Özet (TL;DR) @ 2018-02-26T20:11:00.000Z: BMGK'dan çıkan ‘insani ateşkes' kararını Sputnik'e değerlendiren uzmanlar, Batılı devletlerin öncülüğündeki kampanyanın, Şam'ın "terörle mücadelesini" sekteye uğratmayı amaçladığını ancak bu ülkelerin…



BMGK'dan çıkan 'insani ateşkes' kararını Sputnik'e değerlendiren uzmanlar, Batılı devletlerin onculuğundeki kampanyanın, Şam'ın "terorle mucadelesini" sekteye uğratmayı amaçladığını ancak bu ulkelerin amaçlarında başarılı olamayacaklarını savundu.

Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi (BMGK) uyelerinin oy birliğiyle Suriye'de kabul ettiği 'insani ateşkesin' nasıl uygulanacağına ilişkin soru işaretleri devam ediyor. Kararın ardından Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatı doğrultusunda Suriye'nin başkenti Şam kırsalındaki Doğu Guta'da Salı gununden itibaren her gun 09.00-14.00 saatleri arasında insani mola vereceklerini duyurdu. Ancak Şam ile Doğu Guta arasında bulunan tek insani koridora havan toplarıyla ateş açan militanların kararın alınmasının uzerinden 48 saat geçmeden ateşkesi ihlal etmesi, bu kararın uygulanabilirliğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Kararla ilgili bir diğer soru işareti de kararın kapsamıyla ilgili oldu. BM'den çıkan bu kararda, her ne kadar "Suriye genelini kapsıyor" ibaresi yer alsa da; ateşkesin IŞİD, El Kaide, El Nusra Cephesi ile Ahrar'uş Şam ve Ceyş ul-İslam gibi BM tarafından terorist orgut kabul edilen El Nusra'yla işbirliği yapan orgutlere yonelik operasyonları dışarıda tutuyor olması onemli. Peki durum boyleyken BM'den neden boyle bir karar çıktı? BM'den çıkan kararın etkisi veya uygulanabilirliği var mı? Bu soruların yanıtlarını, Gazeteci Musa Özuğurlu ve Mehmet Ali Guller, Sputnik'le paylaştı.

' BÖLGEDEKİ SİVİLLER SANKİ HÜKÜMET KARŞITIYMIŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR'

Gazeteci Musa Özuğurlu, Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi (BMGK) uyelerinin oy birliğiyle kabul ettikleri ve Suriye'de en az 30 gun surecek 'insani ateşkesin' uluslararası toplumun Suriye hukumetinin "terorle mucadele" çabalarına ket vurmayı hedefleyen bir adımı olduğuna işaret etti. "Suriye hukumetinin sivilleri hedef aldığı" şeklinde bir algının yaratılmaya çalışıldığının ancak bolgedeki durumun çok farklı olduğunun altını çizen Özuğurlu "Doğu Guta'yı ele alacak olursak, Suriye'deki olaylar oncesi 3,5- 4 milyon insanın yaşadığı bolgede şu an 400-500 bin kişi yaşıyor. Üstelik lanse edilenin aksine ne bu bolgedeki insanların çoğu hukumet karşıtı ne de orada halk destekli bir mucadele soz konusu. Bu insanların buyuk bir kısmının bolgeden goçme imkanı olmadığı için orada kaldığını ve bir kısmının ise militanlar tarafından zorlanarak bolgede kaldığını goruyoruz. Kaldı ki yonetim karşıtı olanların bile bir kısmı hukumetle savaşmak gibi bir istek içerisinde değil" dedi.

