Özet (TL;DR) @ 2018-02-23T16:43:00.000Z: Barış Doster, Suriye-Türkiye arasında doğrudan teması kaçınılmaz görürken, Ankara’nın Osmanlıcı söylemlerinin buna engel teşkil ettiğini belirtti. Ankara’nın Rusya ve ABD arasında dengeyi tutturma…
Barış Doster, Suriye-Turkiye arasında doğrudan teması kaçınılmaz gorurken, Ankara'nın Osmanlıcı soylemlerinin buna engel teşkil ettiğini belirtti. Ankara'nın Rusya ve ABD arasında dengeyi tutturma siyasetinin surdurulebilir olmadığını duşunen Doster'e gore 'Ankara'daki mevcut iktidar bloku Turkiye siyasi tarihinin en Atlantikçi ve Batıcı bloku'.
ABD yonetimi ile Turkiye arasında yeni uzlaşma hamlelerinin hemen ardından Suriye ordusuna bağlı milis guçlerinin PYD/YPG ile çerçevesi henuz netleşmeyen uzlaşma ile Afrin'e girmesinin sahadaki duruma yansımaları tartışılıyor. Doğrudan Şam'daki hukumetin muhatap alınmasında ısrar eden Rusya, 'arabuluculuk' konumunu surdururken, bu yeni durumun Turkiye-ABD uzlaşmasını ve Afrin harekatını nasıl etkileyeceği soru işaretleri yaratıyor.
Karmaşık tabloyu Marmara Üniversitesi'nden Doç. Dr. Barış Doster ile konuştuk.
' SURİYE İLE TÜRKİYE ARASINDA DOĞRUDAN TEMAS KAÇINILMAZ'
Barış Doster'e gore Turkiye ile 911 km sınırı bulunan ve Astana, Soçi sureçlerinde egemenliğini Turkiye tarafından da savunulan Suriye ile doğrudan temas kaçınılmaz:
"Başından beri biz hep şunu savunageldik: Eğer Suriye'yle 911 km sınırımız var ise araya kimseyi sokmadan ne batıdan ne doğudan, ne Atlantik'ten ne Avrasya'dan kimseyi sokmadan, Ankara ve Şam'ın doğrudan, aracısız temas kurması gerekiyor. İkinci olarak gelinen noktada Turkiye eğer sıklıkla, hem de en yetkili ağızlardan Suriye'nin bağımsızlığı, butunluğu, egemenliği ve siyasal birliğinin garantoru olduğunu soyluyorsa, bunu hem ikili hukuka hem komşuluk hukukuna hem onceliklerine hem de Astana surecine dayandırıyorsa bunun gereği olarak da iki ulkenin doğrudan temas kurması gerekir. Üçuncusu, her iki ulkenin de hem siyasi oncelikleri hem tehdit algıları hem sahada bizzat silahlı kuvvetleriyle vermekte olduğu mucadele gelinen bu aşamada iki ulke arasında doğrudan teması kaçınılmaz kılmaktadır."
' ŞAM'IN DAHA GENİŞ ALANLARI HÜKÜMRANLIĞINA KATMASI TÜRKİYE İLE DOĞRUDAN TEMASI KAÇINILMAZ KILACAK'
Doster'e gore 2011'den beri ciddi duşmanlarla savaşan ve savaşmaya devam Şam, bir de Turkiye'yle doğrudan bir sıcak çatışmayı kendince doğru bulmaz. Doster ayrıca Turkiye'nin siyasi ve askeri oncelikleriyle birlikte Şam'ın kendi ulkesinde daha geniş alanları hukumranlığına katmasının iki ulke arasında doğrudan teması kaçınılmaz kılacağı goruşunu dile getirdi:
"Şam eğer 2011 Mart ayından beri bu kadar ciddi duşmanlarla, ABD emperyalizmi ve onun bolgesel muttefikleriyle --2-3 yıl oncesine kadar Turkiye de o blok içerisindeydi aktif olarak- dovuşuyorsa kaçınılmaz olarak duşman sayısını arttırmak istemez. Zaten şu anda çarpıştığı yeteri kadar bolge varken, kendi ulkesinin tamamında tam anlamıyla hukumran değilken, Şam bir de Turkiye'yle doğrudan bir sıcak çatışma içine girmeyi kendince doğru bulmaz. Bu, işin Şam cephesi. İkincisi, Rusya'nın da başından beri Ankara'nın Şam ile doğrudan temas kurmasını istediği, hatta muhtemelen Şam'ın bu konudaki kimi fevri çıkışlarını da daha baştan engellemek için çaba harcayacağı muhtemeldir. Bu aşamada artık