Özet (TL;DR) @ 2018-02-22T15:43:00.000Z: İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatörü Nazan Moroğlu, çocuk tacizlerinin hemen ardından yeniden gündeme gelen zina tartışmalarını Zafer Arapkirli ile Seyr-i Sabah programına…



Seyr-i Sabah

15:43 22.02.2018(Guncellendi 11:57 23.02.2018) URL'yi kısaltın

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatoru Nazan Moroğlu, çocuk tacizlerinin hemen ardından yeniden gundeme gelen zina tartışmalarını Zafer Arapkirli ile Seyr-i Sabah programına değerlendirdi. Moroğlu, alınmak istenen zina kararlarının çocuk istismarıyla alakasının olmadığını dile getirdi.

Twitter

Kamuoyunda giderek daha çok ses getiren çocuk tacizleri konusunun tartışıldığı şu gunlerde kurulan komisyonlarda kimyasal hadım ve zina konuları one çıktı. İKKB Koordinatoru Nazan Moroğlu, bu iki tartışmanın birbiriyle alakası olmadığını savunarak tartışmaların gundem değişikliği yapabilmek için tırmandırıldığını iddia etti. Moroğlu, bu tur suçların onlenmesini sağlayacak kararlar alınmadığını dile getirdi:

' ARADA BİR ZİNA GÜNDEME GETİRİLİYOR'

"Çocuk tacizleriyle zina tartışmalarının uzaktan yakından alakası yok. Zina tartışmasında bir taraf susacak bir taraf geri adım atacak zannediliyor ki bu doğru bir mantık değil. Yanlışa yanlış demek de bu alanda çalışan hepimizin gorevi. Yaşamın her alanında ayrıştırma var. 8 Mart geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bence tartışmaların o alana kayması için yeni bir konu yarattı. Bu ulkenin buna tahammulu yok artık.

2000 yılından itibaren Avrupa Birliği (AB) uyum surecinde yeni yasalar çıkarıldı. Temel bazı yasalarımız da yeniden duzenlendi. Özellikle kadın-erkek eşitliği açısından eşitlikçi maddeler getirildi. Eski ceza kanunumuzda zina maddeleri vardı. Kadın ve erkeğin zina maddeleri farklıydı. Eşitlikçilik ilkesiyle bağdaşmadığı için mahkeme bunları değiştirdi.

Artık batıdan koptuk çağdaş dunyadan koptuk dememiz yanlış mı? Tekrar getirilmeye çalışılırsa 2004'te ceza kanunu duzenlenip zina suç olmaktan çıkarılması tartışılmıştı. Yurt dışında bir toplantıda zinanın tekrar ceza kanununa dahil edileceğine dair açıklama yapmıştı o zaman başbakan olan kişi.

Bu hem Avrupa Birliği'nde hem iç kamuoyunda tepkiyle karşılandı ve geri çekildi. Bugun tekrar geri getirilmeye çalışılıyor. Ne alakası var bu kanunun çocuk istismarıyla?

' ADI CİNSEL İSTİSMARLA ANILAN VAKIFLAR HALA MEB İLE KOL KOLA'

Kimyasal hadım yontemi çocuk istismarı için bir çare değil. Şimdi hala siyasetçilerin ağzından onleyici neler yapılacak bunu hiç duymuyoruz. Önlemeden sadece peşinden koşmak geleceğinizi karartır sadece. Cinsel istismar suçlarının adıyla beraber anıldığı vakıflar hala Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile birlikte işler yapıyorsa caydırıcılıktan soz etmek mumkun değil.

Hem çocuklar açısından hem de kadına yonelik vahşet konusunda ne yazık ki insanlar olduruldukten sonra olayın peşine duşuluyor. İnsanlar ancak baskı olursa tutuklu yargılanıyor. Avrupa Konseyi onleyici tedbirlerin alınmasını oneriyor. Ne yazık ki ailelerde şiddet yaygın, ensest çok yaygın. Bunu onleyici tedbirler almak yerine vahim olaylardan sonra kanun değişikliği ve kimyasal hadım konuşuluyor. Daha once de konuşulmuş sonra yargıdan donmuştu olay. Yine oyle olacak. Çok vakit kaybediliyor.

' TÜRKİYE'DE TEK BİR HUKUK VAR'

Eğer kaynakta onleyici hareket yapmak istiyorsa iktidar, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) web sayfasını incelesin. Orada gorduğumuz Din İşleri Yuksek Kurulu var. Vatandaş soru soruyor: 'Eşim boş ol dedi, şimdi ben boşandım mı?' Diyanet buna 'Evet' diyor ya da 'Mahkeme kararı gerekir' diyor. Turkiye bir hukuk devleti ya da diye bir şey yok tek bir hukuk var.

Yıllardır Turkiye temel yasalar değiştirilirken bile sosyolojik hukuk araştırması yapılması ozelliğini kaybetti. Ya yasalar çeviri yoluyla geldi ya da bize hiç uymayan oneriler hemen yasalaşıp geçti. Çok orneği var bunun. Turkiye akla bilime dayalı laik eğitimden uzaklaştıkça bu sorunları o kadar uzun sure tartışmaya maruz kalacak."