Abluka altındaki bolgelerde bile hukumet yanlılarının çok buyuk çoğunluğu oluşturduğunu ifade eden Özuğurlu "İrbin, Babila, Caramana, Azra ve bunun gibi yonetim yanlılarının çok yoğun olduğu bolgeler var. Üstelik de hep Şam'ın merkezine yonelik saldırılarından bahsedilse de aslında Azra, Caramana gibi çeşitli bolgeler de militanların çok sayıda saldırısına maruz kalmıştır. Yani orada sivillerin hepsi o orgutleri desteklemiyor; ustelik de o orgutler bolgedeki sivillerin onemli bolumunu, deyim yerindeyse, silah zoruyla bolgede tutuyor. Bu insanlar orada bir şekilde yaşamak zorunda. Sivillerin bolgelerini ele geçiren orgutlerle barış içerisinde yaşamak zorundalar. Çunku bu acımasız olum makinesi orgutlere karşı başka çareleri yok. Bu orgutler, gittikleri her yeri talan ediyorlar, girdikleri bolgelerdeki erkekleri militanlaştırıyorlar, kadınlara ise tecavuz ediyorlar. Kısacası insanlar, bu orgutlere karşı çıkamıyor. Dunya medyası da durumu, sanki bu insanlar yonetime karşıymış gibi lanse ediyor. Halbuki boyle bir şey yok" ifadelerini kullandı.

' KADIN VE ÇOCUKLARI CANLI KALKAN OLARAK KULLANANLAR İSLAM ORDUSU GİBİ ÖRGÜTLER, HÜKÜMET DEĞİL'

Suriye'deki orgutlerin girdikleri tum bolgelerdeki sivil halkı canlı kalkan olarak kullandıklarına değinen Özuğurlu "Doğu Guta'da 'İslam Ordusu' denilen bir orgut var, hatta orgutun lideri Zehran Alluş da 2015'te Rusya'nın hava operasyonunda oldurulmuştu. Bu orgut, ele geçirdikleri bolgelerden aldıkları ve 'esir' diye gordukleri kadın ve çocukları hapishanelerde tutuyor. Aynı hapishanelerde, ellerine geçirdikleri askerler de var. İşte militanların kontrolunde kafesler içerisinde gezdirilen ve canlı kalkan olarak kullanılan insanlar, bu kişiler. Öte yandan militanlar, havan ve roketlerle şehir merkezini hedef alıyor. Buna rağmen Suriye ordusu, azami olçude yalnızca militanların toplandığı bolgeleri hedef alma yonunde gayret gosteriyor. Ancak sivil kayıpları sıfıra indirmenin yolu yok; hele ki siviller bizzat bu orgutler tarafından kalkan olarak kullanılırken…" dedi.

Uluslararası toplumun Suriye hukumetinin "terorle mucadelesini" sekteye uğratmayı hedefleyen adımlar attığına işaret eden Özuğurlu "Uluslararası toplum diye bir şey var. Bunlar ne zaman ki bahsettiğimiz bu orgutler, Suriye'de hakimiyetini kaybetse o zaman derhal insani durumu gundeme getiriyorlar. Halbuki bu devletlerin kaygısı, insanlar değil bu orgutlerin hakimiyetini kaybetmesi. Çunku bu orgutlerin hakimiyeti bittiği anda bu devletlerin Suriye'de kullandıkları bir hiç bir enstrumanları kalmayacak, bunun farkındalar. Suriye yonetimi, Guta'yı bitirince, İdlib'e oradan sonra Dera'ya, Mağrat en-Numan ve çok onemli bir diğer bolge olan Rastan'a yonelecek. Yani silahlı grupların elinde olan 3-4 merkez Suriye ordusu tarafından kurtarılırsa, Kurt bolgesi hariç her yer Suriye'nin denetime geçmiş olacak. Bunu bildiklerinden Suriye ordusu ne zaman ilerleme kaydetse, derhal insani durumu one suruyorlar" diye konuştu.