inisiyatif eğer Turkiye'nin elindeyse Turkiye'nin de şimdiye kadar yaptığı hataları yapmaması, meseleyi kişileştirmemesi, duygusallaştırmaması, o guzel Anadolu deyimiyle 'eteğindeki taşı dokup' Şam ile doğrudan temas kurması gerekir. Birkaç gun once bir televizyon programında iktidar partisinin Manisa Milletvekili Özdağ bu yonde birkaç mesaj verdi zaten. Dahası, Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın da şartlar tahakkuk ettiğinde, hani İsmet Paşa'nın meşhur tabiriyle, eğer olağanustu bir durum hasıl olursa gerekli temasın sağlanabileceği yonunde bir laf etti. Şimdi bir milletvekilinin bir de Cumhurbaşkanlığı sozcusunun laflarını alt alta yazdığımızda Turkiye'nin de hani en yetkili ağızlardan, en ust duzeyde olmasa da en altından temasları sıklaştırdığını, zaten var olagelen, kulislerde dillendirilen bu temasların duzeyini ve dozunu arttırdığını duşunmek olası. Ama bunları da bir kenara koyalım. Ben onumuzdeki sureçte kaçınılmaz olarak hem Turkiye'nin siyasi oncelikleri ve askeri ihtiyaçlarının, hem de Suriye rejiminin giderek kendi toprağında, kendi ulkesinde daha geniş bir alanı hukumranlığına katmasının iki ulke arasında doğrudan teması kaçınılmaz kılacağını duşunenlerdenim. Keza, Rusya'nın da dahası İran'ın da bu yondeki telkinlerinin artacağına inananlardanım."
' OSMANLICI SÖYLEM DEVAM ETTİĞİ SÜRECE SURİYE İLE İLİŞKİLERİN YUMUŞATILMASI GÜÇ'
Ancak Turkiye'nin bir yandan Suriye'nin egemenliğinin altını çizen açıklamalar yaptığını fakat diğer yandan da Suriye toprakları içerisinde yer alan bazı yerleşimler için 'kaymakam, sağlık muduru atadık' şeklinde diğer soylemleriyle bağdaşmayan açıklamalar yaptığına dikkat çeken Doster'e gore Osmanlıcı soylem devam ettiği surece Suriye ile ilişkilerin yumuşatılması guç:
"Suriye'deki ilişkilerin tamiri hiç kolay olmayacak. Çunku Turkiye başından beri çok hata yaptı. Bunlar telafisi guç hatalar. İkinci olarak Turkiye bir taraftan haklı olarak doğru ve meşru olarak, olması gerektiği o olduğu için de Suriye'nin bağımsızlığını, egemenliğini, butunluğu ve toprak birliğinin siyasal birliğinin altını çiziyor, yapması gereken budur. Fakat yandan da kalkıp Suriye'nin içindeki yerlere 'sağlık muduru atadık, kaymakam yolladık, savcı gorevlendirdik' gibisinden hiç de diplomatik nezaketle ortuşmeyen, şık olmayan ve dahası Turkiye'nin diğer soylemleriyle de bağdaşmayan laflar ediyor. Bu ikisi aynı anda yurumez. Bunu da kabul etmek lazım. Ve bir diğer boyut, eğer Turkiye, Astana, Soçi sureçlerini surdurmek ve eğer 911 kilometre sınıra sahip olduğu komşusu Suriye'yle ilişkilerini kaçınılmaz olarak geliştirmek istiyorsa kendi meşru ulusal guvenlik endişeleri giderildikten sonra, kendi meşru terorle mucadelesi sona erdikten sonra elbette Suriye'nin topraklarında askeri varlığını muhafaza edemez. Kaçınılmaz olarak geri çekilmeyi zamanı geldiğinde duşunecektir. O zamanın bir an once gelmesi için de Turkiye'nin Suriye ile doğrudan temas kurması şarttır. Onun dışında zaten sahada beraber hareket ettiği kuvvetler, bir taraftan ABD ile İngiltere ile yakınlığı olan bu kuvvetler, zaten Suriye rejimi tarafından teror orgutu olarak adlandırıldığı surece, içerde de tamamen iç siyasete yonelik bu fetihçi, Abdulhamitçi ve Osmanlıcı soylem devam ettiği surece ilişkilerin yumuşatılması çok guç olur."
