Özet (TL;DR) @ 2018-02-27 09:46:01.717330: “Issız Adam” filmiyle hayatlarımıza sızdı. Uzun yıllar da o filmin gölgesinde kaldı, “ıssız adam” etiketinden kurtulamadı. Ama... Artık durum farklı, devamında gelen projeler, atçılık, okçuluk derken…



 ◊ "Diriliş Ertuğrul"un Ares'i olarak karşımdasınız. Öncelikle diziden soz edelim, sizi sette çok mutlu gordum.

- Çunku gerçekten çok zevkli bir set.

Nedir bu platoyu bu kadar keyifli k ılan, ekip mi?

- Şoyle soyleyeyim, ben yapı olarak çok pragmatik bir insanım. Yani bir şeyin aklı başında yapılmaması tahammul sınırlarımı fena halde zorluyor. Ama bu sette oyle bir sıkıntı yaşamazsınız. Bambaşka bir dunya. Herkes çok profesyonel. Mesela herkes sabah aynı saatte gelir, akşam aynı saatte çıkar. Gunde 10 saat çalışıp 6 gunde bu işi nasıl çıkarıyoruz, inanın hiçbir fikrim yok. Ekip donemin ve işin hissiyatını o kadar yoğun şekilde taşıyor ki.

Profesyonellik ve ekip ruhu diyorsunuz yani...

- İşin çok kendine ozgu bir lezzet notası da var. O lezzet, oyuncuları tamamen işin içine çekiyor. Gerek hikaye akışı olsun, gerek ortam olsun, her anlamda çalıştığım en kolay set.

TRAF İKTE ARABAMIN KAPISINI  A ÇIP ÇAY, POĞAÇA UZATIYORLAR

Komutan Ares hikayede giderek sivrildi, giderek çıldırdı sanki...

- Hikayenin onu goturduğu yerde adam yavaş yavaş şizoidleşmeye başladı değil mi? Başarısızlık ustune başarısızlık, başka ne beklenir? (Guluyor)

Sokakta tepkiler nas ıl? Ares duşmanları canınızı sıkıyor mu?

- Çok değişken diyebilirim. Goz teması kurana kadar ciddi olumsuz tepkiler aldığım oldu. Ama goz teması kurunca ozur dileyen de çıktı. Beykoz Kundura'ya giderken mesela, trafikte duruyorum, arabanın kapısını açıp sıcak poğaça, çay falan veriyorlar. Boyle guzellikler de yaşıyorum kimi zaman.

Çocuğumuz dışarıda buyuyor, oylece çamura
bırakıyoruz

BEN ÖLSEM NE OLACAK, YEMEK TARİFİ Mİ SEYREDECEKLER

Ama ge çtiğimiz haftalarda sizin olmenizi -tabii senaryo anlamında- isteyen çoktu...

- Onlara soruyorum o zaman, ben oldukten sonra ne yapacaklar? Yemek tarifi mi seyredecekler? (Guluyor).

Son b olumde bir surpriz yaşandı zaten, ezeli duşmanı Ertuğrul tarafından hayatı kurtulunca Ares de Ertuğrul'un tarafına geçti, Musluman oldu. Ama işin o kısmını izleyiciye bırakalım, haftalardır izlediğimiz kotu adamı konuşalım. Mesela iyi rolde olmayı tercih eder miydiniz?

- Valla ben Mehmet Bozdağ'a çok soyledim. "Ben atlı okçuyum. Turkiye'de bu sporu başlatan kişiyim. Gelin beni Turk yapın, atlı okçuluk da yaparım, kılıç da çekerim" falan... Olmadı.

Niye kabul etmediler?

- Dediler ki "Biz sağlam bir kotu adam istiyoruz. Bunun için de sana guveniyoruz"... Biraz anlattılar karakteri, bana da inanılmaz cazip geldi.

B oylesi buyuk işlerde yonetmene de çok iş duşuyor olmalı...

- Tabii ki... Zaten bu sette yonetmen hakimiyeti var. Metin (Gunay) sete gelir, bakar, ne çekeceğine, nasıl çekeceğine çoktan karar vermiştir. Ve beklentisi de son derece yuksektir. Çunku herkesten fazla çalışıyor.

OYUNCU MIK MIK EDERSE   B İZİM YÖNETMEN GİDİP  DUVARDAN KEND İ ATLAR

Seyircinin beklentisi de çok yuksek neticede.

- Evet. Onu da bildiği için hiçbir şeyden taviz vermez yonetmenimiz. O ok oradan atılır mı, o atla oradan geçilir mi, o duvardan duşulur mu... Metin Gunay bunları herkesten iyi bilir. Birisi o duvardan atlama konusunda mık mık ederse de hiç çekinmez gider once kendisi atlar. Onunla çalışmak ciddi bir okul. Arkasında da Mehmet Bozdağ gibi bir yapımcı olunca... Duşunun, bizim 40 kişiye yakın dublor kadromuz var. Sonra atlar var.

