Özet (TL;DR) @ 2018-02-14T14:10:00.000Z: Rusya'nın Zeytin Dalı Harekatı'na herhangi bir itirazı olmadığını söyleyen Başbakan Yıldırım, "Rusya belki bugün PKK-PYD-YPG'yi terör örgütü olarak kabul etmiyor ama gelecekte edecek. Rusya'nın ya da…



Memleketi Erzincan'da BBC'nin sorularını yanıtlayan Başbakan Binali Yıldırım, Zeytin Dalı Harekatı'ndan ABD ile ilişkilere, OHAL'den erken seçim iddialarına birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Yıldırım'ın, BBC Turkçe'den Emre Temel ve Efe Öç'un sorularına verdiği yanıtlar şoyle:

Sayın Başbakan, Zeytin Dalı Harekatı 20 Ocak'ta başlatıldı. Siz nihai hedefi "30 kilometre derinlikte bir guvenli bolge oluşturmak" olarak açıkladınız. Ve coğrafi olarak bakıldığında tam o noktada Afrin kent merkezi bulunuyor. Turk ordusu operasyon kapsamında Afrin kent merkezine girecek mi?

(C) AA/ Ali Balıkçı

Biz bu operasyonun amacını çok açık bir şekilde dunyaya ilan ettik. Ne dedik? Bizim amacımız bir işgal hareketi değil. Bizim amacımız orada yaşayan sivillere zarar vermek değil. Amacımız ne? Suriye'nin Afrin bolgesinden ulkemize yapılan tacizleri, roket saldırılarını, havan saldırılarını durdurmak. 2014'ten beri YPG-PYD buraya yerleşti, tahkimat yaptı. Amaç ne? Turkiye'ye karşı teror faaliyeti yurutmek, Turkiye'de yaşayan insanların can ve mal guvenliğine zarar vermek, sınır guvenliğine zarar vermek. Ve ustelik 2014'ten beri Afrin'de yaşayan binlerce-on binlerce insan şehri terk etmek mecburiyetinde kaldılar.

Bu teror orgutu elemanları; Kurtlerin, Turkmenlerin, Arapların hayatını zehir ediyorlar. Zulmediyorlar. Amacımız onları bu zulumden kurtarmak. Bunun için de Afrin'de de, koylerinde de, beldelerinde de nerede teroristler varsa, boyle iğneyle kuyu kazarak, cımbızla çekerek teroristleri alacağız, etkisiz hale getireceğiz. Ondan sonra da orada yaşayan insanlar, "Oh dunya varmış!" diye nefes alacaklar.

Kent merkezi de dahil yani…

Gayet tabii. Yani, kırsalı temizledin. Teror unsurları orada duruyorsa, o zaman amaç hasıl olmaz.

' BUGÜNE KADAR SİVİL KAYBI YAŞANMADI'

"Amacımız sivillere zarar vermek değil" dediniz.

Çok doğru.

Operasyonun ozellikle ilk haftasından sonra, Birleşmiş Milletler nezdinde de bazı açıklamalar gelmeye başladı. "Sivil kayıplarından dolayı kaygılıyız" şeklinde. Hatta bu soylemi çok daha ileri goturenler oldu. Örneğin Fransa Dışişleri Bakanı, Turkiye'yi sivilleri hedef almakla ve uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Şu ana kadar Batı'dan duyduğumuz en sert eleştiriydi bu. Bunlar hakkında ne duşunuyorsunuz?

Herhalde bunlar yanlış yerde sivil kaybı arıyorlar. Sivil kayıp gormek istiyorlarsa gelsinler Kırıkhan'ı gorsunler, Hatay'ı gorsunler, Reyhanlı'yı gorsunler, Kilis'i gorsunler. Ben orada 17 yaşında, atılan roketle hayatını kaybeden genç kızın annesiyle-babasıyla beraber oldum. Onların acısı, o fotoğraf gozumun onunden gitmiyor. 107 tane roket atıldı Emre Bey. 107. 24 gunde 107 roket geliyor.

