanıtı yazdım. Çunku "Televizyon Çocuğu" ve "Zaga" doneminde uç sene birlikte çalıştık. Elimizde buyudu diye bir deyim vardır ya, oyle... O zaman gencecik bir kızdı, bir muzik kanalında keman çalıp sunum yapıyordu. Bizim ekibe dahil olmak istedi, arkadaş olarak aramıza aldık. Bir insanın herhangi bir işi beğenmeme hakkı elbette var. Ama o yanıtı birçok koşe yazarı yanlış anladı. "Eleştiriye açık değil" dediler benim için. Sinema eleştirmenleri bile "Eleştiriye boyle yanıt verilmez" dedi. Beni bir tek Hıncal Uluç anladı. Ona teşekkur ediyor, ellerinden opuyorum.
◊ Sorun neydi peki?
- Birincisi bu eleştiri değil, hakaret! "Hayatımda gorduğum en kotu film" diyor. "Gitmeyin, zamanınıza yazık" diyor. O kadar emek verilmiş bir iş... Bu, harcanan emeğe saygısızlıktır. Kimsenin işi için bunu demezsin. Ayça gibi tanıdığım birinin boyle yapmasına bozuldum. Sıradan biri olsa, "En kotu film buysa bunu ilk sıraya koy, altına dort tane daha yaz. En beğendiğin beş tanesini de yaz ki sinema konusunda bilgini, gorgunu gorup ona gore yanıt verelim" derdim. Tanıdık biri olduğu için bunu soyledim. Meselenin bir de şu boyutu var. Filmin bileti ayın 1'inde çıktı, 5'inde gosterime girdi. İlk gun gitmiş, filme 13.30'da girmişsin. 15.30'da çıkmış ve 15.36'da bu tweet'i atmışsın. Demişsin ki ilk vuran ben olayım! Çok ayıp bu. Vefasızlık; arkadaşlığa yapılan bir ayıp. Gerçekten boyle bir duşuncen varsa şahsi olarak bana mesaj at. Öper başıma koyarım. Bu bir eleştiridir. Sosyal medyada herkesin onunde bu lafı edersen, ben de boyle bir laf ederim.
Kaldı ki ben bunu ne hakaret, ne eleştiriye tahammulsuzluk anlamında soyledim. Şahan'ın da niye "Bu işlere Zafer Algoz abimiz bakıyor" dediğini açıkçası anlamadım.

MURAT ŞEKER (Yonetmen)
F İLMİMİZE GÜVENİYORUZ KARDEŞİM
◊ Senede bir komedi filmi çekiyorsunuz.
- Çalışkan insanın dramı bu. Diziyi yaptık, filmi yaptık. "Çakallarla Dans 5"in senaryosu yazılıyor bir yandan. Üretmeyen insan ne yapar hiç bilmiyorum.
◊ İki nokta dikkatimi çekti. "Gorevimiz Tatil" yaz aylarında çekildi, şubatta vizyona girdi. İkincisi; alışılagelmiş oyuncu kadronuzdan sadece uç kişi bu filmde yer aldı.
- Şubat ayında gosterime girmemizin nedeni sinema anlamında yuksek sezon olması. Ayrıca bu kapalı havada insanların içini açmak istedik. İkincisi "Çakallarla Dans" serisi dahil yedi yılda 4 film çekince, yeni bir ekip kurma ve duzene geçme vakti geldi diye duşundum. Hakan Bilgin, Yılmaz Gruda ve Filiz Ahmet hariç ekip yeniydi. Yeni bir enerji yarattık.
◊ Rekabetin b uyuk olduğu komedi alanında yeni bir film çekmek, şu donem için riskli değil miydi?
- Filmimize guveniyoruz kardeşim. Bazen proje guzeldir, bazen doğru oyuncular vardır. Bizim projemiz de ekibimiz de guzel. Teknik ekibimiz aynı... Yine Moğollar, Beduk & Sabahat Akkiraz remiksi, Levent Yuksel, Sezen Aksu var. Laf olsun diye bir film yapmadık. Film kendi hikayesini yazacaktır, ona inanıyorum.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.