Dizi oyuncular ı bu kritere gore mi seçildi sahi? Ekipteki herkes çok iyi at biniyor.

- Herkes ders aldı çunku. Ben yıllardır bu işi yaparım, ilk zamanlarda benim bile duzenli olarak kılıç ve biniş eğitimi için çiftliğe gitmemi istediler. İş programı geliyor; bakıyorsun "Bugun şu saatte biniş dersiniz var, bu saatte kılıç dersiniz var" yazıyor. Bunlar çalışma programına dahil, pas geçemezsin. Özetle bu yapım, çalışma zemini ve yonetmen zaten bize işimizi en iyi şekilde yapabilme imkanı veriyor. O yuzden çalıştığım en keyifli işlerden biri diyorum zaten.

Di ğer oyuncularla aranız nasıl?

- Setteki butun oyuncular, istisnasız herkes ama, çok iyi insanlar. Ortamda çok enteresan bir saygı ve sevgi var. Sabah sete giriyorsun, herkes bir sarılıp selamlaşıyor once. Ayrıca ekiptekiler her zaman her ihtiyacınızı karşılamak için kendilerini parçalıyor. Gonulle, yurekle yapılmış bir iş. Ben çok mutluyum bu projede yer aldığım için. Oyuncu olarak aldığım haz bambaşka, çalışma ortamından aldığım haz bambaşka. Bir de bu kadar başarılı bir işte yer almanın gururu var.

L İSE YILLARINDA NE SOSYAL  NE SPORT İF ANLAMDA AKTİFTİM

Çocukluğunuzda hayalinizi susleyen meslek neydi?

- Çok tuhaf ama kuçukken bana "Buyuyunce ne olmak istiyorsun?" diye sorduklarında belli bir meslek soylememiştim. Hatırladığım ilk cevap, o yaşta o iki kelimeyi nasıl bir araya getirdiğimi hala bilmiyorum, "Hikaye anlatmak" olmuştu.

O ya şta bu nasıl bir cevap hakikaten!

- Dedim ya, ben de bilmiyorum.

Sinema a şkı nasıl doğdu?

- İlk seyrettiğim ve aklımda kalan filmler 80'lerin başında "Conan", "Star Wars" ve "Indiana Jones"tu. Onlarla buyuyen jenerasyondanım. Aynı zamanda Cuneyt Arkın filmlerinin etkisinde kalmıştım. İstanbul'da yaşamanın, buyumenin getirdiği bir şey olsa gerek, tarihe de inanılmaz ilgim vardı. Çok kuçuk yaşta başladım muzeleri gezmeye. Yaşım buyudukçe bu ilgi de buyudu. Tarihten hiç kopmadım.

Çocukluğunuz sinema salonlarında ve muzelerde mi geçti yani?

- Yok. Abbasağa ve Maçka Parkı'nda geçti sayılır çocukluğum. Sokaklardaydım.

Atla okla bu kadar ilgili biri, çocukluğunda da mutlaka fiziksel anlamda çok aktiftir diye duşunuyorum.

- Aslında hiç oyle değil biliyor musunuz? Değil çocukluk, lise yıllarımda bile ne sosyal ne sportif anlamda aktiftim. Hem de hiç...

BABAM TEKNEDE CANIMA OKURDU   ONUN Y ÜZÜNDEN KARAYA KAÇTIM

Bu at çılık merakının kaynağı ne?

- Babam maceracı bir insan. Ben çocukken Everest Camp 7'ye kadar çıkmıştı. Amator boks yapıyordu. İyi bir yelkenciydi. Hatta ben teknede, denizde buyudum. Bizi bayağı levent gibi çalıştırırdı teknede, canımıza okurdu. Herhalde onun yuzunden karaya kaçtım, "En iyisi ben at bineyim" dedim.

At çılık ne zaman, nasıl başladı?

- Çocukluğumdan beri çok buyuk bir sevgim vardı atlara. 9-10 yaşlarındayken annem Maslak'taki Sipahi Ocağı'na goturmuştu beni.

Ve b uyuk bir hayranlık...

- Tam tersi buyuk bir hayal kırıklığıydı! Benim kafamdaki at binme şekliyle o kadar alakasızdı ki ortam. Akvaryum balıkçılığına benzettim orayı. Bir manejde donup durmak olur mu? Atın olursa dışarı çıkarsın, çıkmalısın.... At binmekte sadece bedensel değil ruhsal bir paylaşım vardır. Bunun farkına varmak ufkunu genişletir.