Operasyonun başlangıcından beri mi?

Rastgele atıyorlar. Binaların içine atılıyor. Lokantalara atılıyor. Camilere atılıyor. İnsanların toplu olduğu yerlere atılıyor. Okul bahçelerine atılıyor. Bu vicdansızlıktır. Dolayısıyla sivil kayıplarının nerede olduğunu once soyleyenlerin bir araştırması lazım. Bu operasyonlarda sivil kaybı bugune kadar yaşanmamıştır Afrin bolgesinde.

Turkiye bu konuda uluslararası bir araştırma için yardımcı olmaya hazır mı?

' SİVİL ÖLÜMLERİ KONUSUNDA EN SON KONUŞACAK ÜLKE FRANSA'DIR'

(C) AFP 2018/ AHMAD SHAFIE BILAL

Bu içinde bulunduğumuz binanın, Basın Yayın Enformasyon Genel Mudurluğu'nun akredite ettiği 160'dan fazla dunyanın çeşitli yerlerinden gelen gazeteciler var. Bunlar izliyorlar, raporları gonderiyorlar. Ama bizim şikayet etmemiz gerekirken, başkaları şikayet ediyor.

Sivillerin oldurulmesi konusunda en son konuşacak Fransa'dır. Afrika'daki sicili çok bozuktur. 1-2 değil, milyonlardan bahsediyoruz. Balkan Harbi'nde, 1. Dunya Harbi'nde, Cezayir'de, Tunus'ta sicilleri çok bozuktur. Eğer siviller konu olacaksa, Fransa'nın once kendi gunahlarından arınması gerekir.

' SURİYE POLİTİKASINDA RUSYA İLE İŞBİRLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR'

Uluslararası kamuoyunda genel bir konsensus var, o da şu: Turkiye, Rusya ile eşgudum içinde hareket etmeden bu harekata başlayamazdı. Fakat bir taraftan da Rusya hala PKK'yı, PYD'yi, YPG'yi teror orgutu olarak gormuyor. PYD'nin hala Moskova'da burosu açık. Turkiye'nin Suriye politikasında şu an Rusya ile işbirliği çok onemli bir yer tutuyor. Bu duruma baktığınızda, Turk-Rus ilişkilerinde bir tuhaflık yok mu sizce?

(C) AFP 2018/ AHMAD SHAFIE BILAL

Rusya teror orgutu olarak tanımıyor ama bizim Afrin operasyonumuza karşı da herhangi bir itirazı yok. Esasen kimsenin itiraz olamaz. Birleşmiş Milletler'in anayasasının 51. maddesi açık Emre Bey. Herhangi bir ulke terore maruz kalırsa, o teroru yok etmek meşru hakkıdır. Hem yurt içinde hem yurt dışında bunu yapabilir. Rusya belki bugun kabul etmiyor ama gelecekte kabul edecek. Rusya'nın ya da X, Y, Z ulkesinin kabul etmesi ya da etmemesi bizim konumuz değil. Biz bunların PKK'nın isim değiştirmiş teror orgutleri olduğunu biliyoruz. Bu konuda elimizde yeterince delil var, bilgi var, belge var, her şey var. Bu da bizim baştan beri soylediğimizi doğruluyor.

' PKK, FAALİYETLERİNİ SURİYE'YE KAYDIRDI'

PKK artık Kuzey Irak'ta hayat alanı daraldığı için, Turkiye'nin etkin terorle mucadele faaliyetine karşı elinde fazla bir imkan kalmadığı için, Amerika gibi bir hamiye de sahip olduğu için Suriye'ye kaydırdı faaliyetlerini. Yine en son Amerika Savunma Bakanı (James) Mattis, "Bazı PYD'liler+YPG'liler Afrin'e geçti" diyor. Doğru diyor.

' MENBİÇ'DE PYD-YPG'Yİ TUTMAK TÜRKİYE'YE KARŞI DÜŞMANLIKTIR'

Üstelik Pentagon'dan da yeni bir açıklama yapıldı Sayın Başbakan…

550 milyon dolar.