Doster, mevcut iktidar blokunun Turkiye siyasal hayatının en Batıcı iktidar bloku olduğunu soyleyip, Tillerson'ın ziyareti ile bu anlamda ABD ile ilişkilerde bir fabrika ayarlarına donuşun şaşırtıcı olmayacağını belirtti ve bu ziyaretin ABD'nin Suriye'den çekilmek niyetinde olmadığını gosterdiğini de sozlerine ekledi:
"Mevcut iktidar bloku Turkiye siyasal tarihinin gorduğu en Atlantikçi, en Batıcı bloktur. Yakın zamana kadar ABD ile ilişkileri ve muhabbetlerinin boyutu bilinmektedir. O anlamda Tillerson'ın ziyareti ve son açıklamalarla birlikte kendi fabrika ayarlarına donuş soz konusu ise buna hiç şaşırmamak gerekir. Ancak bir de Turkiye'nin sahadaki gerçekliği ve ihtiyaçları var, tehdit algısı var. Bu ikisini nasıl bağdaştıracak? Şimdi eski bir enerji şirketi ust yoneticisi olan Tillerson'ın Turkiye'ye gelişi bir kez daha gosterdi ki ABD Suriye'den çekilmek niyetinde değil. Donald Trump zaten bunu sıklıkla dile getiriyor ve Obama'nın Irak'tan çekilmesinin hata olduğunu ve kendisinin aynı hatayı Suriye'de yapmayacağını soyluyor. ABD'nin şu anda bilinen Suriye'de 14 adet ussunun olduğu soyleniyor ve ABD, PKK/PYD teror orgutunu 'kara gucum' diyerek nitelendiriyor. Bu ABD'lilerin bizzat soylediği bir şey."
' BU COĞRAFYADA HİÇBİR AKTÖR RUSYA'YI DIŞLAYARAK HAMLE YAPAMAZ'
Barış Doster son olarak bu coğrafyada hiçbir aktorun Rusya'yı dışlayarak hamle yapamayacağını, bunun ABD ve Turkiye için de geçerli olduğunu soyleyerek, Turkiye'nin son aylarda Rusya ve ABD arasında bir şekilde dengeyi tutturmaya çalışan politikasının surdurulebilir olmadığını yorumunu yaptı:
"Bu işin bir tarafı, diğer tarafı da Rusya'nın Suriye'de inisiyatif sahibi oluşu ve bu coğrafyada artık hiçbir politik aktorun Rusya'yı dışlayarak, Rusya'ya rağmen onu hesaba katmaksızın bir hamle yapamayacağı oluşudur. Bu Turkiye için de Suriye için de ve ABD için de geçerli bir gerçek. Sahadaki manevra kabiliyetlerini sahadaki varlıklarını uluslararası planda çok enerjik, çok ritmik bir şekilde muzakere masasına aktarmayı başardılar. Bu aşamadan sonra Turkiye ne yapabilir? Ya tekrar Ahmet Davutoğlu politikalarına tamamen donecek ya gerçekten bolge ulkeleriyle beraber hareket edecek, bir bolgesel diplomasinin alt yapısını gormeye, bolgedeki muhataplarına, komşularına, bolgesel aktorlere daha fazla guven aşılamaya ve yanlış anlamaları gidermeye çalışacak. Ya da son aylarda daha da one çıktığı uzere Rusya ve ABD arasında bir şekilde dengeyi tutturmaya çalışacak. Bazen o tarafa bazen bu tarafa daha yakın olacak. Ama bu çok surdurulebilir değil. Yani bu uçuncu şık, ABD'ye gidip Trump'a 'dostum' demek ondan sonra sıklıkla telefonda Putin ile goruşmek, bir taraftan Astana sureci ve Soçi zirvesindeki imzalara sadık kalırken obur taraftan ABD Dışişleri Bakanı gelince ona sıcak mesajlar vermek çok surdurulebilir değil."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.