Sizin as ıl uzmanlık alanınız binicilik değil, atlı okçuluk...

- Ben başladığımda atlı okçuluk diye bir şey yoktu ustelik. 15-16 sene once, yani ilk atlı okçuluğa başladığımda bana tuhaf tuhaf bakıyorlardı, "Tamam zaten çatlaktı, iyice sıyırdı" diyorlardı. Şimdi bu sporun federasyonu bile var.

Çok guzel bir alan açmışsınız. Sevilen, ilgi goren bir spor oldu bu.

- Daha da ilgi gorecek. Zor bir iş sonuçta, kabul etmek gerek. At binmek ayrı, ok atmak ayrı. "İkisini bir arada nasıl yapacağız" diye duşunuyor insanlar, başta biraz gozleri korkuyor. Ama insan bir şey oğrenmek istiyorsa once kendisine musaade edecek.

Ya şın etkisi yok mudur? Kuçuk yaşta daha kolaydır herhalde...

- Valla benim atlı okçuluk hocalarımdan biri 32 yaşına kadar Bulgaristan'da bir manastırda monk (keşiş) olarak yaşamış. Sonrasında Turklerin atlı okçuluğuna merak sarıyor. Manastırı terk edip bir binicilik okulunda seyis olarak çalışmaya başlıyor. Şu an 42 yaşında ve 30'a yakın dunya birinciliği var. Dunyanın en iyi atlı okçusu. Ayrıca ben dahil Turkiye'deki her atlı okçunun bir donem hocası olmuştur.

Çocuğumuz dışarıda buyuyor, oylece çamura
bırakıyoruz

B İR GÜN RIDLEY SCOTT GELİP DE  " YA ŞU FİLMDE BİR ŞEY YAP"  DERSE O ZAMAN KONU ŞURUM

Hedefiniz ne?

- Çekmek istediğim kendi hikayelerim, yazıp bitirdiğim senaryolar var. Bir de hala yazmaya devam ettiklerim... Bir noktada yapacağım onları, acele etmiyorum. Oyunculukla ilgili hedeflerim de var.

Yurtd ışında da bazı projelerde yer aldınız...

- Çok da anlamlı bir şey yapmadım. Bir gun Ridley Scott gelip de "Ya şu filmde bir şey yap" derse "Bir şey yaptım" derim, o zaman konuşurum ancak. Onun dışında hiç konuşmayayım.

Ridley Scott nas ıl keşfedecek sizi? Oyuncu burada oturup keşfedilmeyi beklemek zorunda mı? Yoksa bir matematiği mi var bu işin?

- Yok. Bence bu işte başarılı olmak için başka bir meslek sahibi olmak lazım.

Ters k oşe diye buna denir! Sizin "Bu işe çok emek vermek gerek" benzeri bir laf etmenizi beklerdim.

- Evet ama şu da bir gerçek ki oyuncu adayı çok fazla Turkiye'de. Gittikçe yukselen bir rekabet piramidi var. Tek meslek olarak odaklanırsa insan, hayal kırıklığına uğrar.

E bu kalabal ık arasından nasıl sıyrılır bir oyuncu?

- Devir değişti. Artık insanlar telefonlarıyla film çekebiliyor. Yazsınlar, yapsınlar. YouTuber'lar evde oturdukları yerden para kazanıyor.

DEMET EVGAR 'I GERÇEK BİR  DRAMADA G ÖRMEYİ ÇOK İSTERİM

T urk oyuncular arasında en beğendikleriniz kimler?

- İlk aklıma geleni soyleyeyim; Fikret Kuşkan. Çok ilgiyle izlediğim bir oyuncudur.

Yeni jenerasyonu oyunculuk anlam ında nasıl buluyorsunuz?

- Yani çok fazla arkadaşım var aralarında, objektif bir şey soyleyemeyeceğim. Bana sorarsan Fikret Kuşkan da yeni jenerasyon ayrıca. Çunku surekli değişken bir oyunculuğu var.

Ba şka kimse yok mu?

- Olmaz mı? Halit Ergenç, iletişimi çok guçlu bir oyuncu. Seyrederken seviyorsun. Diğer yandan birlikte çalışırken çok eğlendiğim oyuncular da var. Mesela Orhan Kılıç. Onunla aynı sette olmak keyiftir, çunku daha yan yana geldiğin anda gulmeye başlarsın. İnanılmaz espritueldir. O kocaman cussesinin ve sert goruntusunun ardında kıkır kıkır bir adam vardır.

Kad ın oyunculardan hiç isim vermediniz...

- Demet Evgar çok iyi bir oyuncu. Komedide becerdiği şey, dramada yapılabilecek herhangi bir şeyden çok daha zor. Açıkçası onu gerçek bir dramada gormeyi çok isterim.