Evet, 300 artı 250.

Bu planlanan… Kim veriyor bunun parasını? Amerikan vatandaşları. Geçen sene gerçekleşenin 800 milyon dolar olduğunu kabul edersek, bu sene o rakam 1 milyarın uzerine çıkacak. Kim veriyor bunu? Amerikan vatandaşları oduyor. Bu ne yaman çelişkidir. NATO'da beraberiz. Stratejik ortağız. Muttefikiz. Ülkemizde usleri var. Bu kadar sene işbirliğimiz var. Butun bunlar ortadayken, Amerika teror orgutleriyle el ele kol kola… Amerikan yonetimiyle sahadaki askerlerin de ayrı telden çaldığını goruyoruz. Amerika Başkanı, "Silah vermeyeceğiz" diyor, "Silahları toplayacağız" diyor; aşağıdaki kuçuk rutbeli bir asker "Yok" diyor, "Silahlar verilecek, toplanmayacak" diyor, "İşbirliğimiz artarak devam edecek" diyor. Bu ne biçim bir iştir. Kimin eli kimin cebinde belli değil?

Menbiç'de PYD-YPG'yi tutmak Turkiye'ye karşı duşmanlıktır, Turkiye'nin milli guvenliğine karşı bir tehdittir. Menbic'te yaşayanların yuzde 90'dan fazlası Arap. Orada teror orgutunun ne işi var? Guvenlik sorunu da yok. Özellikle Turkiye'ye karşı bunlar tutuluyorsa o zaman da bizim ona gore hareket etmemiz gerekir.

' AMERİKA TERÖR ÖRGÜTLERİNİ BİZE KARŞI KORUMAYA KALKARSA İŞLER DEĞİŞİR'

Turk-Amerikan ilişkilerinin tarihin en zor donemlerinin birinden geçtiği bir gerçek. Peki gelecekte Afrin operasyonu genişlerse, siz Turk ve Amerikan askerlerinin Menbic'te çatışma olasılığını goruyor musunuz?

(C) AA/ Erçin Top

İster Fırat'ın batısında Munbic'de, ister Fırat'ın doğusunda diğer bolgelerde bize yonelik bir teror tehdidi olursa, bunun uzerine tereddutsuz gideriz. Bizim hedefimiz Amerika değil ama Amerika teror orgutlerinin onune geçip, onları bize karşı korumaya daha fazla kalkarsa o zaman işler değişir.

Turkiye ile ilişkilerin bozulmasından Turkiye zarar gormez tek başına. Amerika da gorur. Bu bolgede bir tur planları var belli ki. Nasıl yapacak o planlarını?

' AMERİKA, TÜRKİYE'YE ZATEN GİZLİ AMBARGO UYGULUYOR'

Turk-Amerikan ilişkilerinin tarihin en zor donemlerinin birinden geçtiği bir gerçek. Acaba Afrin operasyonu genişlerse, siz Turk ve Amerikan askerlerinin Menbic'te çatışma olasılığını goruyor musunuz? Sanırım bu konuları Sayın Rex Tillerson (ABD Dışişleri Bakanı) ile de goruşeceksiniz bu hafta.

Doğru. Bizim şu anda işimiz Afrin. Afrin'in de genişleyecek falan bir alanı yok. Topu topu 3800 kilometrekare bir alan. Yani Fırat Kalkanı sahasının 2 katından az. Eni boyu hepsi belli. 65'e-70 kilometrelik bir alandan soz ediyoruz. Ama bizim bunalana 135 kilometre sınırımız var ve her metresi tehdit altında. Dolayısıyla biz burada temizlik yaparız. İster Fırat'ın batısında Munbic'de, ister Fırat'ın doğusunda diğer bolgelerde bize yonelik bir teror tehdidi olursa, bunun uzerine tereddutsuz gideriz. Bizim hedefimiz Amerika değil ama Amerika teror orgutlerinin onune geçip, onları bize karşı korumaya daha fazla kalkarsa o zaman işler değişir.