' İNSANİ KRİZ BAHANESİ, KİMYASAL SALDIRI YALANI…'

Suriye'de çatışmaların ilk gununden bu yana uluslararası medyanın dezenformasyonla Suriye'ye yonelik mudahalenin onunu açtığına değinen Özuğurlu "Suriye'deki savaşın ilk gununden bu yana en buyuk sorunlardan birisi medyaydı. İlk gunden bu yana gerçeğin çarpıtıldığı sayısız haberler yayınlandı. Bu son olay da oncekilerin benzeri. (Yabancı çeşitli ulkelerin) Suriye'ye mudahale edilebilmesi için insani durum one surulmesi surecinde uluslararası medya yine buyuk rol oynadı. Bolgede suren operasyonlarda elbette siviller de oluyor. Ancak Suriye'de istikrarın sağlanması ve sivillerin evlerine donmesini hukumet değil, bu bir çok devletin de 'teror orgutu' dediği orgutler engelliyor. Buna rağmen bir propaganda savaşı yurutuluyor. Suriye yonetimini zora sokmak için benzer yalan haberler uretiliyor. Bu dezenformasyon ve provokasyonlara da dunya surekli inanıyor. Halbuki insani kriz ve kimyasal saldırı gibi iki gerçeği yansıtmayan bahaneler, Suriye'ye mudahale aracı olmaktan ibaret" dedi.

Özuğurlu "Suriye'deki teror orgutlerine karşı Suriye yonetimine hiç bir şekilde destek verilmiyor. Bu durum, ABD gibi ulkelerin bolgedeki muttefikleri olan Suudi Arabistan ve diğer bazı ulkelerin Suriye'deki hesaplarının bitmemesiyle ilgili. Bu ulkeler, bahsettiğimiz bu orgutler tamamen yok edildiğinde, Suriye'deki planlarının alt ust olacağının farkında. Kıyamet koparmalarının sebebi de bu. Mesela 'Beyaz Baretliler' isimli bir grup var. Bu grubun iddialarının hepsinin kurmaca olduğu defalarca kez ortaya çıkmış olsa da, bu grup dunya kamuoyunu etkilemek için halen aktif çaba içerisinde. Beyaz Baretliler veya Suriye İnsan Hakları Gozlemevi gibi grupların tek yaptıkları, bazı devletlerin çıkarlarına yonelik senaryolara uretmek, bu senaryoları oynamak ve Hollywood filmi edasıyla canlandırdıkları sahnelerle propaganda yapmak. Halbuki bu orgutleri destekleyen devletlerin yapması gerek Suriye yonetimine terorle mucadelesinde destek vermek" şeklinde konuştu.

' RUSYA YAPILMAYA ÇALIŞILANLARIN FARKINDA'

BM'nin Suriye aleyhine atacağı adımların, Suriye'deki militanlara yonelik savaşı sekteye uğratamayacağına işaret eden Özuğurlu "BM'nin girişimleri, Suriye hukumetini bundan sonra etkilemeyecek. Zaten Guta'da bir kaç orgutun sıkışması, İdlib'de bazı orgutlerin birleşme ihtiyacı hissetmesi bu savaşın sonuna çok yaklaşıldığının gostergesi. Zaten BM'de çıkan kararın bir karşılığı olmadığı da ortada. Zira ateşkes ilan edilmesine rağmen çatışmalar devam ediyor. Çunku, ateşkese onay veren devletler arasında olan Rusya, şimdiye kadar BM'de çok onemli bir mucadele verdi ve çok sabırlı davrandı; şimdi de BM'deki bu hamlenin asıl amacının farkında. Bu yuzden Suriye yonetimini ateşi kesmeye zorlamıyor. Kaldı ki ortada bir ateşkes olması için iki ordudan bahsetmek gerekir. Halbuki Suriye ordusunun karşısında kim olduğu belirsiz militanlar var, eminim BM ulkelerinin bu grupların hangileri olduğuna dair bile fikirleri yoktur. Ancak bu saatten sonra ne olursa olsun Suriye yonetimini verdiği mucadeleye engel olunamayacaktır" diye ekledi.