Çocuğumuz dışarıda buyuyor, oylece çamura
bırakıyoruz

Ç OCUĞUMUZ   DI ŞARIDA BÜYÜYOR  Ö YLECE ÇAMURA BIRAKIYORUZ

7 y ıl once Lale Cangal'la nikah masasına oturdunuz. Nasıl gidiyor ev hayatı? Oğlunuzla kim ilgileniyor?

- Aile hayatı iyi ya, hatta harika... Çocuğu da dışarılarda buyutuyoruz, çamura bırakıyoruz oylece... Çok seviyor. Dort mevsim at yıkamayı seviyor. Evde kedi var, kopek var, kuşlar var, hep hayvanlarla iç içe. Rahat, mutlu, keyifli bir çocuk. Bakıcımız yok. Her şeyi eşimle beraber biz hallediyoruz.

Bak ıcı olmamalı mı?

- Mumkunse olmamalı. Biz yapabiliyorsak, herkes yapabilir. Biz Lale ile ciddi ciddi çok sıkı bir mesai paylaşıyoruz, orası kesin. İşim bitiyor, "zzzt" eve koşuyorum.

Lale Han ım'ın temposu ne durumda?

- Kendi mucevher markasını kurdu o da. Evde surekli kalıplar yapıyor. Benim set gunlerime gore ayarlıyor işlerini.

Ç EKTİĞİMİZ İLK SAMİMİ İŞLE OSCAR'I ALIRIZ

Bir g un bir Turk filmi Oscar alır mı dersiniz?

- Tabii. Samimiyetle yaptığımız ilk işte alırız hem de.

Samimiyetten kast ınız ne?

- Benim Los Angeles'ta bir drama hocam vardı, derse iki dakika geç kalanı sınıfa almazdı. Dersleri 90 dakikada bitmez, 4.5-5 saatlik seminerler halinde olurdu. Sınıftan çıktığın takdirde de bir daha o derse giremezdin. Korkunç bir adamdı. Ama soylediği her kelime kıymetliydi. Yaptığı mesaiye inanılmaz bir saygısı vardı, aynısını da bizden beklerdi. Ondan çok şey oğrendim. Bir gun 200 kişilik sınıfa dondu, "Buradaki yabancı sinema oğrencileri elini kaldırsın" dedi. Herhalde sınıfın 140'ı falan yabancı bu arada. "Ne diyecek acaba" diye beklerken, bizi avaz avaz azarlamaya başladı.

Ne hakla, neden?

- Ama haklıydı. Dedi ki "Sinema oğrenmek için niye buraya geldiniz? Biz zaten buradaki hikayeleri tukettik. Son iyi filmi 1986'da çektik. Ondan beri temcit pilavı gibi çeviriyoruz. Bizde asla olmayan hikayeler, asla olmayan dunya goruşleri, asla olmayan manzaralar ve gozler sizde. Biz onları ararken siz bizim neyi nasıl yaptığımızı oğrenmek için kalkıp buraya geliyorsunuz. Salak mısınız? Defolun gidin ulkenize, kendi hikayelerinizi anlatın ve onları bize satın"...

Hikayeyi mi iyi yazam ıyoruz, yoksa çektiğimiz işleri mi iyi satamıyoruz?

- Çok iyi hikayeler yazıyoruz. Turk sinemasının daha başarılı olması için yapmamız gereken, setlere daha uzun vakit ayırmak. Hazırlığa daha uzun vakit ayırmak. Oyunculara biraz daha vakit ayırmak. En çok da senaryoya vakit ayırmak.

" ASİ"NİN SETİNDE  MURAT YILDIRIM 'I  Ç ILDIRTTIM

Bug une kadar size en çok hangi rol keyif verdi? Kim olmayı daha çok sevdiniz?

- Çalıştığım her işten keyif aldım. Aynı şekilde iyisiyle, kotusuyle birlikte çalıştığım her oyuncudan... Kotulerinden daha çok şey oğrenmişimdir hatta...

Öne çıkan hiçbir iş yok mu?

- Açıkçası bugun olduğum yerin onemli bir kısmını "Asi" dizisine borçluyum. Nur Surer, Çetin Tekindor, Tuncel Kurtiz, Menderes Samancılar... Efsane bir ekip vardı. Hepsinden çok şey aldım. Bir de Murat Yıldırım faktoru var tabii... Genel olarak set nasıl yuruyor, sistem nasıl işliyor falan Murat Yıldırım gosterdi. Biraz da buna mecbur kaldı, çunku o başroldu, ben en iyi arkadaşıydım. Birkaç kez çıldırtmışlığım bile var kendisini.

_ Hayatta en tecr ubeli olduğunuz konu nedir? | Sarı Mikrofon_