Turkiye ile ilişkilerin bozulmasından Turkiye zarar gormez tek başına. Amerika da gorur. Bu bolgede bir tur planları var belli ki. Nasıl yapacak o planlarını? NATO ortağına bir anlamda dirsek çeviriyorsun. NATO ortağına yapman gerekeni yapmıyorsun. NATO ortağına duşmanlık eden, bolmeye parçalamaya çalışan çapulcularla haşır neşir oluyorsun. Darbeciyi ver, vermezsin. Teroristle iş tutma, tutmaya devam edersin. Gunahsız yere tutar banka genel mudur yardımcısını (Mehmet Hakan Atilla) Bu nasıl olacak? Gizli ambargo zaten uyguluyor Amerika?

Nasıl uyguluyor?

Efendim işte kıçı kırık tabanca. Polislere verilen. Efendim Kongre onayına gondereceğiz. Kardeşim tanklar dolusu uçakları PYD'ye YPG'ye gonderirken Kongre'yi mi sordunuz? Bu ne kepazelik ya. Bizi de zannediyorlar ki hiçbir şey bilmiyoruz.

Turk-Amerikan ilişkilerinin bir de ekonomik boyutuna ilişkin bir soru yoneltmek istiyorum. O da Mehmet Hakan Atilla davasıyla ilgili. Biliyorsunuz Mehmet Hakan Atilla altı suçun beşinden suçlu bulundu, Nisan ayında kararın açıklanması bekleniyor. Bu gelişme sonrası ABD'nin bazı Turk bankalarına ekonomik yaptırımlar uygulama ihtimali sizi kaygılandırıyor mu? Bu durumda bundan Turk ekonomisinin mumkun olan en duşuk duzeyde etkilenmesi için ne gibi onlemler alınıyor?

Amerikan yargısı, "Guçluyum, istediğimi yaparım" diyebilir ama bir de vicdani adalet vardır. Bizim bankamıza ceza verebilirler. Yani kafalarının estiğine ceza veriyorlar. Verebilirler. Bakın Turkiye'yi bu tip tehditlerle, ekonomik tehditlerle, askeri tehditlerle veya ambargo tehditleriyle dize getireceğini duşunuyorsa Amerika, çok buyuk yanlışlık yapıyor demektir…

' OHAL'DE HUKUK BİR SÜRE DURDURULUYOR, İŞLEMİ İPTAL ETTİK'

Batı'dan Turkiye'ye en fazla yoneltilen eleştirilerden biri ozellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Turkiye'nin giderek daha fazla KHK ile torba yasa ile yonetilen, daha fazla anti-demokratik uygulamanın olduğu bir ulke olması. Buna istinaden soruyorum: OHAL ne zaman kalkacak?

Takdir edersiniz ki, 15 Temmuz'dan sonra Turkiye'nin karşı karşıya geldiği zor şartlardan çıkması için yine anayasanın verdiği imkanla olağanustu hali getirdik. Fransa'da sadece bir teror olayı oldu. 2 yıla yakın olağanustu hal oldu.

Ancak deniyor ki, Fransa'da OHAL çerçevesinde çıkarılan yasalar muhaliflere, gazetecilere, aktivistlere karşı kullanılmıyor. Onun için "Bu benzetme doğru değil" de fazlasıyla soyleniyor.

Bu soylenebilir. Buna bir itirazım yok ama Turkiye'de çıkarılanların hangi amaçla çıkarıldığının yeterince incelenmediğini goruyorum.

Batı kamuoyunda mı?

(C) REUTERS/ Costas Baltas

Tabii canım. Bir peşin kabul var. 'Turkiye, ozgurluklere karşı katı'. 'Turkiye'de hak ihlalleri var'. Bunlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerine gitti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geri çevirdi. Haklıysa oradan donmesi lazımdı, donmedi. Bunu niye soylemiyorlar. Memuriyetten çıkarılma işi hak ihlali midir? Bir gerekçeye dayalı olarak biz bir İtiraz Komisyonu kurduk mesela. Yasa çıkardık. Onu da KHK'yla çıkardık.

