Özet (TL;DR) @ 2018-02-15T07:44:53.000Z: Çoğu zaman ‘annelik hüznü’ ile karıştırılarak tedavisi geciktirilebilen doğum sonrası depresyon, yeni doğum yapmış annelerin yüzde 10-20’sinin karşı karşıya kaldığı psikiyatrik bir hastalık.



Fiziksel ve duygusal olarak değişikliklere yol açıyor, tedavisiz kaldığında hem annenin hem bebeğin yaşam kalitesini belirgin şekilde bozuyor, kronikleşebiliyor ve anne-bebek ilişkisini olumsuz etkileyerek uzun donemde bebeğin de psikososyal gelişimini olumsuz etkiliyor. Üstelik sanılanın aksine 'lohusalık donemi' ile sınırlı değil.

Do ğum sonrası depresyonun annelik huznu ile karıştırılmamasının çok onemli olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. G okşen Yuksel Yalçın "Annelik huznu doğumdan sonra başlar, duygusallıkta artış ve hassaslaşma gibi, depresyona gore hafif şikayetler vardır ve en geç 2-3 haftada ortadan kalkar. Sıklıkla tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Ancak bu belirtiler ağır bir depresyonun oncul belirtileri de olabileceği için dikkatli olunmalıdır" diyor.

Doğum sonrası depresyonun ise psikiyatrik bir hastalık olduğunu, yaklaşık 3 hafta içinde şikayetler ortadan kalkmazsa mutlaka tedavi gerektirdiğini vurgulayan Dr. Gokşen Yuksel Yalçın, doğum sonrası depresyonda en sık gorulen 6 belirtiyi anlattı, onemli uyarı ve onerilerini şoyle aktardı:

İlgi istek kaybı: Yeni anne daha once keyif aldığı hiçbir şeyden keyif alamaz hale gelir. Sosyalleşmekten, yakınları ve sevdikleri ile goruşmekten kaçınır. İçinden bir şey yapmak gelmez. Mutsuzluk hali içinde yeni doğan bebeği ile yeterli oranda yakınlaşamaz ve kaliteli zaman geçiremez.

Yetersizlik ve su çluluk duyguları: İçinde bulunduğu tablo nedeni ile bebeği ile yeterli derecede ilgilenemeyen annede belirgin suçluluk duyguları ile yetersiz bir anne olduğuna, ilerleyen donemde de bebeğe iyi bakamayacağına dair hatalı algı gelişebilir. Bu duşunceler anneyi hem daha mutsuz yapar hem de sosyal ilişkilerinde belirgin bozulmaları beraberinde getirir.

Ö zbakımda azalma: Depresif tablo içinde olan annede ozbakım belirgin azalır ve çoğu zaman gun boyunca saçını dahi taramaz, dişini fırçalamaz, duş almaz. Çevresinden gelen tepkiler ile geçici olarak toparlansa da ozbakımdaki azalma tekrar dikkat çekici  hale gelir.

Yo ğun ağlamalar: Her ne kadar "Annelik Huznu"nde de ağlamalar gorulse de "Doğum Sonrası Depresyon"daki ağlamalar daha yoğundur ve hem hasta hem de çevresi tarafından dikkat çekicidir. Hasta bu ağlamalarla başedemez. Durumsal olmaktan çıkıp herşeye ağlama şekline donuşebilir.

Uyku ve i ştahta bozulma: Yenidoğan bebekle birlikte annenin uykusunun bozulması beklenir ancak "Doğum Sonrası Depresyon"da anne ya uyumak istese de uyuyamaz ya da annede aşırı uykululuk hali vardır. Yataktan çıkmakta belirgin zorlanabilir. Yine iştah açısından bakıldığında iştah kaybı olabildiği gibi bu donemde olan aşırı yemek yeme hali de dikkat çekicidir.

Ö lum duşunceleri: Doğum sonrası depresyonda en çok korkulan annede gelişebilecek kendisine veya bebeğine dair olum duşunceleridir. Bu duşuncelerin varlığı, plana ve hatta eyleme dokulmesi kişide acil psikiyatrik başvuru ve tedavi gerektirir.

BU HURAFELER SORUNU B ÜYÜTÜYOR!

Lohusal ık donemi ile sınırlı! YANLIŞ: Doğum sonrası depresyon, sanılanın aksine 'lohusalık donemi' ile sınırlı değil. Bu yanlış inanış hastalığın tedavisini geciktiriyor.

Tedaviye gerek yok! YANLI Ş: Doğum sonrası depresyonun psikiyatrik tedavi olmaksızın kendiliğinden geçeceğine dair olan yanlış inanış da surecin uzamasına ve tedavinin hem daha geç hem daha zor olmasına yol açıyor.

Emzirirken ila ç kullanılamaz! YANLIŞ: Emzirme surecinde psikiyatrik ilaç kullanılamayacağı şeklindeki hatalı inanış da yine yeni annelerin yaşam kalitesini bozmakla kalmıyor, bebeğin de anne ile olan ilişkilerini tamiri zor şekilde zedeleyebiliyor. Bu sureçte psikiyatrik destek almanın şart olduğunu vurgulayan Dr. Gokşen Yuksel Yalçın, annelere emzirme surecine zarar vermeyen, bebeği de dikkate alan bir tedavi sureci uyguladıklarını, ilaç ve ilacın dozuna karar verirken kişiye ozel değişkenlerin de dikkate alındığını soyluyor.

DO ĞUM SONRASI DEPRESYONUN 10 NEDENİ!

Erken veya ileri yaştaki evlilikler, istenmeden yapılan evlilikler.İstemeden/plansız gebelik.Cinsel travma oykusu.Anne adayında diyabet, hipertansiyon, norolojik hastalıklar, ortopedik sorunlar vb.Önceki gebeliklerde duşuk veya anne karnında bebeğin olmesi.Erken doğum, travmatik doğum oykusu, bebekte gelişim kusurunun olması.Bebekte doğum sonrası yoğun bakım ihtiyacının olması, her turlu bebek kayıpları.Duşuk sosyoekonomik koşullar.Yeterli sosyal desteğin olmaması.

Birinci derece akrabalarda gebelik ve doğum sonrası psikiyatrik bir oyku varlığı.