Özet (TL;DR) @ 2018-02-22T23:59:00.000Z: Kerim Has, Suriye ordusuna bağlı milis güçlerin Afrin’e geçmesinin Rusya’nın onayı olmadan gerçekleşemeyeceğini söylerken, bu hamleyle Ankara’yı Şam ile masaya oturtarak Suriye’de ABD ekseninden…



Eksen

23:59 22.02.2018(Guncellendi 16:27 23.02.2018) URL'yi kısaltın

Kerim Has, Suriye ordusuna bağlı milis guçlerin Afrin'e geçmesinin Rusya'nın onayı olmadan gerçekleşemeyeceğini soylerken, bu hamleyle Ankara'yı Şam ile masaya oturtarak Suriye'de ABD ekseninden uzaklaştırmayı ve Afrin'in Şam'a devredilmesinin hedeflediğini belirtti. Has, Afrin'deki durumun Turk Akımı'ndaki sıkıntılarla alakalı olduğunu belirtti.

Turkiye'nin Afrin'e yonelik başlattığı operasyonun ilk gununden beri Şam ile PYD arasında pazarlıkların olduğu konuşulurken Suriye ordusuna bağlı milis guçlerin Afrin'e girmeleri sahayı hareketlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "O dosya şimdilik kapandı. Topçu ateşi yapılınca geri donmek zorunda kaldılar" dese de Suriye ordusuna bağlı milis guçlerin Afrin'e girmeye devam ettikleri goruluyor.

(C) AFP 2018/

Afrin'deki son gelişmelerle birlikte, Rusya'nın bu denklemde vermeye çalıştığı mesajı Moskova Devlet Üniversitesi'nden Kerim Has ile konuştuk.

' MİLİS GÜÇLERİN GEÇMESİ RUSYA'NIN ONAYI OLMADAN OLMAZ'

Kerim Has, Suriye ordusuna bağlı milis guçlerin Afrin'e Rusya'nın onayı olmadan geçemeyeceğini soylerken, Rusya'nın bu hamleyle Afrin'in Şam'a devrine giden yolu açmaya çalıştığını ote yandan Ankara'yı Şam ile diyaloğa geçmeye zorlayıp, ABD ekseninden uzaklaştırmayı hedeflediği yorumunu yaptı:

"Suriye ordusuna bağlı milis guçlerin oraya geçtilerse bunun Rusya'nın oluru ya da onayı olmadan gerçekleştiği kanaatinde değilim. Tek başına Şam bunu kendisi karar alarak yapamaz. Diğer yandan İran ile ikisi birlikte de karar almış olamazlar. Bu muhtemelen Rusya'nın onayı ile olmuştur. Afrin'e operasyon başlatmadan once Turkiye, Rusya'dan onay almıştı. Bu operasyon devam edecekse ya da operasyon bir yerde duracaksa bu durum da Rusya'nın yaktığı 'yeşil ışığın' seyrine gore değişebilecek bir sonuç ile mumkun. Dolayısıyla bu açıdan milis guçlerin oraya sevk edilmesinin Rusya'nın kontrolu olmadan olacağını duşunuyorum. Burada Rusya ne amaçlamıştır? Öncelikle Rusya tabii Turkiye eliyle Şam'ın tek kurşun sıkmadan Afrin'i PYD'den devralmasının yolunu açmayı amaçlıyor olabilir. İkinci olarak bu hamle Rusya açısından Ankara'yı Şam ile diyaloga geçmeye zorlayan bir hamle. Boyle bir diyalog olursa Rusya'nın bolgedeki ittifak ilişkileri açısından olumlu olur. Üçuncu olarak da bu hamle Turkiye'yi Suriye'de ABD ekseninden uzaklaştırmayı sağlayan bir enstruman olarak da duşunulebilir. Özellikle Washington ile Ankara arasında son diplomatik temaslar sonrası Moskova'da bazı şupheler oluşmuştu. Bu şuphelerin giderilmesi noktasında boyle bir adım atılmış olma ihtimali yuksek. Bu durum Tillerson'ın ziyareti ile de ortuşuyor."