' İNSANİ ATEŞKES KARARI ABD'NİN BAŞINI ÇEKTİĞİ KAMPANYANIN BİR GEREĞİYDİ'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise Gazeteci Mehmet Ali Guller oldu. Suriye ordusunun iki hafta once Şam'a hemen her gun roket ve havan saldırısı duzenleyen "birkaç bin teroristin" bulunduğu Doğu Guta'ya kapsamlı bir operasyon başlattığını hatırlatan Guller "Bu kapsamlı operasyon karşısında o teroristlere kalkan olmak isteyen ABD, BM'den sozde bir 'insani ateşkes' kararı çıkartmaya çalıştı hemen. Moskova'nın direndiği o karar, kimi yumuşamalarla birlikte en sonunda BM'den çıkmış oldu. Baştan belirtelim, BM'de alınan bu 'insani ateşkes' kararı, ABD'nin yuruttuğu Doğu Guta kampanyasının gereğidir. Şam yonetimi ve Suriye Ordusu ne zaman terorle mucadele operasyonlarını artırsa, Atlantik 'sivil katliamı' yalanından 'kimyasal gaz kullanıldı' yalanına kadar pek çok yalana başvurarak boyle kampanyalar duzenliyor. Üstelik kampanya bu kez farklı yonelimler de içermektedir. Şoyle ki, Doğu Guta kampanyası, aynı zamanda ABD'nin bir suredir bolgede diplomatik çalışmalarını yaptığı yeni bir saldırı girişiminin de hazırlık çalışmasıdır. Nedir bu girişim? İlk işaretini İsrail'in hava saldırılarının verdiği, ikincil olarak Washington'un yeniden Esad yonetimini askeri mucadele ile tehdit ettiği ve uçuncul olarak da ABD'nin AKP Hukumetine yaptığı Suriye'nin kuzeyini paylaşmayı teklif ettiği bir girişimdir" dedi.

' TÜRK HÜKÜMETİNİN 'KATİL ESAD' SÖYLEMLERİ ABD'Yİ MEMNUN EDİYOR'

ABD'nin amacının Suriye devletinin elini zayıflatmak olduğuna; Turk hukumetinin Suriye tutumunun da ABD'yi memnun eder nitelikte olduğuna işaret eden Guller "ABD, Doğu Guta'dan bastırarak Suriye yonetiminin hem kuzeyde hem de guneyde elini zayıflatmaya çalışıyor. İsrail'in Golan Tepelerinin tamamının işgali, bu hamlenin hedefleri arasındadır. AKP hukumetinin ise Astana sureci ortaklarına karşı konumlanarak Atlantik'in Doğu Guta kampanyasına katılması ve 'katil Esad' soylemlerine dahil olması, ABD ve İsrail'i oldukça memnun etmektedir" dedi.

AKP hukumetinin Rusya destekli Doğu Guta operasyonu karşıtı tutumunun olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Guller "En hafifinden 'diplomatik gaf' olarak dile getirilebilecek bu yanlış tutum sergileme hali, umarız Turkiye'nin Rusya'yla başlattığı normalleşme surecini olumsuz etkilemez ve ABD'nin kimi tavizlerle AKP hukumetini yeniden yanına çekmeye çalıştığı şu sureçte Ankara'nın yonelimini etkilemez. Moskova'nın BM'nin Ateşkes Kararı'nın Suriye'ye saldırı için kullanılabileceğine dair yaptığı endişe açıklaması yerindedir ancak o endişenin giderilmesi ancak ve ancak terorle mucadele operasyonlarına hız ve ağırlık vermekle giderilir. Son tahlilde belirtmeliyiz ki, ne katliam ve kimyasal yalanlar, ne de ABD'nin diplomatik ve askeri hamleleri mevcut gidişatı değiştiremeyecektir. Suriye devleti, adım adım egemenlik alanlarını artırmaya devam edecek ve en sonunda Batı destekli teror saldırılarını ezecektir" diye ekledi.