'Ben haksız yere çıkarıldım' diyenler tek tek itiraz ediyor. Tek tek şimdi hepsinin itirazları inceleniyor. Haklı oldukları tespit edilenler iade ediliyor, Eğer haklı değilse onlara diyorlar ki, size yargı yolu açıktır, gidebildiğiniz kadar gidin. 1. Mahkeme'ye gidin, Temyiz'e gidin, Anayasa Mahkemesi'ne gidin. Olmadı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidin. Onunla da yetinmedik. Eğer biz yaptığımız işe guvenmesek Emre Bey, butun kanun hukmundeki kararnameleri biz Meclis onayına sunduk. Ve Meclis de goruştu, hepsini onayladı. Bu ne anlama geliyor? Biz hukuk devletine inanıyoruz. Meclisimize guveniyoruz. Meclisimiz de bunları onaylayınca ne oluyor? Olanı soyleyeyim: Buradaki butun hususlarla ilgili olarak mahkemelere Anayasa Mahkemesi'ne dava hakkı doğuyor. Bireysel dava hakkı doğuyor.

Yani Olağanustu Hal'de hukuk bir sureliğine durduruluyor. Bu yaptığımız iki uygulama ile bu durdurma işlemini iptal ettik. Artık yasalar işleyecek. Herkes hakkını-hukukunu sonuna kadar arayacak. Boyle onyargılı, parmak gostererek Turkiye'yi her konuda ilzam etmek, itham etmek yerine empati yapıp Turkiye'yi daha iyi anlamaya çalışın. Turkiye'nin yaşadıklarını eğer siz yaşasaydınız, nasıl bir tepkiniz olurdu. Onu soyleyin. Yani 15 Temmuz'da bir ulkenin geleceğine kastediliyor. Sivil insanlar olduruluyor. Bir-iki istisna hariç Avrupa Birliği'nden tıs yok. Ses-soluk yok. 2 gun sessizlik. 2 dakikada dunyada ne oluyor, ne bitiyor. Acaba başka bir sonuç mu bekliyorlardı? Bir şaşkınlık mı yaşadılar? Bir hayal kırıklığı mı yaşadılar? Bunlar hep cevaplanmayan sorular olacak. Ancak 2 gun sonra bize soylenen çok daha incitici: Aman bu darbecileri fazla hırpalamayın. Bu ne anlama geliyor Emre Bey ben yorumu izleyicilere bırakıyorum.

' GÜNDEMİMİZDE SEÇİM YOK'

Mevcut koşullarda Mart 2019'da yerel seçimler, 3 Kasım 2019'da cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler yapılacak. İl kongrelerini tamamlıyorsunuz, buyuk kongre tarihini açıklayacaksınız.

Eylul'de olacak.

Ankara kulislerinde haftalardır, uzun suredir erken seçim senaryoları dillerden duşmuyor. 15 Temmuz diyen var, 4 Kasım diyen var. Bazı tarihler bile dile getirilmeye başlandı. Siz "2018'de kesinlikle erken seçim yapılmayacak" diyor musunuz?

(C) AA/ Hakan Goktepe

Ülke şartları neyi gerektirirse o yapılır. Kural bellidir. Esas bellidir. 2019 Mart'ta yerel seçim, 2019 başında da cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi…Bunu defalarca soyledik. Bizim soylediklerimizin herhalde bir anlamı olması lazım. Bizim soylediklerimize itibar edilmiyorsa, dedikodulara daha çok ilgi gosteriliyorsa, buna yapacağımız birşey yok. Açıkça bir kez daha soyluyorum: Bizim gundemimizde seçim yok. Yerel seçimler Mart 2019, genel seçimler Kasım 2019. Cumhurbaşkanlığı seçimi de Kasım 2019. Biliyorsunuz anayasa değişikliğine gore milletvekili seçimiyle cumhurbaşkanlığı seçimi aynı gunde yapılacak. Ayrı ayrı sandıklarda.