**

Sputnik

'TÜRK AKIMI'NDA YAŞANAN SIKINTILARLA DA YAKINDAN ALAKALI'**

Has, Turk Akımı'nda bazı sıkıntıların yaşandığını soyleyerek, bunun Afrin'deki gelişmelerle yakından alakalı olduğunu soylerken, yaşanacak bir iptalin yaratacağı tabloya şu sozlerle dikkati çekti:

"Benim yeni oğrendiğim bilgilere gore Turk Akımı meselesinde de bazı sıkıntılar var. Biraz once saydığımız nedenler tabii ki daha onemli ancak Şam'ın Afrin'deki nufuzu arttırma, askeri mevcudiyetini arttırma gibi adımlarının Turk Akımı'ndaki yaşanan sıkıntılarla da yakından alakalı olduğunu duşunuyorum. En son geçen hafta Gazprom, Ankara'ya bir heyet gonderdi. Turk Akımı'nda Avrupa'ya giden gazın geçtiği ikinci hat var ve bu hattın Turkiye uzerindeki kara kısmı konusunda bir ortak şirketin kurulması planlanıyordu. Geçtiğimiz temmuz ayından beri Gazprom defalarca heyet gonderdi. Burada bir ortak şirket kurulmadığı için ikinci hattın kara kısmı için inşaat izni bir turlu alınamadı. Geçen hafta bu iznin alınması planlanıyordu. Tabii bununla birlikte ortak şirketin kurulması planlanıyordu. Bu izin alınmayınca inşaat başlayamıyor. Boyle olunca Rusya, AB veya Bulgaristan uzerinden Turk Akımı hattının geçmesi için muzakereleri yurutemiyor. Çunku Avrupalılar siz daha Turkiye'den izin almadınız diyorlar. 15 Şubat'ta Gazprom protokol imzalamak için Turkiye'ye geldi ama Enerji Bakanı Berat Albayrak Baku'deydi. Baku'de TANAP projesini Azerbaycanlı yetkililer ile goruşmeye gitmişti. Dolayısıyla burada karşılıklı verilen bazı mesajlar var. Afrin'deki hareketlilik biraz bununla ortuşuyor. Tillerson'ın ziyaretiyle de ortuşuyor. Ancak Turk Akımı'nda --belki çok basına yansımıyor ama- hukumetler arasında yapılan antlaşmaya gore şu an denizde inşaat suruyor. Şu an hattın hem birinci hem ikinci kısmının 800km'den fazlası inşa edilmiş durumda. Bu da Turkiye'nin izniyle munhasır ekonomik bolgesinde inşa edilmişti. Ama bu hat velev ki iptal edilirse antlaşmanın şartlarına gore ikinci hattaki inşaat masrafları da Turkiye'nin ustlenmesi gerekecek. Boyle bir durum da var. Dolayısıyla burada çok ciddi pazarlıklar yurutuluyor. Turkiye bu izni muhtemelen vermek durumunda kalacak. Ancak bir taraftan doğalgaz konusunda indirim almak istiyor. Zaten son protokolun imzalanamamasının nedenlerinden birisi bununla da ilgili. Ama Rus tarafı da bunu her halukarda deniz kısmında 800 km'lik inşaat da yapıldığı için Gazprom bunu iptal etmek durumunda kalınırsa antlaşmanın şartlarına gore Turkiye bunu karşılamak zorunda kalacak. Ben iptal olacağını beklemiyorum. Turk Akımında izinlerin bir şekilde verileceğini duşunuyorum."

' ANKARA, ŞAM İLE SİYASİ DİYALOĞUN KURULMASI İÇİN KONJONKTÜR ARAYIŞI İÇİNDE'

Has, diğer yandan Ankara'nın Şam ile siyasi diyalogun kurulması için içeride ve dışarıda konjonktur arayışı içerisinde olunduğu değerlendirmesinde de bulundu:

"Ancak burada Turkiye kendi çıkarları açısından meseleye bakıyor. O da şu aşamada Afrin de boyle bir sorunun ortaya çıkmasını istemiyor. Rejim destekli milis guçleri ya da ordu guçleri olsun bunların sevk edilmesini istemiyor. Burada muthiş pazarlık var. Muthiş bir satranç oynanıyor. Bir taraftan Ankara ile Şam'ın diyalogu zorlanıyor. Burada da dun İbrahim Kalın'ın koordine amaçlı Rusya ve İran uzerinden Şam'a belli mesajlar iletildiği şeklinde bir açıklaması olmuştu. Bu durum iddiadan ote bir şekilde bildiğim kadarıyla ozellikle Kremlin'in ricasıyla olmuş. Aynı zamanda bir suredir Ankara zaten Şam ile askeri temas halinde. Spekulatif konuşmak istemem ama Ankara'dan Şam'a askeri yardımın da gittiğini duymuştum. Dolayısıyla burada şu an itibariyle açıkçası Şam ile siyasi diyalogun kurulması için Ankara'nın hem içeride hem dışarıda bir konjonktur arayışı içinde olduğunu duşunuyorum. Burada işte bu çerçevede muthiş pazarlıklar donuyor."

' TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ SURİYE ÜZERİNDEKİ İŞ BİRLİĞİ BAĞLAMINDA YÜRÜYOR'

Has, uçak krizinden sonra Moskova açısından Turk-Rus ilişkilerinde ciddi bir paradigma değişikliği yaşandığını soylerken, Rusya'nın Afrin'deki gelişmelerle Suriye'deki Turk-Rus ilişkilerine 'balans' ayarı yaptığını goruşunu dile getirdi:

"Uçak krizine kadar enerji konusu Turkiye ile Rusya arasında siyasetten ayrı ele alınmaya çalışılmıştı. Ama uçak krizinden sonra Moskova açısından Turk-Rus ilişkilerinde ciddi bir paradigma değişimi yaşandı. Butun ilişkiler hali hazırda bolgesel politikalar ve ozelde de Suriye uzerinde iş birliği bağlamında yuruyor. Buraya bağlanmış durumda. Burada turizm konusundaki geçtiğimiz yıl surekli gerilimler olmuştu ama bunlar aşıldı. Ama her an bu tarz sorunlar patlak verebilir. Bir anlamda da Afrin'deki son durumu genel çerçevede bakıldığında Şam ile PYD arasında Afrin konusunda bir antlaşma yapıldığına dair haberlerle bir bakıma Moskova'nın Suriye'deki Turk-Rus iş birliğine 'balans' ayarı yaptığı kanaatindeyim. Ama bunun ne kadar başarılı olup olmayacağını da gelişmelere gore goreceğiz. PYD ile Şam arasında boyle bir anlaşma varsa ya da olacaksa Moskova'nın surecin tam merkezinde yer aldığı kanaatindeyim. Pek tabii İran da PYD konusunda Turkiye ile tam bir anlamda anlaşmış değil. Aynı pozisyona sahip değiller ancak diğer yandan İran, PYD'nin orada nufuzunu arttırmasından rahatsız. Ama Tahran yine aynı şekilde Turkiye'nin Afrin'de tam anlamıyla nufuz alanı oluşturmasına da karşı. Bu çerçevede taraflar satrançta hamlelerini yapıyorlar surekli."

' MOSKOVA, KARADENİZ'DE ANKARA'DAN BİR RAHATSIZLIK HİSSETMİYOR'

Kerim Has son olarak Turkiye'nin 'kapısını tuttuğu' Karadeniz'de NATO uyesi ulkeler ile ABD askeri varlığının artmasının yarattığı yeni tehlike de gundeme taşınırken, Moskova'nın bir rahatsızlığı olup olmadığı sorulduğunda Montro'ye atıf yaparak şu yorumu yaptı:

"Karadeniz meselesinde NATO için zaten değişen bir konjonktur var. NATO uyesi ulkelerin sayısı arttı. Romanya, Bulgaristan gibi ulkeler Soğuk Savaş sonrası uye oldular. Ukrayna ile Gurcistan'ın NATO'ya girme hedefleri var. Ancak başarılı değiller şu ana kadar. Burada Kırım'ın ilhakından sonra Rusya'nın Sivastopol ve Kırım'da askeri mevcudiyeti ciddi anlamda artmış durumda. Ama her halukarda bolgedeki yururlukte olan en onemli antlaşma Montro sozleşmesi. Bu konuda Turkiye ve Rusya bu sozleşmenin en azından resmi duzeyde değiştirilmesi taraftarı değiller. Zira Montro'nun yururlukte olması Karadeniz'in bolge dışı aktorlere çok kısmi oranda açılması anlamına geliyor. Taraflar bu dengeyi değiştirmek istemiyorlar. Ben Moskova'nın Karadeniz'de bu konuda Ankara'dan bir rahatsızlık hissettiği kanaatinde değilim. Zaman zaman ABD gemileri girip çıkıyor Karadeniz'e. Turkiye'nin buna getirdiği belli bir tonaj sınırlaması var ve savaş gemileri Karadeniz'de ancak 21 gun durabilirler. 21 gun sonunda Çanakkale'den Ege denizine açılıp tekrar girmeleri gerekiyor. Dolayısıyla da burada hali hazırda dengeli bir politika goturuluyor. Ama surekli bu gerilim de yoklanıyor. ABD uçakları Karadeniz uzerinde Rusya'nın kıyı şeridinde surekli istihbari uçuşlar gerçekleştiriyorlar. Ruslar da bunu genelde Baltık'ta yapıyorlar. NATO'nun yine Bulgaristan Romanya'da askeri varlığını arttırma planları var. Turkiye'de buna kısmen destek çıkıyor ama bir taraftan Rusya ile ilişkileri goz etmek durumda. Ama Karadeniz'de tarafların Montro'yu guncellemek konusunda bir iradeye sahip oldukları kanaatinde değilim. Tabii gidişat neyi gosterir, Suriye'deki iş birliği bir yerde krize donuşur mu? Bu sorularının yanıtını oğreneceğiz. Umarım donuşmez ama şu anda Turk-Rus ilişkilerinde Ortadoğu daha on planda."